Edebiyat Defteri

Evren aynı kalmak için değişir, biz ise farklı olmak için. John Fowles
E-mail adresiniz: 
Şifre:
Edebiyat Defteri
   

Okunası Şiir
Özel Seçki

 
Şiir Bilgi
17.05.2008 tarihinde eklendi.
338 çoğul gösterim yapıldı.
225 tekil gösterim yapıldı.
28 yorum yapıldı.
 

   
 

LEKE


Sandıktan çıkan kutsanmış patiskalar
Ve beyaza düşen kırmızı
Bakire kızların mahrem rüyaları
Mastürbasyona maharetli eller
Ki konuşmaya kızarık yüzler
Ne çok dogma ile sindirildiler

Yarı tanrılar girince rüyalara
Adı aşk olan
Adı sadece kitap aralarına yazılan
Adı dud’larda saklanan
Gerçek tanrıları terk ettiler

Camların arkasında kendinden kaçak
Gözlerine yabancı
Ellerine ürkek kızlar
En fazla babalarını tanıyorlar
Anne neden kıllıdır döşler bu kadar
Ben kendime dokunsam
Elerim yanar mı cehenneme kadar (!)

Şimdi kasıklarında ağrıyla
Ve içsel merakın yangınıyla
Yarına yürüyor çocuklar!
Kızlığı bilmeden
Kadınlığı yaşıyorlar
Her bebek dokuz ayda doğar
Ya prematüre olanlar?

Ayırma bacaklarını ayıptır diyen anneler var
Dokunma kendine günahtır diyen teyzeler
Ve hala leyleklerin taşıdığı bebekler
Ahh kızlar
Bacaklarını kocalarına bile açamayacaklar
Korkacaklar
Annelerinden korkacaklar
Kocalarına babaları gibi
Ürkek gibi
Şaşkın gibi
Gibi gibi bakacaklar

Sandıktan çıkacak kutsanmış patiskalar
Ve şaşkın çocukkızlar!
Lekelerini utanarak bırakacak
Ve dokuz ay sonra çocukanne! olacaklar
Erken doğum yapanlara
Gözler hep şüpheyle bakacaklar

Kızlar
Çocuk kadınları
çocuk kadınlar
çocuk anneleri
çocuk anneler kendilerini doğuracaklar

sandık
patiska
el
mastürbasyon
karanlık.

Anne
Ellerim yanacak mı sonsuza kadar



FİLİZ KILINÇ
   
Acaba Nedir?: anne , aşk , ay , bebek , ben , çocuk , en , gerçek , gibi , hep , ile , kaçak , kadar , kırmızı , kızlar , kitap , prematüre , sadece , şaşkın , şimdi , ürkek , ve
 Yorumlar
 
02 Haziran 2008 Pazartesi 15:05:14
şiirlerin cemal süreya nınkilere benziyor bence etkilendin mi hiç c. süreyadan
ama ilgi çekici söz tekrarları fiilan dank diye vuruyor insanın kafasının ta içine
benim de seninkiler gibi çok şiirim var ama burda pek paylaşmıyorum
defterimde kalması daha hoşuma gdiyor özel gibi bişey yani ama paylaşsam da olur
 
25 Mayıs 2008 Pazar 16:55:02
SERT VE GERCEK SÖZLER,
HARIKA BIR SEKILDE DILE GETIRMISIN,
HIC CEKINMEDEN BASTIN TÜM AGIRLIGNLA ÜZERIME,

KULARIM YÜREKTEN

SEVGILERIMLE
Okuduğunuz yorum şiirin sahibi tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
 
