|
|
Şiirce
Şiirce sizce ne anlama geliyor yada size neyi çağrıştırıyor?
"Şiirce" terimi nİLSU_ tarafından
10.11.2010 tarihinde ekledi.
|
|
|
|
|
| Şiirce yorumları (Toplam 40 yorum yapıldı.) |
|
|
30.03.2011 22:38:30
BAŞLIK SENİ DÜŞLERİME ALDIM, UYKUSUZ KALDIM. SENİ UYKULARIMA ALDIM, DÜŞSÜZ KALDIM. BAŞIMA ALDIM, SENSİZ; GÖNLÜME ALDIM,BAŞSIZ, SENSİZ,YOLLARDA PULSUZ, PULLARDA MEKTUPSUZ KALDIM. SANA ADLAR ARADIM.. ARDINDA ADSIZ KALDIM... ÖZDEMİR ASAF
|
|
|
|
29.03.2011 14:49:16
GELMİŞ BULUNDUM
Ben mişim - neymiş? - su sesiymiş Oymuş - cam kırıkları gibi gövdemi yakan - Yanağında sardunya kokusuyla yazdan Kimmiş o gelen ya giden kimmiş Bir yabancı mı, yoksa bir ermiş Değilmiş, bir çağrı bile yokmuş uzaktan.
Güneş mi batarmış bir özel isim bitirir gibi Yanmış bir ağacın yaprakları mıymış kımıldayan Ne kalmış bir önceden ya da bir sonradan Kim koparmış dalından bu yabani incirleri Ya kimmiş kıyıya çeken hayalet gemileri Ne yazılmış nereye bu garip kargaşadan.
Yıldızlar, büyülü ülke, adımı unutturan Bir kaya, bir ot, bir akarsu Hangi yaz şarkıcılarının ürpertili korosu Ki bütün ölüleri sığa çıkaran Ve kenti bir ölüm derinliğine salan Yani bir gül solarken bir gülün açma korkusu.
Şiirler yazdım, kitaplar okudum Elime bir bardak aldım, onu yeniden oydum Derinlerde kaldım böyle bir zaman Kim bulmuş ki yerini, kim ne anlamış sanki mutluluktan Ey yağmur sonraları, loş bahçeler, akşam sefaları Söyleşin benimle biraz bir kere gelmiş bulundum.
edip cansever
|
|
|
|
28.03.2011 12:07:01
Yağmur herkese yağar
-------------------------------------------------------------------------------- Yağmur herkese yağar Güneş ısıtır herkesi Mevsimler herkes içindir Yalnız çığ altında kalan Sele kapılan her zaman birkaç kişi Herkes içindir aşk da, ayrılık da Yalnızca birkaç kişi ölür acıdan Eskiden ölümle tartılırdı ayrılık Kiminin hayatı yalnızca unutkanlıktan Her şey, herkes için değildir oysa Kimi hiçbir şey öğrenemez karanlıktan Yalnızlığı kullanmayı bilmez kimi Kimi ayrılamaz yalnızlıktan Yağmur herkese yağar Ama çok az insan tutar yağmurun ellerini Onca şarkı, onca film, onca roman Ama sevmeye yetmez herkesin kalbi Çığ altında kalan sele kapılan Aşktan ve acıdan ölen Birkaç kişi dünyayı başka bir yer yapmaya yeter Aslında onların hikayesidir anlatılan Diğerleri dinler, seyreder, geçer gider Geçer gider herkes Hikayedir geriye kalan.
Murathan Mungan
|
|
|
|
14.03.2011 13:28:49
sevgi...
Yanıma Gelirsen Eğer İçimde Eritirim Seni Kardan Sonra Güneş Günden Sonra Gece de Öyle
Ben Eritirken Sen Erirken Seveceğiz Birbirimizi
Yüzüme Bakarsan Eğer Dokunurum Sana Hava İle Kuşlar Denizle Kıyı da Öyle
Ben Dokunurken Sen Dokunurken Duyacağız Birbirimizi
Şarkımı Söylersen Eğer Kaybolurum Sende Denizde Damla Şehirde İnsan da Öyle
Ben Kaybolurken Sen Ararken Bulacağız Birbirimizi
bülent ortaçgil...
|
|
|
|
09.03.2011 08:39:36
yanılsama
.
sanırdım ki gün geceye döndüğünde sabahın soluğunu unutur insan
öyle sanırdım ben bana geldiğimde kanardı gökyüzü susardı toprak
işte bu yüzdendi tenime musallat kötüye alâmet nefesler
bu yüzdendi buz kesen sessizlikte düş gezgini sözlerin büyüsü
çünkü heryerdeydiler göz çukuruma yerleşmiş yanılsamalar kan yüklü yağmurlar kalabalığında
ve birileri yok ederken zamanı derinden çığlık atan seslerin arasında uyurdum bu yüzden kendimi tanıyana kadar
03.00. immortalis.
