|
|
|
BİTANECİĞİM’ E
Bazı insanlar vardır, Sıcak yaz günlerinde, Takarlar sevdiklerini kollarına, Açılırlar kırlara, Ve saatler boyu el ele yürürken, Haykırırlar sevgilerini dağlara. Bazıları vardır, uzaktan severler birbirlerini, Hiç konuşmamış hiç dolaşmamışlardır birlikte, Gözlerini konuşturmuş, öyle anlaşmışlardır. Ama tüm bunlardan farklı; Hem de öyle farklı bir üçüncü boyut vardır ki; Çokları anlayamaz onları. Hatta bazen kendileri bile anlayamazlar kendilerini, Tarif edemezler duygularını, Kelimeler yetmez buna, Öyle ya, nasıl tanımlasınlardır? Aşk’ tır bu! Aşk’ ın tarifi olmamaktadır. Dünya kurulalı beri aşkı yorumlayanlar, Kendince tanımlayanlar çıkmıştır. Ama bunların hiç biri, Bir diğerine uymamaktadır. Uyamaz da, Çünkü Aşk: Mısralara sığmayan, Görmeden gönlünü bağlayan, Görünce dilini zorlayan, Boğazına düğümler sıralayan, Ve tanımlanamayan, O garip şey değil midir? Aşk, Siz’ i görmeden Siz’ e bağlanmak, “Görünce O’ na şunları söyleyeceğim, O’ nun için hayatımda değiştirdiklerimden bahsedeceğim.” diye hayal kurmak, Ve gördüğünde dili bağlanıp, Ezberlediği tüm mavi lafları unutmak değil midir Efendim? Belki ömrü boyunca yanmak, Aramak, aradığına dünyada kavuşamamak, Bu sebeple tutuşmak, korlanmak, Ve Üveys misali bağlanmak, Belki bir Mecnun gibi çöllere varmak, Kerem gibi bağrını dağlamak, Ferhat’ ın azmiyle olmayanı oldurmak, Sonra dikip gözlerini tavana, Nazlı Suna’ sıyla hayaller kurmak, Düşte de olsa O’ na kavuşmak, Ve maddede görmemiş olsa dahi, Mana âleminde O’ nunla konuşmak, “Efendim, Efendim” diye ayaklarına kapanmak, “Sen yokken ben yoktum, Sen’ i buldum; ben benliğimden soyundum, ‘Ben’ ‘Sen’ oldum Efendim.” diye ağlamak, Hıçkırmak gecelerce, günlerce, O’ nsuz geçen yılların hasretini dindirmek, Yangınını söndürmek adına, Ardında pervane olmak. O’ nu korumak için çabalarken, Ayağını yılan sokan Ebubekir’ i anımsamak, Sonra o ruhsuz, o soğuk, o kalpsiz sandığımız yılanın, Aşk’ ını anlamak, Belki bir yaz akşamı, Oturup masanın başına, Herkes uyurken, Bardağında çayı, Elinde kalemiyle, Sevdiği’ ne mısralar yazmak, Ve bunu yaparken, Unutup kendini bile, Bardağındaki çayı soğutmak, Belki sonunu getiremediği bir öykü tasarlamak, Nasıl biteceğini bilmeden, öyle istediği gibi yorumlamak, Ve kimbilir, belki bir Eylül akşamında, Bir daha hiç ayrılmamak üzere, Efendisi’ ne, Nazlı Suna’ sına kavuşmak! (SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM)
21.06.02 / KONYA / 02.30
|
|
|
Acaba Nedir?:
ben
,
bir
,
daha
,
eylül
,
garip
,
gibi
,
hayal
,
hiç
,
konya
,
mavi
,
nasıl
,
nazlı
,
o
,
öykü
,
pervane
,
tüm
,
unutmak
,
ve
,
yaz
|
|
|
03 Haziran 2008 Salı 23:37:14
"Efendim,müjdecim ,kurtarıcım,peygamberim: sana uymayan ölçü hayat olsa tperim." mısrası boşuna yazılmamış vesselam..tebrik ederim Heval uzun bi aradan sonra şiirlerini okumak zevkliydi..kaleminden dökülen güzellkilker daim olsun inşallah.hayırda kalman temennimleriyle..
TUSEMYAR tarafından 6/3/2008 11:37:53 PM zamanında düzenlenmiştir.
|
|
|
|
03 Haziran 2008 Salı 23:37:12
"Efendim,müjdecim ,kurtarıcım,peygamberim: sana uymayan ölçü hayat olsa tperim." mısrası boşuna yazılmamış vesselam..tebrik ederim Heval uzun bi aradan sonra şiirlerini okumak zevkliydi..kaleminden dökülen güzellkilker daim olsun inşallah.hayırda kalman temennimleriyle..
|
|
|
|
29 Mayıs 2008 Perşembe 17:28:59
tebrikler üstadım güzel dizeler gerçekten saygılarımla.
|
|
|
|
28 Mayıs 2008 Çarşamba 23:48:08
Oturup masanın başına, Herkes uyurken, Bardağında çayı, Elinde kalemiyle, Sevdiği’ ne mısralar yazmak, Ve bunu yaparken, Unutup kendini bile, Bardağındaki çayı soğutmak, Belki sonunu getiremediği bir öykü tasarlamak, Nasıl biteceğini bilmeden, öyle istediği gibi yorumlamak, Ve kimbilir, belki bir Eylül akşamında, Bir daha hiç ayrılmamak üzere, Efendisi’ ne, Nazlı Suna’ sına kavuşmak! (SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM) Yürek kalemini kutlarım.
