Edebiyat Defteri

Dünyanın en mert erkekleri az söz verir, ancak verdiği sözü mutlaka yerine getirir. JEAN JACQUES ROUSSEAU
E-mail adresiniz: 
Şifre:
Edebiyat Defteri
 Atölyeler 
   

Okunası Şiir
Özel Seçki

 
Şiir Bilgi
19.06.2008 tarihinde eklendi.
518 çoğul gösterim yapıldı.
283 tekil gösterim yapıldı.
34 yorum yapıldı.
 

   
 

eski sular






toprak küplere damlayan graf
el yazması bellek
şefkatin alevine üşüşen ezgiler
kırılgan bir çocuktur kar
için için yağar

gıyabında soluduğum gece/ yaralı ritüel


ateşi eğiren demir yürekli ares
akkor demirler dondu
parmaklarımı geri ver
avluda başı gövdesinden ayrılan helot
taşları yoklayan nefesim/ ararat
duvarları atlayan düş
arpejime düşen tepeler

dudaklarımı kanatan güz şarkıları kaç köy eder ?

içini kamaştıran hatıra
orada ömrü kuşlarla geçen adamlar

kamburunun üzerinde gök/altında ağıl
kureşanlı bir dağ çobanı şirwan
yardım dilese yaralı bir kuş
ya da eşkiya
mucize tanır elleri / ecza ve sebil
kutsal ocağın öyküsünden süzülürdü yaşları
boynundaki çapraz hamayıla
’pire ma bi ’ derdi... anlatırdı
sakalında ceylanların gezdiği ermişleri

kaybedince iki oğlunu içerde

dil
ıssız
ajun


diline kilit saçlarına perde
başına kadar toprağı örttü üzerine
kına çiçeği ezip damarlarında
ağıtlar yaktı bese

kuzeyli bir denizcinin ham bilgisi :
dokunmayan bilemez
yosunla genişleyen hayatı ve
siyah tufan gününde /halatın yarasını

sarp boynumda hançer diriliğinde
sezgisiyle pür ölüm/radife
bir bardak su ile çalkalanan kalp
saklı sularda karanfil kokusu

- ferman-ı aşka can iledir inkiyadımız- *
böyle haykırmıştım ardından/ avluda biriken kar

hasretimi geri ver diyarbekir
sinop ve bursa

yüzümdeki külü sil
kozadan kelebeğe


şimdi köklerin yorgunluğuyla
acıyla hüzünle umutsuzlukla
dolaşıyor sesim çarşılarda





haziran( 2008)


’pire ma bi’ : (pirimiz)
ferman-ı aşka can iledir inkiyadımız * ( baki )
   
Acaba Nedir?: ararat , baki , bardak , bi , bir , can , dağ , demir , düş , geri , güz , ıssız , iki , ile , kadar , köy , mucize , saklı , su , tûfan , ve , yaralı
 Yorumlar
 
01 Temmuz 2008 Salı 07:06:57
eski sular





toprak küplere damlayan graf
el yazması bellek
şefkatin alevine üşüşen harfler
kırılgan bir çocuktur kar
için için yağar

gıyabında soluduğum gece/ yaralı ritüel


ateşi eğiren demir yürekli ares
akkor demirler dondu
parmaklarımı geri ver
avluda başı gövdesinden ayrılan helot
taşları yoklayan nefesim/ ararat
duvarları atlayan düş
arpejime düşen tepeler

dudaklarımı kanatan güz şarkıları kaç köy eder ?

içini kamaştıran hatıra
orada ömrü kuşlarla geçen adamlar

kamburunun üzerinde gök/altında ağıl
kureşanlı bir dağ çobanı şirwan
yardım dilese yaralı bir kuş
ya da eşkiya
mucize tanır elleri / ecza ve sebil
kutsal ocağın öyküsünden süzülürdü yaşları
boynundaki çapraz hamayıla
’pire ma bi ’ derdi... anlatırdı
sakalında ceylanların gezdiği ermişleri

kaybedince iki oğlunu içerde

dil
ıssız
ajun

diline kilit saçlarına perde
başına kadar toprağı örttü üzerine
kına çiçeği ezip damarlarında
ağıtlar yaktı bese

kuzeyli bir denizcinin ham bilgisi :
dokunmayan bilemez
yosunla genişleyen hayatı ve
siyah tufan gününde /halatın yarasını

sarp boynumda hançer diriliğinde
sezgisiyle pür ölüm/radife
bir bardak su ile çalkalanan kalp
saklı sularda karanfil kokusu

