Edebiyat Defteri

Hayata yeniden başlasaydım, saniyelerin nabzını tutardım. (Dostoyevski)
E-mail adresiniz: 
Şifre:
Edebiyat Defteri
   

Okunası Şiir
Özel Seçki

 
Şiir Bilgi
06.05.2008 tarihinde eklendi.
660 çoğul gösterim yapıldı.
219 tekil gösterim yapıldı.
36 yorum yapıldı.
 

   
 

bu şehrin hatay meyhanesi yok



bakmayın havanın ısındığına siz
bir gün bu şehir de üşüyecek
hissediyorum
öyle böyle değil. çok.
mesela bir sabah
açacağım perdeleri
palmiyeler yok

bakacağım
sokaklarda çöp gani
ama tenekede parmak izi yok
tok sanacağım şehrin karnını
ama yok...

şimdi

yarınsız bir şehrin karnı diye girecem
başlayacaklar öyle yazılmaz falan;
çekemeyecem.
vazgeçtim ciciliğimden
suratımın ortasında kızgın bi şair tükürüğü var
süreya’nın olsa gerek bilmem artık
bi durun
susun bi. onu silecem;


sille tokat... tostoparlak
ölecek karnımın içinde şiir otuz yıllık ceninken
metal kıskaç arasında tutulup çekilir gibi pis.

hem öyle değil işte
şöyle böyle değil
bir gün bu saman kağıt bile üzülecek
akşamdan kalmalığını unutup
sabah olunca ağır
sabah olunca aksak
ama gönlümün otağından kalkarak
dünden
gizliden
şerefsizce ayarladığı o kayıkla hem
efeler gibi
ama küfredemeyerek yine de zarifliğinden
çekip gidecek kalemimden

yüreğime ürüyecek tekilliğim
bilir miydim
işte o vakit bilecem
neymiş kocaman bir aşk tarafından
insafsızca terk edilmek

sonra ben de gidecem.
yeri geldi. tam da şimdi
bi izin verin n’olur...

gülecem
gülecem
gülecem...


bir sabah uyanacam
açacam bütün gözlerimi
ve bütün sözlerimi kapatacam artık
kızgın bir şair tükürüğü var
gırtlağımın boğumunda
onu yutkunacam
çokça utanarak ahhh…

ah anacığım ah
ölecem di mi sonra senin gibi
o’nun gibi erzincan’da doğmadım ama

son’um gibi gömülecem istanbul’da ha?



JD

CS içindi herhalde.




   
Acaba Nedir?: aşk , ben , bi , bir , böyle , gibi , gün , kâğıt , kızgın , o , sabah , şair , şehir , şiir , tam
 Yorumlar
 
21 Mayıs 2008 Çarşamba 08:04:54

Bu ülkede ağlamak için neden çok...

hatta daha da öteye giderek diyorum ki; Türkçede çok kelimesini pekiştiren kelime var mı ?

varsa onu söyleyin... ben de ağlamak için neden .....diyeyim sizden alıntıyla

Örnek mi ? En azından bu ülkeye bir ATATÜRK daha gelmeyecek !! Bunu biliyoruz ya ;

Al, sana ağlamak için başlı başına sebep

Siz en iyisi mi Şiirdeki gibi gülün, gülün, gülün

SAYGILARLA

 
12 Mayıs 2008 Pazartesi 00:47:55
gülmek
gülmek ve gülmek
ve sonrasında "şaka yaptııımmm" der gibi ölmek...düşlerimde bir kent vardı benim, hiç tanımadığım bir coğrafya...kesinlikle yabancısı olduğum ama bin yıldır orada yaşamışım gibi, bin yıldır tüm mağaralara kazıtlar yapmışım, resimler çizmişim gibi...ama illaki çocuklar...sümüklü çocuklar ve pis vemis kokan! illaki hepside sapsarı ( sarı ördekler gibi çipil çipil bakan) dilimi bilmeyen ama gözlerimi okuyabilen...üüfff şair git başımdaaannn zaten uzun zamandır başımla dargınım hep ağrıda.