22 Mayıs 2008 Perşembe 01:54:22
Yaşanılan dünyadan kopuk olmak ne kötü şeydir..
Ne kötüdür ki; dünyanın sadece yaşanılan çevre kadar olduğu sanılır. Halbu ki; şiirde toplumsal yaranın derininde gezinildiği farkedilmiyor bile. Ufkunu görebildiği kadar değil, görebileceği kadarına açmaya çalışmak gerekmez mi? Bir vatan düşünün! Doğu ve batı keşmekeşliğinde gezinilsin. Bir tarafta dünyaya açık yüz, gelişmiş (ya da öyle söylenir) diğer tarafta insanlık onurunun ayaklar altına alındığı, tabuların alabilendiğince yaşandığı, töre diye adlandırılarak çocuk yaşta anne olmaya itilen kızlar. Şiirin yazanı doğru noktalara temas etmemiş midir ki? Yıllarca feodalizmin eteğinde yaşayan insanlar, hangi demokratik haklarını özgürce kullanmış, hangi kişisel hak ve hürriyetlerini o feodalizmin kucağına bırakmamıştır. Ağa don alacak, maraba giyecek.. Ağa marabanın kızına göz koyacak, kız çocuk yaşta anne olacak. Daha kötülerini yazmak istemiyordum olanların, ama şair öyle yerlere temas etmiş ki yazmadan geçemeyeceğim. Kaç kız çocuğu tecavüze uğramakta bilen var mı? Hayat tabiiki betonlar arasında yaşanılan değil.

Tespit öyle yerli yerine oturmuş ki.. Her birimizin aileleri başka şehirlerden göç etmiş gelmiş, bir müddet sonra da bulunduğumuz yerin kültürü ile geldiğimiz yerin kültürü arasında sıkışıp kalmışız. Dikkat edilirse, bu şiir sadece oradaki kız çocuklarının vahametini anlatmıyor, hatta neden-sonuç ilişkilendirilmesi yapılarak, toplumsal boyutta tezatlar anlatılıyor. Doğu ve batı arasındaki uçurum salt yapısal anlamda değil. Yatırımların olup olmaması da değil elbet. Burada insanlar arasındaki, yaşayış biçiminden kaynaklı bir eleştirisel yaklaşım söz konusu. İnsan değerini bulmadığı toplumlarda, güçlü olanın boyunduruğu altında yaşamakta. Günümüz gençliği, kentsel oluşumların içerisinde belki biraz daha hak ve hürriyetlerini aramakta (bu da kentlerin varoşlarının dışında). Aramaya çalışmaktadır. Bakın kentlerin yüksek tepelerine kurulan evlerin içinde olanlara. Doğudan ne kadar farklıdır? Kaldı ki; sorun insana yaklaşımla başlamakta, daha ergenliği tanımadan, başka sinelere, salyaların arasına, çirkefliğin arasına atılan kız çocukları anlatılmakta. Öncelikle kişi olarak ve özellikle erkekler olarak bir bakalım olaya. Masum olan kaç kişi var? Bir çoğumuzun elleri de pasaklı değil mi?

Meselenin özüne inen şairi kutluyorum. Dogmalarla ürkek nesiller yetiştirilmekte. Şair üzerine düşeni yapıyor elbette. Toplumsal yaraya parmak basıyor. Düşünebiliyormusunuz, televizyon ekranlarında kaç tane kentsel yaşayışı anlatan dizi ya da belgesel var? Her biri aişretleri anlatmakta, her biri etrafında ki insan yumaklarını kendince kullanmakta. Bunlar anlatılıyor, derin anlatanları da dövüyorlar ne yazık ki. Erklerini devam ettirmek hırsındaki yaşayışların bundan da ders almayacağı aşikar. Bıyıklarını buracaklar, taze bedenleri hoyratça kullanacaklar. Sonra da oturup, sağlam ve kişilikli nesiller yetiştirebilirmiyiz diye düşüneceğiz.
Mutlak hakim olan insan olmalı DEĞİL Mİ? Şiirin aksini düşünen varsa bir adım öne çıksın..Tabu ve töre.. Feodalizmin avuçlarında.. Ağa'ya yada ağa ocağındaki babalara! Bir yudum toprak uğruna, insanlığın lekelerine! Neden orada gelişmişlik yaşansın ki.. Nasılsa potansiyel insan kaynağı var.. Yüzyıllarca hoyratça kullanılsın. O çocuklar da, doğan çocuklar da kölelik sisteminin başka versiyonunda hizmete devam edecek ve bizler hala neden orada bunlar oluyor diye eleştiri yapan şiiri de, yazılan romanı da, çekilen film yada dizileri de eleştireceğiz. Biz galiba kendimizden başkasına gözümü açmıyoruz. Bir masa etrafında ancak tartışıyoruz. Hıh!! Tartışacağız ama her şey olduğu yerde kalacak. Düzeltilecek mi? Bence HAYIR!!
Günlük gazete sayfaları bunlardan geçilmiyor. Toplum olmayı ve insan olmayı öğrenemeyeceğiz.