|
|
|
|
28 Mayıs 2008 Çarşamba 17:46:48
O’ nu korumak için çabalarken, Ayağını yılan sokan Ebubekir’ i anımsamak, Sonra o ruhsuz, o soğuk, o kalpsiz sandığımız yılanın, Aşk’ ını anlamak, Belki bir yaz akşamı, Oturup masanın başına, Herkes uyurken, Bardağında çayı, Elinde kalemiyle, Sevdiği’ ne mısralar yazmak, Ve bunu yaparken, Unutup kendini bile, Bardağındaki çayı soğutmak, Belki sonunu getiremediği bir öykü tasarlamak, Nasıl biteceğini bilmeden, öyle istediği gibi yorumlamak, Ve kimbilir, belki bir Eylül akşamında, Bir daha hiç ayrılmamak üzere, Efendisi’ ne, Nazlı Suna’ sına kavuşmak!
tebrikler, gönül dostu yüreğinize sağlık selametle kalın
|
|
|
|
28 Mayıs 2008 Çarşamba 00:07:06
kardeşim bu dizelere yorum yapmaya hicap ederim. aşk odur ki adamı aç bıraka, susuz bıraka ve bir kerecik seven ah etmeye. kalemin daim olsun. selam ile...
|
|
|
|
27 Mayıs 2008 Salı 14:04:08
kutlarım sevgiler
|
|
|
|
27 Mayıs 2008 Salı 12:53:37
Yaradana duyulan ilahi ve ulvi aşkı öyle güzel ifade etmişsinki ne mutlu senin gibi düşünebilen yüreklere. İnsanı, doğayı ve dünyayı sevmenin temelinde öncelikle yaratanı sevmek vardır. Manevi huzura erilecek ve şefkatle bağlanılacak olan sevgi yaradana duyulan sevgidir. Bu sevgide maddiyat ve çıkar ilişkisi yoktur bireyler inançları doğrultusunda sever ve bağlanır, yaptıkları hayırları ve besledikleri iyi niyetleri manevi sadetleri için yapmaktadırlar bundada zorlayıcılık yoktur, temelinde kulun allaha olan inancı vardır..... İlahi aşkla yazılmış, kalp ve gönül gözünüp görüp, hissettiği duygu deryasında harmanlanmış fevkalade güzel bir şiir okudum. Canı gönülden kutluyorum üstadımı...... Yüreğinize ve kaleminize sağlık...... Sevgiyle ve şiirlerle kalınız.........
|
|
|
|
27 Mayıs 2008 Salı 12:53:03
Tebrikler .. Kutluyorum yüreğinizi.. Sevgi ve muhabbetle.*.*.
|
|
|
|
27 Mayıs 2008 Salı 12:46:37
Salat-ü selamlar olsunAllah2ın sevgilisine ve ashabına. Allah sizden razı olsun. Yürekten kutluyorum. Muhabbetle.
|
|
|
|
27 Mayıs 2008 Salı 12:37:06
Tebrikler dostum aşk gelince ne varsa hepsini süpürür aşk la sevgiyi ve bazende nefsi iyi bilmek lazım . harikasın Allah eksik etmesin yüreğinize sağlık.
|
|
|
|
27 Mayıs 2008 Salı 11:46:14
harika olmuş. Rabbim bu aşkın muhabbetin yüzü suyu hürmetine bağışlasın bizi. saygılar sunuyorum yazan yüreğe.
|
|
|
|
27 Mayıs 2008 Salı 11:06:20
organik aşk... evet evet... gerçek aşkın günümüzdeki tanımı olarak ifade ettiğim bu isimlendirmeyi sevdim. organik aşk... yani ilaçsız, gübresiz, hormonsuz, yalansız, dolansız, karşılıksız... tamamen doğal. yılanın yüreğindeki Resulullah aşkı da öyle. Ebubekir'in yüreğindeki de... Devenin yüreğindeki de... Kays..! ulu mürşit... aşkı konuşurken seni unutmak bana ar olsun. dost "kocasinan"; emeğine ve yüreğine sağlık.
|
|
|
|
27 Mayıs 2008 Salı 10:39:16
Ve Üveys misali bağlanmak,
Ayağını yılan sokan Ebubekir’ i anımsamak, Sonra o ruhsuz, o soğuk, o kalpsiz sandığımız yılanın,
zemzem gibi aktı gitti... Üveys gibi sevmek, nasip olur mu ki ? ya Ebubekir gibi... neden ? niçin ? demeden kabullenmek Hadi geçtim hepsinden de yılan gibi dedelerinden duyduğu için onu mağarada beklemek, devesi bile onun yokluğuna dayanamayıp kırk gün hiç bir şey yiyip içmemiş, kütük de mi olamayız acaba ?... yaslanıp sohbet ettiği, ama yer dar geldiği için başka yere gidince Resullah, onun hasretine dayanamayıp feryat eder... gene yaptın yapaçağını kardeşim... Allah gönlüne göre versin. yüreğine sağlık.
|
|
|
|
27 Mayıs 2008 Salı 09:28:29
Efendim, Efendim” diye ayaklarına kapanmak, “Sen yokken ben yoktum, Sen’ i buldum; ben benliğimden soyundum, ‘Ben’ ‘Sen’ oldum Efendim.” diye ağlamak,
"Şefeat ya Resulallah."Duygu yumağı yüklü güzel şiir.Keşke diyorum bende.Tebrik ediyorum.Selam ve saygılar.
|
|
|
|
27 Mayıs 2008 Salı 08:37:02
Takarlar sevdiklerini kollarına, Açılırlar kırlara, =========================== İki yürek severse samanlık seyran olur.Birde kırlara çıkılırsa büyük aşkın büyük sevinci olur. Tebrikler çok güzeldi .
|
|
Şiire yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üye değilseniz üye olmak için tıklayın. |
|