niye bu kadar güzel yazıyosun sen kardeşim hasta etme adamı:((
 
07 Mayıs 2008 Çarşamba 23:22:13
istanbul'a gömülmek bile
ölüme meydan okumaktır
çok beğendim


tebrik ve hayranlıklarımla
 
07 Mayıs 2008 Çarşamba 19:48:21
bıçaktı şiir,kesti,kanadıkça ısınan hislerimi bıraktı kucağıma.
ne yazsan,önünde eğilirim.sevgimle
 
07 Mayıs 2008 Çarşamba 15:53:54
şapka çıkartılır ,, erken bir festivalin
tok sesi gibi çağlayandı.....
teşekkürler..
 
07 Mayıs 2008 Çarşamba 14:41:01




bir bencillik yapıp iyikide erzincan da doğmuş diycem:))


cesurca şiir nasıl yazılır ondan öğrenmiştim...


hoş onun gibi cesurca yazamasamda işte çokça okuyorum ...

ama o'nunda her şiiri mükemmel değil diğer şairlerin olduğu gibi...

tükürmezdi eminim cesaret verirdi...


sevgimle...





 
07 Mayıs 2008 Çarşamba 11:53:12


şiirin altında olmasaymış dediğim yorumları okudum.

sen kızma jalem

gül
gül
gül


sevgimle.

 
06 Mayıs 2008 Salı 22:14:45
Sevgili Jale,
Elinden tuttuğun her dize, mührünü vuruyor yüreklerimize...

Yine muhteşemdi...

Tebrikler sevgilerimle...

 
06 Mayıs 2008 Salı 22:11:08
yüreğime ürüyecek tekilliğim
bilir miydim
işte o vakit bilecem


kızmak şaire yakışır bazen
ben de arada kızarım ve kızdığım zaman çok güzel eylem şiiri yazarım... şiir kadını derim Jale hanıma şiire kendini adamış ve bu işe emek vererek yapmaya gayret gösteriyor. anlaşılamadığı zaman kızmasını normal karşılıyorum ben...özür dilemesini de yufka ve engin yüreğine...hep böyle olmalı zaten...art niyetin olmadığı ama eleştirilerin kıyasıya yapıldığı ve kimsenin üzlmediği...şiirin muhtevası biraz kaçmış ve umarım güme gitmez....Bence kendi yorumunu etkili yorum olmaktan çıkarırsa daha iyi olur....ne dersin....

Kocaman alkışlarım size....Bu geceye özel....
 
06 Mayıs 2008 Salı 22:03:57
ipucu siiri degil, ipuclu siir.

etkili yorum etik-et yapistiriyor. kizmaca yok. olur mu canim? örenir yorum.

sevgiler,
 
06 Mayıs 2008 Salı 20:38:18
Evet herkes okuyup herkes yazacak sayın Zebercet. Ne de olsa özgür bir ülkede yaşıyoruz. okuyacak yazacak şair ve kitapların alıntılarından beslenecek şair dediğin.öylemi olacak acaba:
Şükür çok küçükken Nazım Üstad tükürmüştü yüzümüze onun izlerini taşır mıyım dizelerde bilmiyorum. naçizane kendimize koyduğumuz bir kalıbımız bir de herkes kadar olmasa da sokak ve insan ilişkilerinden beslendiğimiz bir esinimiz bire bir yaşadığımız süreçlerimiz vs onlardan tükürük yer şiir yaparız. bu arada hem okur hem yazarız da ama geldiğimiz yeride biliriz. Şükür Cemal süreya gibi erotik şiirde üst kalıb yaratmış bir şairide es geçecek kadar cahil değiliz. kimbilir belki de saçmalarız.
Ancak bir şeye dikkat çekmek gerek derim. Alçakgönüllülük.
Bir dalında beş çiçek her kimse tanımam bilmem, şahıs demek ki bunu kendince sevgiliye ya da herhangi dost'a ithaf olarak algılamış Cem demiş, Sevgili Susku'nun örnek verdiği gibi. C harfinden isim türetmiş. Cemal Süreya olduğunu bilememiş ve şiir şaire küsmüş. Gülmüş.
Buna bir açılım yapmışız naçizane kırmamaya özen göstererek. böylle olsaydı daha mı iyi olurdu diye.

