|
|
|
Sivri dalkavuk kazığı...
Çok güzel konuşmak onun sanatıdır, hedefinde kişisel çıkarı hep vardır, takla bile atar, kakalı caka satar, anasını boyar da babasına bile satar.
Yalar alttan ve üstten, eksik kalmaz zevkli sütten, güldüren nüktedandır, güldürür fiyakalı sözler ile.
Allar pullar dalga geçer, renk renk dalgalı ebrudur, vernikle parlatır sultanım diye diye.
Herkesi enayi yerine koyar, bile bile söyler de çekmez çile, selam verir sealmı bile çıkar peşinde, çok yuvarlaktır, yuvarlanır yuvarlak meşinde.
Sivri dilli hayrodur, hayrola diye çıkar yola. sivri sinektir, aslında kendisi inektir, seçili sözler ile yalakalık yapar, şeytanla gezer,bir sağda bir solda.
Kişiye yüceltir yalan ile, kandırır bile bile, toplumsal geçinir sivri dilli tilkidir, çok çıkarcıdır aslında.
Asalak kenedir, bitmez tükenmez çenedir, kene gibi yapışır, şerefsizce yarışır gurursuzdur.
Üretmez ama laf tüketir, sonunda toplum tükenir!..
|
|
|
|
15 Mayıs 2008 Perşembe 18:03:23
Üretmez ama laf tüketir, sonunda toplum tükenir!..
Toplumu Allah korusun bu yalakadan... Yalamış zaten herşeyi.
Kutlarım.
|
|
|
|
15 Mayıs 2008 Perşembe 18:02:13
Dalkavuk Şair Sofu geçinirdi bizim dalkavuk Sepetten büyüktü baştaki kavuk Haline şükretti çok pişmiş tavuk Hovardalık etti karıdan oldu
Bir eli Kuranda bir eli copta Ne ipte dururdu nede bir sapta Bir gün batacağı yoktu hesapta Püsküle kıymazken darıdan oldu Muskayı millete hapdiye sattı Millette inanıp habire yuttu Sandıki şeytanı çarptı uyuttu Bala pekmez kattı arıdan oldu
İcrada bıraktı cüppeyi donu Kendi hazırladı kendine sonu Razı edemedik hakkına onu Tümünü isterken yarıdan oldu
Allahım hiç ulu olurmu kuldan Tayfunda ümmeti korusun duldan İşte bu Çamurdan pirim pirsultan Kepezi süzerek arıdan oldu
Mehmet Ali alıntısıdır.
|
|
|
|
15 Mayıs 2008 Perşembe 17:57:21
Küçük Kayseriliye hocası sormuş :
- Altı kere altı?
- Otuz dokuz.
- Otur, sıfır.
Arkadaşı sorar :
- Bildiğin halde neden otuz dokuz dedin?
- Pazarlık edecektim, anlamadı...
|
|
|
|
15 Mayıs 2008 Perşembe 17:50:37
Kim kimi sever? Beyaz karayı, sinek yarayı, zengin parayı, Yemek tuzu, rakı buzu, maymun muzu, Ördek kazı, güzel nazı, aşık sazı sever... Kuş darıyı, çiçek arıyı, erkek karıyı, Ana çocuğu, çoban gocuğu, yumurta sucuğu, Ocak közü, kirpik gözü, ozan sözü sever... Garip sılayı, yiğit halayı, tencere kalayı, Davul zurnayı, avcı turnayı, deve hurmayı, Alın kelini, cömert elini, cimri dilini sever... Çöl yağmuru, çizme çamuru, oklava hamuru, Tembel yatmayı, geveze atmayı, pazarcı satmayı, Şişe tıpayı, şarap kupayı, eşek sopayı sever... Ebe bebeği, kahve dibeği, çengi göbeği, Memur masayı, ermiş asayı, hakim yasayı, Haylaz döveni, dalkavuk öveni, hergele söveni sever... Sarhoş dostunu, ayı postunu, yaşlı bastonu, Hatip lafı, suçlu affı, açıkgöz safı, Orman çamı, kedi damı, işçi zammı sever... Mektup pulu, zampara dulu, Allah kulu sever de.. Sen?
