|
|
|
SENİ...
Ne soğuk, Ne sıcak Ne ayaz, Seni unutturamaz…
Ne kış, Ne bahar, Ne yaz; Seni unutturamaz…
Ne mavi, Ne kırmızı, Ne beyaz; Seni unutturamaz...
Ne ümit, Ne sevinç, Ne naz; Seni unutturamaz…
Ne çok Ne yok, Ne az; Seni unutturamaz.
Ne davul, Ne zurna Ne caz; Seni unutturamaz.
Ne ney, Ne mehter, Ne saz; Seni unutturamaz.
Ne gül, Ne nar Ne kiraz Seni unutturamaz,..
Ne aşk, Ne sevda, Ne haz; Seni unutturamaz, Seni unutturamaz Allah’ım!..
Durdu ŞAHİN
NOT:
Bu vesile ile bütün okuyucularımın Regaip Kandilini kutluyor, insanımıza, ülkemize, bölgemize, İslam âlemine ve tüm insanlığa yüce Allah’tan hayırlar diliyorum...
Tükenmez saygılarımla…
______________________________________________________________________ .......................................................................................................... ŞİİRİMİN OKUNTUSU .......................................................................................................... ______________________________________________________________________
ŞİİR NEDİR?
Şiir bir sihirdir, büyüdür bence, Varlıktaki sırrı görmektir şiir. Şiir; uyumamak gece boyunca, Her müşküle kafa yormaktır şiir.
Şiir, şairine verdirir emek, Şiir şairine yedirmez yemek. Şiir, şairinin şerefi demek, Sözüne bastığın parmaktır şiir.
Şiir, sevgiliye mektup puludur, Şiir, Edirne’den Kars’ın yoludur. Şiir baştanbaşa Anadolu’dur, Onda güzelliği dermektir şiir.
Şiir, Köroğlu’nu çekmek huyuna, Şiir, ne düştüyse almak, payına. Şiir, kafa tutmak Bolu Beyi’ne, Çamlıbel’de hesap sormaktır şiir.
Şiir, taa Yemen’e ağıt ağlamak, Şiir, Veysel ile türkü söylemek. Şiir, Fatih’leri Avnî eylemek, Çağdan çağa mühür vurmaktır şiir.
Şiir, çölde bulmak bir damlacık su, Şiir, Nedim ile lâle kokusu. Şiir, unutmamak Koca Yunus’u, Tapduk Dergâhı’na girmektir şiir.
Şiir, hicret etmek kutsal menzile, Şiir Medine’de kavuşmak Gül’e. Şiir Bilal olmak Ebu Cehil’e, Uhut’ta vuslata ermektir şiir.
Şiir, misyonunu etmektir edâ, Şiir, bırakmaktır ardında sedâ. Şiir, ERBABİ’yle ederken vedâ, Başı dimdik Hak’ka varmaktır şiir.
OZAN ERBABİ
Not: Bu vesile ile OZAN ERBABÎ ustaya da teşekkürlerimi iletiyorum.
|
|
|
Acaba Nedir?:
ağıt
,
avni
,
bilal
,
bir
,
bolu
,
gece
,
hesap
,
ile
,
kafa
,
kavuşmak
,
lale
,
mektup
,
nedim
,
ozan
,
şiir
,
tutmak
,
tüm
,
türkü
,
ve
|
|
|
03 Temmuz 2008 Perşembe 22:42:59
çok güzeldi şiirler üstadım. saygılar sunarım.
|
|
|
|
03 Temmuz 2008 Perşembe 22:32:44
Ne aşk, Ne sevda, Ne haz; Seni unutturamaz, Seni unutturamaz Allah’ım!..
Çok güzeldi, sizin de Kandiliniz mübarek, hayırlara vesile olsun İnşallah, tebrikler.