Şair; duyarlı yüreğini bir kez daha kutluyorum. Şiir cesaretin temelidir. Tema cesurca işlenmiş. Şiirin giriş, gelişme ve sonuç bölümü yerli yerine oturmuş. Şiir finalde bütünleşmeli ki, şair darbeyi vurmuş şiirde.

Filiz, toplumsallık şairin özü olmalı dersin her zaman. Yaşadığı çağa tanıklık etmeli dersin her zaman. Doğru söylersin şair çok doğru..

Cumhur Karaca
 
21 Mayıs 2008 Çarşamba 12:20:52
İnsan olmanın da bir anlamı olmalı bence... Günümüz insanı bu anlamdan yoksun...Kendilerini taşımayı bilmeyen insanlar... Ve kendilerini taşıtmaya çalışanlar...Küçücük kız çocuklarını sokağa bırakan, hiç ilgilenmeyen anneler, babalar ...Ve acımasız yetiştirilen, estetik ve ve moral değerlerden yoksun bir nesil...Kıskaca alınmış bir cemiyet... "Eşini bul, aşı da bol olsun" deyip her rezalete göz yuman aileler... Erkek çocuklarına " Sen erkeksin, git yolunu bul!"(ANLARSINIZ YA!) DİYEN ANNELER, BABALAR..CEMİYET.. Sonucu doğal bir ortam...
Şiirinize gelince: Suçluları ve yanlışları iyi teşhis edemeden; günümüz gerçeklerini göz ardı ederek, otuz kırkyıl öncesinini mantığıyla :

"Ayırma bacaklarını ayıptır diyen anneler var
Dokunma kendine günahtır diyen teyzeler
Ve hala leyleklerin taşıdığı bebekler" oluşturulan mısralarınızı yadırgadım. Bu devirde iiletişimin bu denli ilerlediği bir devirde, her şeyin ekranlara düştüğü bu zamanda, anne ve babaları , çocukları da böyle masumane ifadelerin içine irdelemeden sıkıştırmak ne kadar doğru... Bir eğitimci olarak gençlikle iç içe olan bir insanım... Bu ızdırabı da en çok duyanlardanım...

Estetik yönü zayıf şiirinizin. Kelimeler koşmuş... Kıvrılmış... Her kelimenin bir estetik yönünün olması gerektiği unutulmuş... İçerik olarak... Suçlu da yok, suçsuz da... İç uyaklar da başarılısınız... Ses benzeşmeleri ve tekrarlarla sağlanmış ahenk...

Şiir estetik demektir, entelik kokan kelimelerin dikkatle seçilmesi gerektiği düşüncesindeyim. Bir emek var, saygı duyarım... Ama... "Efendim, çok güzel olmuş, tebrikler" deyip geçmek kolaydı. Ben bu yolu seçmedim. Ben böyle düşünüyorum, kabul buyurun lütfen. Size ters gelen noktaları da görmeyiverin artık.Bağışlayacagınızı umarak, sevgi, sağlık ve muhabbetle kalın efendim.
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
 
