|
|
14 Ağustos 2008 Perşembe 01:18:21
müzik kutusuna saklı şiirler yüzümde sevişen düşleri çalar kıskanır geceyle ay gölgen gelir ayakucuma biner gideriz süslü bir faytonla rüya sarayındaki düşler salonunda dokunmayan tenlerde başlar
kelimeler yayanyana bu kadar güzel olur tebriler
|
|
|
|
17 Temmuz 2008 Perşembe 20:58:57
.......üstümü örtmeye gelen şehirsin dudağımın kıyısına bırakırken öpücüklerini......
beğeniyle okudum tebrikler...
|
|
|
|
26 Haziran 2008 Perşembe 22:23:30
pencereye konan mavi kuş seslenir silerek geçmişin hüznünü muştular düşer gagasından aynalarda sanrılanır gözler çocukça büker dudağını zaman/sızım saatleri okşadıkça ellerin yağmur sokağıdır göz imleri eski bir vestiyerde asılı şemsiyedir beklenen beyaz eldivenlerini giyinen özlem köhne antik/acıdan zamanı bozuk bir saat alıyor dokunuyor akreple yelkovan dizelerin konuğuna kalpleri kurma vakti gelmiştir artık beklenen aşka… ......................................... kutlarım emeginizi ve sayfanızı başarılar
|
|
|
|
26 Haziran 2008 Perşembe 20:22:02
Çoktan beri şiir okumuyordum. Ama bu gün iyi ki kendime bir güzellik yapıp şiir aramaya çıkmışım... Sayfanızda okumaya doyulmaz bir şiirle karşılaştım ve birkaç defa okudum...Paylaşımınıza teşekkürler borçluyum... Her yönüyle mükemmel şiirinizi yürekten kutluyorum, selam ve saygılarımla...
|
|
|
|
26 Haziran 2008 Perşembe 19:58:37
Herkes duygularını şiirleştirebilir; ama o duyguları aktarabilmek için, yazanın kelime dağarcığının dolu olması gerekir. En önemlisi de yazdığı dile saygılı olmalı, olmazsa olmaz kurallarına bağlı kalmalıdır.
Dil, her toplumda en önemli rolü kendine biçmiştir. Günlük yaşamda, her alanda var olması bunun en güzel kanıtıdır. Dil kültürel yönlendirmeyi olası kıldığı gibi, iletişimdeki mükemmeliyeti de sağlar.
Şiir yazmak, şiir yazmaya çalışmak, şiir öğrenmek… Bu sıralama aslında tersinden başlamalıydı ama ne yazık ki; önce şiir yazmaya kalkışıyoruz, sonra yazmaya çalışıyoruz ve eğer şiire bağlılığımız artarsa şiiri öğrenmek istiyoruz. Peki, şiir öğrenmek nasıl olur? Şiiri öğrenmenin tek yolu şiir okumaktır. Yazanlarımızdan kaçı, kaç şair okuyarak bu yolculuğa başlamıştır, kaç kişi dünya şairlerinden kaç isim sayabilir? İşte bu sorunun cevabı biraz karmaşıktır; ama ben bu sayfanın şairi için şahitlik ederim ki; dünya şairlerinden, dünya şairlerinin şiirlerinden, bilgi haznesinde oldukça fazla bulunmaktadır.
Şair, kullandığı imgelerle ve ne kadar sözü varsa özünden geçirerek o süzdükleriyle girer şiire. Şiir yazan kişi, hangi anlatımı ve nerede hangi imgeyi kullanıyorsa, onlarla değerlerini ve inançlarını dışa vurur.