|
|
|
|
04.03.2011 20:12:49
SES
Kitaplığımıza yaslanıyordu beşiğim, Her şey, loş babil kütüphanesi gibi, orda, Birbirine karışıyordu;roman,masal,bilim Latin külüyle yunan tozu,içiçeydi orda. Kitap sayfası gibi miniktim.bir ses,kurnaz Ve metin,dedi:”tatlı bir çörektir dünya; Dilersen(ki bundan keyifli hiçbir şey olmaz!) Dünya dolusu bir iştah verebilirim sana.” Öteki,senin sesin:”gel! birlikte olasının, Bilinmeyenin ötesine kanat açalım!” Diyordu,rüzgarına benziyordu kumsalların. Uğuldayan, nerden geldiğini anlamadığım, Kulağı okşayan ve korkutan hayalet, sana, “peki! tatlı ses!” yanıtını vermiştim hemen. Bu dert, bu kara yazgım, işte o günden sonra Bırakmadı yakamı.sonsuz bir varoluşun Dekorları ardında bir uçurumda,farklı, Çok değişik,çok üzgün dünyaları görürüm, Ve sezgimin kurbanı,ben,ayakkabılarımı Isıran yılanları sürükleyip dururum. İşte o günden sonra peygamberler gibiyim, Issız çöle,denize ölesiye vurgunum, Şölenlere ağlarım,matemlerde gülerim, En acı şarapları bile tatlı bulurum; Olmamış sanarım olmuş gerçek olayları, Gözlerim gökyüzünde,düşerim,her an oyuk.. Ses avutur, der:”aman,düşlerini iyi koru; Delilerdeki düşler bilgelerde bile yok!”
Charles Pierre BAUDELAİRE
|
|
|
|
04.03.2011 13:08:32
Karşımdasın işte... Bana bakmasan da oradasın, görüyorum seni. Ah benim sevdasında bencil, yüreğinde sağlam sevdiğim. Kalbime gömdüm sözlerimi, ceset torbası oldu yüreğim. Tıkandığım o an, Elimi nereye koyacağımı şaşırdığım o an işte, Aklımdan o kadar çok şey geçti ki takip edemedim. Ellerim boşlukta, ben darda kaldım. Ellerim buz gibi, ben harda kaldım. Bir senfoni vardı kulağımda çalınan, bitti artık hepsi...
Köşeme çekildim, hani hep kaldığım köşeme. Bakış açım belli oldu yine. Geride kalan, ardından bakar gidenlerin. Bir meltem olacak rüzgarım dahi kalmadı benim. Dağlara çarptım her esişimde. Yollara küfrettim her gidişinde.
Demiştim sana hatırlarsan: “Önemli olan ‘zamana bırakmak’ değil, ‘zamanla bırakmamak’tir..” Şimdi bana, geçen o zamanın Unutulmaz sancısı kalır
Gittiğim eğer bensem, söyle bana kimden gittim? Sende yoktum zaten ben, ben yine bende bittim...!
Nazım Hikmet
|
|
|
|
25.02.2011 14:12:05
İŞTE BİR ŞİİR
Bir akşamüstüne doğrunun melankolisini sonsuzlaştırmak istiyorum yaşadığıma tanık olun Bu bireysel çırpınışları asmak istiyorum, tanık olun Ama bir aralıkta yaşıyoruz sanki, yeryüzü ayaklarımızın altından kayıyor ve kimse bunun farkında değil
Heryerde benciller ve ukalalar kendi ölçülerine zorluyorlar hayatı Ve hiç kimse denizin nasıl büyük ve derin birşey olduğunun farkında değil
Ve hiç kimse bir karpuz kabuğundaki çıldırtıcı, taze ve derin yeşilliğin farkında değil Ve hiç kimse çocukların neden mahzun olduğunun farkında değil Ve onları nasıl bir dünyaya hazırladığımızın Hafifçe başım ağrıyor, bir çocuk ağlayışı, geçen bir tren, vakitsiz bir horoz Birazdan televizyon sesi yükselir, hayatımızı karartmak ve zapt u rapt altına almak için Hiçbir şairi kıskanmıyorum ve hiçbir şaire özenmiyorum, istiyorum ki kendi çırpınışları, kendi savruk davranışları içinde bir disiplin yaratsın şiirim İşte durup dururken uzak semtlerinde Ankara'nın geniş ve soğuk bir gecekondu akşamının izlenimi geliyor aklıma Ve tereddütsüz geçiyorum şiirime bunu Mutlu olmayı bir kez yitirdim sonsuzca belki de Üzüntüyle ayrılıyorum bu şiirden
