Bir şeyi çok sevmek, insanı o şeye karşı kör ve sağır yapar. HZ. MUHAMMED (S.a.v.) [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM
Şiir Puan
1 2 3 4 5
 

10 10 8
Toplam: 40.0 puan
8 kişi puan vermiş.


Şiir Bilgi
14.11.2017 tarihinde eklendi.
180 çoğul gösterim
128 tekil gösterim
6 yorum
10 kişi beğendi.
Portfolyo: Genel
Şiiri Beğenenler
En son eklediği şiirler

PEYGAMBER’ E (SAV) MEKTUP



Ey Sevgili Efendim (sav)
Bilmem kaç bahar, kaç sonbahar geçti
o dırahşan çehreni görmeyeli,
o zarafet timsali nur cemalini, o alımlı halini.
Kim bilir hangi halet-i ruhiyen ile seni hissetmeyeli.
Kaç asır geçti, kim bilir.

Benekli sırtlan gibiyim, vahşilik sarmış ruhumu,
katran gecelerdeki sessiz çığlıkların her bir çığlık sesine
ram olmuşum sensiz gecen her gecemde.
Sessizliğe bürünmüşüm
yokluğunun o alev samanı gibi gökleri kaplayan ince,
hassas ve tannan sesinde.
Kulaklarım çınlıyor bak,
acep ne zaman bitecek bu ayrılık,
ne zaman son bulacak nemrudun gaddarca hükümranlığı,
ne zaman sönecek içimde
kendimle baş başa kalmışlığımda yanan Mecusi ateş.
Ne zaman.

Bir sabah esintisiydin,
öyle der öyle hitap ederdim de;
büyük bir tevazu örneği sergileyerekten kör ve dağınık halime,
utanmadan, sıkılmadan üfül üfül huzur estirirdin de
sıkılganlığını belli etmezdin.
Lal kesilen ve anlaşılamayan,
lisanı bozuk, hitabeti sönmüş ve yabancılaşmış,
kömür karası gönül dilime tercüman olur,
söyleyemediklerimi de;
ötelerden inen o Hz. Meryem’ in yemek sofrasındaki
etrafı Şehid kokusu saran cennetvari
inci mercan dizilişler gibi dile getirir,
heyecanımı keserdin.

Her bir gün,
yeni bir bahar müjdecisi olurdu benim için.
Geçmişin izlerini silmeye de gücün yeter, bilirim,
öyle ise Ey Sevgili,
bir kez daha gelir misin.
Taa uzaklardan gelen,
gözyaşlarımla ıslanan,
dilimde vird-i zeban olan
ve isminle müsemma bir hayat yaşayan
ve yaşatan aşkın ile ihya eyle şu fakiri,
ıssız çöldeki kaktüs bile haline razı iken,
sensizlikten kaktüsteki canları yakan ama
rahmet nazarıyla vazifesini hakkıyla ifa eden
iğne olmaya bile korkan şu garibe
bir sesleniversen,
Yeniden seslenir misin.

Şu neşeli görünen ama hüzün kokan çehreler,
yangın yerine döndü,
ne beyaz ne de siyah, beniz sapsarı.
Sana yazılan her bir kelamın rengi kendinden kanatlı ama;
kolum kanadım kırık şimdi. İ
çimde bir yetim ağlarken,
o yetim; başını bir kayaya yaslamışken,
kaya da ihtizaza gelip nerede Efendim (sav) diye
olanca gücü ve hiddetiyle kalbimi sarsarken;
neredesin sevgili,
yeniden ses verir misin.

Renkler kuşağında cıvıl cıvıl görünen şehir;
viran ve metruk,
odam cehennem karanlığını andıran bir zifiri sanki.
Katre katre kan damlıyor içi boş sine’me.
Hani güllük, gülistanlıktı bağıstanım,
hani şerha şerha düşerdi her bir yağmur tanesi,
hani İrem bağlarını resmederdi gamzelerin,
cennete müştak hale getirirdi mahur gözlerin,
tesiri hale üzerimde,
gitti sakın zannetme.

Nisan ayının kar beyaz günlerinde
dünyaya merhaba denilmişti
o en derin saf ve temiz halinle.
Zemheri soğuk Şubat ayının esintisi,
içimde kor halinde uyuyan prensi uyandırmaya gücü yetmişti de,
tavus kuşunun rengarenk bitki örtüsünü anımsatan
sensizliğe alışkın olmayan gül bahçem,
soluduğun o enfes kokun ile
kırmızıya çalınmıştı.

Hani nerdesin, ne zaman geleceksin diye
sesim kısık gittin gideli.
Kolsuz, bacaksız, dilsiz kör sinekleri,
İskender diye büyüttüm hülyalarımda,
her gelen kafileye seni sordum görme aşkıyla.
Şimdi, benim kolum ve kanadım kırık.
Bakışlarım buğulu ama
yağmur yağdırır bu buğulu halim bütün aşıklara.
Hangi şehri feth etsem,
yine bir şeyler eksik kalıyor bende.
Muhteşem bir asır denilse de asrımıza,
yokluğun ne de çabuk hissettirildi
akan bütün kan damarlarımda.