|
|
|
|
03 Temmuz 2008 Perşembe 20:15:30
___________________________________________________________ ................................................................................................................................... KANUN'A BİR OKUNTU ................................................................................................................................... ___________________________________________________________
BAĞLAMA
Her sevgi bir düğüm atmış koluna Dokundukça inler yarası vardır Irak gönüllerin uçurumuna Ezgiden bir köprü kurası vardır
Aslı saçlarını yönüne sermiş
Altı tel koparıp göğsüne germiş
Kerem yarasından bir kabuk vermiş
Sızlaya sızlaya vurası vardır
Aşık sofrasında bir ayak olur
Şenlik bırakanda Sümmani alır
Humarı kan ile karışıp kalır
Atadan toruna süresi vardır
Veysel ile yumup iki gözünü
Görür gerçeklerin gizli yüzünü
Emrah ile gamda tartar özünü
Ağır yükü hafif darası vardır
Ak kuşlukta abdal öğütlemesi
Kara günde kardaş ağıtlaması
Kızıl tanda Avşar yiğitlemesi
Nefesi nidası narası vardır
Bozok yaylasında çamlarca uzun
Bir tütün kesilir çektiği hüzün
Nice ki orda bir sürmeli gözün
Gönlüne yansımış karası vardır
Şeker dağı acı sözden bıkanda
Etekleri misket misket kokanda
Ardıçtan kovalar inip çıkanda
Her kuyu başında sırası vardır
Söğüt çarşısında günle erenler
Zile düzlerinde burçak derenler
Ankara'da dama bulgur serenler
Dostudur hal hatır sorası vardır
Beşparmak’ta gümüş mavzer kesilir
Çatal yüreğine barut basılır
Alt teli bir tetik olup kasılır
Bengide patlamak töresi vardır
Yol üstü inerken Kelkit'in bucağı
Bağrına saplanır bir bağ bıçağı
Eğin dedikleri gurbet ocağı
Iraktan el sallar göresi vardır
Çarşamba’ya yağmur yağar sel alır
Yamadan dolanır bayır bel alır
Çorum’da Dürdane kızdan el alır
Yanyana halaya giresi vardır
Muş'un yokuşunu çıkmış yorulmuş
Narman'da bir güzel görmüş vurulmuş
Ürgüp'te önüne tuzak kurulmuş
Göğsünde üç kurşun beresi vardır
Engeller koymuyor yol sarp o yaya
Ziganalar sisli Kop kaya kaya
Bayburt’ta üç günü dönmüş üç aya
Kaygulanıp tütün sarası vardır
Fırat hoyrat akmış o hoyrat akmış
Urfa gibi göz göz Mardin'e bakmış
Diyarbakır sıcak kibritsiz yakmış
Harput'un çayında çırası vardır
Şahin yuvasında baykuş tünerken
Antep sınırlardan gazi dönerken
Tokat bir yabancı yüze inerken
On beşliler ile kurası vardır
Gence’de topraksız lale örneği
Tebriz’de bayraksız kale örneği
Kerkük’te ceylansız bala örneği
Öksüz tarı tutsak curası vardır
Nice ki ölüm var er geç kaderde
Bir içli ağıtla susar son perde
Karacaoğlan'ın yattığı yerde Sonsuza dek nöbet durası vardır
YETİK OZAN (Turgut Günay)
|
|
|
|
03 Temmuz 2008 Perşembe 18:05:26
Kanun Namına... Efendim; Zamanın birinde, "Tosun Dayı" namında bir zat varmış. Bu zat, her daim odunculuk yaparak geçimini idame ettirirmiş. Günlük ekmek parası da zor çıkarmış adamcağızın. Bu sebeple, eski papucunu bir türlü değiştiremezmiş garibim... Her yırtıldığında yama vurur, yoluna devam edermiş. Bu yama işi mütemadiyen süregeldiğinden, yama üstüne yama yapılmasına istinaden, her bir pabucun uzunluğu yaklaşık yarım arşını geçmiş. Pabuçlar, Tosun Dayı'dan daha meşhur oluvermiş! Tosun Dayı'nın pabuçları, dillere destan olmuş. Büyük-küçük herkes tanıyormuş artık bu yamalı pabuçları... ..... Gel zaman, git zaman; Tosun dayının eline epey bir para geçmiş. İlk iş olarak da, pabuçları değiştirmeyi seçmiş. Şöyle gıcır mı gıcır bir ayakkabı almış kendine. Eski yamalı emektarları da sokağa atmış. Sokakta oynayan çocuklar, pabuçları