Bir deliyle başederken, yapılacak en mantıklı şey normal rolü yapmak. Herman Hesse [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM

MEHMET NİŞANCI & DENİZ CİNGİZ’E AĞIT



Kadir mevlam kimseye evlat acısı göstermesin. Son iki ayda kıymetli yeğenim Abdullah Nişanci oğlu Mehmet Nişancı, ve çok muhterem dostum İbrahim Cingiz oğlu Deniz Cingiz trafik kazası nedeniyle henüz gepegenç asker bile olamadan yaşamlarını kaybettiler. O nedenle benim de acılarım birlikte depreşti. Benim de bir oğlum Taylan 52 günlük bebek iken ben hapiste siyasi nedenle tutuklu iken vefat etmişti, onun adını yeğenim Tamer Taylan Aktaş aldı...

Dostlarıma baş sağlığı sabır ve metanet diliyorum.
Allah daha büyük acı göstermesin...
Mekanları cennet olsun..


MEHMET NİŞANCI & DENİZ CİNGİZ’E


Gece göğü saran bulut
Sabah olunca çekildi
Oğul bu yel senden esti
Gözden yağmur yaş döküldü


Efil efil yel olursun
Yağmur olur sel olursun
Dolu vurur, del’olursun
Gönül derinden yıkıldı


Ne bayramdır ne de düğün
Mevlit okunacak bugün
Gittin oğul üçüncü gün
Gönlümde bir dağ yıkıldı


Felek senin gözün mü kör
Yolda belde sıranı gör
Dalda göğü ereni gör
Gök neden yere döküldü?!


Bu dert beni yer bitirir
Bağrım taş olsa eritir
Deniz’i gözden getirir
Gönlümden duman söküldü


Hayâli gözüme bakar
Acısı içime batar
Kokusu burnuma tüter
Gönül yurdundan söküldü


Kara çadırlar söküldü...


Gökyüyüzünü saran bulut
Dertten derde karan bulut
Yok mu yâren çaren umut
Aktaş da dara çekildi



Şaban AKTAŞ
12.08.2017




KENGER ÇİÇEK KENGER ÇEKTİM?!


Her ıtırdan bir dal çektim
Ağılı daldan bal çektim
Kenger çiçek/ken/ger/çektim(?)
Acımla başa çıkılmaz


Sen acının dili misın
Kenger çiçek gülü müsün
Diri misin ölü müsün
Yüzünle başa çıkılmaz


Bitmez tükenmez bir hüzün
Her çiçekte gördüm yüzün
Açılırsın yazın güzün
Kışınla başa çıkılmaz


İki yüzü ters baktırır
İki çeşme yaş aktırır
Gözden gül suyu kokturur
Bakışın başa çıkılmaz


Aktaş unutmaz adını
Kâlbe diken gül tadını
Aşktan aldı muradını
Gönlümle başa çıkılmaz


Şaban AKTAŞ
12.07.2017 - 12.20



NİLÜFERLER *


Suda açan nilüferin
Göze kaçan gönül ferin
Aşık ettin gülüm beni
Kırk maşallah bir aferin!


Kırkbir kere maşallah mı
Nazar değmez inşallah mı
Gül şah, gönül padişah mı
Kâlpten sevdim Allah kerim


Gönülden samimiyetim
Aşk ile sana niyetim
Sensiz kâlbim öksüz yetim
Gülü sevdim Allah kerim


Kerem gibi yana yana
Aşık oldum gülüm sana
Nil gibi ak su ver bana
Açsın gözde nilüferim


Şaban Aktaş
12.08.2017 - 22.22


(*)Hiç böyle bir şiir aklımda yoktu.
Cep telefonumda paylaşılan
ve kime ait olduğunu bilmediğim
bu fotoğraf bu şiiri yazdırdı.



BEN GÜLÜMÜ HOŞÇA SEVDİM


Ben gülümü hoşça sevdim
İçmeden serhoşça sevdim
Ağladıkça güller açtı
Mendilime bahçe serdim



Hasretinle neler çektim
Toprağa pembe gül diktim
Kokunu içime çektim
Gönlüme gül bahçe serdim



Saçlarını yele versen
Kokunu ak güle versen
Dile benden ne dilersen
Al gönlümü bohça serdim


Gül yarası dil yarası
Farketmez gönül yarası
İki kaşın tam arası
Kâlbe saplı okça sevdim


Bire yedi veren güller
Aşkı kâlbe seren güller
Muradına eren güller
Gözüm gönlüm tokça sevdim


Şaban Aktaş
12.08.2017 - 23. 45

FELEĞİN TÜRKÜSÜ


Kimi nerde nasıl vurur
Belli olmaz yakar felek
Hayat dert çile yoludur
Yolda çelme takar felek


İşin yoksa döğüşürsün
Düşer kalkar boğuşursun
Hem söver hem sayışırsın
Yine galip çıkar felek


Malım çok diye övünme
Varım yok diye dövünme
Servetine hiç güvenme
Ne var ne yok yakar felek


Budur feleğin türküsü
Yoktur kimseden korkusu
Elinde hayat törpüsü
Sürte sürte kırpar felek


Aktaş Hak yolundan şaşma
Zalimin ardına düşme
Feleğ’n işine karışma
Hem yapar hem yıkar felek


Şaban Aktaş
12.08.2017 16.55



EY GÖNÜL BEN SANA NEYİM VEREYİM?!