- ferman-ı aşka can iledir inkiyadımız- *
böyle haykırmıştım ardından/ avluda biriken kar

hasretimi geri ver diyarbekir
sinop ve bursa

yüzümdeki külü sil
kozadan kelebeğe

şimdi köklerin yorgunluğuyla
acıyla hüzünle umutsuzlukla
dolaşıyor sesim



yine güzel ve duygu yüklü bir çalışma tebrikler
şiirin şairine
 
23 Haziran 2008 Pazartesi 18:45:03
Şiir bir birinden kopuk anlam parçalarını okurun zihninde tasarlamasına bırakılan hayaller halinde bırakıyor.

Bir takım bitmemiş taplolar sunarak okurun bu taploları tamamlamsı bekleniyor. Okuru hayl dünyasında özgür bırakan şair tabloları ve anlamaları kendi arzu ettiği hale getirecektir.

Şiirde mitlerin ve sembollerin ardı sıra uçan insancıl yürekli kuşların taşıdığı hayaller şairin umut kuşlarıdır
binlerce yıllık bileşkelerin özümsemesinden doğan kültürel biriikimi değer olarak kabullenen şair bunalrın arasında kanayan sorunların üzerini beyaz bir kar örtüsüyle kapatıp insana,insanlığa yakışan bir ülke hayali kurar. bU KAR HER KÖTÜLÜĞÜ AKA ÇEVİRECEKTİR.

Köklerin olgunluğuyla geziyorum çarşılarda , ibarelerini bir umudun iç sesi olarak duyarım.

Bu şiirde bu anladıklarım var mıdır ,yok mudur tartışılır.

Zaten bu tarz şiirlerin maksa dı da budur .

Her zaman için şairanelik yönünden kuşku duymadığım ,ama anlamak ta güçlük çektiğiim hatta anlayamadığım bu şiirlerden neden hoşlandığını anlayamadığım şaireye selam.

Şiirine saygı , Şairliğine ise hürmetle
 
21 Haziran 2008 Cumartesi 23:26:29
Yüreğine sağlık çok güzel dizeler tebrikler

Saygılar
 
21 Haziran 2008 Cumartesi 15:53:38
Bir merhaba deyip takdirlerimi bırakıyorum sayfanıza.

Sevgi ve saygıyla.
 
21 Haziran 2008 Cumartesi 15:37:45
Dövüldüm yara bere içinde kaldım
Yel aldı umutlarımı savurdu
Önüne gelen birlik oldu ezeyim diye
Sonunda ellerine geçen ne?
Ben hep yerimdeyim işte…

Bu dizeleri yazanın sadece ilk adını hatırlıyorum; Langston…

İyi bir çeviri midir, onu da bilmiyorum; ama bildiğim ve anladığım şey, bu aldığım dizelerin kök söktüren bir anlamı olduğudur.

Şiir eğer okuyanda bir iz bırakıyorsa amacına ulaşmıştır, şiir olmuştur.

Sevgili Sema kardeşim,
eğer kızmazsan ve alınmazsan Sevgili Neslihan Yazıcılar’ın sayfasına yazdığım şiire yorum hakkındaki birkaç cümleyi de aynen buraya taşıyacağım.

…çoğumuzun yaptığı yorumlarda çoğu zaman aynı hataya düşüyoruz; şiire bir rüya yorumcusu gibi bakıyoruz. Yeni bir imgeyi, vurucu bir anlatımı ya görmüyoruz ya da görmemezlikten geliyoruz… “Şiirin harika adamı” veya “şiirin güzel kalemi,” gibi dilimize doladığımız beylik lafları, iki tümcelik ‘sözde yorum’un altına kondurduğumuzda şiire yorum yaptığımızı sanıyoruz; ama şunu da biliyoruz ki, şiir hakkında bir bilgimiz olmadığı için böyle davranarak, o şiirin vaziyetine uygun iki sözle ve ‘tenezzül buyurmuş’ havasıyla kendi şiir cehaletimizi maskelemeye çalışıyoruz. Oysa şiir yazan ve şiire yorum yapan bizler, bildiklerimizi -yanlış ya da doğru- söylersek, mutlaka biri yanlışımızı düzeltecek, bilmediğimiz bir şeyi zevkle öğrenme fırsatını bulacağız.

