|
|
23 Haziran 2008 Pazartesi 05:12:43
inancım balıkların saçına örülü sevdam çölün suyuna yazılı umudum mucizenin kulağına takılı
çıplak balıklar çölün suyundan meleklerin oltalarında kumu kırbaçlar mucizenin kulağı saçlarla örtülü balıkların çığlıklarıyla yaralanan
(düğünü soranlar için, glosoli)
sonra, bir ömürdür hasta hasta yuvasını taşıyan duvarın dibinde bekleyen kuş ilk kez içeri girdi, içeri girdiğinde yuvanın dışarıdan göründüğü gibi olmadığını gördü, sevmedi orayı, tekrar dışarı çıktı, başka yuvalar gördü, (ama az bir ömrü kalmıştı yaşamak için), hepsine imrenerek baktı, hepsinin içinde kendine benzeyen-benzemeyen kuşlar var ve o kadar mutlu gözüküyorlar ki, bir ara onlardan birinin yanına gitsem yuvalarına girsem beni kabul ederler mi diye düşündü, sonra gitti, onu kabul ettiler, ama bir müddet sonra kuş orayı da çok çirkin görmeye başladı, veda ederek çıktı, düşündü; herkes yuvasında ne kadar mutlu diye.. ama kuş hangi yuvaya girdiyse bir boşluğu doldurduğunu veya kendini bir şekilde tamamladığını hissetmedi, uçtuğu gök boyunca bir inziva buldu, adına hayat dediler, o yuvalar ve oralarda yaşanan aşklar aslında duvarları görünmeze boyanmış sözde sonsuzluklarmış, sonra hiçbir gerçek o kuşu sonsuzluğa bağlayamamış, kuş hayalden bir dünya yaratmış kendine, hayalden bir yuva bulmuş, gözlerini kapadığında canı yanmıyormuş çünkü, sonra orada çok da mutlu olmuş, tek başına, aslında tek başına ne kadar kalabalık olduğunu da o zaman anlamış, aslında dünyadaki tüm kuşların kendi içinde büyüdüğünü de, aslında hepsini kapsadığını da gök, yüzüne vurmuş, yüze vurulan hayat, bir gözyaşıyla bir tebessüme ulanmış, sonra yüze gülünen hayat emeklemeye başlamış.. bu hep böyle sürüp gidecek demiş kendine.. bir solucanı incitmeye bile değmeyecek demiş, ölümünden biraz önce... hayat bir karıncayı incitmeye bile değmeyecek...
Erhan Fuçucu tarafından 6/23/2008 8:40:10 AM zamanında düzenlenmiştir.
|