Edebiyat Defteri

Politika kansız savaş, savaş ise kanlı politikadır. Mao
E-mail adresiniz: 
Şifre:
Edebiyat Defteri
   


 
Şiir Bilgi
31.03.2008 tarihinde eklendi.
228 çoğul gösterim yapıldı.
108 tekil gösterim yapıldı.
17 yorum yapıldı.
 

   
 

PINARGÖZÜ


Suya suyla yazdım adını
Karda elimle
Kumsalda ayağımla
Sesimle türkü türkü,
Önce beni dinle
Sonra
Üf deyince ben
Dilediğin yere
Uç git hemen;
Enselenirsin
Dileyince ben...

Kumsala uzan
Sıcaklığımı duy
Denize gir
Tuzuma belen
Soluk al ;
Benim esen yel,
Dokunup yüzüne
Sevip okşayan
Saçlarını tel tel...

Havada suda yerde
Güneşle seni kuşatan
Yüreğimi dağıttım
Sevini yaşatan,
Dağılanı topla
Soluğumu adadım
Solu ,
İç beni
Pınar / gözü’nden
Kana kana...

Sıcak yaz ortası
Anısı var dağların
Gerisini sorma bana
Erir yürek dağlanır,
Bir avcı bir maral gezer
’ Ava giden avlanır’...

Şaban Aktaş
08.03.2004

   
Acaba Nedir?: bir , git , türkü , yaz , yürek
 Yorumlar
 
31 Mart 2008 Pazartesi 16:14:14
aktı gitti...sevgılerımle
 
31 Mart 2008 Pazartesi 15:38:02

gerisini sormayalım
erik yürek
herşey dizelerde saklı zaten

bambaşka şiirdi bu
ve sayfanıza konukluk hep güzel



 
31 Mart 2008 Pazartesi 14:25:55




nasıl becerdin böyle dağılmayı göz!...



damla

damla...


 
31 Mart 2008 Pazartesi 14:14:13
Suya suyla yazdım adını

Bu dize zaten şiiri alıp baştacı ediyor.Ancak okurken aklıma takıldı acaba hangi kalemle yazıldı diye?
Sevda kalemiyle mi,Gönül kalemiyle mi,yoksa kudret kalemiyle mi?:))

Hangisi ile veya neyle yazmışsan çok güzel yazmışsın değerli şair..

Yüreğine sağlık.
Tebrikler.
 
31 Mart 2008 Pazartesi 13:07:42
yüreğinize sağlık dost
hani yürekte narinlik olmayanlar yazamaz
işte bu noktada alkışlarım şahsım adına
saygılar
 
31 Mart 2008 Pazartesi 11:13:45
bir avci bir maral gezer
ava giden avlanir yüreginize saglik güzel bir siir okudum saygilar
 
31 Mart 2008 Pazartesi 11:08:45
çok güzeldi tebrik ederim..
yüreğinize sağlık kaleminiz daim olsun...
 
31 Mart 2008 Pazartesi 10:16:49
Kumsala uzan
Sıcaklığımı duy
Denize gir
Tuzuma belen
Soluk al ;
Benim esen yel,
Dokunup yüzüne
Sevip okşayan
Saçlarını tel tel...

tebrik ediyorum can bir solukta okudum dizelerini. Seven yürek sevgilisinin her dem yanında ve bir nefes uzağındadır. Görmesini bilene.
 
31 Mart 2008 Pazartesi 08:30:01
Suya suyla yazdım adını
bu iş biraz zor...yoksa ebruli ile mi yazdınız?enselenirsin dileyince ben...bu kısım da hayli ilginç...tehdit mi blöf mü?sonra ki iki bölümde ki benzetmeler süper....tuzuma belen, iç beni gibi...bütün bunlara rağmen 'ava giden avlanır'deyip teslim olduğunuzu kabullenmişsiniz...ben de kutlarım aşka teslim olan şair yüreği....
 
31 Mart 2008 Pazartesi 05:41:06
Suya suyla yazdım adını
Karda elimle
Kumsalda ayağımla
Sesimle türkü türkü,
Önce beni dinle
Sonra
Üf deyince ben
Dilediğin yere
Uç git hemen;
Enselenirsin
Dileyince ben...

Çok güzel bir şiirin lezzetini tattık sayenizde... Yüreğinize sağlık..
 