Resmen aydınlık köşesi olmuş bu şiiriniz.
Saygılar.
|
|
|
|
15 Mayıs 2008 Perşembe 17:48:46
Dalkavuk nedir?
--------------------------------------------------------------------------------
Kendine fayda sağlayacak durumda olanlara yaltaklanarak ve böylelerini eğlendirmek üzere soytarılık yapara geçimini sağlayan kimse.Dalkavuklar menfaatleri uğruna insanlık haysiyetlerini korumayan, doğruluğa önem vermeyen kimselerdir.Kendi çıkarları için doğru olmayan şeyleri, başkalarının zararına olsa bile, yapmaktan ve düşünmekten geri kalmazlar; böylece kendilerine faydası dokunacakların daima hoşuna gidecek yolu bulmaya çalışırlar.
Toplumun dalkavuk sayısı kalitesini ölçer...
|
|
|
|
15 Mayıs 2008 Perşembe 17:47:48
Sivri dilli hayrodur, hayrola diye çıkar yola. sivri sinektir, aslında kendisi inektir, seçili sözler ile yalakalık yapar, şeytanla gezer,bir sağda bir solda.
tüm kapılardan yalakalık ile girer çıkar... toplumu kendi çıkarıları için yıkar...
|
|
|
|
15 Mayıs 2008 Perşembe 17:30:17
Yağcılık ve yalakalık üzerine -------------------------------------------------------------------------------- Gazeteci çalıştığı gazetede yükselmek için gazetenin genel yayın yönetmenine yağcılık yapar, eğer gerçekten iyi yağ çekebilmiş ise yükselir. Televizyoncular da aynı yolu denemek zorundadırlar. Bilgi ve becerileri önemli değildir. Yağcılığı iyi yapamazlarsa işten kovulmaları kaçınılmazdır. Bürokraside beceri ve konusunda kariyer sahibi olmak önemli değildir. Önce yağcı olacaksın, üstlerine yağ çekerek, el etek öperek yükselmenin yollarını arayacaksın. Zeki Hacı ibrahimoğlu dan alıntıdır...
|
|
|
|
15 Mayıs 2008 Perşembe 17:29:28
Padişahın biri patlıcanı çok severmiş, ne zaman “şu patlıcan musakkaya bir türlü doyamıyorum” dese dalkavuğu da; “Aman padişahım, siz söyleyince ağzımın suyu akıyor, akşam olsa da yesek.” Padişah imambayıldıdan söz edecek olsa “şu imambayıldıyı icat edenin mekânı cennet olsun, nefis bir yemek, insan yemeye doyamıyor” dermiş. Padişah; karnıyarıktan, patlıcan dolmasından, kızartmasından, kebabından, patlıcan salatasından, turşusundan ve reçelinden söz ettikçe, dalkavuk da göklere çıkarırmış. Gel zaman git zaman padişah patlıcandan nefret etmiş, sofraya değil yemeği, salatası, turşusu, tatlısı patlıcanın “p” harfinin gelmesini bile yasaklamış. “Şu patlıcan musakkanın neresini beğenirler de yerler, bir türlü anlamıyorum” dediğinde dalkavuk da padişahın sözünü tamamlarmış. “Aman padişahım bu musakkanın yenilmesini yasaklamak lazım.” Padişah bir başka gün; “Bu insanlara hayret ediyorum; o kadar güzel salata çeşidi varken akşam yemeğinde tutup patlıcan salatası yiyorlar, anlamak mümkün değil.” Dalkavuk sözünü kesercesine atılarak eklemiş, “insanlarda damak zevki diye bir şey yok, en iyisi patlıcanın