Edebiyat Defteri

Hayata karakteri oluşmada karışanlar, başdöndürücü bir hızla vicdanlarını da kaybederler. F.W. FOERSTER
E-mail adresiniz: 
Şifre:
Edebiyat Defteri
 Atölyeler 
   

Okunası Şiir
Özel Seçki

 
Şiir Bilgi
26.05.2008 tarihinde eklendi.
664 çoğul gösterim yapıldı.
369 tekil gösterim yapıldı.
45 yorum yapıldı.
 

   
 

beytlehem





ateşin yüzeyinde rakseden sukût
benim ve onun arasında
çırpınan binlerce yürek
geçmişten getirdiği mağma
oğul zamanlı hikaye

yağmurun parmaklarını okşa
tuz bu …
yanaklarını gördüm semerkant’ta

hakikatın pervazında bir kelebek
gümüş kanadında ayça
tekrarlayarak kendini
onsekizbin kere ölüm/fragman
- pencereyi aç

anne dirildi taşlar
dizildi kaybolduğum sahanlığa
- nehr’olan ikinci hayat

bingöl dağlarına kar mı yağdı tüm gece ?
ve harflerin üzerine

kayalıklardaki dikeni örten alnın
o mermiler arasında
şah damarımdan koparılan su
bedel isteyen anımsama

yenisiyle kapanır
yaraların iyileşmeyecek mi nehrevan ?
yüzün/ merhemli sularda meryem
sararan başaklar gibi aklımda/ saçların

herkes için değil ki dağlar
ürkek bir ceylan gibi süzülür
avcıya aşina/ gözlerin ...
nice azdır/ hatıra olmaya
tutamaz bakracın kulpunu
koyu katran aşk

şimdi
ölüm söküğü tenim
nefesinden yapılan yama
yırtıldı yeniden
hayatta kaldım !
kalbimi yatıştırmaz yağmur
çöl düğümlü/ beyhude !

benim eserim değil bu
hükümlü olduğum humma ...

hangi dilin borcuyum ?

menziline hıçkırdığında gece
ürküp kaçar ruhun
içimdeki kalabalığa terk etme

kuruyan dudaklarını ibadet bildiğim
sulusepken bir kar çizebilirdi ikizim
üç kez oku
çağrıldığım adı

yanına geleyim
yanına geleyim





mayıs 2008

   
Acaba Nedir?: bir , gece , gibi , ibadet , kar , ölüm , su , tüm , ve
 Yorumlar
 « Önceki 40 yorum   1   2   Sonraki 40 yorum » 
 
19 Haziran 2008 Perşembe 02:09:49
ateşin yüzeyinde rakseden sukût
benim ve onun arasında
çırpınan binlerce yürek
geçmişten getirdiği mağma

oğul zamanlı hikaye

yağmurun parmaklarını okşa
tuz bu …
yanaklarını gördüm semerkant’ta

hakikatın pervazında bir kelebek
gümüş kanadında ayça
tekrarlayarak kendini
onsekizbin kere ölüm/fragman
- pencereyi aç

anne dirildi taşlar
dizildi kaybolduğum sahanlığa

- nehr’olan ikinci hayat

bingöl dağlarına kar mı yağdı tüm gece ?
ve harflerin üzerine

kayalıklardaki dikeni örten alnın
o mermiler arasında
şah damarımdan koparılan su
bedel isteyen anımsama

yenisiyle kapanır
yaraların iyileşmeyecek mi nehrevan ?
yüzün/ merhemli sularda meryem
sararan başaklar gibi aklımda/ saçların

herkes için değil ki dağlar
ürkek bir ceylan gibi süzülür
avcıya aşina/ gözlerin ...
nice azdır/ hatıra olmaya
tutamaz bakracın kulpunu
koyu katran aşk

şimdi
ölüm söküğü tenim
nefesinden yapılan yama
yırtıldı yeniden
hayatta kaldım !
kalbimi yatıştırmaz yağmur
çöl düğümlü/ beyhude !

benim eserim değil bu
hükümlü olduğum humma ...


hangi dilin borcuyum ?

menziline hıçkırdığında gece
ürküp kaçar ruhun
içimdeki kalabalığa terk etme

kuruyan dudaklarını ibadet bildiğim
sulusepken bir kar çizebilirdi ikizim
üç kez oku
çağrıldığım adı

yanına geleyim
yanına geleyim


yorumsuzum...... tek kelimeyle harika,yüreğine sağlık ... tebrikler
 
18 Haziran 2008 Çarşamba 13:09:04
tebrıkler beyazın yanına kırmızı guzel olurmuş usta bır kalem oldugunuz bellı hocam saygılar.
 