21 Mayıs 2008 Çarşamba 08:16:15
YOK CAN O ESKİ GÜNLER YOK OLANLARADA KEL AYNAK KUŞLARI GİBİ KORUNMA ALINACAK KADAR AZ
NESİL KALDI EEE BANA SORMAYIN BEN HALE O ESKİ TEYZELERDENİM ANNE OLAMADIM AMA CADI HALA VE TEYSEYİM ALLAHTAN YİĞENLER SEVER BUNA RAĞMEN GÜZEL KALEMİNİZİ VE DE SİİZ KUTLARIM

TEBRİKLER
 
18 Mayıs 2008 Pazar 19:49:24
kızlar ve kadınlar adına sizi yürekten kutluyorum.bastırılmış kadınlık duygularını ne kadar da güzel dile getirmişsiniz.saygı ve sevgilerimle.
 
18 Mayıs 2008 Pazar 17:24:10

KADIN OLMAK GÜNAHA DOGMAK DEGILMI SAIREM

BASTAN SONA ,HAVVADAN BERi YÜKLENMEMiS Mi SIRTIMIZA GÜNAHA DAVET ...
ANNE OLDUK..TANRI BiLE KENDiNDEN BiR PARCA VERDi DE BiZE ,ADEM OGLU S/AYAMADI BiZi KENDiN CE
ÜRKÜTÜLDÜKCE YAKIN SAYDILAR KENDILERINE


YAZ SEN SAiREM....OKURUZ BiZ,BiZ SENIN KALEMiNDE SOLURUZ..

 
18 Mayıs 2008 Pazar 08:50:56

Sadece bizim insanlarımıza has alışkanlıklar,bakış açısı mı?
Gelenekler mi, din mi bizi eleştirdiğimiz hoşlanmadığımız yaşama zorlayan
Kendi içimizdeki tutarsızlık
Cesaretsizlik
Biz ne kadar sahip çıkabildik
Savunabiliyor muyuz hemcinslerimizi
Yeterince güçlü müyüz
Nüfus olarak fazlayız. Çocuk doğuracak kadar yetenekliyiz
E...
Neden düzelmiyor birşeyler?...

Tebrikler
Fazilet Ünsal ELİAÇIK

Fazilet ELİAÇIK tarafından 5/18/2008 9:01:05 AM zamanında düzenlenmiştir.
 
18 Mayıs 2008 Pazar 02:00:29
öyle bir toplum yarasını irdelemişsiniz ki
sayfalar dolusu yazsam şurada içimi boşaltamam
elbette bir sanatçı estetik kaygılarla bazı şeyleri imgesel olarak verir şiirinde
ama sizin yazdıklarınız yazılmayan detayları da bağırırcasına anlattı okuyucusuna

-aslında benim bir benzetmem var onu hiç olmazsa paylaşmak istiyorum burada
-erkekler baskılarla kadınların üzerine koza ördü.
ve bundan en büyük kazığı da yine erkekler yedi

Ben ülkemdeki tüm sevgisizliklerin ve sebeb olduğu kötü sonuçları
şiirinizde tema olarak yer alan baskılara bağlıyorum

muhteşem bir şiirdi her açıdan
yürekten kutlarım

sevgi saygı ve hürmetimle
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
 
18 Mayıs 2008 Pazar 01:26:08
Ne yana baksan başka bir dert..
 
17 Mayıs 2008 Cumartesi 23:31:03
Bakire kızların mahrem rüyaları
Mastürbasyona maharetli eller
Ki konuşmaya kızarık yüzler
Ne çok dogma ile sindirildiler
=============================
İnsanoğlunda baskılar bir alışkanlık.
Mutlaka baskı,günah ve yerel Gelenekler
bazı gerçekleri hep görünmez yerelere atıyor..
Tebrikler çok güzeldi..
 
17 Mayıs 2008 Cumartesi 23:29:13

iyi ki varsın, iyi ki yazıyorsun.

kutladım ve sevgiler bıraktım.
 
