Şiirler
Aşk Şiirleri
Şiirler

İnsanlar yalnızca yaşamın amacının mutluluk olmadığını düşünmeye başlayınca, mutluluğa ulaşabilir. George Orwell
E-mail adresiniz: 
Şifre:
Edebiyat Defteri
 Atölyeler 
   


 
Şiir Bilgi
04.06.2008 tarihinde eklendi.
355 çoğul gösterim yapıldı.
181 tekil gösterim yapıldı.
21 yorum yapıldı.
 

   

 

Kulu, köle tarihte yıkıldı…

( Şiirin Hikayesini Görmek İçin Tıklayın )
S/Kulu K/ö/ule

Sulu kule
Kulu, köle tarihte yıkıldı…


En çok gözlerimde kaldı acı
fotoğraf karası deklanşör
parmaklarımda hala sancısı
gözlerimi sakla İstanbul.
...

dökülmüyor pencerelerden
keman, darbuka, klarnet sesleri
yıkıldı tarihin sesi
yıkıldı Neslişah ve Hatice Sultan mahalleleri
1050 yılı
1000 yıllık geçmiş
5366 sayılı yasa yıkım ve sürgün
nerde kaldı hayatlar dargın…


neşeden çalmıyor şarkılar
çorba parasına basıyor parmakları
ağlayan keman
hüznün darbukası
klarnet nefessiz
sokağa dökülmüş yaşananlar
topla toplaya bilirsen
gözleri ürkek hüzün çöküntüsü
enkazlı çocuk ordusu…


sur dibi ölüm sessizliği
Hiroşima bir esmerlik
yüzleri…
pempe, fosfor yeşili, çiviti mavi
yine üstleri başları
allı pullu göğüsleri işlemeli fistanlar
saçları tutam tutam siyah
güllü tokalar, fiyonklu pabuçlar
ne de yakışıyor neşeden hayata
yumurta topuk fiyakalı ayakkabılar
janjanlı şarkıdan gülüşleri
lâkin buruk dudakları
başına yıkılmış evleri, damları
sokakta uyuyor bebeler
yanakları kan kırmızı
hangi apartman mutlu eder onları
nerde akşamüstü sefalar
sokak muhabbetleri
araba gıcırtısına şıklayan parmaklar
büsbütün yanık tenleri.


yabancılaşma
Marx’in teorisini kim takar beyaa
insanın dünyasına yabancılaşması
kapitalist pazar
yok mu hayatları satın alan
yenilik savaşçıları, patronları
haraç - mezat hadi satılıklar...

kalaycısı, bohçacısı
müzisyenleri, dansçı güzelleri
doğa kadar doğallar
horozları bile değerli
anımını da çek beyaa
gelir şimdi ayırma onları…


kendine ağır bir gün
duvarlarda kalan resimler
o eski neşeler,
sazlar, sözler, oyunlar
sokağın süsü süslü çocuklar
Sümeyye, Erkut, Resmiye, Periş, Mıstık
yüzümde kalan gülüşler
içimde insanlık yüz karası
şimdi, kulu köle
Sulukule
hangimiz esmer sormalı
hangimiz…






Neslihan Yazıcılar



sözcükler.
pempe- pembe
anımını - hanımını



Açıklama.

Yabancılaşma kavramı, Marx’in teorisinin özellikle başlangıç evresinde belirgin bir önceliğe ve öneme sahiptir.
Böylece insan kendine, kendi emeğine, ilişkilerine, dünyaya ve yaşama yabancılaşır. Kapitalist pazarın bir unsuru olarak işleyen çarklardan biri haline gelir. Anlaşılacağı gibi, yabancılaşma teorisinin Marx’in İnsanın doğası anlayışıyla yakından ilişkisi vardır.
İnsan, doğadan koparak kültürel-toplumsal alanda kendine ikinci bir doğa kurmak anlamında, doğaya yabancılaşır.







Fotoğraf Neslihan Yazıcılar.





   
Acaba Nedir?: akşamüstü , başlangıç , bir , buruk , çocuk , doğa , fiyakalı , fotoğraf , hatice , hüzün , insan , kadar , kalan , kan , kim , klarnet , köle , kule , mavi , ölüm , sultan , şimdi , ürkek , ve , yabancılaşma , yasa , yüz
 Yorumlar
 
11 Haziran 2008 Çarşamba 02:02:42
Bahanesi belki farklı olur hep ama,oldumolası böyle acılar yaşanır..Kanıksadığımızdan değil.Bunun farkı olayın kapımızın önünde cereyan ediyor olması.Belki de engellenebilir olması.İnsan en çok neye hayıflanmalı Neslihan YAZICILAR?İmkanı olupta kullanamadığına değil mi? Amerikalılar uydumuzu düşürmüş ne yapabilirz ki?Irak'ı işgal etmişler,Irak bize ne kadar da uzak..Böyle bakar insanlar ve güçlerinin ulaşamadığı tehlikeleri öteler,görmezlikten gelirler.Dünya hergün acılarla yoğrulur da tınmayız bile...Duyarlı yüreğinizi kutlarım efendim.Selam,saygı...
 