Yazar : ATAOL BEHRAMOĞLU
|
|
|
|
23.02.2011 10:24:24
Yalan Değil Bir Çocuk Tanıdım Eskiydi
yalan değil bir çocuk tanıdım eskiydi çok uzun yollar kısa yıllar önce sanki üşümüş ayağında cam işi bir parlak çarık çitli bahçesinde kükürt tadı küçük yürek kına kahvesi elinde yıldızlı geceler ağır yalan değil bir çocuk tanıdım eskiydi
yalan değil bir çocuk tanıdım eskiydi omzuna yıkılmış vagonları izledi derme çatma gönlüne terfi etmiş kahküller düşerken akyel esti bir meleğin sesiyle yarışır gibi karışır gibi küçük devlerin mekânına yalan değil bir çocuk tanıdım eskiydi
yalan değil bir çocuk tanıdım eskiydi taa çocukların güldüğü mevsimdi çam sapan kristal bilye çelik çomak sokulan dünyanın masal yuvalarında boyu beş metre entarilik kumaştan yalan değil bir çocuk tanıdım eskiydi
yalan değil bir çocuk tanıdım eskiydi nazlı kadınların ilhamını saran o agora ah güllüğü mestan düşlerin şehir ağası bir yol üstü lokantasında çinekop kokusu sanki kimliği miras babaların akşam sultanı yalan değil bir çocuk tanıdım eskiydi
o zamanlar ki ışıkların soyunamadığı mevsimdi çıra ayazına alevlerin sarılışıydı salkım çocuk nasıl bir duruş bu heykeli gürgen heybeti kült bir annenin göğsünden akan asil beyaz su boran olur ki kaf bağının alaborasına mavzer ki bir çocuk için yaşamdı gerçeğin öldüğü yer sazdı söz sözdü saz sözlüktü sazlık sıla aşka boyanan soğuk kapının adı firari renklerin ay alacası apak dili omzunda uçurtmalar ve uçurtmamalar boyu uçurum küller ile güller arası kül goncası bir fotoğrafa kefil kazınmış gizli anıt ışık yılı oyunlara çerçeve olur gibi yalan değil bir çocuk tanıdım eskiydi
Nevzat KONŞER
|
|
|
|
09.02.2011 01:14:55
Farz-ı Muhal
Şehrin misafirleri de gidiyor Saksağanlara kalıyor meydanlar Cami avlusunda huzur şadırvanda telaş Herkes gidiyor selamsız sabahsız Bir kuşluk vakti
Olamam belki Dönüşünü göremem kırlangıçların Sabah ezanını duyamam Uyuyakalırım Öperek uyandırmaz annem Arsız çocukluğum gelmez peşimden
Suyunu bulandırmam artık Tövbesini bozmam günahların Sayıklamaz beni bundan sonra dudaklar Kimse bilmez ismimi
Giderim apansız Geldiğinde konukluğun sonu Farz-ı muhal Ben de severim ilk kez Alıp koynumda uyuturum aşkı Asude bir demin mermer serinliğinde
_cânâ_ 2010
|
|
|
|
07.02.2011 16:16:59
YAĞMUR
Uyu! Gözlerinde renksiz bir perde, Bir parça uzaklaş kederlerinden. Bir ruh gülümsüyor gibi derinden, Mehtabın ördüğü saatler nerde? Varsın bahçelerde rüzgar gezinsin, Yağmur ince ince toprağa sinsin, Bir başka alemden gelmiş gibisin, Dalmış gözlerinle pencerelerde.
A.H.TANPINAR
|
|
|
|
07.02.2011 16:15:50
RAKS
Tılsımlı çocuğu saf aydınlığın Bu kadın vücudu beyaz ve çıplak. Eşiğinde sanki sonsuz varlığın Her an değişiyor dönüp uçarak.
Ve gülümseyerek öyle derinden Her lâhza başka şey ve hep kendisi Bir başka yıldızdan veya alevden Anın ve hareketin mucizesi.
Arkasında ritmin geniş rüzgarı Bir gül kasırgası gibi enginde. Savruluyor yüzü, çılgın kolları Yarattığı zaman bahçelerinde.
Her an değişiyor, yelken, gül, kanat Bütün burçlarıyla uzanmış gece. Defneler önünde şaha kalkan at Zihnin eşiğinde ürkek düşünce.