17 Mayıs 2008 Cumartesi 23:23:28
şiir dahi olsa utanıyoruz okurken.acaba gözlerimizde yanar mı?
göz kapansa akıl takılır.şimdi bedel beyinde.bir ömür boyu.
tebrikler,gerçekti şiirdi.
 
17 Mayıs 2008 Cumartesi 23:13:50
ben bu şiire yorum yazamıyorum maalesef...
ne yazayım
neye itiraz edeyim
neresi yanlış deyim...
sadece düşünüyorum...
saygılar....
 
17 Mayıs 2008 Cumartesi 22:30:46
anneler, çokluk farkında olmadan erkek egemen dünyanın işbirlikçisidirler...
gelenekler duvarına çarpa çarpa sağlanır bu işbirliği...


okumamışım bu şiiri tebrik ederim...
 
17 Mayıs 2008 Cumartesi 16:24:25
eskinin hassas konularından birine
öyle cüratkarca ama en önemlisi de şiirce yazılan şiirin şairini kutlarım....
bunlar bir yana çünkü bu tema çok daha geniş platformalarda tarşılacak kadar köklü bir sosyal yara..

benim asıl belitmek istediğim şiirin ustalığı
temayı morun en demlenmiş kıvamında işleyişi
temayı insanın gözüne gözüne
kaburgalarının içine iten tiz vurguları ...
işte bunlar daha bir harika daha bir ustaca

yüreğine sağlık
 
17 Mayıs 2008 Cumartesi 16:00:50
bakarsak perde arkasından ellerimiz çok daha yanar lekesinde

eğitim eğitim eğitim.

derindi.
 
17 Mayıs 2008 Cumartesi 14:32:39
Eğitim,eğitim ve yine eğitim...

Öylesine önemli konuya temas edip yaşattınız ki kutluyorum...

Ve bu tabular yıkılmadığı sürece böylesine tabloları daha çok göreceğiz...

Ve günüme seçiyorum şiirnizi...

Sevgiyle...
 
17 Mayıs 2008 Cumartesi 13:23:40

Ah bir öğrenip, öğretebilsek bireyin bedeninin yalnızca kendine ait olduğunu, bir şiirin içinden cımbızlayıp bir iki sözcüğün vagonuna binip giden beyinler devam etsinler bağnaz, yobaz tabu, örf dedikleri lanet olası dogmalarla kuşatılmış akıldan uzak fikirden yoksun israrcılıklarına.
Töre salaklıklarının ardına sığınarak kendi fidanlarını daha boy atmadan tırpanlayanlar, dedesi yaşındaki adamlara maddi çıkar uğruna peşkeş çekiyor, ardından utanmaz bir iki yüzlülükle inanca ibadet edilen mekânlarda bile, birey olabilmenin keskin sınırlarını zorlayan kadınlara namussuz ve o... vaazlarıyla saldırıyorlar.Sevgili Filiz, aydınlanma çağının ve Cumhuriyetin, demokrasinin, lâik sosyal hukuk devletinin oluşma çabalarını yaşarken atılan çelmelerle önümüz sık sık tıkanıyor, kafası karışan insanımız o ve öteki kavramlarıyla dolmuşa bindirildi, at izi it izine karışıyor ve önce insan deme yetilerimiz askıda kaldı, neremizden tutulsa tutanın elinde kalıyor, kendimiz birey olma evrimini geçirmek istemeyen ve durmadan kurtarıcı arayan kul toplumu psikozundan sıyrılamıyoruz maalesef, Yıllar önce Almanya'da çocuğuna tokat atan bir komşumu polis alıp götürmüştü ve ceza ödedi tokat attı diye, komşunun mantığı şuydu, aaaa..çocuk benim değil mi istersem damdan atar gebertirim..inanıyorum ki bu güne kadar hâlâ kavrama güçlüğü içindedir..OFFFF, ÇOK UZATTIM BE ÇOCUK BİRAZ DAHA YAZARSAM YA SİYASİ YA DA ÖRFİ SUÇ İŞLEYECEĞİM..Haydi eyvallah, son söz..ARZU EDEN KENDİ BACAĞINI KİME İSTERSE ONA AYIRSIN ÇÜNKÜ BEDENİ YALNIZCA BİR BİREY OLARAK KENDİSİNE AİT..PİSLİKLER AHLAKSIZLIKLARINIZI ASIL SİZ SEVGİ YAĞMURLARINDA YIKAYIN, FİDANLARIMIZIN BOYNUNU BÜKMEYİN, KÖKLEMEYİN KÖKÜ KURUYASICA İNSAN TACİRLERİ.
 
