Şiirler
Aşk Şiirleri
Şiirler

İnsanlar yalnızca yaşamın amacının mutluluk olmadığını düşünmeye başlayınca, mutluluğa ulaşabilir. George Orwell
E-mail adresiniz: 
Şifre:
Edebiyat Defteri
 Atölyeler 
   


 
Şiir Bilgi
03.07.2008 tarihinde eklendi.
105 çoğul gösterim yapıldı.
74 tekil gösterim yapıldı.
9 yorum yapıldı.
 

   
 

SENİ...


Ne soğuk,
Ne sıcak
Ne ayaz,
Seni unutturamaz…

Ne kış,
Ne bahar,
Ne yaz;
Seni unutturamaz…

Ne mavi,
Ne kırmızı,
Ne beyaz;
Seni unutturamaz...

Ne ümit,
Ne sevinç,
Ne naz;
Seni unutturamaz…

Ne çok
Ne yok,
Ne az;
Seni unutturamaz.

Ne davul,
Ne zurna
Ne caz;
Seni unutturamaz.

Ne ney,
Ne mehter,
Ne saz;
Seni unutturamaz.

Ne gül,
Ne nar
Ne kiraz
Seni unutturamaz,..

Ne aşk,
Ne sevda,
Ne haz;
Seni unutturamaz,
Seni unutturamaz Allah’ım!..

Durdu ŞAHİN


NOT:

Bu vesile ile bütün okuyucularımın Regaip Kandilini kutluyor, insanımıza, ülkemize, bölgemize, İslam âlemine ve tüm insanlığa yüce Allah’tan hayırlar diliyorum...

Tükenmez saygılarımla…

______________________________________________________________________
..........................................................................................................
ŞİİRİMİN OKUNTUSU
..........................................................................................................
______________________________________________________________________

ŞİİR NEDİR?

Şiir bir sihirdir, büyüdür bence,
Varlıktaki sırrı görmektir şiir.
Şiir; uyumamak gece boyunca,
Her müşküle kafa yormaktır şiir.

Şiir, şairine verdirir emek,
Şiir şairine yedirmez yemek.
Şiir, şairinin şerefi demek,
Sözüne bastığın parmaktır şiir.

Şiir, sevgiliye mektup puludur,
Şiir, Edirne’den Kars’ın yoludur.
Şiir baştanbaşa Anadolu’dur,
Onda güzelliği dermektir şiir.

Şiir, Köroğlu’nu çekmek huyuna,
Şiir, ne düştüyse almak, payına.
Şiir, kafa tutmak Bolu Beyi’ne,
Çamlıbel’de hesap sormaktır şiir.

Şiir, taa Yemen’e ağıt ağlamak,
Şiir, Veysel ile türkü söylemek.
Şiir, Fatih’leri Avnî eylemek,
Çağdan çağa mühür vurmaktır şiir.

Şiir, çölde bulmak bir damlacık su,
Şiir, Nedim ile lâle kokusu.
Şiir, unutmamak Koca Yunus’u,
Tapduk Dergâhı’na girmektir şiir.

Şiir, hicret etmek kutsal menzile,
Şiir Medine’de kavuşmak Gül’e.
Şiir Bilal olmak Ebu Cehil’e,
Uhut’ta vuslata ermektir şiir.

Şiir, misyonunu etmektir edâ,
Şiir, bırakmaktır ardında sedâ.
Şiir, ERBABİ’yle ederken vedâ,
Başı dimdik Hak’ka varmaktır şiir.


OZAN ERBABİ

Not: Bu vesile ile OZAN ERBABÎ ustaya da teşekkürlerimi iletiyorum.
   