yetiştirilmesini yasaklamak. Adını bile duymaktan nefret ediyorum.” Bu konuşmaları duyan biri dayanamamış ve padişahın olmadığı ortamda dalkavuğa sormuş “yahu sen bir zamanlar patlıcanı met eder ve adeta göklere çıkarırdın, şimdi ise patlıcanı ve yemeklerini kötülüyorsun, nasıl olur da bu kadar değişebilirsin, hayret” Dalkavuk da hemen yanıtlamış: “Bana bak arkadaş bana bak ben patlıcanın değil padişahın dalkavuğuyum anladın mı?” Bu fıkrayı anlatırken hemen aklıma Montesguieu’nun meşhur sözü geldi: “Dalkavukluğun sağladığı çıkar, dürüstlüğün kazandırdığı faydadan daha fazla olursa o ülke batar.” Ülkemiz batıyor mu? Çıkıyor mu? Onu bilemem ama biz gerçekleri, sadece gerçekleri yazmaya devam edeceğiz. Tuzağa koyduğun yem taneleri cömertlik sayılmaz. “Nice insanlar gördük üzerinde elbise yok, nice elbiseler gördük içlerinde insan yok:” Bizim Rize’de güzel bir deyim var; “Ey gidi dağ adamı, semirtir yağ adamı.” Yağcılıkla semirenler şunu iyi bilin ki; keser döner sap döner, gün gelir hesap döner. Yağlar erimeye başlar, yağcılıktan elde edilen mevkiler ve mal mülk yok olur, gider.
Kaykıda bulundumsa ne mutlu bana...
|
|
|
|
15 Mayıs 2008 Perşembe 17:28:01
Fransa Kralı Ondördüncü Louis bir gün dalkavuklarından birine sormuş:
"Kaç yaşındasın?"
Dalkavuk yerlere kadar eğilerek şu cevabı vermiş:
"Emrettiğiniz yaştayım Haşmetmeab. "
|
|
|
|
15 Mayıs 2008 Perşembe 17:20:21
Fransa Kralı Ondördüncü Louis bir gün dalkavuklarından birine sormuş:
"Kaç yaşındasın?"
Dalkavuk yerlere kadar eğilerek şu cevabı vermiş:
"Emrettiğiniz yaştayım Haşmetmeab. "
Dalkavuklar en tehlikeli kurnaz tilkilerdir, Yerine göre üç maymun da olurlar...
Tebrikler...
|
|
|
|
15 Mayıs 2008 Perşembe 17:17:24
III. Murat’ın çok sevdiği bir dalkavuğu varmış. Bir gün yine övgüleri ve esprileriyle padişahı çok eğlendirmiş, padişah tam o günkü “ihsan”ını vereceği sırada “durun hünkârım” demiş, “bugün altın değil 100 sopa vurulmasını isterim.”
Padişah nedenini sorunca da, “siz önce bir elli değnek vurdurun, ondan sonra sorun” cevabını vermiş. Padişah emretmiş, dalkavuğu falakaya yatırmışlar. Elli değnek tamamlanınca, Padişah falakacıları durdurmuş, “söyle bakalım” demiş.
Dalkavuk yerinde doğrulmuş, “Benim bir ortağım var, kalan elli değneği de ona vurdurmanız gerek” demiş. Ortağının kim olduğunu sormuş Padişah. Dalkavuk söylemiş: “Hünkârım, siz her gün beni çağırtmaya bostancınızı gönderiyorsunuz ya, bu adam her seferinde yolda bana, bak seni ben götürüyorum, altının yarısı benim, der sonra çıkınca da sizin ihsanınızın yarısını zorla elimden alır, bu yüzden ortağım sayılır ve elli değneğin de ona vurulması gerekir.” III. Murat bu sözlere çok gülmüş ve hemen falakacılara emir vermiş, bostancıyı yatırtmış.
Allah,toplumu dalkavuklardan korusun!...