17 Mayıs 2008 Cumartesi 12:10:34
Kızlar
Çocuk kadınları
çocuk kadınlar
çocuk anneleri
çocuk anneler kendilerini doğuracaklar

sandık
patiska
el
mastürbasyon
karanlık.

Anne
Ellerim yanacak mı sonsuza kadar

Gerçekleri söylemekten korkmayınız. K. Atatürk
Hiç bir dolambaçlı yola sapmadan, gerçekleri tüm çıplaklığı ile ortaya döken güzel bir şiir.
Açık kalpli şaire sadece ve içtenlikle saygı duyarım. Ağzına ve yüreğine sağlık
 
17 Mayıs 2008 Cumartesi 10:47:49
Bir kez daha kutluyorum sizi.

Herşeyin özü, vazgeçilmezi ve varlık nedeniyken sevgi...
Canlı olan herşeyle birlikte insanı da genişleten, özgür ve huzurlu kılan...
Bu doğallık ve kendi seyrindeki barışık akmanın bir tek düşmanı vardı: Korku!

Sevgi ile çalışan böylesi bir donanım harikasına sahipken insan, kesip attı bir yanını...
Elmanın kendi yarısını kesmesi gibi.
Milyonlarca yıllık üstünlük! dopingi ile ulaşılmaz kulvar farkları yarattı ve bunu gerçeğin kendisi yaptı Erkek.
Sevgi seremonilerinin en mükemmeli olan ve kendisine en büyük mutluğu yaşatan büyük ırmağı yalnızca ve pervazsızca kendi tarlasını sulamak için kullandı, kullanıyor.

Ruhundaki, en bencil, en hoyrat yanlarından duyduğu suçluluk duygusuna tartışılmaz tanıklar ekledi yazılı veya sözlü. Dönüp kendisi de inandı yalanlarına. Üstelik kendi cinslerinden bile olsa daha "Yukarıdakiler"le eğemelik alanlarını birlikte genişletmekten geri durmadılar.

Kendi mutlu anının meyvesi olduğu halde...
Onun genetik mirasçısı bile olsa...
Tarihteki tüm erkek kahramanların anası olsa bile...
Doğada hiçbir canlının dişisi daha aşağılık ve hor görülmemiş olsa bile...
Yaşadığımız yer yüzü cenneti hepimize bahşedilmiş olmasına rağmen...
Bir Kocaman "AYIP!" dayanağı icat edip kendi riyakarlıklarını gizlemek istedil.

İşte bahardayız...
Bırakın kadınlarımızın, kız çocuklarımızın yaşamsal ve doğal güdülerine saygı duymayı...
Onları en doğru, en uygun yaşta ve en sağlıklı ortamda üstelik en doğru seçimle yapmalarını...
Emin olun ki... Kavak polenlerinin uçuşmasına bile yasak getirebilirler.

Üstüne üstlük... En kavurucu gizil dertlerinin kendilerine itirafından kaçınarak... Yeni yalan ve Edep dışı gizli uygulamalarının kölesi olarak... "Aleme verir talkını, kendisi götürür salkımı" üzerinde varılmış gizli ve kayıtsız bir paktın imzası altında. İşte o zaman 13-14 yaşındaki bir kız çocuğu kaçınılmazca hayvani bir tutkunun kurbanı olur ve bu ya meşru görülür ya da...Susuşa getirilip görmezden gelinir yahutta komplo sayılıp Karagözdeki Cıfıt gibi hem vurulur hem de "Ne vuruyorsun be!" pişkinliğine dayanak yapılır.

