|
|
|
|
Eklediği son sesli şiirler
|

Kulu, köle tarihte yıkıldı…
( Şiirin Hikayesini Görmek İçin Tıklayın )
Şiirin Hikayesi
Çok söze hacet yok…
Tarihi Sulukule yıkılınca hem gezip görmek hem de kayda değer fotoğraflar almak amacıyla gittiğimiz bu mekânı sizlerinde görmesini isterdim. Bombalanmış bir şehir görüntüsü içinde insanlar sokaklara dökülmüş… Şiire yazamadıklarımda o insanlara saygımdandır… Yerinden, yurdundan edilen insanlar yine de bizleri sevecenlikle ağırladılar. Öylesi ürkmüşler ki gazeteci misiniz, televizyoncu musunuz dediklerinde gözlerinde ki korku öylesi derindi ki anlatması çok zor bu duyguyu…
Öylesi alışmışlar ki yaşadıkları yere nasıl koparlar nerde yaşarlar ben düşünemiyorum bile… Harcanmış hayatlar ve yıkılan bir kültür var ortada bildiğim sadece bu… İçimdekilere yabancı yaşamaya çalışmak ne kadar insancadır. Her kare içimde anı olarak kalacaktır, pek hoş olmasa da…
...
S/Kulu K/ö/ule
Sulu kule Kulu, köle tarihte yıkıldı…
En çok gözlerimde kaldı acı fotoğraf karası deklanşör parmaklarımda hala sancısı gözlerimi sakla İstanbul. ...
dökülmüyor pencerelerden keman, darbuka, klarnet sesleri yıkıldı tarihin sesi yıkıldı Neslişah ve Hatice Sultan mahalleleri 1050 yılı 1000 yıllık geçmiş 5366 sayılı yasa yıkım ve sürgün nerde kaldı hayatlar dargın…
neşeden çalmıyor şarkılar çorba parasına basıyor parmakları ağlayan keman hüznün darbukası klarnet nefessiz sokağa dökülmüş yaşananlar topla toplaya bilirsen gözleri ürkek hüzün çöküntüsü enkazlı çocuk ordusu…
sur dibi ölüm sessizliği Hiroşima bir esmerlik yüzleri… pempe, fosfor yeşili, çiviti mavi yine üstleri başları allı pullu göğüsleri işlemeli fistanlar saçları tutam tutam siyah güllü tokalar, fiyonklu pabuçlar ne de yakışıyor neşeden hayata yumurta topuk fiyakalı ayakkabılar janjanlı şarkıdan gülüşleri lâkin buruk dudakları başına yıkılmış evleri, damları sokakta uyuyor bebeler yanakları kan kırmızı hangi apartman mutlu eder onları nerde akşamüstü sefalar sokak muhabbetleri araba gıcırtısına şıklayan parmaklar büsbütün yanık tenleri. …
yabancılaşma Marx’in teorisini kim takar beyaa insanın dünyasına yabancılaşması kapitalist pazar yok mu hayatları satın alan yenilik savaşçıları, patronları haraç - mezat hadi satılıklar...
kalaycısı, bohçacısı müzisyenleri, dansçı güzelleri doğa kadar doğallar horozları bile değerli anımını da çek beyaa gelir şimdi ayırma onları…
kendine ağır bir gün duvarlarda kalan resimler o eski neşeler, sazlar, sözler, oyunlar sokağın süsü süslü çocuklar Sümeyye, Erkut, Resmiye, Periş, Mıstık yüzümde kalan gülüşler içimde insanlık yüz karası şimdi, kulu köle Sulukule hangimiz esmer sormalı hangimiz…
Neslihan Yazıcılar
sözcükler. pempe- pembe anımını - hanımını
Açıklama.
Yabancılaşma kavramı, Marx’in teorisinin özellikle başlangıç evresinde belirgin bir önceliğe ve öneme sahiptir. Böylece insan kendine, kendi emeğine, ilişkilerine, dünyaya ve yaşama yabancılaşır. Kapitalist pazarın bir unsuru olarak işleyen çarklardan biri haline gelir. Anlaşılacağı gibi, yabancılaşma teorisinin Marx’in İnsanın doğası anlayışıyla yakından ilişkisi vardır. İnsan, doğadan koparak kültürel-toplumsal alanda kendine ikinci bir doğa kurmak anlamında, doğaya yabancılaşır.