Saygılarımla ...
|
|
|
|
15 Mayıs 2008 Perşembe 17:15:11
"DALKAVUK" kelimesi nereden geliyor? "Dal" sıfatı ile "kavuk" isminden gelen birleşik isim. Sözlük anlamı ile her ne şekilde olursa olsun, tülbent, yemeni, çember, şal gibi şeyler sarılmamış olan kavukları giyene, dalkavuk denirmiş... Dalkavukluğun ne olduğu, kimlere dalkavuk denildiği az çok bilinir... Herkes, her iktidar sahibi, dalkavuklardan hoşlanır. Lakin "Şu herifi başımdan nasıl savsam, defetsem?" demez mi? Der ama, böyle düşünenler azınlıktadır, iktidar sahipleri, bazı patronlar, yöneticiler dalkavuklardan hoşlanırlar. Çağdaş dalkavukların, yağdanlıkların, yalakaların bu kadar revaçta oluşu bundandır.
Hasan Pulur'dan alıntı...
|
|
|
|
15 Mayıs 2008 Perşembe 17:10:44
DALKAVUKLUK YARIŞMASI
Osmanlı Paşası, dalkavukları arasında “dalkavukluk yarışması” açmış. Bu dalkavuklardan birinin yazdığı bir mektup ertesi gün paşanın eline ulaşmış… Mektubun bir satırı Arap harfleriyle, bir satırı Latin harfleriyle yazılıymış… Paşa mektubu yazan dalkavuğu çağırıp sormuş: -Bu ne biçim mektup? Bir satır Latin harfleri, bir satır Arap harfleri… Neden böyle bu? Dalkavuk sırıtmış, -Paşam, boynu aziziniz yorulmasın diye böyle yaptım… Arap harflerini okurken sağdan sola ilerlersiniz. Ertesi satırda başa dönmenize gerek yoktur, Latin harfleriyle soldan sağa ilerlersiniz. Böylece her satırın sonunda, başa dönmenize gerek kalmaz, mübarek boynunuz yorulmaz.
Dalkavukların çok olduğu toplum yıkılmaya mahkumdur...
Kutalrım toplumsal duyalılığınız için...
|
|
|
|
15 Mayıs 2008 Perşembe 15:00:50
çok güzeldi...gitmiş biyerlere..
yüreğinize sağlık...
|
|
|
|
15 Mayıs 2008 Perşembe 12:52:25
Sivri dalkavuk kazığı...
Çok güzel konuşmak onun sanatıdır, hedefinde kişisel çıkarı hep vardır, takla bile atar, kakalı caka satar, anasını boyar da babasına bile satar
birilerine bu şir iyi yakışır valla şairim gerçekten harika yüreğine sağlık
|
|
|
|
15 Mayıs 2008 Perşembe 12:39:49
KONU İNCE VE DETAYLI BİR KONU BİRAZ DAHA AÇSAN İYİ OLURDU RESSAM EDASIYLA İNDİRİP ONU BİR TUVALE SAÇSAN İYİ OLURDU
MUHTEŞEMSİN ÜSTAT.....SELAMLAR
aşık bekir tarafından 5/15/2008 2:09:44 PM zamanında düzenlenmiştir.
|
|
|
|
15 Mayıs 2008 Perşembe 12:39:43
KONU İNCE VE DETAYLI BİR KONU BİRAZ DAHA AÇSAN İYİ OLURDU RESSAM EDASIYLA İNDİRİP ONU BİR TUVALE SAÇSAN İYİ OLURDU
MUHTEŞEMSİN ÜSTAT.....SELAMLAR
aşık bekir tarafından 5/15/2008 2:10:37 PM zamanında düzenlenmiştir.
|
|
|
|
15 Mayıs 2008 Perşembe 12:39:26
KONU İNCE VE DETAYLI BİR KONU BİRAZ DAHA AÇSAN İYİ OLURDU RESSAM EDASIYLA İNDİRİP ONU BİR TUVALE SAÇSAN İYİ OLURDU
MUHTEŞEMSİN ÜSTAT.....SELAMLAR
aşık bekir tarafından 5/15/2008 2:11:47 PM zamanında düzenlenmiştir.
|
|
|
|
15 Mayıs 2008 Perşembe 12:38:00
Padişah ve dalkavuk
Padişahın biri patlıcan yemeğini çok severmiş. Bir gün yemekte;
" Şu patlıcan ne güzel sebzedir " demiş. Dalkavuğu hemen:
" Haklısınız Sultanım. Bu patlıcan öyle lezizdir ki, kırk çeşit yemeği olur, tatlısı olur, turşusu olur, yemeğe doyamazsınız. " diye methiyeler düzmüş.