Konu günleri ve sayfaları alır.
Farklı düşünce ve inanaçlarımız olabilir...
Farklı ülkelerde yaşayabliriz...
Ama çocuklarımızın, hele hele kız çocuklarımızın bir küçük İNSAN olduğunu es geçemeyiz... Ve onları var eden içlerindeki yaşamsal enerjinin doğal akışını.

Yine güzeldi.
Yine şiirdi.
Yine haklıydınız.

Dostluk, saygı ve sevgiyle...

 
17 Mayıs 2008 Cumartesi 10:42:36
SİZİN ANLATTIĞINIZ O KIZLARIN NESLİ TÜKENDİ ZANNEDİYORUM ŞİMDİ 7 YAŞINDA HER ŞEYİ ÖĞRENİYOR ÇOCUKLAR ŞİMDİ OĞLUNA ALACAK EŞ OLACAK KIZ BULMAKTA ZORLANIYOR ANALAR TABİ ANAYA BABAYA KIZ BAKTIRAN SEÇTİRENDE KALMADI ZATEN HERKES KENDİ BULUYOR HATTA KIZLAR ERKEKLERİ AYARLIYOR NELER YAŞANIYOR ŞU ZAMANDA DİKSİNİYOR İNSAN HALA SİZ NEDEN BAHSEDİYORSUNUZ MAHREMMİ KALDI MEMLEKETTE GAYET RAHAT AÇIYOR BACAKLARINI KIZLAR SERE SERPE OTURUYOR SİZ BU KONUYLA KAFANIZI YORMAYIN ÇÜNKÜ OKADAR AÇILDIKİ BAYANLAR KIZLAR KENDİNİ ZOR ZAPTEDİYOR DEDELER
 
17 Mayıs 2008 Cumartesi 09:26:38
yansız, yalansız, tüm çıplaklığıyla bir gerçeğin şiiri. bunun ötesinde bir ifade kullanmak şiire ve yazan yüreğe haksızlık olur diye düşünüyorum. emeğinize sağlık sevgili "filiz kılınç". işlenen temasıyla birlikte şiir gibi bir şiir okudum. tebrik, teşekkür, sevgi ve saygılarımla.
 
17 Mayıs 2008 Cumartesi 07:01:08
Anne
Ellerim yanacak mı sonsuza kadar
==============================
Hala Aydınlığa çıkamamışız..Hala baskı hala
kız çoçuklarının acı kaderi.
Tebrikler..


 
17 Mayıs 2008 Cumartesi 03:47:15
''tekelleşmemiş bir vahşi bulup tekELleştirmek...''
bu şiirdende mi şimdi ben bu sonucu çıkartayım...:)
kullanılan tema ve şiir oldukça başarılı..
kim bu şiiri nereye çekse kendi açısından çektiği yöne gidder..
saygıyla.
GBa
 
17 Mayıs 2008 Cumartesi 03:26:23
bizler dünyayı sadece yaşadığımız yer sanıyor ve kendi penceremizden bakıyoruz....aynanın sırlı yanında ne hayatlar var yaşanan.

siz metrolardan bahsediyorsunuz üstad....harita sadece bulunduğumuz kent kadar değil...yazılanlar da yalan değil...14 yaşındaki bir kızın sırf doktor diye 58 yaşında bir adamla evlendirilmesini doğal buluyormusunuz? ki olmuyormu bunlar sanıyorsunuz!

şiirde size batan satırları tahmin ediyorum ama anladığınız gibi yazmadığımı da çok iyi biliyorum...keşke hayat sadece bizim baktığımız pencereler kadar aydın olsa da bu satırlar hiç yazılmasa.