|
|
|
1001 Yolcu
Bir vardır bin yoktur Zamanın birinde Aşkı kıyamette 1001 yolcu vardır
Der ki nere Her biri gider ayrı bir yola Kimi tutar tumanını ki felekten kaça Kimi açar koçmasını koşar soldan yana Kimisi içine kapatır hayatı Koyulur telve telve okumaya.
Derken Günü gelir yetmeden Yedi hüsran saçılır yeryüzüne Benek benek is vurdurur yerli yersiz Kimi varır Ağrı’nın yamacına Kimi alır başını Kaf Dağı’nın ardına Ana avrat çoluk çocuk demeden Çeker süngüsünü için için çekeni Büyütür büyüdükçe büyütür Devasa dağ misali ağaçlara gölge verir Önce sulamaya sonra Acırak meyvelerini yolmaya koyulur 1001 yolcu
"E sonra ne olur?"
Başak diyarına vuran güneş sarıyı unutur Dertlenen hak açar gönül yelesini Saçar lale lale sırlarının tohumlarını Meraklı ya dübel dübel medet okur Aramaya 1001 sevdalı Kimisi âlem yapar kimisi devri âlem Kimisi etrafında şöyle bir dolanır
"E bulurlar mı?"
Akla giden yol bir kaybolan bin… Buldum der sanırlar Yüreklerine bir su çalarlar Kuluna gönül vermiş bir kez hak Üzülmesinler diye yerini belli eder … Bulan bir ne az gider ne uz gider Dere tepe düz gider Yüreğinin yamacından üç parmak anca iner Bırakır iki ayağını da Omuzlarından Ana babasının Dizlerine aslının Sevdaya bulanmaya gider.
Bir vardır bin yoktur
|
|
|
Acaba Nedir?:
alem
,
ana
,
avrat
,
bir
,
büyüdükçe
,
çocuk
,
dağ
,
gölge
,
gönül
,
güneş
,
hak
,
iki
,
lale
,
medet
,
su
,
üç
,
yolcu
|
|
Bu şiire henüz yazılmış yorum yazılmamış.
|
Şiire yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üye değilseniz üye olmak için tıklayın. |
|