Fotoğraf Neslihan Yazıcılar.
|
|
|
Acaba Nedir?:
akşamüstü
,
başlangıç
,
bir
,
buruk
,
çocuk
,
doğa
,
fiyakalı
,
fotoğraf
,
hatice
,
hüzün
,
insan
,
kadar
,
kalan
,
kan
,
kim
,
klarnet
,
köle
,
kule
,
mavi
,
ölüm
,
sultan
,
şimdi
,
ürkek
,
ve
,
yabancılaşma
,
yasa
,
yüz
|
|
|
11 Haziran 2008 Çarşamba 02:02:42
Bahanesi belki farklı olur hep ama,oldumolası böyle acılar yaşanır..Kanıksadığımızdan değil.Bunun farkı olayın kapımızın önünde cereyan ediyor olması.Belki de engellenebilir olması.İnsan en çok neye hayıflanmalı Neslihan YAZICILAR?İmkanı olupta kullanamadığına değil mi? Amerikalılar uydumuzu düşürmüş ne yapabilirz ki?Irak'ı işgal etmişler,Irak bize ne kadar da uzak..Böyle bakar insanlar ve güçlerinin ulaşamadığı tehlikeleri öteler,görmezlikten gelirler.Dünya hergün acılarla yoğrulur da tınmayız bile...Duyarlı yüreğinizi kutlarım efendim.Selam,saygı...
|
|
|
|
09 Haziran 2008 Pazartesi 19:11:16
Nesliha hanım çok bilindik bir hikaye vardır..."akvaryumdaki su bulanık diye suyunu değiştirdiklerinde birde bakarlar ki bütün balıklar ölmüş" İnsan ait olduğu mekan,çevre ve kültürün içinde direnebilir hayata ait olmadığı saray bile olsa sunulan mutsuzluğa terkedilecektir... Beğeniyle okudum... Yüreğinize sağlık... Kaleminiz daim olsun...
|
|
|
|
09 Haziran 2008 Pazartesi 14:01:26
Harika biz tez taklaşım, tez-antitez ve sntez üçgeninde yroumlanması gerek şimdi yorum yapmayacağım bu harika esere ancak mutlaka dönüp bu eseri gönlümce yorumlayacağım.... şimdilik tebrikler ve yüreğine sağlık selamlar
|
|
|
|
09 Haziran 2008 Pazartesi 11:17:42
kendine ağır bir gün duvarlarda kalan resimler o eski neşeler, sazlar, sözler, oyunlar sokağın süsü süslü çocuklar Sümeyye, Erkut, Resmiye, Periş, Mıstık yüzümde kalan gülüşler içimde insanlık yüz karası şimdi, kulu köle Sulukule hangimiz esmer sormalı hangimiz… BİZ BİR CAMİYİYA DA SARAYI RESTORE EDERİZ DE,KÜLTÜR MİRASI YERLERİ RESTORE EDEMEYİZ VE BÖYLE YOK EDERİZ NE YAPARSIN
|
|
|
|
08 Haziran 2008 Pazar 19:11:04
yabancılaşma Marx’in teorisini kim takar beyaa insanın dünyasına yabancılaşması kapitalist pazar yok mu hayatları satın alan yenilik savaşçıları, patronları haraç - mezat hadi satılıklar...
Evettt...fazla söze gerek yok.. okuyana ,anlayana,hissedene... Esmer soralım,ağır soralım... Dostlukla
|
|
|
|
07 Haziran 2008 Cumartesi 19:31:04
En çok gözlerimde kaldı acı fotoğraf karası deklanşör parmaklarımda hala sancısı gözlerimi sakla İstanbul.
Gerçekten iç parçalayıcı bir durum. Ne yazık ki ne ekranlara yansıyor ne basına bu acı tablolar. Sanki alan memnun satan memnunu yansıtan bir hava var Emperyal ve uzantılarında!
Tarihi bir belge ve yüreğinizin öz sesi gibiydi şiiriniz. Yürekten tebrik eder, selamlar, saygılar sunarım.
|
|
|
|
07 Haziran 2008 Cumartesi 08:53:46
tebrıkler neslıhan hanım hersey gönlunuzce olsun.....paylasımınız için tesekkurler....
|
|
|
|
06 Haziran 2008 Cuma 17:39:28
Hayatı gözlemleyen tanıdığım en güzel yüreksin ablacım...
Ve bu şiir gelecekten bir çok kişiye örnek olması dileğiyle...
Sevgi ve sonsuzluk kadar çok olan saygımla...
|
|
|
|
06 Haziran 2008 Cuma 07:10:06
İstanbul bir güldür batmaya görsün dikeni elinize bir dokunsan bin ah işitirsin her cana zordur candır kandır yaşanası ve yaşanmayası yerdir Şehri İSTANBUL koparılır teker teker yanar yalılar ve, geçmişlerini SULUKULEDE, bırakıp, tarumar edilmiş hayatlar.....affedecekmi o esmer tenli insanlar, sizleri, hiç zannetmiyorum.Sevgili Neslihandan etkilendim, bu gün bende bir SULUKULE şiiri yazmalıyım,..sevgilerimle dost kalem.