İşin doğrusu ben bu sayfayı ne zaman ziyaret etsem, elim ayağım dolaşıyor; var olan eksik şiir bilgimle değerlendirmekten çekinerek birkaç sözceyle geçiştiriyorum.

Yukarıdaki dizeleri alarak, şiirin bir cevherinin olması gerektiğini söylemek istedim. O dizeleri yazan kalemin –yanlış veya doğru- bir duruşunun olduğu ve bunu haykırdığı açıkça görülüyor. İşte bu sayfanın şairi de her şiirinde bunu söylüyor. Her şiirinde o ruhu öyle güzel sunuyor ki, o sunulanı görmemek olanaksız.

gıyabında soluduğum gece…

içini kamaştıran hatıra…

sakalında ceylanların gezdiği ermişleri…

sarp boynumda hançer diriliğinde…

Ve daha bir sürü dize…

Bana kalırsa bunların ve buna benzer mısraların hiç biri şiiri süslemek için konulmamış, anlatılmak istenen şeyi, en güzel biçimde vurgulamak ve anlatımı olabildiğince güçlendirmek için emekle oluşturulmuş dizeler.

Her hangi bir şiirin içeriğine yergide bulunabilirsiniz; ama Sema Güler şiirlerinin her biri, tekniğiyle ve imgeleriyle övgüyü hak ediyor.
Özünden ve sözünden dönmeyen bir şair olarak tanıdığım Sema Güler kardeşime, böylesi güzel şiirler yazarak, diğer yazanları da –en azından beni- gayretlendirdiği için çok teşekkürler…

Sevgilerim ve saygılarımla kardeşim..

Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
 
21 Haziran 2008 Cumartesi 15:09:00
tebrıkler sema hanım guzeldı beyaz yakışmış sayfaya....kırmızıya cevrılır ınsallah..
 
20 Haziran 2008 Cuma 19:25:53
Yüzünün perdesi ateş olanın nefesi yakar tıpkı Sema Güler gibi...Sesimizin arasına gizlenen bir damla sudur belki de içimizin ateşini söndüren...
 
20 Haziran 2008 Cuma 19:08:54
Zeka, kabiliyet ve yürek ürünü güzel şiirin sahibi usta kalemi kutlarım. Selamlar, saygılar
 
20 Haziran 2008 Cuma 11:16:43
eski sular


bulandırır insanın aklını


aklının yankılarından sızar

hüzün ve acı

ama

yine de
susar insan

sesi birikirken avuçlarında.


 
20 Haziran 2008 Cuma 10:25:59
yüzümdeki külü sil
kozadan kelebeğe

şimdi köklerin yorgunluğuyla
acıyla hüzünle umutsuzlukla
dolaşıyor sesim çarşılarda

ne yoğun şiir
ne dik kalem

her satırı çözmek istiyorum
başarırsam

yüreğine sağlık
kutlarım
 
20 Haziran 2008 Cuma 07:05:12
Bol imgeli harika bir şiir okudum. Kutlarım.
 
20 Haziran 2008 Cuma 06:09:14
dokunmayan bilemez
yosunla genişleyen hayatı ve
siyah tufan gününde /halatın yarasını

harikasın...kutlarım yürekten sitenin en özel şairi sevgili Sema Güler...
sevgi saygı selamlarımla...
 
20 Haziran 2008 Cuma 02:04:16
Tam çözemeiş olsamda . Emeğinize sağlık.
 
20 Haziran 2008 Cuma 01:18:42
Niniler bile saydamdır
Sema gülerin şiirinde...



Ve umutla kal.


 
20 Haziran 2008 Cuma 01:10:14
alıntı yapamadım çünkü tüm dizeler
birbirinden güzeldi

Geceye şiir düşmüş te diyemedim çünkü zirvede bir şiir
kolay kolay yağmaz yere
yağsa bile ne zaman

bazen şiirlere tırmanmak gerekiyor

Harikanın kucaklayamadığı kadar çok şiirdi

sevgi ve hürmetle
 
20 Haziran 2008 Cuma 00:48:21
kaç ayrı yolcu, kaç ayrı yolculuk çıkar bu şiirden...

kutlarım...
 