31 Mart 2008 Pazartesi 03:11:55
Sıcak yaz ortası
Anısı var dağların
Gerisini sorma bana
Erir yürek dağlanır,
Bir avcı bir maral gezer
’ Ava giden avlanır’...


''Aman avcı vurma beni,ben bu dağın ay balam maralıyam''dedirtti şiir.Kutlarım değerli kardeşim.


Saygılarımla

Bahar
 
31 Mart 2008 Pazartesi 02:27:29
mükemmel bir siirdi...

tebrikler.. siirle...

sevgiler...
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
 
31 Mart 2008 Pazartesi 02:10:34
Konuyu dağıtmadan ifade ediliş çok güzeldi Kutlarım sevdimve severek okudum. saygılar.
 
31 Mart 2008 Pazartesi 02:08:44
’ Ava giden avlanır’ da şairim, avladığı ne olur dersiniz :))
Müthiş bir iklemde, çok bilinmeyenli denklem misali olmuş aşk anlatımı tam bir sevda/nâme...
Kutluyorum ve sevgi yüklü saygılar sunuyorum.
Bu yoruma 3 cevap yazılmış.
 
31 Mart 2008 Pazartesi 01:35:44
Efsaneler ilham eden bir şiir, anlatım...Çok güzel gerçekten...Tebrik ediyorum...
Okuduğunuz yorum şiirin sahibi tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
 
31 Mart 2008 Pazartesi 01:24:09

Havada suda yerde
Güneşle seni kuşatan
Yüreğimi dağıttım
Sevini yaşatan,
Dağılanı topla
Soluğumu adadım
Solu ,iç beni
Pınargözü’nden kana kana...

Sıcak yaz ortası
Anısı var dağların
Gerisini sorma bana
Erir yürek dağlanır,
Bir avcı bir maral gezer
’’ Ava giden avlanır’’

maral dişi geyiktir bilindiği üzre..
Geyik edebiyatımıza konu ve motif vermekle kalmamış dilimize geyikten türemiş birçok kelimenin girmesine de sebep olmuştur. Bunlar Geyikli, Geyik dağları, Geyiksuyu, Geyikpınarı, geyikböceği, geyik domuzu, geyik dikeni, geyik dili, geyik göbeği, geyik otu gibi hayvan ve bitki isimleridir. Ayrıca geyik etine gir- “kadın endamı almağa başlamak” gibi bir deyimi de kazandırmıştır.

Şamanizm ve Budizm’de insanın şekil değiştirdiğine (metamorphose) inanılır. Bu inanç çeşitli yollardan tarikatlara girmiş ve buna özellikle Bektaşî geleneğinde tasavvufî bir mâna verilmiştir.

Bu inançtan hareketle Ahmed Yesevî turnakuşu,
Hacı Bektaş Velî’nin güvercin veya şahin,
Doğrul Baba ve Abdülkadir Geylanî'nin doğan,
Geyikli Baba ve Abdal Musa'nın geyik şeklinde dolaştığı yaygınlaşmıştır.

Bu, hayvanlar gibi geyiğe de kutsal, mistik bir hayvan özelliği verildiği görülür. Bu inançta Altay hanlarının okudukları duadaki “bindiğim hayvan geyik, sığın” sözlerinin izleri olduğu da söylenebilir. Şorlarda da ruhların marallar üzerinde gezdiğine inanılır. Ayrıca Eski Türklerde alageyik (alogonya) bir totemdir.

Geyiğin insan, insanın geyik (dişi) olması, kız olarak şekil değiştirmesi Türk edebiyatının her sahasında görülür.

Çin efsanesinde Göktürk atasının olduğu Deniz Tanrısı'nın geyik olması olayına rastlanır.

Şah İsmail ile Gül hikâyesinde Şah İsmail'in sevgilisi Gülizar, geyik şeklinde dolaşırken kendisini yakalamak isteyen Şâh İsmail'in kucağına sıçrar.

Ayrıca Kısas-ı enbiya gibi verimlerde geyik donuna girme, geyiklere dua veya geyiklerin mukaddes bir hayvan olarak bazı uzuvlarının altın gümüş gibi değerli olduğuna dair inanışlar da vardır.