Birkaç gün sonra yemekte yine patlıcan ... Padişahın ters günü ...
- Ne bu yahu, yine patlıcan, yine patlıcan ... Bari bir şeye de benzese ... " diye kükremiş. Dalkavuk da tasdik etmiş:
" Yaa evet Sultanım. Zaten kara kuru bir şey, tadı yok, kekremsi, yemeği yemek değil, tatlısı tatlı, turşusu turşu ... "
Padişah :
" Sana da bir şeyler oluyor. Daha iki gün önce patlıcanı öve öve bitiremedin. Bugün de yerin dibine batırdın " deyince, dalkavuk hemen atılmış:
- Aman Sultanım, ben sizin dalkavuğunuzum, patlıcanın değil.
|
|
|
|
15 Mayıs 2008 Perşembe 12:37:33
Asalak kenedir, bitmez tükenmez çenedir, kene gibi yapışır, şerefsizce yarışır gurursuzdur.
Üretmez ama laf tüketir, sonunda toplum tükenir!..
BAZI KİŞİLERİN KULAĞINI ÇEKMİŞSİNİZ.İYDE OLMUŞ.KUTLARIM.RABATLI
|
|
|
|
15 Mayıs 2008 Perşembe 12:37:06
4. Kral ve dalkavuk
Kral ördek avında ... Av uşakları çevredeki ördekleri kışkırtıp, kralın önüne getiriyorlar. Sonunda hazret önünden geçen bir ördeğe ateş ediyor, heyecanla dalkavuğuna soruyor:
- Nasıl? Vurdum mu? Vurdum mu?
Dalkavuk:
- Majesteleri zavallı ördeğin hayatını bağışlamak alicenaplığında bulundular.
|
|
|
|
15 Mayıs 2008 Perşembe 12:35:00
2.Devlet adamı ve dalkavuk
Önemli mevkide bulunan bir devlet adamı dalkavuğun birine;
- Sıfır nedir? diye sormuş. Cevap tam beklenildiği gibi olmuş:
- Sizin huzurunuzda ben ...
|
|
|
|
15 Mayıs 2008 Perşembe 12:34:03
1. Filozof ve dalkavuk
Bir filozof ile bir dalkavuk konuşuyormuş. Filozof ne derse dalkavuk onu tasdik ediyormuş. Nihayet sabrı tükenen filozof haykırmış:
- Birader, hiç olmazsa bir kez olsun dediğime itiraz et de, iki kişi olduğumuzu anlayalım.
|
|
|
|
15 Mayıs 2008 Perşembe 12:16:46
kurnaz TİLKİ Ormanın kralı aslan birgün bütün hayvanlarla bir toplatı yapmış hayvanların içinde tilki,ayı ve maymun varmış aslan demiş evime girin ve nasıl kokuyo diye sormuş ilk ayı girmiş demişki; -üf çok kötü kokuyo demiş. aslan sinirlenip pençe atmış ayı ölmüş sonra maymun gel demiş sıra sende demiş maymunda ; -aaaa çok güze kokuyo kralım demiş aslan yağcılık yapıyo diye onuda öldürmüş sıra gelmiş tilkiye tilki demişki;kralım beni bağışla ama hastayım burnum koku almıyo demiş yırtmış. :)))
Gözleri, kulakları, sizvri dili, burnu, ...ve hatta tüm uzuvları işine gelirse çalışır...
|
|
Şiire yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üye değilseniz üye olmak için tıklayın. |
|