08 Haziran 2008 Pazar 11:28:44
menziline hıçkırdığında gece
ürküp kaçar ruhun
içimdeki kalabalığa terk etme

kuruyan dudaklarını ibadet bildiğim
sulusepken bir kar çizebilirdi ikizim
üç kez oku
çağrıldığım adı

yanına geleyim
yanına geleyim

Tebrikler şaire hanım harika dizelerdi ve ödülü de hak etmişsiniz kutluyorum...
 
07 Haziran 2008 Cumartesi 05:14:01

Neredeyse sabaha kadar bir çok şiir okuduktan sonra şiiriniz...

Muhteşem bir final oldu... sabahlamaya değdiğini hissettirdiniz

Bu saatten sonra başka şiir okumak, zul gelir...

SAYGILARLA



 
05 Haziran 2008 Perşembe 21:56:38




ben düşünüyorumda

çok ince düşündüğüm için en çok da kendime borçluyum...

herşeye ama herşeye rağmen onurumla

bu kadar acıyı yaşıyorken toprağım borcum borç diyebiliyorum!


sevgimle ve geç kalmışlığımın mahcubiyetiyle şiirden ayrılıyorum sema...


 
05 Haziran 2008 Perşembe 21:34:02
kartkurt
yamanmaz tüyden sağır olmuşluğun bağıranı
hayret tapınağı zifaf mordağın çocuğu tanıdım seni
saygılar
 
05 Haziran 2008 Perşembe 10:48:14
Mükemmel dizeler. Kutlarım kaleminizi ve de yüreğinizi. Selamlar.
 
04 Haziran 2008 Çarşamba 18:41:50
göğün altında
up uzun bir
seranad

kutlarım
 
04 Haziran 2008 Çarşamba 12:28:23
yüreğiniz asla susmasın
güzeldi
kutlarım
 
02 Haziran 2008 Pazartesi 18:30:13


Titizlikle kaleme alınmış harika bir eser
Ve farklı bir anlatım

Yüreğinize sağlık...
 
02 Haziran 2008 Pazartesi 15:23:58
yenisiyle kapanır
yaraların iyileşmeyecek mi nehrevan ?
yüzün/ merhemli sularda meryem
sararan başaklar gibi aklımda/ saçların


benzeşmenin yarattığı bir sevgi olsa gerek sema! tahanın ölümünde bu resmi kullnmıştım bir sitede....üstelik merhametle sarmalamıştım dıştan içe...yahu şair neden kanar dizeler kar arttıkça! ve neden severim senin şiirlerini bilir misin?

boşveeerrr anlatmak uzun sürer ve o kadar ömrüm yok...süper.
 
02 Haziran 2008 Pazartesi 15:14:39
üç kez oku
çağrıldığım adı
yanına geleyim
yanına geleyim
Tebrikler çok güzeldi .
Saygılar ..


 
02 Haziran 2008 Pazartesi 11:48:40
herkes için değil ki dağlar
ürkek bir ceylan gibi süzülür
avcıya aşina/ gözlerin ...
nice azdır/ hatıra olmaya
tutamaz bakracın kulpunu
koyu katran aşk


Toprakça konuşurken sular
Tatlı yumulmuş kirpiklerin mutluluğudur cennet
Her kayada dururken izi beş parmağın
Üşürken korkar mı günler
Umudun sığınağında atarken yürekler


Aşk;
sevginin sonsuzluğunda sever kendini, dağlar gibi ucu bucağı yoktur, her sınır onun sınırsızlığıdır.