09 Haziran 2008 Pazartesi 19:11:16
Nesliha hanım çok bilindik bir hikaye vardır..."akvaryumdaki su bulanık diye suyunu değiştirdiklerinde birde bakarlar ki bütün balıklar ölmüş"
İnsan ait olduğu mekan,çevre ve kültürün içinde direnebilir hayata ait olmadığı saray bile olsa sunulan mutsuzluğa terkedilecektir...
Beğeniyle okudum...
Yüreğinize sağlık...
Kaleminiz daim olsun...
 
09 Haziran 2008 Pazartesi 14:01:26
Harika biz tez taklaşım, tez-antitez ve sntez üçgeninde yroumlanması gerek
şimdi yorum yapmayacağım bu harika esere ancak mutlaka dönüp bu eseri gönlümce yorumlayacağım.... şimdilik tebrikler ve yüreğine sağlık
selamlar
 
09 Haziran 2008 Pazartesi 11:17:42
kendine ağır bir gün
duvarlarda kalan resimler
o eski neşeler,
sazlar, sözler, oyunlar
sokağın süsü süslü çocuklar
Sümeyye, Erkut, Resmiye, Periş, Mıstık
yüzümde kalan gülüşler
içimde insanlık yüz karası
şimdi, kulu köle
Sulukule
hangimiz esmer sormalı
hangimiz…
BİZ BİR CAMİYİYA DA SARAYI RESTORE EDERİZ DE,KÜLTÜR MİRASI YERLERİ RESTORE EDEMEYİZ VE BÖYLE YOK EDERİZ NE YAPARSIN
 
08 Haziran 2008 Pazar 19:11:04
yabancılaşma
Marx’in teorisini kim takar beyaa
insanın dünyasına yabancılaşması
kapitalist pazar
yok mu hayatları satın alan
yenilik savaşçıları, patronları
haraç - mezat hadi satılıklar...

Evettt...fazla söze gerek yok.. okuyana ,anlayana,hissedene...
Esmer soralım,ağır soralım...
Dostlukla
 
07 Haziran 2008 Cumartesi 19:31:04
En çok gözlerimde kaldı acı
fotoğraf karası deklanşör
parmaklarımda hala sancısı
gözlerimi sakla İstanbul.

Gerçekten iç parçalayıcı bir durum.
Ne yazık ki ne ekranlara yansıyor ne basına bu acı tablolar.
Sanki alan memnun satan memnunu yansıtan bir hava var
Emperyal ve uzantılarında!

Tarihi bir belge ve yüreğinizin öz sesi gibiydi şiiriniz.
Yürekten tebrik eder, selamlar, saygılar sunarım.
 
07 Haziran 2008 Cumartesi 08:53:46
tebrıkler neslıhan hanım hersey gönlunuzce olsun.....paylasımınız için tesekkurler....
 
06 Haziran 2008 Cuma 17:39:28


Hayatı gözlemleyen tanıdığım en güzel yüreksin ablacım...


Ve bu şiir gelecekten bir çok kişiye örnek olması dileğiyle...

Sevgi ve sonsuzluk kadar çok olan saygımla...



 
06 Haziran 2008 Cuma 07:10:06

İstanbul bir güldür
batmaya görsün dikeni
elinize
bir dokunsan
bin ah işitirsin
her cana
zordur
candır
kandır
yaşanası
ve yaşanmayası
yerdir
Şehri İSTANBUL
koparılır
teker teker
yanar yalılar
ve, geçmişlerini SULUKULEDE, bırakıp, tarumar edilmiş hayatlar.....affedecekmi o esmer tenli insanlar, sizleri, hiç zannetmiyorum.Sevgili Neslihandan etkilendim, bu gün bende bir SULUKULE şiiri yazmalıyım,..sevgilerimle dost kalem.

Gürselce tarafından 6/6/2008 7:11:38 AM zamanında düzenlenmiştir.
 