Acaba Nedir?: ağıt , avni , bilal , bir , bolu , gece , hesap , ile , kafa , kavuşmak , lale , mektup , nedim , ozan , şiir , tutmak , tüm , türkü , ve
 Yorumlar
 
03 Temmuz 2008 Perşembe 22:42:59
çok güzeldi şiirler üstadım.
saygılar sunarım.
 
03 Temmuz 2008 Perşembe 22:32:44
Ne aşk,
Ne sevda,
Ne haz;
Seni unutturamaz,
Seni unutturamaz Allah’ım!..

Çok güzeldi, sizin de Kandiliniz mübarek, hayırlara vesile olsun İnşallah, tebrikler.
 
03 Temmuz 2008 Perşembe 20:15:30
___________________________________________________________
...................................................................................................................................
KANUN'A BİR OKUNTU
...................................................................................................................................
___________________________________________________________


BAĞLAMA

Her sevgi bir düğüm atmış koluna

Dokundukça inler yarası vardır

Irak gönüllerin uçurumuna

Ezgiden bir köprü kurası vardır


Aslı saçlarını yönüne sermiş

Altı tel koparıp göğsüne germiş

Kerem yarasından bir kabuk vermiş

Sızlaya sızlaya vurası vardır


Aşık sofrasında bir ayak olur

Şenlik bırakanda Sümmani alır

Humarı kan ile karışıp kalır

Atadan toruna süresi vardır


Veysel ile yumup iki gözünü

Görür gerçeklerin gizli yüzünü

Emrah ile gamda tartar özünü

Ağır yükü hafif darası vardır


Ak kuşlukta abdal öğütlemesi

Kara günde kardaş ağıtlaması

Kızıl tanda Avşar yiğitlemesi

Nefesi nidası narası vardır


Bozok yaylasında çamlarca uzun

Bir tütün kesilir çektiği hüzün

Nice ki orda bir sürmeli gözün

Gönlüne yansımış karası vardır


Şeker dağı acı sözden bıkanda

Etekleri misket misket kokanda

Ardıçtan kovalar inip çıkanda

Her kuyu başında sırası vardır


Söğüt çarşısında günle erenler

Zile düzlerinde burçak derenler

Ankara'da dama bulgur serenler

Dostudur hal hatır sorası vardır


Beşparmak’ta gümüş mavzer kesilir

Çatal yüreğine barut basılır

Alt teli bir tetik olup kasılır

Bengide patlamak töresi vardır


Yol üstü inerken Kelkit'in bucağı

Bağrına saplanır bir bağ bıçağı

Eğin dedikleri gurbet ocağı

Iraktan el sallar göresi vardır


Çarşamba’ya yağmur yağar sel alır

Yamadan dolanır bayır bel alır

Çorum’da Dürdane kızdan el alır

Yanyana halaya giresi vardır


Muş'un yokuşunu çıkmış yorulmuş

Narman'da bir güzel görmüş vurulmuş

Ürgüp'te önüne tuzak kurulmuş

Göğsünde üç kurşun beresi vardır


Engeller koymuyor yol sarp o yaya

Ziganalar sisli Kop kaya kaya

Bayburt’ta üç günü dönmüş üç aya

Kaygulanıp tütün sarası vardır


Fırat hoyrat akmış o hoyrat akmış

Urfa gibi göz göz Mardin'e bakmış

Diyarbakır sıcak kibritsiz yakmış

Harput'un çayında çırası vardır


Şahin yuvasında baykuş tünerken

Antep sınırlardan gazi dönerken

Tokat bir yabancı yüze inerken

On beşliler ile kurası vardır


Gence’de topraksız lale örneği

Tebriz’de bayraksız kale örneği

Kerkük’te ceylansız bala örneği

Öksüz tarı tutsak curası vardır


Nice ki ölüm var er geç kaderde

Bir içli ağıtla susar son perde

Karacaoğlan'ın yattığı yerde
Sonsuza dek nöbet durası vardır

YETİK OZAN
(Turgut Günay)

