Edebiyat Defteri

Cömertliğin üç belirtisi vardır: sözünün eri olmak, gereksiz yere övünmemek ve sorgusuz sualsiz bağışlamaktır. IMMANUEL KANT
E-mail adresiniz: 
Şifre:
Edebiyat Defteri
 Atölyeler 
   


 
Şiir Bilgi
22.04.2008 tarihinde eklendi.
124 çoğul gösterim yapıldı.
119 tekil gösterim yapıldı.
5 yorum yapıldı.
 

   

 

SENSİZ KARANLIKLARDAYIM...


Kâbuslar işgal etti rüyalarımı,
Uykularım karanlıklarda boğuldu
Sonra gözlerim yaşardı ve karanlık yerlere düştü gözyaşlarım
Yüreğim kör kuyularda kıvrandı Yusuf misali
Ellerim titrekti dokunduğumda bembeyaz sayfanın satırlarına
Bilirim seni anlatmaya yetmez birkaç satır
Yürekten kopsa da seni anlatmaya yetmez birkaç damla gözyaşı
Paha biçilemez senin için akıtılan yaşlara bilirim
Ve uğruna koparılan başlara paha biçilemez...
Ama karanlıklardayız bugün Ey Şems-i hidayet
Kör kuyulara düşüyor gözyaşlarımız
“Şeytanın ayetleri “okunuyor, hayat kitabımız Kur’an ‘ın ayetleri yerine
İmansız zalimler içinde imanımın zırhı olan başörtüm karanlıklara itiliyor bugün
Ve ben Hatice’tül Kübra olmak istiyorum zifiri karanlıklarda…
O günde karanlıktı her yer
Karanlıktı varoluş sebebini idrak edemeyen aciz beyinler
Minicik kız çocuklarının atıldığı kör kuyular kapkaranlıktı
Karanlıktı Ebu Cehil’in bastığı topraklar
Ve Beytullahtaki tüm ışıklar söndürülmüştü
Haremi şerifte Allah için dökülen gözyaşları Uzza’nın bakışları üstüne düşüyordu
Uzaklarda bir yerlerden İsmail’in,” âmin” deyişini duyar gibiydim sanki
Ama öyle karanlıktı ki Mekke o Sirac-ı Hakikatin evvelinde
Bulamıyordum İsmail’i
İbrahim ‘in duasını bile duyamıyordum artık…
571 yılıydı, bir pazartesi, seher vakti
İlk kez güneş doğmuştu sanki Mekke de
Yıllar sonra ilk kez sabah olmuştu
Nurundan apaydın olmuştu şark ve garb
Gönlü gülistan olmuştu anneler sultanının
Çünkü iki cihan güneşi doğmuştu o gün
Çünkü Hz. Âmine o Şems-i Hidayet’e anne olabilmek şerefine nail olmuştu…
Ebedi âleme göç edeceği vakit, bağrına yasladın başını
Sana bakıp hikmetli ve faziletli olacağını haber verdi aziz annen, ilahi kudretin verdiği güçle
İşte o ilahi güç hidayeti nakşetti gönüllerimize
İşte büyüklüğünü tasdik ettik Ey Sultanı Ervah
Hasan ve Hüseyin’i kucaklayışınla hayran kaldık şefkatine
Vahşi yi bağışlayışınla âşık olduk merhametine
Ve Ebu Bekir’in yürek parçalayan gözyaşlarıyla
Hasret kaldık canlar feda o gül yüzüne…
Ey Gül-i Rana,
Gurbetinde, sabahlar titretiyor yüreğimi
Her sabah Medine-i Münevvere de uyanamamanın sancısı acıtıyor
Ravza-ı Mutahhara da ağlayarak sabahlayamamanın acısı yakıyor
Asrın Ebu Cehilleri şeytanın ayetlerini kulaklarımıza fısıldamak cüretini gösterirken
Abdullah Bin Mesut olamamak ızdırabı karatıyor gecelerimi Ey Müezzin-i Azam.
İşte bunca azabın içinde
Ve içimi burkan hüznün gölgesinde
Adına yazdığım şiirleri fısıldıyorum geceye
Aşkından harab olan gönülleri buluşturan gece
Beni de basıyor bağrına
Sonra gözlerim doluyor birden, duygularım dopdolu oluyor
Ve gözlerimden süzülen her damla yaş, yüreğime sızıyor yavaşça…
Eğer yüreğimde hissettiğim bu dayanılmaz acı sana duyduğum aşksa,
Eğer ellerimi titreten şey adını kâğıtlara yazmaksa
Düşecekse gözyaşlarım bir gün Medine sokaklarına ve kırkikindi yağmurları gibi süzülecekse yanaklarımdan
Bir avuç gözyaşıysa beni sana ulaştıracak
Ve vuslatsa bunca ağlamanın sonu, kavuşmaksa
Doğduğun gün ağlayacağım sana…
Daru’l vuslatta Sümeyra olduğum gün, yandığımı bileceğim gül cemalin aşkıyla
Aşığım sana EY YILDIZ YÜZLÜ NEBİ,
Hayranım sana…
Ne olur beni de, beni de kabul et ravzana EY GÜL-İ RANA
Ne olur beni de kabul et ravzana…