Çıplaktı uykular yastığa düşerken gece avunurken yıldızların dansıyla üstümü örtmeye gelen şehirsin… Burada, ilk dizeyi tek başına aldığımızda, her şeyden arınmış bir uykuyu anlayabiliriz; ama alttaki dizelerden anlıyoruz ki hiç de öyle değil. İkinci dizede gecenin yaptığı tek şeyin, yıldızlarla avunmak olduğunu görüyoruz. Sonraki dizede, üstün örtülmesiyle, ilk dizede belirtilen ‘çıplak’lığın korumasızlık olduğunu şaşırarak okuyoruz. İşte bu, şairin görünmeyen bir başarısıdır.
hıçkırsam rüya uyanır seslensem martılar… Bu iki dizeyle, girişteki üç dize birbiriyle öylesine örtüşüyor ki; bunların arasındaki dizeler neyi anlatırsa anlatsın ancak parantez içi olarak kalır. Bu iki dizede olan vurgu ve anlatım mükemmel denilecek kadar güzel. Hıçkırsam rüya uyanır/ seslensem martılar… Her iki durum da çıkar yol değildir; ya da ikilemdeki bir duygunun açığa çıkmasıdır.
ağlayan bir keman sesi gezinir duvarlarda aryası ıslak dudaklarımla yağmura vereli saçlarımı eski bir aynada yıkanır yüzüm
Bu bölümde buraya kadar olan anlatımda özne b.t.ş; peki neden sonraki dizelerde ü.t.ş oluyor.
giyindikçe hasreti kadın kapanmıyor bahtın dolgun göğsü aşkın alevli buluzunda…
Şiirde tekniğe ve anlatıma ters düşüyor gibi algılanabilir ama bu algılama yanılgıdır. “yağmura vereli saçlarımı” buradaki yağmur umut olmalı. Eski bir aynada yüzü yıkanıyor ve o aynadaki artık kendisi değildir, bu yüzden özne birden değişiyor. Aşk kendini saklayamıyor, gizlenemiyor duygular; ama şunu da birlikte düşünmek gerekir, burada bir sabır taşmasıyla da bir önceki duygu karışıyor gibi.
gölgen gelir ayakucuma biner gideriz süslü bir faytonla rüya sarayındaki düşler salonunda dokunmayan tenlerde başlar aşkla vals…
Bu dizeler yorumlanamayacak kadar açık. Hasretle örtüşen bir anlatım altı dizeyle dile gelmiş.
Ve son bölümde, adım adım finale yaklaşırken şair ustalığını yine göstermiş. Pencereye konan mavi kuşun, geçmişin hüznünü silen müjdeleri yine o aynadaki kadına dönüştürür onu, yani buradaki anlatımda yine özne ü.t.ş oluyor; ama araya sıkıştırılmış “zaman/sızım saatleri okşadıkça ellerin” dizesi bu bölüme asıl vurguyu yaparken, “yağmur sokağıdır göz imleri” dizesiyle, aslında yağmur sokağının, yani sevda sokağının gözlerde başladığını ya da bakışların bıraktığı her şeyin aşk olduğunu söylüyor son dizeler.
Ve
kalpleri kurma vakti gelmiştir artık beklenen aşka…
Evet Sevgili Neslihan Yazıcılar, harika bir şiiri yorumlamaya çalıştım. Yürek kalemle bütünleşince demek ki böyle oluyor. Ve her kuşun eti yenilmeyeceği gibi, her şiir de kolayca anlaşılmıyor... Şirine en sıcak yorumlarımı gönderdim..
Sevgi, saygı ve teşekkürlerimle…
Şiirle kal… (tabi ki bir de fotoğraf sevdasıyla)
ÖmerNazmi tarafından 6/26/2008 8:14:14 PM zamanında düzenlenmiştir.
|
|
|
|
26 Haziran 2008 Perşembe 11:11:31
Tebrik ederim çok güzel bir çalışma olmuş yüreğinize sağlık......
|
|
|
|
26 Haziran 2008 Perşembe 10:54:04
Sadece tebriklerimi sunabiliyorum...Zirâ; fazla kelime yazamayacak kadar vuruldum şiirinize efendim... Saygılarım ve tebriklerim son derece sıcak bir şekilde size ulaşsın...
|
|
|
|
26 Haziran 2008 Perşembe 10:42:04
Duvarlarda ağlayan keman sesi eşliğinde çok güzel imgelerle örülmüş şiirinizden dolayı tebrik ederim.