 
03 Temmuz 2008 Perşembe 18:05:26
Kanun Namına...
Efendim;
Zamanın birinde, "Tosun Dayı" namında bir zat varmış.
Bu zat, her daim odunculuk yaparak geçimini idame ettirirmiş. Günlük ekmek parası da zor çıkarmış adamcağızın.
Bu sebeple, eski papucunu bir türlü değiştiremezmiş garibim...
Her yırtıldığında yama vurur, yoluna devam edermiş.
Bu yama işi mütemadiyen süregeldiğinden, yama üstüne yama yapılmasına istinaden, her bir pabucun uzunluğu yaklaşık yarım arşını geçmiş.
Pabuçlar, Tosun Dayı'dan daha meşhur oluvermiş!
Tosun Dayı'nın pabuçları, dillere destan olmuş. Büyük-küçük herkes tanıyormuş artık bu yamalı pabuçları...
.....
Gel zaman, git zaman; Tosun dayının eline epey bir para geçmiş. İlk iş olarak da, pabuçları değiştirmeyi seçmiş.
Şöyle gıcır mı gıcır bir ayakkabı almış kendine. Eski yamalı emektarları da sokağa atmış.
Sokakta oynayan çocuklar, pabuçları alıp, Tosun Dayı'nın kapısını çalmışlar.
"Tosun Dayı, buyur pabuçların!"
Dayı, pabuçları almış. Bu defa, birkaç sokak ötede bir çöp bidonuna atmış..
Yaklaşık bir gün sonra, tekrar kapı çalınmaz mı?
Yine çocuklar; ellerinde de pabuçlar:
"Tosun Dayı; pabuçların!"
.........
Bu böyle aylarca sürmüş. Nereye atsa, ne yapsa yamalı pabuçlardan kurtulamamış.
Pabuçları götürüp ormanın en ücra bir köşesine gömmüş.
"Oh be!" demiş; "Nihayet kurtuldum!"
Neyse...
Birkaç ay sonra, bir avcı, pabuçlara rastlamış ormanda.
"Bu Tosun Dayı'nın pabuçları" deyip, Tosun dayının evinin yolunu tutmuş.
"Tosun Dayı, pabuçlarına sahip ol, bak ormanın bilmem neresinde bulduk!"
Tosun Dayı, bakmış ki, olacak gibi değil, en iyisi bu pabuçları yakmak!
Yakmış da...
Bu kez de Kanun'un klavyesinin hışmına uğramış. Kanun bu hadiseyi, Durdu Şahin Üstadın şiirine yorum olarak yazınca,
Pabuçların şöhreti katlanarak artmış.
Hikaye de burada sona ermiş.
.....
Üstad, şiiriniz gerçekten güzeldi. Bu vesileyle tüm din kardeşllerimizin mübarek Regaip Kandilini tebrik ediyorum