05 Haziran 2008 Perşembe 20:08:12

Ben zamanında göcekondu yapılanmaları için ve bunların yıkılmaması için canını siper etmiş birisi olarak gerçekten içim acıyor bu yıkım olaylarına ki romanlar yüz yıllardır Türkiye sınırları içerisinde yaşayan bir halk olmasına rağmen yani onların da vatanı olmasına rağmen hep vatansız yaşamışlardır .. Onlar ki girdikleri ülkelere kendi kültürleriye hep bir şeyler katmış ve renklendirmişlerdir ama nedense hakim güçler tarafından hep bir kenara itilmişlerdir hem de bilinçli olarak ama roman halkı bu baskılardan asla yılmamıştır .. Osmanlı döneminde bile Rumeli topraklarında yaşayan romanlar ayrı yönetim sayılmışlardır hatta Çingene Sancağı diye bilinen bir yönetsel birimde de Romanlar yönetsel , mali ve askeri işleri düzenlerlermiş yani insanlık ilerliyeceğine sanki daha da gerilemiş ve evlerini başlarına yıkar gibi vahim bir hale bürünmüştür ... Gerçekten utanç verici bir olayın da ötesinde bu bir halkı hiçe saymaktır ..

Çok üzücü bir durum gerçekten de , umarım yetkililer bir an öce durdurular bu yıkımı ...

Sizin de şiirinizde belirttiğiniz gibi bu bir halkı kendisine yabancılaştırma ve giderek yok etmedir .......

Sizi ve duyarlılığınızı kutluyorum , sevgiler Neslihan ........

Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
 
04 Haziran 2008 Çarşamba 18:45:04
sana akan tüm nehirlere adını yazdım
SU çocuktu ozamanlar...

ve...
Dicle mutluydu Hasankeyf'in şarkılarında....
 
04 Haziran 2008 Çarşamba 16:36:32
derinliği olan dizelere alkış
 
04 Haziran 2008 Çarşamba 14:44:49
İnsan, doğadan koparak kültürel-toplumsal alanda kendine ikinci bir doğa kurmak anlamında, doğaya yabancılaşır.

Vee kişi doğasına yabacılaşırken maddesel boyutta da kendine yeni misyonlar yükler hale gelir.

Sonra farkında olmadan tanrı değiştirir. Hiç şüpheniz olmasın önce ruhunu satar. Ahlaki değerleri değişir, öylesine değşir ki artık her alanda oportünist olması kaçınılmazdır. Bu kendine dönük maddesel ve ruhsal fırsatçılığı kendine iman edinir. Her türlü ahlaksızlığına kendine göre bir bahene, bir kılıf bulur. Bu bireysel dönüşüm topluma çürüyen hücreler gibi yayılır. Birey kendi yapısallığına güven duymadığı için, aslında güvenilir biri olduğnu (maddi ve manevi) ve kendisine güvenilmesi gerektiğini her fırsatta karşısındakine empoze etmeye çalışır. Kapitalist sistemde de sık sık vurgulanan şey 'güven' sözcüğüdür.

Ve ahlaksızlık yeni bir ahlak; namussuzluk yeni bir namus olarak kabul görmeye başlar. Bireyde ve sistemede öylesine bir çürüme olur ki, amaca giden her şey artık mübah sayılır.

dökülmüyor pencerelerden
keman, darbuka, klarnet sesleri
yıkıldı tarihin sesi

Ve yıkılır tarihin sesi, geçmişin imgeleri yok olur. Bir kültür katledilir.


yabancılaşma
Marx’in teorisini kim takar beyaa
insanın dünyasına yabancılaşması
kapitalist pazar
yok mu hayatları satın alan
yenilik savaşçıları, patronları
haraç - mezat hadi satılıklar...

Artık birey herkesten gizili yeni bir tanrı, yeni bir din edinmiştir. Para!
Artık kendi varlığının bile paranın yanında bir değeri kalmamaşıtır kendine göre.

Sevgli Neslihan Yazıcılar,

anladım ki duygularınızı ifade etmek için artık insani bakış da yetersiz kaldığından sisteme ve başkalarının tanrılaştırdığı şeylere yöneltiyorsunuz öfkenizi kibarca.
Ve ne güzel yapıyorsunuz bu şiir işçiliğini.

Sevgi ve saygımla,
hep şiirle... (bir de fotoğraf sevdasıyla...)


 
04 Haziran 2008 Çarşamba 14:03:48
şimdi ben tutuştum bu şiirle ve parladım hemen
akşama kadar yeni argolar icad ederim ilgili.................

aklıma geldikçe en kötü şiirler okumaz mı abin bu yıkımlar için. Durmadan hayatımızı, gelmişimizi, geçmişimizi,
birikimlerimizi, ağzımızın tadını, gözümüzün rengini ufalayan zalim değirmene.