Her lâhza başka şey ve hep kendisi Yaralı bir ceylân gibi bakarak, Anın ve hareketin mucizesi Uçuyor, duruyor, bekliyor... çıplak.
Ve ümitsiz avı bin sonsuzluğun Bekliyor ruhunun eşiklerinde. Tılsımlı kaderi her susuzluğun Bir gül fırtınası gibi derinde.
A.H.TANPINAR
|
|
|
|
07.02.2011 16:14:08
AYNA ...
Derin sularında bu ayna her an Sizden bir parıltı aksettirecek Kah çıplak bir omuz sessiz düşecek Eriyen bir kuğu beyazlığından
Bazen bir tebessüm, tutuşmuş mercan Rüyasıyla sanki bir kızıl çiçek Ve saçlar öyle ümitsiz yüzecek Olgun akşamların ağırlığından
A.H.TANPINAR
|
|
|
|
30.01.2011 10:59:50
SUSARAK Güneş altında söylenmedik söz yokmuş.. Bu yüzden geceleri söylüyorum sevdiğimi.. Ne gece ne gündüz yokmuş söylenmemiş söz.. Bende söylenmişleri söylüyorum yeni biçimde.. Hiç bir biçim kalmamış dünyada denenmedik... Bende susuyorum sevgimi saklayıp içimde.... Duyuyorsun değilmi suskunluğumu nasıl haykırıyor... Susarak sevgisini ilan eden çok var sevgilim ... Ama bir başka seven yok benim sustuğum biçimde ..... Yazar : AZİZ NESİN
...
|
|
|
|
30.01.2011 10:55:38
BEKLEMEK
Gözler önünde işte Gittikçe arınıyorum kendimden Her giden güzelleşir Gidiyorum güzelleşmek için Unutulsun diye çirkinliklerim Gelecek birisi güzeldir Gelince güzel değil Hele gelmişse çirkin Yaşam, ölüm gelecek diye güzel Ey güzeller güzeli beklediğim Kaç saatim, kaç dakikam ya da saniyem Artık ne gelmek ne de gitmek Yaşamın en zor yanı beklemek Hiçbirimiz beklemedik doğmayı, Doğduğumuzdan beri beklediğimiz ÖLMEK
Yazar : AZİZ NESİN
|
|
|
|
29.01.2011 13:18:47
ya öl ya sev.
|
|
|
|
25.01.2011 13:44:03
NOKTA NOKTAM Dün bir dosttan, uzun bir mektup aldım Beni anlatmış sana ve sen ona "Unuttum artık onu" demişsin. Hem bu sözü gülerek, Medar-ı iftihar ile söylemişsin. Unutamazsın Nokta Noktam Unutamazsın! Çünkü unutmak için önce unutulmak gerek Oysaki sen, Hala bende esen, Eski kavak yelisin. Unutamazsın... Kan değil, tüküremezsin, Ruj değil, silemezsin Dişi dudaklarına, dişimle yazdığım İki heceli erkek adımı Unutamazsın Nokta Noktam Unutamazsın! Seninle biz, hâlâ bir kabukta İki badem içi gibiyiz. Baharsın; kokacaksın Güneşsin; yakacaksın. Sabah yatağım kadar Rüya dolu Sabah yatağım kadar sıcaksın Unutamam Unutamazsın! Şimdilik bu kadar. Öbür mektubuma daha diyeceklerim var Darılma bana, gücenme sakın Ankara günlerinin bembeyaz ufkundan Binlerce selam sana. Bahar başladı nokta noktam Ankara'da bahar, veriminde Toprak ana Aylar var ki sana tek satır yazamadım Oysaki şimdi mevsim bahar
|
|
|
|
25.01.2011 13:41:55
Ötüşlerde adın, kokuşlarda tadın var Artık yazmalıyım. Takvime baktım bu sabah, ayrılalı beş Ay olmuş. Düşün ki Nokta Noktam Beş ay denilen nesne tam yüz elli Gün eder. Bunca uzun ayrılıksa; İnan bana Nokta Noktam İnsanı, her şeye küskün eder. İnan bana... Dargınlığım herkese Ve tek hasretim sana Düşünüyorum... Âşıklar pazarına çıkan yolu düşünüyorum. Bu yolun sağında yükselen Her geçişinde penceresinden tebessümler gelen Bahçesinde iri yedi veren, kayısı gülleri açan evi düşünüyorum. Bir türlü gelmiyor düşüncelerimin ardı Ablan yanımda çorapsız gezerdi, Başörtüsüz annen. Düşünüyorum... Bu mevsimde baban, Her akşam bir yerine iki içerdi. Miyoplaşınca gözleri "Şair, iç be oğlum bahar dişidir