Gürselce tarafından 6/6/2008 7:11:38 AM zamanında düzenlenmiştir.
|
|
|
|
05 Haziran 2008 Perşembe 20:08:12
Ben zamanında göcekondu yapılanmaları için ve bunların yıkılmaması için canını siper etmiş birisi olarak gerçekten içim acıyor bu yıkım olaylarına ki romanlar yüz yıllardır Türkiye sınırları içerisinde yaşayan bir halk olmasına rağmen yani onların da vatanı olmasına rağmen hep vatansız yaşamışlardır .. Onlar ki girdikleri ülkelere kendi kültürleriye hep bir şeyler katmış ve renklendirmişlerdir ama nedense hakim güçler tarafından hep bir kenara itilmişlerdir hem de bilinçli olarak ama roman halkı bu baskılardan asla yılmamıştır .. Osmanlı döneminde bile Rumeli topraklarında yaşayan romanlar ayrı yönetim sayılmışlardır hatta Çingene Sancağı diye bilinen bir yönetsel birimde de Romanlar yönetsel , mali ve askeri işleri düzenlerlermiş yani insanlık ilerliyeceğine sanki daha da gerilemiş ve evlerini başlarına yıkar gibi vahim bir hale bürünmüştür ... Gerçekten utanç verici bir olayın da ötesinde bu bir halkı hiçe saymaktır ..
Çok üzücü bir durum gerçekten de , umarım yetkililer bir an öce durdurular bu yıkımı ...
Sizin de şiirinizde belirttiğiniz gibi bu bir halkı kendisine yabancılaştırma ve giderek yok etmedir .......
Sizi ve duyarlılığınızı kutluyorum , sevgiler Neslihan ........
|
| Neslihan YAZICILAR |
| Mesaj gönder | Arkadaş listeme ekle | Engelle | |
06.06.2008 03:21:13 |
Güldane Hanım çok teşekkür ederim samimi görüşlerinizi öylesi güzel ifade etmişisiniz ki çok sağolun... Malesef yıkılıyor durdurma imkanı yok artık. Orada nice insanın evini yok pahasına evlerini satın almışlar. Duyarlılığınıza teşekkürler.
|
|
|
|
04 Haziran 2008 Çarşamba 18:45:04
sana akan tüm nehirlere adını yazdım SU çocuktu ozamanlar...
ve... Dicle mutluydu Hasankeyf'in şarkılarında....
|
|
|
|
04 Haziran 2008 Çarşamba 16:36:32
derinliği olan dizelere alkış
|
|
|
|
04 Haziran 2008 Çarşamba 14:44:49
İnsan, doğadan koparak kültürel-toplumsal alanda kendine ikinci bir doğa kurmak anlamında, doğaya yabancılaşır.
Vee kişi doğasına yabacılaşırken maddesel boyutta da kendine yeni misyonlar yükler hale gelir.
Sonra farkında olmadan tanrı değiştirir. Hiç şüpheniz olmasın önce ruhunu satar. Ahlaki değerleri değişir, öylesine değşir ki artık her alanda oportünist olması kaçınılmazdır. Bu kendine dönük maddesel ve ruhsal fırsatçılığı kendine iman edinir. Her türlü ahlaksızlığına kendine göre bir bahene, bir kılıf bulur. Bu bireysel dönüşüm topluma çürüyen hücreler gibi yayılır. Birey kendi yapısallığına güven duymadığı için, aslında güvenilir biri olduğnu (maddi ve manevi) ve kendisine güvenilmesi gerektiğini her fırsatta karşısındakine empoze etmeye çalışır. Kapitalist sistemde de sık sık vurgulanan şey 'güven' sözcüğüdür.
Ve ahlaksızlık yeni bir ahlak; namussuzluk yeni bir namus olarak kabul görmeye başlar. Bireyde ve sistemede öylesine bir çürüme olur ki, amaca giden her şey artık mübah sayılır.
dökülmüyor pencerelerden keman, darbuka, klarnet sesleri yıkıldı tarihin sesi
Ve yıkılır tarihin sesi, geçmişin imgeleri yok olur. Bir kültür katledilir.
yabancılaşma Marx’in teorisini kim takar beyaa insanın dünyasına yabancılaşması kapitalist pazar yok mu hayatları satın alan yenilik savaşçıları, patronları haraç - mezat hadi satılıklar...
Artık birey herkesten gizili yeni bir tanrı, yeni bir din edinmiştir. Para! Artık kendi varlığının bile paranın yanında bir değeri kalmamaşıtır kendine göre.