Oluk oluk seni soluklarken,
caddeler yol verir ayaklarını benimle bastığın
o kaldırım taşlarının
kum tanelerinden.
Ne şiirler tam, ne de kalem.
Kalem şiire hasret, şiir gül cemaline.
Benim Bahar ne zaman dersen,
hiç Baharı yaşamadım ki.
Tam sazın bam teline dokunduğum anda,
bir karanlık şer odağı çıkageldi bozdu son anda.
Nasıl dayansın ki bu yürek,
nasıl yaşasın bu fakir…
Dilemmayım kapında,
bir gedayım kapının eşiğinde.
Sürme sürdüğün kapının tokmağına vuruyorum
an be an, ama nafile…
Bakışlarım ise, bulunduğun şehirde.

Aziz bildim senin tahtını,
kıskandım benden ayrı geçen bütün zamanını.
Ama yandım Efendim (sav)
namının olmadığı her bir sokağı.
Kelam burada son buldu,
hüzün bürüdü dört bir yanımı.
Ama isminle baki şu fakirin kalbi.
Kalp sende emanetse şayet, iyi bak emanete.
Sakın kalbime;
halel getirme…..
Esenlikle…



Murat AYDIN (Afran Murat AYDIN)
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.
Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.




alışkın aşkın bahar bak baki benim beyaz bilir bir boş bütün daha derin dört eksik en enfes garibe gelen gibi gönül gül hale hayat hitap huzur hüzün ile in irem kaktüs kaldırım kan kanatlı kar karanlık katre kırık ki kim kor korkan kör mahur mecûsi mercan merhaba müsemmâ müştak nur o oluk razı rengârenk sabah saf sakın senî ses sessiz sevgili soğuk son sonbahar şehid şer şerha şiir şubat tevazu ve yağmur yemek yetim yol zaman zifiri
 Yorumlar
 Gözde nur balkan
 
15 Kasım 2017 Çarşamba 08:47:43
RABBİM hepimizi hayırlı kullarından eylesin.
yazınızı bir solukta okudum . yazan yüreğinize sağlık.. cok güzel şeyler düşünüyorum kuruyorum ama yazmaya gelınce duraksıyorum ya yanlış bır ıfade kullanırsam ya sevgımı yanlış kelımelerle ıfade edersem dıye sonra duruyorum .. inşallah bır gun bende yazıcam ..
saygılarımla..
 FİLAT YAZICI
 
14 Kasım 2017 Salı 21:43:23
Rabbim cümlemizi onun(S.A.V) şefaatine nail eylesin.Yüreğine sağlık üstadım.Selam ve saygılarımla.
 NİLGÜNN
 
14 Kasım 2017 Salı 19:26:26
Ruhu bedenden ayıran bir şiirdi.. Teşekkürler.

Onsekizbin aleme server olan Muhammed,
Otuzüçbin ashaba serdar olan Muhammed,
Yokluğa, yoksulluğa kanaat eden Muhammed,

Ya Resulallah …!
Nasıl bağlanmam Sana.
Hz. Bilâl’e kızgın kumlar üzerine dayanma gücü veren,
Sana olan bağlılığı ve sevgisi değil miydi?
Hz. Ebubekir’e,
“Anam babam Sana feda olsun Ya Resulallah!” dedirten bu sevgi değil miydi?..
Kendisini bıraktığını düşünüp Hz. Musab, Sana olan sevgisi yüzünden Cenab–ı Hak tarafından şehadet mertebesiyle ödüllendirilmemiş miydi?


 İsmailoğlu Mustafa YILMAZ
 
14 Kasım 2017 Salı 18:23:12
Gönül dostu; Bir şairin bir şiiriyle okumak ve yetinmek, anlamak olmaz...
Bütün şiirlerini okuyup, paylaşmak ve beğenmek en doğru karar...
Beğendim....
.................................... Selamlar.
Okuduğunuz yorum şiirin sahibi tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
 Selva Durmaz Emir
 
14 Kasım 2017 Salı 17:59:17
İsminin anıldığı dizeler sıirler ne kadar güzellesiyor Efendim Binlerce kez selat selam olsun sana..boynu bukuk ümmetini nolur birakma sefatinle serefyab eyle..kaleminize yureginize saglik Allah razi olsun saygilarimla
Okuduğunuz yorum şiirin sahibi tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
 Liliane Sonay
 
14 Kasım 2017 Salı 17:58:46
Hz Peygambere hasret ve sevgi dolu güzel mısralar,çağrı gibi dua gibi.
Çok begendim yureginize sağlık...


PEYGAMBER’ E (SAV) MEKTUP şiirine yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


Üye ol Şifremi Unuttum