 
03 Temmuz 2008 Perşembe 17:54:18
Kanun Namına...
Efendim;
Zamanın birinde, "Tosun Dayı" namında bir zat varmış.
Bu zat, her daim odunculuk yaparak geçimini idame ettirirmiş. Günlük ekmek parası da zor çıkarmış adamcağızın.
Bu sebeple, eski papucunu bir türlü değiştiremezmiş garibim...
Her yırtıldığında yama vurur, yoluna devam edermiş.
Bu yama işi mütemadiyen süregeldiğinden, yama üstüne yama yapılmasına istinaden, her bir pabucun uzunluğu yaklaşık yarım arşını geçmiş.
Pabuçlar, Tosun Dayı'dan daha meşhur oluvermiş!
Tosun Dayı'nın pabuçları, dillere destan olmuş. Büyük-küçük herkes tanıyormuş artık bu yamalı pabuçları...
.....
Gel zaman, git zaman; Tosun dayının eline epey bir para geçmiş. İlk iş olarak da, pabuçları değiştirmeyi seçmiş.
Şöyle gıcır mı gıcır bir ayakkabı almış kendine. Eski yamalı emektarları da sokağa atmış.
Sokakta oynayan çocuklar, pabuçları alıp, Tosun Dayı'nın kapısını çalmışlar.
"Tosun Dayı, buyur pabuçların!"
Dayı, pabuçları almış. Bu defa, birkaç sokak ötede bir çöp bidonuna atmış..
Yaklaşık bir gün sonra, tekrar kapı çalınmaz mı?
Yine çocuklar; ellerinde de pabuçlar:
"Tosun Dayı; pabuçların!"
.........
Bu böyle aylarca sürmüş. Nereye atsa, ne yapsa yamalı pabuçlardan kurtulamamış.
Pabuçları götürüp ormanın en ücra bir köşesine gömmüş.
"Oh be!" demiş; "Nihayet kurtuldum!"
Neyse...
Birkaç ay sonra, bir avcı, pabuçlara rastlamış ormanda.
"Bu Tosun Dayı'nın pabuçları" deyip, Tosun dayının evinin yolunu tutmuş.
"Tosun Dayı, pabuçlarına sahip ol, bak ormanın bilmem neresinde bulduk!"
Tosun Dayı, bakmış ki, olacak gibi değil, en iyisi bu pabuçları yakmak!
Yakmış da...
Bu kez de Kanun'un klavyesinin hışmına uğramış. Kanun bu hadiseyi, Durdu Şahin Üstadın şiirine yorum olarak yazınca,
Pabuçların şöhreti katlanarak artmış.
Hikaye de burada sona ermiş.
.....
Üstad, şiiriniz gerçekten güzeldi. Bu vesileyle tüm din kardeşllerimizin mübarek Regaip Kandilini tebrik ediyorum

 
03 Temmuz 2008 Perşembe 17:54:11
Kanun Namına...
Efendim;
Zamanın birinde, "Tosun Dayı" namında bir zat varmış.
Bu zat, her daim odunculuk yaparak geçimini idame ettirirmiş. Günlük ekmek parası da zor çıkarmış adamcağızın.
Bu sebeple, eski papucunu bir türlü değiştiremezmiş garibim...
Her yırtıldığında yama vurur, yoluna devam edermiş.
Bu yama işi mütemadiyen süregeldiğinden, yama üstüne yama yapılmasına istinaden, her bir pabucun uzunluğu yaklaşık yarım arşını geçmiş.
Pabuçlar, Tosun Dayı'dan daha meşhur oluvermiş!
Tosun Dayı'nın pabuçları, dillere destan olmuş. Büyük-küçük herkes tanıyormuş artık bu yamalı pabuçları...
.....
Gel zaman, git zaman; Tosun dayının eline epey bir para geçmiş. İlk iş olarak da, pabuçları değiştirmeyi seçmiş.
Şöyle gıcır mı gıcır bir ayakkabı almış kendine. Eski yamalı emektarları da sokağa atmış.
Sokakta oynayan çocuklar, pabuçları alıp, Tosun Dayı'nın kapısını çalmışlar.
"Tosun Dayı, buyur pabuçların!"
Dayı, pabuçları almış. Bu defa, birkaç sokak ötede bir çöp bidonuna atmış..
Yaklaşık bir gün sonra, tekrar kapı çalınmaz mı?
Yine çocuklar; ellerinde de pabuçlar:
"Tosun Dayı; pabuçların!"
.........
Bu böyle aylarca sürmüş. Nereye atsa, ne yapsa yamalı pabuçlardan kurtulamamış.
Pabuçları götürüp ormanın en ücra bir köşesine gömmüş.
"Oh be!" demiş; "Nihayet kurtuldum!"
Neyse...
Birkaç ay sonra, bir avcı, pabuçlara rastlamış ormanda.
"Bu Tosun Dayı'nın pabuçları" deyip, Tosun dayının evinin yolunu tutmuş.
"Tosun Dayı, pabuçlarına sahip ol, bak ormanın bilmem neresinde bulduk!"
Tosun Dayı, bakmış ki, olacak gibi değil, en iyisi bu pabuçları yakmak!
Yakmış da...
Bu kez de Kanun'un klavyesinin hışmına uğramış. Kanun bu hadiseyi, Durdu Şahin Üstadın şiirine yorum olarak yazınca,
Pabuçların şöhreti katlanarak artmış.
Hikaye de burada sona ermiş.
.....
Üstad, şiiriniz gerçekten güzeldi. Bu vesileyle tüm din kardeşllerimizin mübarek Regaip Kandilini tebrik ediyorum
 