şairin şiirine bir eleştiri var mı. aksine övgü var. hatta ve hatta benim açımdan baktığınız zaman kurdelaları çok renkli olması gereken bir şiir. yürekten ve gönülden bir kez daha övgüler şairin bu şiirine ama diyelimki arkadaş sormamış kendince bir tamamlama yapmış yanıtı bu mu olmalıydı.
Dikkat şiir yazıyoruz, Koyun otlatmıyoruz.
Çok net bir soru size sayın zebercet; Şiire ilk başladığınızda ne yapıyordunuz.
Bir dönem yazdığım dörtyüze yakın şiir vardı hepsini yırttım attım.
Sevgili Kyrie'nin dizesinde belirttiği gibi; Tükürük dolu şiirlerdi ve koyun olduğum dönemlerdi. Şimdi çoban mıyız? ona da haşa. şükür geldiğimiz yeri unutmadık. Çünkü biliriz ki geldikleri yeri unutanlar, bulundukları yerden bir adım öteye gidemezler.
Benim açılımım; naifce, aydın, okuyan yazan olgun biri olarak tahmin etttiğim bir yazar dostun daha yumuşak cümleler kurabileceği temeli üzerine oturtulmuşken ve yeni yazan insanların şevklerini kırmamak kaygısını taşırken neden böyle bir tepki bunu anlamadım.
Refüze yok, incitme yok hakettiğim bir sözse bunlar aldım başımın üstüne koydum yok değilse ben okumadım sizde yazmadınız.
Siz şiir yazmaya devam edin. biz şimdilik daha yazamıyoruz. ilginize teşekkürler.
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
 
06 Mayıs 2008 Salı 20:24:23
Güzel şiire yorum yazmak ne zor...

Tebtikler, teşekkürler...
 
06 Mayıs 2008 Salı 19:50:55
Şiirle ilgili uzun uzun yorumlara gerek duymadan tek cüleye indirgiyor be kutluyorum şiiri
Şiirleriniz yeni zevklere kanat çırpmaya sebep oluyor daima
Sağlıcakla kalınız
 
06 Mayıs 2008 Salı 19:41:51
sevgili kyrie;

aşağıdaki açıklamanı üzülerek okudum...
bu açıklamaya gerçekten gerek yokmuş...
yokmuş çünkü şiiri okuduğumda daha başlığında cemal süreyya ile ilgili bir gönderme olduğunu anladım...
şairlerin şiirlerine konu ettiği ya da hayatlarından çekip çıkardığımız mekanlar, yaşanmışlıklar vardır...

özellkle hemen her şairin etkisine girdiği,tükürüğünden bir okka yediği şairin bilinmesi gerektir...

ayrıca ne önemi vardır şiirin kime ve neden yazıldığının...

ancak;
her şiir yazanın aynı zamanda okuyorda olması gerektir...
kendisini anlatmaya soyunan bir yazarın elbetteki anlatılanlardan bi haber olmaması gerekir...

ve yine ancak;
o tükürüğün pekte kolay silinemeyeceğini bilen ve idrak etmiş biri olarak samimi itirafınızı ve kendi şiirlerinize bu kadar samimi yaklaşımınızı ve bunu tam da bir şair üslubuyla anlatmanızı hayranlıkla karşıladım...

"şimdi

yarınsız bir şehrin karnı diye girecem
başlayacaklar öyle yazılmaz falan;
çekemeyecem.
vazgeçtim ciciliğimden
suratımın ortasında kızgın bi şair tükürüğü var
süreya’nın olsa gerek bilmem artık
bi durun
susun bi. onu silecem; "

bu dizeleri yazabilen bir kalem var dikkat...

diyorum ki;

evet herkes okuyacak,herkes yazacak,herkes konuşacak amma saçma sapan değil...

dikkat şiir yazıyoruz,çayırda koyun otlatmıyoruz...

aslında şimdi "koyun otlatan kötü bir iş mi yapıyor" diyenleri duyar gibiyim...
hayır...

ama biz şiir yazıyoruz...

sevgilerimle...




