|
|
|
|
Eklediği son sesli şiirler
|
BU SANA İTİRAFIMDIR/ ÜÇ NOKTA
-Vakit geldi bu sana itirafımdır artık...
Düşünüyorum da Şairlerin şiirlerinde anlatamadıkları var mıdır? Ya da ağlar mı içinde “Ayrılık” geçen mısralar. Hangi ünlem yumuşar ki bakışlarında bir güzelin, Hangi yarayı sarar ki “derman” sız sözleri bir musikinin.. Düşünüyorum da Dar yüreklere bağdaş kurmuş mudur “düşünce”? Ya da kaç âşık itiraf etmiştir “sevdiğini” sevdiğinin yüzüne? Düşünüyorum da Kırık dökük aşkımın bakışlarında aynalar, Aynalarda çocuksu devrimleri yüzümün. Utanılası bir andı diyordum hep; Avuçlarıma düşmesi ölümün.
Düşümde “murat” diye yorumlanması güç çelişkiler bıraktın. "Eyvah"larımda telaşı intiharların. Bıraktığın, zehir zıkkım boşluğudur şahmeranların. Keşkelerle geçer mi bir ömür... Konuşsana! Sebebi neden! neden! neden! diye sordum hep… Konuşsana! Ezanların ardına sıkışan selaların. Makamı hep hüzzam mıydı? Yüreğimize kambur olan bu yaranın merhemi hep tufan mıydı? Belki haberin bile yoktur diye sustum, Açılmıştı sonsuza giden her yol Azrail’in bakışında Ağladım biliyor musun? Boynuma musallat olan o boy vermiş ızdırabında. Ve geceleri ansızın kan ter içinde uyanışımda, Yastığa sen, sen diye sarılışımda...
Yumruklanmış duvarlara kanıyla adını yazan biri vardı, Biri vardı itirafının utangaçlığında mağrur ve mütebessim. Biri vardı gözlerinde rüzgâr yanığı sıkılganlık, Avuçlarının arasında nükseden çelik depremler. Bir türkü tutturmuş biri vardı, Gözlük camında akıl almaz buğular, Yüreğinde sükûnete müptela korkular. Her mısrasında adın ayrılıkla geçerken, ağlardı. Hatırladın mı? Şimdi yüzüm hangi yöne dönse üşüyor. Ve haberin var mı bilmiyorum? Yürek tarlamın hasatında hep kırmızı güller ölüyor.
-Vakit tamam bu sana itirafımdır artık .
Gönlümün namlusuna, çoktan sürdüm mermiyi, Ve mavi güvercinlerin, gözlerinde uçurdum sevgiyi. Belki haberin bile yoktur diye, Kaç kere ziyaret ettim, musalla denen kutsal mabedi. Biliyor musun? Ellerinden öpülesi bir gurur bıraktın bana. Sonra, yokluğundan muzdarip düşünceler… Güneşten bozma gece fenerlerinde; Yürek közünde titreyen sözler bıraktın. Farkında mısın? Gittiğinde boyun büktü huzmeleri bir lambanın, Binlerce soru işareti kıvrıldı adının ayakucuna. “Kurban olayım” dediğimi duydun mu o akan gözyaşına. -Konuşsana! -Konuşsana! “Darmadağın bir adam” portresi çizdim işte deyip bağırsana!
-Vakit tamam bu sana itirafımdır artık ...
Gözlerim hayalinde gözlerinin, Ve cebimde tohumu sevdanın, Hep anasına avradına sövdüm , biliyor musun? On yedisinde bu kahpe ayrılığın... Kaç kere ağladım, gecenin al yalazında. Kaç kere efkarlandım, serin göze başında. Ve kaç kere sabahladım, resmin koynumda. İşte böyle be yeşil gözlüm, Uykusuzluğun tasviri var mıdır ki acep? Ya da dudaklarını yakması bir cigaranın. Bıktım! Biliyor musun? Bıktım mavi dumanını göğün türlü, türlü şekillere yormaktan Bıktım gökyüzünde adına yıldızlar saymaktan. Bıkamadıkları da vardır insanın değil mi? Hani demirden bir lokmanın takılışında kursağa, Yutkunamadıkları da vardır belki. Sana gönlümün firarisi demiştim oysa, Ve karlı dağların nazlı ceylanı. Belki haberin bile yoktur, Bir türlü susturamadık , Ayrılık denen hayvanı. Birde, Birde dokunamadım işte resmine, Birde yüreğine, Birde... Öpemedim işte… Ölümüne.