Ey gönül ben sana neyim vereyim
Canı mı istersin gül mü dereyim
Felek beni parsel parsel eyledi
Yeşil mi istersin al mı vereyim?!


Bu can tende yalnız bir can değil ki
Can içinde bir de canan var bil ki
Kâlbimde baharın gül ile ilki
Çiçek mi istersin bal mı vereyim?!


Elim ile yârin yazmasın dürdüm
Mendile gül yüzün kokunu sürdüm
Karlar ile erir, dağla yürürdüm
Sahralarda çimen, göl mü vereyim?!


Yetmez mi ey gönül çektiğin çile
Bülbül olup güle döktüğün dile
Yârsiz boyun büken bu garip kula
Gül ibrişim ipek şal mı vereyim?!


Su gibi akıyor durmuyor zaman
Gözüme bakıyor bir ceylan aman
Derinden yakıyor, sellerin yaman
Ayrılık mı dedin, sal mı vereyim?!


Gönül havalandın enginden uçtun
Zühre yıldızının denginden geçtin
Yâr gözünde dolup dolup da taştın
Umman mı istersin, çöl mü vereyim?!


Şaban Aktaş
12.08.2017



TEK RESİM


Yerinde kalsın öylece
Gül yüzlü o güleç resim
Baktıkça ben gündüz gece
Kâpten sessiz gülümsesin


Gülümsesin gülümsesin
Duymaz oldum gülüm sesin
Nice yıllar ötesinden
Cıvıl cıvıl gelir sesin


Seni de benden aldılar
Sevmekten mahrum kıldılar
Beni bir deli bildiler
Yüreğimi kim ne bilsin?!


Gülümsesin gülümsesin
Duymaz oldum gülüm sesin
Nice yıllar ötesinden
Cıvıl cıvıl gelir sesin


Yüreğimi kim ne bilsin
Bir kılıca kın değilsin
Uzaksın yakın değilsin
Cıvıl cıvıl gelir sesin


Gülümsesin gülümsesin
Duymaz oldum gülüm sesin
Nice yıllar ötesinden
Cıvıl cıvıl gelir sesin


Haydi şimdi işine bak
Her gün aşka düşene bak
Gözden düşen yaşına bak
Ner’de olsam bulur sisin


Gülümsesin gülümsesin
Duymaz oldum gülüm sesin
Nice yıllar ötesinden
Cıvıl cıvıl gelir sesin



Şaban AKTAŞ
02.08.2017













SAPIK MECZUPLAR


Kimse sorgulamıyor doğru dürüst
Nedir çektiği milletin
Haddi hesabı yok içinde olduğumuz
Gaflet ile cinnetin;
En iyisi mi ayırın ikiye milleti(!)
Dinli dinsiz, donlu donsuz,
Bilimden nasibini almayanlar
Bilimin sunduğu olanaklardan
Hiç mi hiç yararlanmasın;
Ne evinde elektrik ne ampul
Ne de buzdolabı çamaşır makinası
Televizyon, ütü, cep telefonu
Araba dahi kullanmasınlar,
Ne doktor ne ilaç
Bakalım kim kime nasıl muhtaç;
Ayıralım oturduğumuz semtleri
Biz onların yüzünü görmeyelim
Onlar da bize uğramasınlar
Görelim o zaman, kim kimi üzecek
Kim kimin çocuğunu nerede
Ne zaman, nasıl ne deyip düzecek;
Hiç sesini duymak istemiyorum
Dindar geçinen iki yüzlü
Riyakâr yalancı münâfıkların
Yeteceği varsa yetti gayrı
Mayası bozuk meczup sapıkların!..


Şaban Aktaş
11.08.2017

Şaban Aktaş (Şaban Aktaş)
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.
Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.




52 abdullah acı ait ak asker ayda bahçe bebek ben benim bir bohça böyle büyük can canan cennet cep ceylân çiçek çile dağ daha dahi değmez deli deniz dert diken dil doğru doktor duman duymak düğün elektrik eren evlat fotoğraf galip garip gibi gönül gözde gül güleç gülüm gün gündüz günlük hak hayat hiç ibrahim iki ile kenger kın kıymetli kim mahrum mehmet metanet muhterem nasıl o oğul olur öksüz padişah pembe sabır sana sel sessiz son su şal şiir şimdi tam tamer taş trafik tutuklu ve yağmur yakın yalancı yalnız yâren yel
 Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.


MEHMET NİŞANCI & DENİZ CİNGİZ'E AĞIT şiirine yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


Üye ol Şifremi Unuttum