 
06 Mayıs 2008 Salı 19:38:57
CS
Coşkun Sabah arkadaşlar

hatta birgün etilerde bir mekan alır coşkun abi
muhasebecisine "CS" yani adı ve soyadının baş harflerinden oluşan kocaman bir tabela yaptırın diye talimat verir

iki gün sonra neon ışıklarla etilerde tabela hazırdır ...

aa birde ne görsün kocaman bir tabela SİES diye
şaşırır bağırır çağırır nedir bu rezalet ben size CS dedim :)

işte Sİ-ES dediğiniz için bizde yaptırdık derler :))))

öylece kalır mekanın adı ... yarı türkçe, yarı ingilizce olarak.

:)


bakmayın havanın ısındığına siz
bir gün bu şehir de üşüyecek
hissediyorum
öyle böyle değil. çok.

mesela bir sabah
açacağım perdeleri
ağaç; ağaçlar yok
bahar; baharlarım yok
cemal süreya yok

...


işte bu yüzden şiir yazma işinin içinde ve arka planında her zaman müzik vardır...
yazmak soluk almaktır yani

her şairin kendi soluğu ve soluk alıp verişinde kendi ritmi vardır / biz bunu görebiliriz
bazen şair bir şiirin dize yapısındaki melodiden o şiiri kime yazdığını bizler tahmin edebiliriz
tahmin edemedik mi ayıp değil ... bu yüzden sorabiliriz SİES kim diye :)


ben kaçtım şimdilik şiirden gece gelecem tekrar
:)

Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
 
06 Mayıs 2008 Salı 19:05:06
sabah olunca ağır
sala okunurken aksak

işte bu şiir vakte imza koyar. okuyanı kendi alnının şakından mıhlar olduğu yere.

saygımla...
 
06 Mayıs 2008 Salı 18:46:18


umutca tarafından 5/6/2008 6:47:07 PM zamanında düzenlenmiştir.
 
06 Mayıs 2008 Salı 18:44:53
şiir tadında şiir. Günlük kullanım dilleri öyle ustaca girmiş ki dizelerin içine, samimiyet yekpare oturmuş şiirin özüne.Dil, kurgu, imge geçişleri o kadar ince örülmüş ki; Şair adına onur duymamak elbetteki olası değil.
Ancak yukarıdaki yoruma üzüldüm açıkcası. İnsandır bu beşer şaşar. bilmemek ayıp sayılmamalı diye düşünüyorum. elbetteki ayıp ama bu olguyu direk yorumcuya yüklemek ne kadar doğru. Her şiir yazan Cemal Süreya'yı bilmek zorunda mı. Üstelik böylesine içine büzülmüş, Okur /yazar kimliğinin minimal ölçülerde yer bulduğu bir ülkede. insanları Cemal Süreya'yı bilmiyor diye eleştirmek ne derece doğru. Daha düzeyli ve bilgilendirici bir geçiş olabilir miydi?
Şiir şaire küsmez. Çünkü et tırnakdan ayrılmaz. ancak yeni yazan ya da gayret gösteren şiir sevenleri, yazmaya öykünenleride şiire küstürmesek olmaz mıydı diyesim geliyor.
Mesela Durcan Yaşacan. Neden bu örneği verdiğimi sorarsanız en yakın dostlarımdan biri, Öykü de dil kullanımında gerçekten kendine özgü yaratısıyla tez konusu olan, kitapları beş dile çevrilmiş bir yazar arkadaş. ne kadar tanıyorsunuz ya da Dünya Şiir antolojisine giren şiirinin hangisini olduğunu biliyor muyuz desem . Hangimiz yeterince yanıt verecek.
Sürç-i lisan ettimse affola ama gülmek edebi sanatların kültür seviyesine endeksli olduğu bir ülke de bizim gibi insanlara hiç yakışmıyor kanımca. saygılarımla.

umutca tarafından 5/6/2008 6:47:59 PM zamanında düzenlenmiştir.
Bu yoruma 4 cevap yazılmış.
 
06 Mayıs 2008 Salı 18:26:36
Güzel ve başarılı bir sunum.
Tebrikler.
 
06 Mayıs 2008 Salı 18:00:44
bakacağım
sokaklarda çöp gani
ama tenekede parmak izi yok
tok sanacağım şehrin karnını
ama yok...