Ben o değirmenin tekerleğine çomak sokarım. Çomak kırılır belki
ama azmimiz asla.

Demek ki güneş aydınlatamıyor karanlıkları,
daha fazla güneş
daha fazla ışık
daha fazla yıldız
daha fazla şair gibi şair
daha fazla şiir (fasulyeden şiiri kastetmiyorum)

Yaz kardeşim
çok yaz
güzel yazıyorsun sen

günüme seçtim bu önemli konudaki duyarlılığını ölümsüzleştiren sayfanı

sevgi ve hürmetimle çok


kardanadam tarafından 6/4/2008 2:04:51 PM zamanında düzenlenmiştir.
Okuduğunuz yorum şiirin sahibi tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
 
04 Haziran 2008 Çarşamba 12:59:37
Kolay değil alışılmışlıkların yıkıldığı mekanları terk edebilmek. Sıcak kara gülüşleri söndürmek. En çok onların neşelerine özenirim, keyiflerine, özgürce yaşayışlarına. Herşey gönüllerince olsun, gülücükleri solmasın. Duyarlı yüreğinizi ve kaleminizi kutlarım. Saygılar.
 
04 Haziran 2008 Çarşamba 12:21:36




o bilmem kaç m2 alan birilerine mutlaka lazımdı!


değer falan umurunda değildir kimsenin ...hele de biz Türkler para için yapamıyacağımız şey yoktur...düzmece ve yalan duygularla daima masumun yanında gibi gözüküp kendi çıkarlarımız için yaşarız...

garip milletiz/garip yönetimlerimiz vardır vesselam...


kutluyorum sizi neslihan hanım farklı bir konuyu iyi bir gözlem ve iyi anlatımda sunduğunuz için...

 
04 Haziran 2008 Çarşamba 12:04:08
kalaycısı, bohçacısı
müzisyenleri, dansçı güzelleri
doğa kadar doğallar
horozları bile değerli
anımını da çek beyaa
gelir şimdi ayırma onları…


DUYARLI YÜREĞİNİZİ KUTLARIM EFENDİM
SAYGILARIMLA
 
04 Haziran 2008 Çarşamba 12:00:12
kendine ağır bir gün
duvarlarda kalan resimler
o eski neşeler,
sazlar, sözler, oyunlar
sokağın süsü süslü çocuklar
Sümeyye, Erkut, Resmiye, Periş, Mıstık
yüzümde kalan gülüşler
içimde insanlık yüzkarası
şimdi, kulu köle
Sulukule
hangimiz esmer sormalı
hangimiz…

kaleminiz her zaman farklı seçtiğiniz konuları çok güzel işliyorsunuz tebrikler Neslihan Hanım
selamlarımla
 
04 Haziran 2008 Çarşamba 10:51:34

yenilenmek adına yokediş
çeşit çeşit yüzkarası taşırken ülkem insanı
çoğalırken utançlarımız
hangisi esmer kime sormalı ki

duygulu duyarlı yüreğin susmasın hiç
sevgiyle


 
04 Haziran 2008 Çarşamba 08:45:47
neşeden çalmıyor şarkılar
çorba parasına basıyor parmakları
ağlayan keman
hüznün darbukası
klarnet nefessiz
sokağa dökülmüş yaşananlar
topla toplaya bilirsen
gözleri ürkek hüzün çöküntüsü
enkazlı çocuk ordusu…

GÖNÜL DİZELERİNİZİ KUTLARIM.RABATLI
 
04 Haziran 2008 Çarşamba 06:39:58
1050 yılı
1000 yıllık geçmiş
5366 sayılı yasa yıkım ve sürgün
nerde kaldı hayatlar…
============================
Hiçbir şey sonsuza kadar kalmıyor..
Biri yıkılıp biri yapılıyor.
Tebrikler...
selam ve saygılar..
Şiire yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.
En Son Eklenen 50 Şiir   En Son Eklenen 50 Şiir
hosting Haberler Fıkra Dünyası Sağlık Merkezi Sağlık Bilgisi
Bölümler
• Şiirler
• Yazılar
• Öyküler

• Forum
• Arama
• Etkinlikler
• Ne Nedir?
• Kampüs
• Bugün
Edebiyat Defteri
• Reklam ve Sponsorluk
• Site Haritası
• İstatistikler

• Kurallar
• Yardım
• İletişim
Sitemizde yer alan eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.