   
Acaba Nedir?: abdullah , acı , anne , aşık , aziz , ben , bir , bugün , cihan , damla , fısıldamak , gibi , göç , gözyaşı , güç , gül , gülistan , gün , güneş , haber , hasan , hasret , hayat , hayran , ibrahim , iki , ilk , işgal , kırkikindi , kör , kübra , mesut , o , olur , sabah , sana , şark , tüm , varoluş , ve , yıldız , yürek , yürekten , zifiri
 Yorumlar
 
23 Nisan 2008 Çarşamba 01:22:43

Aşığım sana EY YILDIZ YÜZLÜ NEBİ,
Hayranım sana…
Ne olur beni de, beni de kabul et ravzana EY GÜL-İ RANA
Ne olur beni de kabul et ravzana…
..............................................................
TEBRİKLERİM VE SAYGILARIMLA İMAN DOLU YÜREK
.............................................................
Böyle bir dostunuz oldu mu?
Daima düşünceliydi.
Susması konuşmasından uzun sürerdi.
Lüzumsuz yere konuşmaz; konuştuğunda ne fazla, ne eksik söz kullanırdı.
Dünya işleri için kızmazdı.
Kendi şahsı için asla öfkelenmez ve öç almazdı.
Kötü söz söylemezdi.
Affediciliği tabii idi.
intikam almazdı.
Düşmanlarını sadece affetmekle kalmaz, onlara şeref ve değer de verirdi.
Kendisini üç şeyden alıkoymuştu: Kimseyle çekişmezdi.
Çok konuşmazdı.
Boş şeylerle uğraşmazdı.
Umanı umutsuzluğa düşürmezdi.
Hoşlanmadığı bir şey hakkında susardı.
Hiç kimseyi ne yüzüne karşı, ne de arkasından kınar ve ayıplardı.
Kimsenin kusurunu araştırmazdı.
Kimseye hakkında hayırlı olmayan sözü söylemezdi.
Yanında en son konuşanı ilk önce konuşan gibi dikkatle dinlerdi.
Bir toplulukta bulunduğu zaman bir şeye gülerlerse, o da güler;
Bir şeye hayret ederlerse, o da onlara uyarak hayret ederdi.
Gerçeğe aykırı övgüyü kabul etmezdi.
Her zaman ağırbaşlıydı. Konuşurken çevresindekileri adeta kuşatırdı.
Kelimeleri parıldayan inci dizileri gibi tatlı ve berraktı.
Yürürken beraberindekilerin gerisinde yürürdü;
ayaklarını yerden canlıca kaldırır, iki yanına salınmaz, adımlarını geniş
atar,
yüksek bir yerden iner gibi öne doğru eğilir, vakar ve sükunetle rahatça
yürürdü.
Kapısına yardım için gelen kimseyi geri çevirmezdi.
Bir gün kendisinden yaşça küçük bir dostunun omuzlarından tutarak şöyle
demişti:
'Sen dünyada garip bir kimse yahut bir yolcu gibi ol!'
Her zaman hüzünlü ve mütebessim bir haletle dururdu.
Dert üzere sarfedilen hiçbir kötü sözü ağzına almamıştı.
Sıkıntılı hallerinde kabalaşmaz, bağırmazdı.
Fakirlerle birlikte yerdi; öyle ki onlardan ayırt edilemezdi.
Önüne ne konulursa yerdi.
Sade kıyafetler giyer, gösterişten hoşlanmazdı.
Konuşurken yüzünü başka tarafa çevirmez, bulunduğu mecliste ayrıcalıklı bir
yere oturmazdı.
Sabahları evinden çıkarken şöyle söylerdi:
'ılahî doğru yoldan sapmaktan ve saptırılmaktan, kanmaktan ve
kandırılmaktan, haksızlık etmekten ve haksızlığa uğramaktan, saygısızlık
etmekten ve saygısızlık edilmekten sana sığınırım.
Sıradan değildi; ama sıradan insanlar gibi yaşardı.
O, Hz. Peygamberdi (aleyhissalâtu vesselâm)…..
 
23 Nisan 2008 Çarşamba 01:20:12
inşallah onu seven herkesi kabul eder.
yüreğine sağlık
 
22 Nisan 2008 Salı 23:26:32
tek önderim,tek mürşidim efendimize(s.a.v)hitaben yazmış olduğun bu şiir den ötürü teşekkür ederim
şefaati size ve bize nasip olsun
maasselam
 
22 Nisan 2008 Salı 23:10:41
Şeytanın ayetleri “okunuyor, hayat kitabımız Kur’an ‘ın ayetleri yerine
.................................
......yüreğinize sağlık

Kaleminiz daim olsun
 
22 Nisan 2008 Salı 22:53:02
Aşığım sana EY YILDIZ YÜZLÜ NEBİ,
Hayranım sana…
Ne olur beni de, beni de kabul et ravzana EY GÜL-İ RANA
Ne olur beni de kabul et ravzana…

"O"na kim aşık değil ki
kalemine sağlık
Şiire yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.
En Son Eklenen 50 Şiir   En Son Eklenen 50 Şiir
Haberler Fıkra Dünyası
Bölümler
• Şiirler
• Yazılar
• Öyküler

• Forum
• Arama
• Etkinlikler
• Ne Nedir?
• Kampüs
• Bugün
Edebiyat Defteri
• Reklam ve Sponsorluk
• Site Haritası
• İstatistikler

• Kurallar
• Yardım
• İletişim
Sitemizde yer alan eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Prefabrik -  Estetik -  Reklam verin