Dağlar;
Eksiksizliğinde bir bütünün el kitabıdır tüm devaları çığlığının sayfalarında saklar, heybetini sevdikçe aşka bürünür.

İşte bundan oturdular aşkın sofrasına.
Ve tırmanarak dağların erguvani yamaçlarına.
Dili dağlandıkça dağlaşan, alevlenen ve yağmura karışarak selleştiler.
Ve sonra bir kıvılcımın avuçlarından ömürlerini içirdiler susayan her damlaya.Böylece bu dünyanın cennetini tadarak
İlah edasında işlendiler yüreklere. Aşkları olmasaydı dağlar yetim bir çıplaklıktı ıssız bir korku…Aşkları olmasaydı, sevgi; satırlarda uğraksız cansız birkaç harf yığını kalırdı.

Aşk; suskundur, kendi içinde kaynar.
Kaynar kendi içinde suskunluğu dillenir.
Aşk, teninde gül açtırır.…acısını sever ve bütün yaraları onun zenginliğidir. Zenginliğini tükettikçe rengine soyunur, adına kavuşur.
Dağlar; yaşanan ve yaşanacak olanların en görülür halidir. Öyle mağrurca seslenir suskun yatağında deli bir mavzer gibi düşer, onurun varırken uzakların yorulabileceği yerlere. Dağların teninde aşk gülleri acıda mayalanan ve mayalandıkça dudaklarda bitimsizleşen. Bir soylu acıdır dağlar… damarlara aktıkça ışılca bir güneş doğar tan yerinin en bahtsız yerinde, en kara yerinde, en umulmaz çağında. Ve tarih dirilir anlaşılmaz bir kabusun ölü yerinde.

İşte bundadır hayat kokar dağların soluğu…
Ve orda rüzgar bir şarkının süzülüşüyle okşar ruhumuzu. Açlığı tadan her gece ve zırhlı soğuklarla kuşanmış her dem orada bir aşkı çelikleştirmek için koşar. Her yıldızın menzilinde büyüyen ve güzelleşen bir sevgi tutar aşkın ellerinden.
İşte bundandır dağlar aşkın önsözüdür ve yalın yürek yalansız yaşanan halidir.
Ve işte bundandır aşk dağlı bir isyan gibidir sisten sıyrıldıkça duru sularında gösterir yüzümüzü.




menziline hıçkırdığında gece
ürküp kaçar ruhun
içimdeki kalabalığa terk etme

kuruyan dudaklarını ibadet bildiğim
sulusepken bir kar çizebilirdi ikizim
üç kez oku
çağrıldığım adı

yanına geleyim
yanına geleyim



yüreğine sağlık arkadaşım sevgiler selamlar..saygılarımla..!
 
31 Mayıs 2008 Cumartesi 23:19:49
hangi dilin borcuyum ?

dil lal oldu okurken

tebrikler sevgiyle
 
30 Mayıs 2008 Cuma 19:33:42
tek kelimeyle harika... tebrikler...
 
30 Mayıs 2008 Cuma 17:26:08
bu güzel ve seçkin bir şiir teşekkürler o güzel yüreğinize saygılar

 
30 Mayıs 2008 Cuma 09:36:47

menziline hıçkırdığında gece
ürküp kaçar ruhun
içimdeki kalabalığa terk etme

kuruyan dudaklarını ibadet bildiğim
sulusepken bir kar çizebilirdi ikizim
üç kez oku
çağrıldığım adı

yanına geleyim
yanına geleyim
*********************
inadına asılacaksın küreklere...toprağının sesi gözü kulağı olacaksın...bu kadar inceden sorgulayarak şiirleştiren acıları...ellerine sağlık...




 
30 Mayıs 2008 Cuma 02:17:27
ölmek değişmek... sahtıyan...

bedelsiz numune için sağol...
 
28 Mayıs 2008 Çarşamba 15:32:34
saygılarımla.

şiirde heyacan.

cemilmelih.
 
28 Mayıs 2008 Çarşamba 01:10:48
Sevgili kardeşim Sema,

ister inan ister inanma, senin sayfana ne zaman uğrasam heyecanlanıyorum.

Şiirin tadını alıyorum,
yeni dizeler tanıyorum.