Saygılarımla.
|
|
|
|
26 Haziran 2008 Perşembe 07:28:01
Güzel bir şiir, sşçkiyi fazlasıyla hak etmiş. Kutlarım.
|
|
|
|
26 Haziran 2008 Perşembe 00:15:53
Eski İstanbulda bir zaman yolculuğunda hissettim kendimi.Gramafonlar çalınırken, asude ve dingin bir zaman dilimine demir attık..O atmosferi soluduk adeta...
Kutluyorum Sevgili Neslihan...
|
|
|
|
26 Haziran 2008 Perşembe 00:07:08
Hak ettiği yere oturan dizelerini tekrar kutlarım Güneşin Kızı...
Sevgim ve saygımla...
Hep...
|
|
|
|
25 Haziran 2008 Çarşamba 23:58:38
eski bir vestiyerde asılı şemsiyedir beklenen beyaz eldivenlerini giyinen özlem köhne antik-acıdan zamanı bozuk bir saat alıyor..
etkileyici, yalın, güzel bir şiir okudum
saygıyla..
|
| Neslihan YAZICILAR |
| Mesaj gönder | Arkadaş listeme ekle | Engelle | |
26.06.2008 01:03:46 |
köhne antik-acıdan
Merhabalar...
Güzel bir imgelem yakalamışsınız çok teşekkür ediyorum, izninizle şiire ekliyorum.
Teşekkürler. Saygılarımla. Şiirle...
|
|
|
|
25 Haziran 2008 Çarşamba 14:47:15
Yüreğine sağlık
Selamlar,saygılar
|
|
|
|
25 Haziran 2008 Çarşamba 14:03:41
Şiir dedikleri bu olsa gerek..............sevgilerimle.........
|
|
|
|
25 Haziran 2008 Çarşamba 13:41:06
Keyifle okuduğum satırlar...yürekten kutlarım...
|
|
|
|
25 Haziran 2008 Çarşamba 11:15:23
İçimde aryalarla ayrılıyorum güzel dizelerinden... Bu sayfa hep naif ve sevdâlı hayata... Hayat senin kıymetini bilsin dilerim...
Sevgim çok... Hep çoktu... Saygım da bir o kadar...
Dert değmesin yüreğine...
savaşçı tarafından 6/25/2008 11:15:54 AM zamanında düzenlenmiştir.
|
|
|
|
25 Haziran 2008 Çarşamba 11:04:43
zaman/sızım saatleri okşadıkça ellerin yağmur sokağıdır göz imleri eski bir vestiyerde asılı şemsiyedir beklenen beyaz eldivenlerini giyinen özlem köhne antikacıdan zamanı bozuk bir saat alıyor dokunuyor akreple yelkovan dizelerin konuğuna kalpleri kurma vakti gelmiştir artık beklenen aşka…
Harika bir şiir, gerçek yorum için döneceğim .