20 Haziran 2008 Cuma 00:28:17


çocuk dersin
ve birden kar yağmaya başlar hani...

işte bu yüzden şu anda yola çıkmak üzere
ama daha yola çıkmadı o

tebrikler
sema





 
20 Haziran 2008 Cuma 00:17:39

sarp boynumda hançer diriliğinde
sezgisiyle pür ölüm/radife
bir bardak su ile çalkalanan kalp
saklı sularda karanfil kokusu... Takdir ederim saygılarımla.
 
19 Haziran 2008 Perşembe 22:45:12
hasretimi geri ver diyarbekir
sinop ve bursa

yüzümdeki külü sil
kozadan kelebeğe

şimdi köklerin yorgunluğuyla
acıyla hüzünle umutsuzlukla
dolaşıyor sesim çarşılarda


Tebrikler.
 
19 Haziran 2008 Perşembe 22:38:16
Sözcüklerle çok iyi oynayabilen bir kalem, her şiirlerinin zor bir tarafı var.
Şiirlerinin derinliğine inmeden, onları yüreğinizde yaşamadan anlaşılması biraz zor diye düşünüyorum.
Söz sanatlarını çok iyi kulalnan bir kalem.
Bu şiirdede değişik kelime vurguları ve anlamca pek rastlamadığımız söylemler görüyoruz.
Tebrikler...
Saygılarımla
 
19 Haziran 2008 Perşembe 21:37:53
bu sayfada geçen edebî sanatlara en çok hayranım.bu şiirde de örnek gösterilecek çok dize var.sevgiler...
 
19 Haziran 2008 Perşembe 15:21:46
Dilinde gezinen büyü var.Ve o'' büyü '' büyüdükçe,sen büyüyeceksin ta derinde...

Saygı ve sevgilerimle
 
19 Haziran 2008 Perşembe 15:18:47
delal
bölünmüş ararat da aradın şıwanın temiz gururunu
kayde kader, kayde keder zulme tükürürken ben seni tanıdım
masalların celladına bin ahu vah olsun senden
kırılgan çocuklar bize yağsın
bir iki
tıp
susun
çocuklar.

sevgilerimle
 
19 Haziran 2008 Perşembe 14:56:51
Tebrik eder selamlar sunarım.
 
19 Haziran 2008 Perşembe 14:48:58
ne zamanki yoksul insanların düşleri ve düşünceleri sizleşir ve de gözleri sizin gibi bakarsa yaşama ( ki en az yüzelli yıl sürer bu gidişle ) o zaman sizin de üzüntü nedenleriniz ortadan kalkmış olacak...Bilincinizi ve dilinizi kutlarım.Saygımla...

Şaban Aktaş tarafından 6/19/2008 2:50:03 PM zamanında düzenlenmiştir.
 
19 Haziran 2008 Perşembe 12:52:00
gel acıları kanatma şiir
say ki bu bir masal

beselerin ağıdı dinse artık
insanların ve denizcilerin yarası halat yarası olsa devası saklı
acılarla açmasa artık hüzün çiçekleri
sinop un bursa nın ve dahasının taş duvarları tanık olmasa hasretliğe...

olgunluğa erişen kelebek yırtıp çıktığında kozasını
kanatlarının her pulu umut yağdırsa
körleşen yüreklere

masal dedim işte ...

her dizesinde ayrı hayat öyküleri saklı okudukça büyüyen şiirdi
sen şiirsin Sema sevgilerim güzel yüreğine










 
19 Haziran 2008 Perşembe 12:01:51
Güzel bir şiir okudum. sular gibi derinceydi.
sevgiyle.
 
19 Haziran 2008 Perşembe 11:50:07


Her zamanki gibi seçkin...

Ve bir o denli yetkin.

Saygımla Şair,
 
19 Haziran 2008 Perşembe 10:48:04
hasretimi geri ver diyarbekir
sinop ve bursa

yüzümdeki külü sil
kozadan kelebeğe



kac kez okudum.. cikamadim sayfandan sevgili dost ..


can-i gönülden kutluyorum...