03 Temmuz 2008 Perşembe 17:13:00
Kır Çiçeği kardeşim,

Şiirimi ve yanında gönül okuntusu olarak sunduğum şiiri , güzelse okuyunuz, bir tebriğinizi olsun esirgemeyiniz... Güzel değilse ve eleştirilecek tarafları varsa, güzel güzel, çiçek gibi, bir Kır Çiçeği'ne yakışır bir tarzda eleştiriniz... Eleştiri kabiliyetinden yoksunsanız susunuz, yahut sitemizde başka onlarca şiir var, oralara yönelip zamanınızı daha güzel bir şekilde değerlendiriniz. Sizi zorla sayfamıza getiren yok...

Bir Kır Çiçeği'ne yakışmayacak ifadelerle bizleri kır çiçeklerinden de soğutmayınız lütfen...

Ya da isminizi değiştirin, ne bileyim deve dikeni falan deyin mesela...

Sahi Ozan Erbabî ustadan niye gıcık kaptın ki ?

Gayet güzel bir şiir, tıpkı hakiki bir kır çiçeği gibi...

Bir de siz ilkokulu falan okudunuz mu? Merak ediyorum.

Ne nokta, ne virgül, ne iki nokta, ne paragraf var yazınızda.

Önceyi Türkçeyi, sonra bir Kır Çiçeğine yakışır tarzda konuşmayı öğrenin lütfen...

Haydi bakalım şimdi işinize...

Sizinle, sizin gibilerle uğraşacak vaktimiz yok bizim.

Cavvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvv










durdu şahin tarafından 7/3/2008 5:14:05 PM zamanında düzenlenmiştir.

durdu şahin tarafından 7/3/2008 5:21:24 PM zamanında düzenlenmiştir.
 
03 Temmuz 2008 Perşembe 16:48:00
Nedir bu ya baskalarının siirlerini sadece kendi sayfanıza değil tüm yorumlarla kalabalık etmesini sağlıyorsunuz nedir yani siz sairlerin siir hayatlarında diken olmak icin mi varsınız... cekin siirlerden gölgenizi ya nereye baksam aynı siir reklam ajansına döndürdünüz siteyi AHMEOZTURK sen de yalandan tebrik etme be insanların siir anlayısı büyük kardeş bu kadar basit olmadığı icin kimse kaile almıyor benimde düşmezdi yolum canım sıkıldı heryerde OZAN ERBABİ'yi görmekten...
 
03 Temmuz 2008 Perşembe 16:09:15
hocam ya nasıl olurda bu dizeleri okumazlar şaşırdım açıkcası. ne güzel bir eser var burada. galiba şiir anlayışı farklı insanlarımızın. emeğine sağlık
Şiire yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.
En Son Eklenen 50 Şiir   En Son Eklenen 50 Şiir
hosting Haberler Fıkra Dünyası Sağlık Merkezi Sağlık Bilgisi
Bölümler
• Şiirler
• Yazılar
• Öyküler

• Forum
• Arama
• Etkinlikler
• Ne Nedir?
• Kampüs
• Bugün
Edebiyat Defteri
• Reklam ve Sponsorluk
• Site Haritası
• İstatistikler

• Kurallar
• Yardım
• İletişim
Sitemizde yer alan eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.