alıp, Tosun Dayı'nın kapısını çalmışlar. "Tosun Dayı, buyur pabuçların!" Dayı, pabuçları almış. Bu defa, birkaç sokak ötede bir çöp bidonuna atmış.. Yaklaşık bir gün sonra, tekrar kapı çalınmaz mı? Yine çocuklar; ellerinde de pabuçlar: "Tosun Dayı; pabuçların!" ......... Bu böyle aylarca sürmüş. Nereye atsa, ne yapsa yamalı pabuçlardan kurtulamamış. Pabuçları götürüp ormanın en ücra bir köşesine gömmüş. "Oh be!" demiş; "Nihayet kurtuldum!" Neyse... Birkaç ay sonra, bir avcı, pabuçlara rastlamış ormanda. "Bu Tosun Dayı'nın pabuçları" deyip, Tosun dayının evinin yolunu tutmuş. "Tosun Dayı, pabuçlarına sahip ol, bak ormanın bilmem neresinde bulduk!" Tosun Dayı, bakmış ki, olacak gibi değil, en iyisi bu pabuçları yakmak! Yakmış da... Bu kez de Kanun'un klavyesinin hışmına uğramış. Kanun bu hadiseyi, Durdu Şahin Üstadın şiirine yorum olarak yazınca, Pabuçların şöhreti katlanarak artmış. Hikaye de burada sona ermiş. ..... Üstad, şiiriniz gerçekten güzeldi. Bu vesileyle tüm din kardeşllerimizin mübarek Regaip Kandilini tebrik ediyorum
|
|
|
|
03 Temmuz 2008 Perşembe 17:54:18
Kanun Namına... Efendim; Zamanın birinde, "Tosun Dayı" namında bir zat varmış. Bu zat, her daim odunculuk yaparak geçimini idame ettirirmiş. Günlük ekmek parası da zor çıkarmış adamcağızın. Bu sebeple, eski papucunu bir türlü değiştiremezmiş garibim... Her yırtıldığında yama vurur, yoluna devam edermiş. Bu yama işi mütemadiyen süregeldiğinden, yama üstüne yama yapılmasına istinaden, her bir pabucun uzunluğu yaklaşık yarım arşını geçmiş. Pabuçlar, Tosun Dayı'dan daha meşhur oluvermiş! Tosun Dayı'nın pabuçları, dillere destan olmuş. Büyük-küçük herkes tanıyormuş artık bu yamalı pabuçları... ..... Gel zaman, git zaman; Tosun dayının eline epey bir para geçmiş. İlk iş olarak da, pabuçları değiştirmeyi seçmiş. Şöyle gıcır mı gıcır bir ayakkabı almış kendine. Eski yamalı emektarları da sokağa atmış. Sokakta oynayan çocuklar, pabuçları alıp, Tosun Dayı'nın kapısını çalmışlar. "Tosun Dayı, buyur pabuçların!" Dayı, pabuçları almış. Bu defa, birkaç sokak ötede bir çöp bidonuna atmış.. Yaklaşık bir gün sonra, tekrar kapı çalınmaz mı? Yine çocuklar; ellerinde de pabuçlar: "Tosun Dayı; pabuçların!" ......... Bu böyle aylarca sürmüş. Nereye atsa, ne yapsa yamalı pabuçlardan kurtulamamış. Pabuçları götürüp ormanın en ücra bir köşesine gömmüş. "Oh be!" demiş; "Nihayet kurtuldum!" Neyse... Birkaç ay sonra, bir avcı, pabuçlara rastlamış ormanda. "Bu Tosun Dayı'nın pabuçları" deyip, Tosun dayının evinin yolunu tutmuş. "Tosun Dayı, pabuçlarına sahip ol, bak ormanın bilmem neresinde bulduk!" Tosun Dayı, bakmış ki, olacak gibi değil, en iyisi bu pabuçları yakmak! Yakmış da... Bu kez de Kanun'un klavyesinin hışmına uğramış. Kanun bu hadiseyi, Durdu Şahin Üstadın şiirine yorum olarak yazınca, Pabuçların şöhreti katlanarak artmış. Hikaye de burada sona ermiş. ..... Üstad, şiiriniz gerçekten güzeldi. Bu vesileyle tüm din kardeşllerimizin mübarek Regaip Kandilini tebrik ediyorum
|
|
|
|
03 Temmuz 2008 Perşembe 17:54:11