Vakit tamam bu sana itirafımdır artık...
Halden bilmez sevdiğim. Koynuma yar diye, acısını gizlediğim, Hep bendim gel dediğinde gelen, Ve hep bendim git dediğinde giden. Boynumda yular kapını beklediğim. Belki haberin bile yoktur, Bir elim Ferhad’ın dağında, Diğer elim çölünde mecnunun, Ne yazık ki hep kahretmekmiş , Bu aşktaki kanunun. Sana sevdanın, gönül kapılarını açmıştım, Yaşım yaşına üç nokta.(…) Gelir diye kaç zemheri akşamına kalmıştım, Selam verip kara buluta. Oysa yine yenilmişti, yüreğim, Tarumar edilmiş bir coğrafya yüzümde. Derin izleri kaldı bu aşkın iki gözümde Bu sana itirafımdır, Aşkı bilmez, seveni görmez sevdiğim, Adının her harfinde dirhem, dirhem eridiğim. Biliyorsun; Şimdi ikimizde, yenik komutanlar gibiyiz, Dağılmış aşk uğruna kurduğumuz ordular, Biliyorsun işte; İkimizde mahcup ve ikimizde eziğiz, Hani her yenilgi bir yenmeye gebeydi be güzel, Hani her aşığın yüreğinde umudun gülleri biterdi be güzel. Şimdi anlamsız sorular biriktiriyorum usumda, Bavulumda senden kalma yanılgılar. Beynimde her sözcüğe bedel kurgular. Söyle ne olursun, Söyle de; Bu gece yüreğime dokunmasınlar!
Engin Badem -acemişair- Bu sana itirafımdır (Düzenleme 29.04.2008)
|
|
|
Acaba Nedir?:
akıl
,
ansızın
,
artık
,
aşık
,
aşk
,
bir
,
böyle
,
coğrafya
,
çelik
,
gece
,
git
,
gönül
,
gurur
,
güç
,
hep
,
hüzzam
,
iki
,
itiraf
,
kan
,
kara
,
kırmızı
,
mavi
,
musalla
,
nazlı
,
o
,
öpülesi
,
rüzgar
,
sana
,
tûfan
,
türkü
,
üç
,
ve
,
yeşil
,
zehir
|
Okuduğunuz yorum şiirin sahibi tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
|
|
30 Nisan 2008 Çarşamba 08:56:02
Özgünlük ve yalınlık, şiirin hasında buluşunca böylesine bir şey çıkıyor işte ortaya, dinleyemiyorum ona yanıyorum. Şair kelimelerle oynaşırken şiir akıp gidiyor, siliniyor ruhun pasları, itiraflar can alıyor. Şiir kokuyor sevgili dost, buram buram şiirsellik kokuyor. Sevda kokuyor ve soluması bile keyifli. Duyguların güzelliği kadar aksi de muhteşem, hep yalın kal şair, kal ki, sayfana her geldiğimde, ellerim dolu dolu ayrılayım, yaşamımdan eklediklerimle bağdaştırayım, hep olduğu gibi. Sevgimle...
|
|
|
|
29 Nisan 2008 Salı 17:40:10
eline sağlık yüreğin dert görmesin abi baki selamlar
|
|
|
|
29 Nisan 2008 Salı 16:42:02
Harika bir şiir okudum kaleminizden. Yüreğinize sağlık. Saygılarımla.
|
|
|
|
29 Nisan 2008 Salı 16:09:10
Son zamanlarda okuduğum en güzel şiirdi.Bize söylenecek söz bırakmamışsınız.tebrik ediyorum sizi.
|
|
|
|
29 Nisan 2008 Salı 15:36:45
İyiki farkına vardım şiirin... Tam anlamıyla mukemelll...
Yüreğine sağlık.....
|
|
|
|
29 Nisan 2008 Salı 13:08:10
Bu aşktaki kanunun. Sana sevdanın, gönül kapılarını açmıştım, Yaşım yaşına üç nokta.(…) Gelir diye kaç zemheri akşamına kalmıştım
MÜKEMMEL BİR ŞİİR DİNLEDİM VE DEFALARCA DİNLEMEK LAZIM YÜREĞİNİZE SESİNİZE SAĞLIK
|
|
Şiire yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üye değilseniz üye olmak için tıklayın. |
|