Şehir hep aç yer bittirir insanıda hiç doymak bilmez

Tebrikler sevgiyle
 
06 Mayıs 2008 Salı 17:52:13
yüreğime ürüyecek tekilliğim
bilir miydim
işte o vakit bilecem
neymiş kocaman bir aşk tarafından
insafsızca terk edilmek

KOCAMAN BİR AŞK TARAFINDAN İNSAFSIZCA TERK EDİLMEK
VE ARDINDAN ŞAİR DE GİDER
DİZELER İZİN VERİRSE ŞAYET
SONRA ŞİİR
GÜLECEK GÜLECEK GÜLECEK
AMA BİZ YÜREĞİMİZDEKİ YANGINLA
BİR MATEM HAVASI

ŞİİRİ ŞİİR YAPAN TÜM ÖĞELERİ TAŞIYAN BU ŞİİRİ VE ŞAİRİ SELAMLIYORUM
 
06 Mayıs 2008 Salı 17:37:19
Can Yücel'in yolu birgün Ankarada C.Süreyya parkına düşer,parka otururu ve bir şiir yazar.

Bir Kasım güneşlisinde
meclisin o askeri duvarının
dibinden geçip
geldim oturdum karşına senin...
hiç bu kadar mülk sahibi olmamıştın

epiy bir yüzölçümün var
bir basket sahan
çocuk bahçen
havuzun
iki kutu gibi helan
akasyaların var
Sunay Akının dediği gibi Gülcemallerin solmuş
biz de gelecek yazı bekleriz
tek tük de çimen yeşlili var serpili
çocuklar okulda şimdi
ama okuldan kaçmış liseliler var
kırıştırıyorlar
akrabalar da vızır vızır etrafında
olsun
sen geceleri çıkarsın zaten ortalığa
bankların üstünde eski aşklarınla
al takke ver külah
parkın sana kutlu olsun

diye...

Şairi,şiirden başkasının tanımadığına üzülür.Bir gün duraktaki yolcular arasında otuz yaşlarında bir adam pazar postası okuyordur.Hemde Cemal Süreyya'nın bulunduğu orta sayfayı...Adama éNasılsınız efendim,ben Cemal Süreyya'diye yaklaşır.Adam."Memnun oldum.Bende Nuri Pakdil.der...

Bu muhteşem dizeler nerelere götürdü bak Jalecim...

kutluyorum cnm...

Sevgimle...
 
06 Mayıs 2008 Salı 17:09:48
olağanüstü bir şiir...

ben sustum. / bu şiir beni fazlasıyla aşar.

Tebrikler - Şiir Abla -
 
06 Mayıs 2008 Salı 16:45:32
bir sabah uyanacam
açacam bütün gözlerimi
ve bütün sözlerimi kapatacam artık
kızgın bir şair tükürüğü var
gırtlağımın boğumunda
onu yutkunacam
çokça utanarak ahhh…

ah anacığım ah
ölecem di mi sonra senin gibi
o’nun gibi erzincan’da doğmadım ama

son’um gibi gömülecem istanbul’da

EN GÜZEL GÜLÜCÜKLER OLSUN GÖNLÜNÜZDE...ÇİÇEKLENSİN.
GÜZEL DİZELERİNİZİ KUTLARIM.YÜREĞİNİZE SAĞLIK.RABATLI
Okuduğunuz yorum şiirin sahibi tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
 
06 Mayıs 2008 Salı 16:37:37

cs cemal süreya'dır.

fotoğraf cemal süreya'ya aittir.

şiir anneme değil o'na yazılmıştır.

süreya'nın adı bir mısrada açıkça verilmiştir.

hatay meyhanesi, süreya'nın sağlığında arkadaşlarını ağırladığı ve şiir yazdığı istanbul'da ve hatta şimdi bostancı'ya taşınan ve hizmetine orada devam eden ve fakat adı cemal süreya ile özdeşleşmiş bir mekandır.

ve ben bütün bunlara rağmen "cs kim ki?" şeklinde bir soruya muhatap oluyorsam

ya benim aktarımımda bi eksiklik ya da tuhaflık vardır

ya da bunu soranlar benim şiirimin değil, hiçbir şiirin yanından geçmemelidirler

zira ben daha da fazla utanırım süreya'dan ve diğerlerinden "şiir adına"

şiir şimdi fena halde küstü bana

bunca açıklamama...

nasıl gülmeyim

gülecem
gülecem
gülecem

sonra da ölecem işte.


JD