Kalemin hiç körelmesin kardeşim..
 
27 Mayıs 2008 Salı 22:29:03
menziline hıçkırdığında gece
ürküp kaçar ruhun
içimdeki kalabalığa terk etme

kuruyan dudaklarını ibadet bildiğim
sulusepken bir kar çizebilirdi ikizim
üç kez oku
çağrıldığım adı

yanına geleyim
yanına geleyim
........................................
KAÇIRIYORUZ BAZEN ŞİİRLERİ
YÜREK SÜZGECİNİN İNCİLERİNİ KUTLARIM ŞAİR ÇOK
BAŞARILI İÇSEL SESİNİZ
BAŞARILAR
 
27 Mayıs 2008 Salı 21:38:52
fazla söze gerek yok.şiirdeki ifadelerin zenginliği kendini göstermiş.kutlarım.
 
27 Mayıs 2008 Salı 19:48:35

herkes için değil ki dağlar
ürkek bir ceylan gibi süzülür
avcıya aşina/ gözlerin ...
nice azdır/ hatıra olmaya
tutamaz bakracın kulpunu
koyu katran aşk

dağlar kırılır kendine, bir çiçekte açmaz aşk odan kapalı kaldıysa güneşe,ürkektir coğrafyam kuş kanadında ,kırmızı fişeklerle gelirler avcı yanlarıyla yanıma ...

bakracın kulpuna karadenizden bir yürek gönderdim,varsın gönüllerde maya tutsun bir tadımlık nefes içimizde...

sevgiler
 
27 Mayıs 2008 Salı 13:51:04
Anlamak için yaşamak,yaşatmak için yazmak gerekir
böylesine yaşamak ve böylesine yazmaktır sema güler...
Saygım sonsuz, sadece sevgimle

Servet Bilgin
 
27 Mayıs 2008 Salı 03:21:49
Mümkün böyle şiir yazmak...

Sadece dünyanın dört bucağını dolaşıp binbir macera ardından bu büyülü kelimeleri toplamak;yanardağların ağzından- ürküten babil kuyularından-devlerin koruduğu masallardan...

Sonra onları aynen buna benzer dizayn etmek( ki herbiri diğerine temas ettiğinde kıvılcımlar çıkmalı)

En son dışardan yangını farkedilmeyen bir büyülü ocakta pişirmek ve servis etmek başka yangınları körüklemek üzere...

Hiç zor değil yani, mümkün böyle şiir yazmak...
 
26 Mayıs 2008 Pazartesi 23:40:30
menziline hıçkırdığında gece
ürküp kaçar ruhun
içimdeki kalabalığa terk etme

kuruyan dudaklarını ibadet bildiğim
sulusepken bir kar çizebilirdi ikizim
üç kez oku
çağrıldığım adı

yanına geleyim
yanına geleyim
******************
ŞİİR BEN BURADAYIM DİYOR YORUMA NE GEREK.ÖZGÜN USTA BİRİNİN KALEMİYLE YAZILMIŞSA .
KUTLUYORUM.
SAYGILARIMLA
ŞİİR VE SEVGİYLE KALIN.

DilrubaNurayErenler tarafından 5/26/2008 11:40:54 PM zamanında düzenlenmiştir.
 
26 Mayıs 2008 Pazartesi 22:52:24
Bu güzel şiiri yazan şairi ayakta alkışlıyorum.Bundan gayrı sizi okumak boynumun borcu olsun diyorum.Çok büyük haz alarak okuduğum ender ve nadide şiirlerden biri.SAYGILARIMI SUNUYORUM...
 
26 Mayıs 2008 Pazartesi 21:43:40

Sema Güler'in imzasını taşıyan her şiir benim uğramadığım görmediğim ama hep hissettiğim o acı zengini

o mutluluk yoksulu topraklardan çıkıp gelmiştir mutlaka. Sema Güler o toprakların dilinin borcudur.



 
26 Mayıs 2008 Pazartesi 19:09:23
Güzel anlatım sevgiler.
 
26 Mayıs 2008 Pazartesi 17:44:15
canımıniçi/sin hepsi bu