Kanun Namına... Efendim; Zamanın birinde, "Tosun Dayı" namında bir zat varmış. Bu zat, her daim odunculuk yaparak geçimini idame ettirirmiş. Günlük ekmek parası da zor çıkarmış adamcağızın. Bu sebeple, eski papucunu bir türlü değiştiremezmiş garibim... Her yırtıldığında yama vurur, yoluna devam edermiş. Bu yama işi mütemadiyen süregeldiğinden, yama üstüne yama yapılmasına istinaden, her bir pabucun uzunluğu yaklaşık yarım arşını geçmiş. Pabuçlar, Tosun Dayı'dan daha meşhur oluvermiş! Tosun Dayı'nın pabuçları, dillere destan olmuş. Büyük-küçük herkes tanıyormuş artık bu yamalı pabuçları... ..... Gel zaman, git zaman; Tosun dayının eline epey bir para geçmiş. İlk iş olarak da, pabuçları değiştirmeyi seçmiş. Şöyle gıcır mı gıcır bir ayakkabı almış kendine. Eski yamalı emektarları da sokağa atmış. Sokakta oynayan çocuklar, pabuçları alıp, Tosun Dayı'nın kapısını çalmışlar. "Tosun Dayı, buyur pabuçların!" Dayı, pabuçları almış. Bu defa, birkaç sokak ötede bir çöp bidonuna atmış.. Yaklaşık bir gün sonra, tekrar kapı çalınmaz mı? Yine çocuklar; ellerinde de pabuçlar: "Tosun Dayı; pabuçların!" ......... Bu böyle aylarca sürmüş. Nereye atsa, ne yapsa yamalı pabuçlardan kurtulamamış. Pabuçları götürüp ormanın en ücra bir köşesine gömmüş. "Oh be!" demiş; "Nihayet kurtuldum!" Neyse... Birkaç ay sonra, bir avcı, pabuçlara rastlamış ormanda. "Bu Tosun Dayı'nın pabuçları" deyip, Tosun dayının evinin yolunu tutmuş. "Tosun Dayı, pabuçlarına sahip ol, bak ormanın bilmem neresinde bulduk!" Tosun Dayı, bakmış ki, olacak gibi değil, en iyisi bu pabuçları yakmak! Yakmış da... Bu kez de Kanun'un klavyesinin hışmına uğramış. Kanun bu hadiseyi, Durdu Şahin Üstadın şiirine yorum olarak yazınca, Pabuçların şöhreti katlanarak artmış. Hikaye de burada sona ermiş. ..... Üstad, şiiriniz gerçekten güzeldi. Bu vesileyle tüm din kardeşllerimizin mübarek Regaip Kandilini tebrik ediyorum
|
|
|
|
03 Temmuz 2008 Perşembe 17:13:00
Kır Çiçeği kardeşim,
Şiirimi ve yanında gönül okuntusu olarak sunduğum şiiri , güzelse okuyunuz, bir tebriğinizi olsun esirgemeyiniz... Güzel değilse ve eleştirilecek tarafları varsa, güzel güzel, çiçek gibi, bir Kır Çiçeği'ne yakışır bir tarzda eleştiriniz... Eleştiri kabiliyetinden yoksunsanız susunuz, yahut sitemizde başka onlarca şiir var, oralara yönelip zamanınızı daha güzel bir şekilde değerlendiriniz. Sizi zorla sayfamıza getiren yok...
Bir Kır Çiçeği'ne yakışmayacak ifadelerle bizleri kır çiçeklerinden de soğutmayınız lütfen...
Ya da isminizi değiştirin, ne bileyim deve dikeni falan deyin mesela...
Sahi Ozan Erbabî ustadan niye gıcık kaptın ki ?
Gayet güzel bir şiir, tıpkı hakiki bir kır çiçeği gibi...
Bir de siz ilkokulu falan okudunuz mu? Merak ediyorum.
Ne nokta, ne virgül, ne iki nokta, ne paragraf var yazınızda.
Önceyi Türkçeyi, sonra bir Kır Çiçeğine yakışır tarzda konuşmayı öğrenin lütfen...
Haydi bakalım şimdi işinize...
Sizinle, sizin gibilerle uğraşacak vaktimiz yok bizim.
Cavvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvv
durdu şahin tarafından 7/3/2008 5:14:05 PM zamanında düzenlenmiştir.
durdu şahin tarafından 7/3/2008 5:21:24 PM zamanında düzenlenmiştir.
|
|
|
|
03 Temmuz 2008 Perşembe 16:48:00
Nedir bu ya baskalarının siirlerini sadece kendi sayfanıza değil tüm yorumlarla kalabalık etmesini sağlıyorsunuz nedir yani siz sairlerin siir hayatlarında diken olmak icin mi varsınız... cekin siirlerden gölgenizi ya nereye baksam aynı siir reklam ajansına döndürdünüz siteyi AHMEOZTURK sen de yalandan tebrik etme be insanların siir anlayısı büyük kardeş bu kadar basit olmadığı icin kimse kaile almıyor benimde düşmezdi yolum canım sıkıldı heryerde OZAN ERBABİ'yi görmekten...
|
|
|
|
03 Temmuz 2008 Perşembe 16:09:15
hocam ya nasıl olurda bu dizeleri okumazlar şaşırdım açıkcası. ne güzel bir eser var burada. galiba şiir anlayışı farklı insanlarımızın. emeğine sağlık
|
|
Şiire yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üye değilseniz üye olmak için tıklayın. |
|