|
|
31 Mart 2008 Pazartesi 01:24:09
Havada suda yerde Güneşle seni kuşatan Yüreğimi dağıttım Sevini yaşatan, Dağılanı topla Soluğumu adadım Solu ,iç beni Pınargözü’nden kana kana...
Sıcak yaz ortası Anısı var dağların Gerisini sorma bana Erir yürek dağlanır, Bir avcı bir maral gezer ’’ Ava giden avlanır’’
maral dişi geyiktir bilindiği üzre.. Geyik edebiyatımıza konu ve motif vermekle kalmamış dilimize geyikten türemiş birçok kelimenin girmesine de sebep olmuştur. Bunlar Geyikli, Geyik dağları, Geyiksuyu, Geyikpınarı, geyikböceği, geyik domuzu, geyik dikeni, geyik dili, geyik göbeği, geyik otu gibi hayvan ve bitki isimleridir. Ayrıca geyik etine gir- “kadın endamı almağa başlamak” gibi bir deyimi de kazandırmıştır.
Şamanizm ve Budizm’de insanın şekil değiştirdiğine (metamorphose) inanılır. Bu inanç çeşitli yollardan tarikatlara girmiş ve buna özellikle Bektaşî geleneğinde tasavvufî bir mâna verilmiştir.
Bu inançtan hareketle Ahmed Yesevî turnakuşu, Hacı Bektaş Velî’nin güvercin veya şahin, Doğrul Baba ve Abdülkadir Geylanî'nin doğan, Geyikli Baba ve Abdal Musa'nın geyik şeklinde dolaştığı yaygınlaşmıştır.
Bu, hayvanlar gibi geyiğe de kutsal, mistik bir hayvan özelliği verildiği görülür. Bu inançta Altay hanlarının okudukları duadaki “bindiğim hayvan geyik, sığın” sözlerinin izleri olduğu da söylenebilir. Şorlarda da ruhların marallar üzerinde gezdiğine inanılır. Ayrıca Eski Türklerde alageyik (alogonya) bir totemdir.
Geyiğin insan, insanın geyik (dişi) olması, kız olarak şekil değiştirmesi Türk edebiyatının her sahasında görülür.
Çin efsanesinde Göktürk atasının olduğu Deniz Tanrısı'nın geyik olması olayına rastlanır.
Şah İsmail ile Gül hikâyesinde Şah İsmail'in sevgilisi Gülizar, geyik şeklinde dolaşırken kendisini yakalamak isteyen Şâh İsmail'in kucağına sıçrar.
Ayrıca Kısas-ı enbiya gibi verimlerde geyik donuna girme, geyiklere dua veya geyiklerin mukaddes bir hayvan olarak bazı uzuvlarının altın gümüş gibi değerli olduğuna dair inanışlar da vardır.
Geyik yalnız masal, hikâye, destan, türkü gibi edebiyat verimlerinde kalmamış, çeşitli özellikleri sebebiyle resim, minyatür, heykel ve el işleri gibi sanatın da konusu olmuştur. Bunun ilk örneklerine Altay Hun çağından kalma kabartma ve çizgi geyik figürlerinde, arslan geyik, kaplan geyik resimlerinde, süs eşyalarında, kemer tokalarında, at takımlarında rastlanmıştır.
Eski Orta Asya sanatında geyik ve kaplan mücadelesini gösteren heykel ve resimler, el sanatlarından olan kilimlerde geyik desenleri görülür. Ayrıca geyik boynuzundan yay ve bıçak sapı yaptıkları da bilinmektedir. Bugün Anadolu halı ve kilimlerinde de motif olarak geyik (ceylan) ve geyik avı işlenmektedir.
Hacı Bektaş Veli'yi tasvir eden resimlerde sağ elinde geyik görülür. Geyik bazı ressamlar için de ilham kaynağı olmuştur Geyik motifinin Türk edebiyatında mesnevi tarzında yazılan destani hikayelerde kullanıldığı görülmektedir.
Bu destanlardan biri de “Geyik Destanı”dır Bu destanda ele alınan konu şöyledir:
Hz. Muhammed, Hz. Ali, Hz. Ömer ve sahabeler camide sohbet ederken kırk atlı gelir. Bunlar Hz. Muhammet’in karşısına durarak “dinimize batıl diyen, putları tanımayan, ayrı bir din davasında bulunan Muhammet’i biz e gösterin.” demişlerdir. Hz. Ali ve Hz. Ömer bu adamlara müdahale etmek isterler. Ancak, Hz. Muhammet, engel olur. Onların karşısına bizzat kendi çıkar.
Hz. Muhammed, bu şahısların avlamış oldukları ayakları bağlı geyiği görür. Onlara geyiği çözmeleri halinde onun kendi peygamberliğini ilan edeceğini söyler. Kafirler bu işe önce inanmamakla birlikte, Peygamber onun yerine kendi canını ortaya koyunca kabul ederler. Bunun üzerine adamlar geyiği çözer. Geyik lisana büyük bir hürmetle Hz Muhammed’in önüne gelerek, nasıl yakalandığını, iki küçük yavrusunun annesiz kaldığını, eğer izin verilirse gidip onları emzirip geleceğini söyler. Bunun üzerine Hz. Muhammed’in de kefaletiyle geyiğe kafirler ikindi vaktine kadar izin verirler. Geyik yavrularının yanına gelir ve başından geçenleri onlara anlatır. Artık bundan sonra kendi başlarının çaresine bakmaları gerektiğini söyler. Onları son bir kez emzirip ayrılmak isteyen geyiğe yavruları şöyle der: “Onu Resule götür ve bizden selam söyle.” Geyik bunun üzerine geri dönerken, kafirlerin kurduğu tuzağa düşer. Verdiği sözü yerine getiremeyeceği için, üzülür ve Allah’tan yardım ister. Bunun üzerine Cebrail gelerek geyiği düştüğü tuzaktan kurtarıp, Hz. Muhammet’in huzuruna getirir. Kafirler bu mucize karşısında hep birden Müslüman olurlar ve geyiği de serbest bırakırlar.
şiiriniz ben de bunları çağrıştırdı yeniden değerli hocam ...kutlarım sevdalı gönül incisi güzelliklerinizi..saygılar..selamlar..
|