Geyik yalnız masal, hikâye, des­tan, türkü gibi edebiyat verimlerinde kalmamış, çeşitli özellikleri sebebiyle re­sim, minyatür, heykel ve el işleri gibi sanatın da konusu olmuştur. Bunun ilk örneklerine Altay Hun çağından kalma kabartma ve çizgi geyik figürlerinde, arslan geyik, kaplan geyik resimlerinde, süs eşyalarında, kemer tokalarında, at takımlarında rastlanmıştır.

Eski Orta Asya sanatında geyik ve kaplan mücadelesini gösteren heykel ve resimler, el sanatlarından olan kilimlerde geyik de­senleri görülür. Ayrıca geyik boynuzun­dan yay ve bıçak sapı yaptıkları da bi­linmektedir. Bugün Anadolu halı ve ki­limlerinde de motif olarak geyik (cey­lan) ve geyik avı işlenmektedir.

Hacı Bektaş Veli'yi tasvir eden resimlerde sağ elinde geyik görülür. Geyik bazı ressam­lar için de ilham kaynağı olmuştur
Geyik motifinin Türk edebiyatında mesnevi tarzında yazılan destani hikayelerde kullanıldığı görülmektedir.

Bu destanlardan biri de “Geyik Destanı”dır Bu destanda ele alınan konu şöyledir:

Hz. Muhammed, Hz. Ali, Hz. Ömer ve sahabeler camide sohbet ederken kırk atlı gelir. Bunlar Hz. Muhammet’in karşısına durarak “dinimize batıl diyen, putları tanımayan, ayrı bir din davasında bulunan Muhammet’i biz e gösterin.” demişlerdir. Hz. Ali ve Hz. Ömer bu adamlara müdahale etmek isterler. Ancak, Hz. Muhammet, engel olur. Onların karşısına bizzat kendi çıkar.

Hz. Muhammed, bu şahısların avlamış oldukları ayakları bağlı geyiği görür. Onlara geyiği çözmeleri halinde onun kendi peygamberliğini ilan edeceğini söyler. Kafirler bu işe önce inanmamakla birlikte, Peygamber onun yerine kendi canını ortaya koyunca kabul ederler. Bunun üzerine adamlar geyiği çözer. Geyik lisana büyük bir hürmetle Hz Muhammed’in önüne gelerek, nasıl yakalandığını, iki küçük yavrusunun annesiz kaldığını, eğer izin verilirse gidip onları emzirip geleceğini söyler. Bunun üzerine Hz. Muhammed’in de kefaletiyle geyiğe kafirler ikindi vaktine kadar izin verirler. Geyik yavrularının yanına gelir ve başından geçenleri onlara anlatır. Artık bundan sonra kendi başlarının çaresine bakmaları gerektiğini söyler. Onları son bir kez emzirip ayrılmak isteyen geyiğe yavruları şöyle der: “Onu Resule götür ve bizden selam söyle.” Geyik bunun üzerine geri dönerken, kafirlerin kurduğu tuzağa düşer. Verdiği sözü yerine getiremeyeceği için, üzülür ve Allah’tan yardım ister. Bunun üzerine Cebrail gelerek geyiği düştüğü tuzaktan kurtarıp, Hz. Muhammet’in huzuruna getirir. Kafirler bu mucize karşısında hep birden Müslüman olurlar ve geyiği de serbest bırakırlar.

şiiriniz ben de bunları çağrıştırdı yeniden değerli hocam ...kutlarım sevdalı gönül incisi güzelliklerinizi..saygılar..selamlar..


Bu yoruma 5 cevap yazılmış.
 
31 Mart 2008 Pazartesi 01:08:42
Sıcak yaz ortası
Anısı var dağların
Gerisini sorma bana
Erir yürek dağlanır,
Bir avcı bir maral gezer
’ Ava giden avlanır’...

çok özel bir şiir okudum.
yüreğin dert görmesin şair.
Şiire yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.
En Son Eklenen 50 Şiir   En Son Eklenen 50 Şiir
hosting Haberler Fıkra Dünyası Sağlık Merkezi Sağlık Bilgisi
Bölümler
• Şiirler
• Yazılar
• Öyküler

• Forum
• Arama
• Etkinlikler
• Ne Nedir?
• Kampüs
• Bugün
Edebiyat Defteri
• Reklam ve Sponsorluk
• Site Haritası
• İstatistikler

• Kurallar
• Yardım
• İletişim
Sitemizde yer alan eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.