doğurur" derdi. Bahar başladı Nokta Noktam. Ankara'da bahar, Gönül ufkunda yağmur bulutları Cennet olsa artik sevmiyorum Sevmiyorum sensiz baharı... Sen; ey yirmi dört baharın en güzel süsü! Sen; ey mutlu günlerimin mutlu türküsü! Sen; ey ilkyaz akşamları kadar güzel çocuk! Sen; ey Altın gözlerinin hisli dünyası! Ölümsüz bir yolculuk yaratan Sen; ey çıplak bir hançer gibi! Boylu boyunca gönlümde yatan Sen; ey her şeyim olan her şey! Son mektubunda söz verdin Tut diyorsun, unuttum Unut diyorsun, unutmak mı??? Güneş tekrar doğmayı unutabilir mi hiç? Gönül ferman dinlemez sözü unutulabilir mi hiç? Sen; ey mutlu günlerimin mutlu türküsü! Sen; ey her şeyim olan her şey! Bu gece Yılbaşı... Başkent'de Kar yağıyor Nokta Noktam Başkentte kar ve tütüyor gözlerimde Küllenmiş bir mangal gibi hatıralar Başkent'de kar yağıyor, başkent'de kar... Bu gece yılbaşı. Bilirsin ki Nokta Noktam Yılbaşında hesaplanır Çoğu zaman insanların yaşı. Bu gece yılbaşı... Tokmaklarında yirmi dört hece Eğilip üstüme sessizce Şehrin kule saati Bilir misin Nokta Noktam? Bilir misin, bilir misin ne dedi? "Şair, kutlu olsun, yaş otuz yedi." Ve bir el saçlarımdan tutarak Kalbimi sana kadar sürükledi. Bu gece yılbaşı, başkent ayakta Çalınan Tuna dalgaları komşu plâkta. Ne de kıvrak bu vals havası Başladı yine gönlümün On yıl evvel ki kanaması Ne günlerdi o Günler cancağızım Ne günlerdi... Sen, on yedisinde sevgilerin sisinde Başı duman duman bir kız. Ben, yirmi üstünde Gönlü gördüğü her güzelliğe nişanlı Ölesiye bir şair, ölesiye bir delikanlı. Ne çabuk geçti zaman. Hey gidi Dünya hey... Bu gece yılbaşı Dışarıda kar yağıyor ve tütüyor gözlerimde Küllenmiş bir mangal gibi eski hatıralar Köşede bir kırlent, kırlentde bir resim. Bartın'da bahar. Elimle yapmışım "asma köprüsünden" Kocanaz deresi Sağda, ortaokul Okulda, çocukların sesi. "Çakır beylerin" elma bahçesi. Derede kayık, dümende ben. Küreklerde sen. Hava berrak, Hava ılık Hava temiz Ve sularda sarmaşan gölgemiz Bu gece yılbaşı, başkent ayakta Çalınan Tuna dalgaları değil artık komşu plâkta. Gönlüm bu diyardan çok çok uzakta. Dışarıda kar yağıyor. Dışarıda kar ve tütüyor gözlerimde Küllenmiş bir mangal gibi Eski hatıralar...
|
|
|
|
11.01.2011 13:57:52
Hayat soğuk, yağmurlu ve vurdumduymaz bir İstanbul gecesiydi... Ve gece yağan yağmur hep ürkütürdü beni. Yağmur değil yalnızlığımdı pencereleri damla damla yalayan, yıllarımı dolduran sensizlikti... Hep bir yanı yarımlık, hep senden uzaktalık, hayattaki tek 'kimse'mden yoksunluk, yani kimsesizlikti. Bir kavuşma mucizesine inanma yolunda harcanmış bir hayatın ansızın sonuna gelme, ve o mucizeyi yaşayamadan bir başına ölme korkusuydu yağmur…
|
|
|
|
29.12.2010 17:01:56
ANLAŞILMAYAN ŞEYLER
Kolay bir hüzündür gecenin kovuğundan sarkan Ellerindeki paramparça geçmişin sığ bir gövdesidir yolun ortasında Erken bir gülüşe başlarken (tutanabildiğin yalnızca bir gülüş) Ve sanki (kendinden korkan) bir erken bağlanmışlık varoluş ve tükenişin. Bir görüntü anlatır (sanki) bir yolun, bir yoğunluğun ortasında bal rengi kanı Ve ayrılığın ta içinde biriken küllüğüdür özlemin. Eski, hep eski anlatılmamışlıktır defterlerin. Kuruyan su. Kuruyan uykusu. Ve kan yine de bal rengi derbederliğin.
MURATHAN MUNGAN
|
|
|