Sevgli Neslihan Yazıcılar,
anladım ki duygularınızı ifade etmek için artık insani bakış da yetersiz kaldığından sisteme ve başkalarının tanrılaştırdığı şeylere yöneltiyorsunuz öfkenizi kibarca. Ve ne güzel yapıyorsunuz bu şiir işçiliğini.
Sevgi ve saygımla, hep şiirle... (bir de fotoğraf sevdasıyla...)
|
|
|
|
04 Haziran 2008 Çarşamba 14:03:48
şimdi ben tutuştum bu şiirle ve parladım hemen akşama kadar yeni argolar icad ederim ilgili.................
aklıma geldikçe en kötü şiirler okumaz mı abin bu yıkımlar için. Durmadan hayatımızı, gelmişimizi, geçmişimizi, birikimlerimizi, ağzımızın tadını, gözümüzün rengini ufalayan zalim değirmene.
Ben o değirmenin tekerleğine çomak sokarım. Çomak kırılır belki ama azmimiz asla.
Demek ki güneş aydınlatamıyor karanlıkları, daha fazla güneş daha fazla ışık daha fazla yıldız daha fazla şair gibi şair daha fazla şiir (fasulyeden şiiri kastetmiyorum)
Yaz kardeşim çok yaz güzel yazıyorsun sen
günüme seçtim bu önemli konudaki duyarlılığını ölümsüzleştiren sayfanı
sevgi ve hürmetimle çok
kardanadam tarafından 6/4/2008 2:04:51 PM zamanında düzenlenmiştir.
|
|
Okuduğunuz yorum şiirin sahibi tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
|
|
04 Haziran 2008 Çarşamba 12:59:37
Kolay değil alışılmışlıkların yıkıldığı mekanları terk edebilmek. Sıcak kara gülüşleri söndürmek. En çok onların neşelerine özenirim, keyiflerine, özgürce yaşayışlarına. Herşey gönüllerince olsun, gülücükleri solmasın. Duyarlı yüreğinizi ve kaleminizi kutlarım. Saygılar.
|
|
|
|
04 Haziran 2008 Çarşamba 12:21:36
o bilmem kaç m2 alan birilerine mutlaka lazımdı!
değer falan umurunda değildir kimsenin ...hele de biz Türkler para için yapamıyacağımız şey yoktur...düzmece ve yalan duygularla daima masumun yanında gibi gözüküp kendi çıkarlarımız için yaşarız...
garip milletiz/garip yönetimlerimiz vardır vesselam...
kutluyorum sizi neslihan hanım farklı bir konuyu iyi bir gözlem ve iyi anlatımda sunduğunuz için...
|
|
|
|
04 Haziran 2008 Çarşamba 12:04:08
kalaycısı, bohçacısı müzisyenleri, dansçı güzelleri doğa kadar doğallar horozları bile değerli anımını da çek beyaa gelir şimdi ayırma onları…
DUYARLI YÜREĞİNİZİ KUTLARIM EFENDİM SAYGILARIMLA
|
|
|
|
04 Haziran 2008 Çarşamba 12:00:12
kendine ağır bir gün duvarlarda kalan resimler o eski neşeler, sazlar, sözler, oyunlar sokağın süsü süslü çocuklar Sümeyye, Erkut, Resmiye, Periş, Mıstık yüzümde kalan gülüşler içimde insanlık yüzkarası şimdi, kulu köle Sulukule hangimiz esmer sormalı hangimiz…
kaleminiz her zaman farklı seçtiğiniz konuları çok güzel işliyorsunuz tebrikler Neslihan Hanım selamlarımla
|
|
|
|
04 Haziran 2008 Çarşamba 10:51:34
yenilenmek adına yokediş çeşit çeşit yüzkarası taşırken ülkem insanı çoğalırken utançlarımız hangisi esmer kime sormalı ki
duygulu duyarlı yüreğin susmasın hiç sevgiyle
|
|
|
|
04 Haziran 2008 Çarşamba 08:45:47
neşeden çalmıyor şarkılar çorba parasına basıyor parmakları ağlayan keman hüznün darbukası klarnet nefessiz sokağa dökülmüş yaşananlar topla toplaya bilirsen gözleri ürkek hüzün çöküntüsü enkazlı çocuk ordusu…
GÖNÜL DİZELERİNİZİ KUTLARIM.RABATLI
|
|
|
|
04 Haziran 2008 Çarşamba 06:39:58
1050 yılı 1000 yıllık geçmiş 5366 sayılı yasa yıkım ve sürgün nerde kaldı hayatlar… ============================ Hiçbir şey sonsuza kadar kalmıyor.. Biri yıkılıp biri yapılıyor. Tebrikler... selam ve saygılar..
|
|
Şiire yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üye değilseniz üye olmak için tıklayın. |
|