Sevgili Neslihan, kalbine ve kalemine sağlık, her zaman şiirle ( tabi ki bir de fotoğraf sevdasıyla)
|
|
|
|
25 Haziran 2008 Çarşamba 09:38:45
pencereye konan mavi kuş seslenir silerek geçmişin hüznünü muştular düşer gagasından aynalarda sanrılanır gözler çocukça büker dudağını zaman/sızım saatleri okşadıkça ellerin yağmur sokağıdır göz imleri eski bir vestiyerde asılı şemsiyedir beklenen beyaz eldivenlerini giyinen özlem köhne antikacıdan zamanı bozuk bir saat alıyor dokunuyor akreple yelkovan dizelerin konuğuna kalpleri kurma vakti gelmiştir artık beklenen aşka…
BEKLENEN AŞKA... GÖNÜL DİZELERİNİZİ KUTLARIM.RABATLI
|
|
|
|
25 Haziran 2008 Çarşamba 02:27:00
Çocukluğumun bir kısmı büyük annemlerin B.adadaki yazlığında geçti. Bir an oradaki faytonlarla büyük tur yada küçük tur adı verilen gezintilere çıkardık akasyaların arasından giden yollarda...Birde dedemlerin Bursa'daki çiftliğinde kırık dökük antika görünümlü bir fayton vardıki kuzenlerimle kovboyculuk oynardıık...İkiside gözümün önünden geçti Neslihan hanım...Bir resim nerelere götürdü beni sağolun... Şiirinize gelince her zamanki ustalık ve marka bir imza...Yine keyifle okudum yine sayfanızdan dolu dolu ayrılıyorum... TEBRİKLER... Papatyalar yüreğinize...
|
| Neslihan YAZICILAR |
| Mesaj gönder | Arkadaş listeme ekle | Engelle | |
25.06.2008 04:09:17 |
Ayşe Hanım ne mutlu bana dizelerle sizi geçmişin o güzel günlerine götüre bildiysem...
Anılardan örülü bir rüyadır yaşam.
Her duygu anımsadığınız kadar mutlu etsin sizi.
Sevgilerimle.
Şiirle...
Papatyalar için de teşekkürler, bende size erguvanlar gönderiyorum.
|
|
|
|
25 Haziran 2008 Çarşamba 01:57:22
çok harika bir paylaşım okudum sayfanızdan... sağlam bir şiir... tebrikler...
|
|
|
|
25 Haziran 2008 Çarşamba 00:53:21
Bir su perisi gibi koşuyor şiir dans edip zıplıyor
ve o an geliyor
kalpleri kurma vakti
insan kendini ve sevgileri asla ihmal etmemeli ne kadar güzel noktalanmış şiir yürekler kurulmuş
sevgi ve çokça hayranlık ve beğenimle şiirle kal kardeşim sevgilerle kal
harikasın
|
|
|
|
25 Haziran 2008 Çarşamba 00:50:12
"hıçkırsam rüya uyanır seslensem martılar…"
tebriklerimle
sustum.
|
|
|
|
25 Haziran 2008 Çarşamba 00:45:54
Çıplaktı uykular yastığa düşerken gece avunurken yıldızların dansıyla üstümü örtmeye gelen şehirsin
ustam yüreğine klemine emeğine sağlık
|
|
|
|
25 Haziran 2008 Çarşamba 00:35:07
müzik kutusuna saklı şiirler yüzümde sevişen düşleri çalar kıskanır geceyle ay gölgen gelir ayakucuma biner gideriz süslü bir faytonla rüya sarayındaki düşler salonunda dokunmayan tenlerde başlar aşkla vals…
çok güzel ve seçkin bir şiir saygılarımla efendim
|
|
|
|
25 Haziran 2008 Çarşamba 00:18:38
uzun güzel bir şiir,kurgu çok hoş,fon resmi daha farklı olabilirmiydi acaba?
|
|
|
|
25 Haziran 2008 Çarşamba 00:17:05
Hepsi güzeldi ama,faytonda kaldı gözlerim.Köyümüzün zengini bir aile vardı çoculuğumda onlar süslü faytonla gelirlerdi ellerinde yelpazeler,kısa etekli kızları,saçta kurdelayı,çocukta parayı onlarda görürdük...Sonra Erzurum'a bir ara ayağımız düştü orada görmüştüm çarşaflı varlıklı kadınlar binerdi çoğunluk.Sonra yetmişli yıllarda Filorya'da rastladım o faytonlara..Bir devirmiş demek...Gıpta ettim şiirine.Yürekten kutlarım.Selam,saygı...
|
|