|
|
20 Temmuz 2008 Pazar 15:52:43
Yazdıklarını okurken ve ekranla ilk buluşurken gözlerim az önce, bir balkan müziği çaldı..Hiç olmadığı kadarda kulağımı tırmalarken ,yazdıklarını okumayı bırakıp..başka..çok başka,bir iki tınıya muhtaç düştüm..Sonra bir buçuk defalık seni okudum.. Geçen bir yük gemisini duydum ama ben Belediyeyi izledim..Belediyenin şanslı bekçisini.. Arkadaki asma köprüyü,onun altındaki dereyi gördüm. Nasıl unuturum..nasıl... ilk gördüğüm eşekli bir çöpçüydü..ilk duyduğum onun sesiydi..Ben bu yüzden cama çıkmıştım.. Koşarken,cama,içerden birileri de duyuyordu ve yalnız değilsin eskici yükseliyordu dışarıya.. Sırf eskici..hurdacı..çöpçü arkadaşta bizi duysun diye... Onun da radyosu vardı,Sibel Can’dı sesi yükselen..yada başka benzer bir ses..
İşte söylediğin gibi “şehrin “tam da “orta yerinde”..Belki küçük bir pencere boyayamıyordum ama çocuklar düşleyebiliyorum, burnu akan kara yağız çocuklar.
Bana bu satırlarla düşlettiğiniz için teşekkür ederim ,
Söğüt gölgesi , üzüm ekşisi dilerim kalemine
Saygımla
|