ÜYELİK GİRİŞİ ÜYE OL
Anasayfa Şiirler Forum Etkinlikler Kitap Nedir? Bicümle Tv Müzik Atölye Arama Blog İletişim Yazılar
Giriş Yap Üye Ol
Aşklar, ovaları kaplamış olan muazzam ordulara benzer... Daha dün, bütün ihtişamı ile orada iken, bugün ararız, yerinde yeller eser. MONTHERLANT Paylaş
ANASAYFA
ETKİNLİKLER
NEDİR?
TİVİ
BLOG
BİCÜMLE
ATÖLYE
ARAMA
48.089 terim terim kayıtlı.

Ahmet telli

Ahmet telli sizce ne anlama geliyor yada size neyi çağrıştırıyor?
Ahmet telli terimi E-Robot tarafından 07.02.2008 tarihinde ekledi.
Ahmet telli şiirleri Ahmet telli kitabı

Yorumlar

aysegulguncan 16 Mayıs 2010 Pazar  23:47:05

tanıştım bugün kendisiyle...
çok şeker çok kaliteli ve çok başarılı...
mutlu oldum

foto da çekindim:)
yağmurca 24 Aralık 2009 Perşembe  09:03:03

Akbabalar bin yıl kelebekler
Bir mevsim yaşarlarmış ki aşk
Da kısa ömürlüdür, başlar
Gibi biter yaşanmışsa eğer

ramses 24 Aralık 2009 Perşembe  08:57:09

Üşüten bir acıydı belki her ayrılık
Her yolculuk yangınların başladığı yereydi
Ama vakti olmadı hesabını tutmaya
Aşkların, ayrılıkların ve acıların

yağmurca 23 Aralık 2009 Çarşamba  13:41:12

Her nasılsa yalnızsın
Bir giz gibi deliyor yüreğini
cansıkıntılarının burgusu
ve hep bir şeyler eksik gibi
bir şeyler bekler gibisin

Yeni bozgunlar
yeni yenilgiler peşindesin
Bir bozkır kuraklığına dönmüş için
Oysa yalnız bir öpüştür
gurbeti türkülere dönüştüren
ramses 23 Aralık 2009 Çarşamba  11:25:57

Büyük aşklar yolculuklarla başlar
ve serüvenciler düşer bu yollara ancak

Onlar ki dünyanın son umudu
soyları tükenen birer çılgındırlar


yağmurca 04 Aralık 2009 Cuma  09:34:03

ISLIK

Yabanıl ot kokuları
getiyor bir rüzgar
kıpırdatıp suları

Belki sonbahar
vurgun yapamayacak
yol vermeyecek sular

Ve neşeli bir ıslık
tutturmuş şimdi doğa
nice acıya karşılık

Aşkı savunmada doğa
ramses 04 Aralık 2009 Cuma  09:29:54

Söz / de sararır biterken bir aşk
Kediye iyi bak çiçekleri sula
Diyorsam da aldırma sözlerime
Alışkanlık işte başka birşey değil

Söz / de sararır biterken bir aşk


GÜNAYDIN:)
ramses 25 Kasım 2009 Çarşamba  10:21:12

Yabanıl ot kokuları
getiyor bir rüzgar
kıpırdatıp suları

Belki sonbahar
vurgun yapamayacak
yol vermeyecek sular

Ve neşeli bir ıslık
tutturmuş şimdi doğa
nice acıya karşılık

Aşkı savunmada doğa

yağmurca 23 Kasım 2009 Pazartesi  10:15:20

Karşılık

Ömrümün karşılığı olsun diyor
bir değeri, bir üstünlüğü olsun
Çılgın bir aşkın tarihi
yolculukların günlüğü olsun
ama kavgalarda geçsin ömür

Deli ırmak gibi akmalı
adına yaşamak dediğimiz
sarsıntılar kalmalı anılar diye
ve ölüm bir gökgürültüsü
gibi gelmeli gelecekse

Bir bedeli olmalı her aşkın
Her öpüşün ayrı bir yanı
bir sarsıntı kalmadı tende
ve kaçak sevişmelerin ürpertisi
bir sağanak gibi patlamalı

Yangınlar kuşatmışsa bizi
gözlerimiz bağlı ve tırnaklarımız
sökülüyorsa elektrik şoklarıyla
yasak bir kavgada olunmalı
yoksa ne değeri kalır ölümün

Aşk dediğin hırçın bir deniz
gibi çarpar yüreğin bordasına
ve yasak bir kitabı okumanın
sevincine benzer biraz
ki onun her sayfasında
bulunur ömrün karşılığı

ramses 23 Kasım 2009 Pazartesi  09:26:24

Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem
oysa ne kadar sakin sokaklar, kent ve bütün yeryüzü
ipince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne
sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz
Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün
ramses 20 Kasım 2009 Cuma  08:25:28

Acılar karartmışsa bile günlerin duvağını
düşürmüşse de ilkyazın tomurcuklarını fırtınalar
hayat kendini yeniden yaratan bir bahardır
verecektir en olgun meyvelerini mutlaka
yeter ki hüzünler sarartmasın yüzünü

GÜNAYDIN :))
yağmurca 19 Kasım 2009 Perşembe  11:38:25

Acının miladıyla başlayan bir hikayedir bu
yaşayıp gelmişiz ormanlar bir yanarak
her dönemeçte uğultulu uçurumlar
her şafakta uzun uzun kurt ulumaları
Ey masalcı
otur şu geyik postuna
ve anlat şimdi bütün bunları

Önce yaşadıklarımızı koy ortaya
hatamızı ve sevabımızı anlat
görelim nelere kahretmişiz bunca zaman
nelere göğüs germişiz görelim bir bir
bedeli ödenmiş midir şafağın, bilelim
yaşamak
yeni acılara sürgün etse de bizi

Hayatımız göründüğü kadar basit değil
ama anlaşılmaz gibi de değil öyle
çoğunu unuttuk belki şimdiden
belki bitti birtakım bekleyişler
umutlar da bitti bir zaman, sevgiler de
ama unutmayalım
zulüm de biter hayatımızda

ramses 19 Kasım 2009 Perşembe  09:56:11

Gün biter gülüşün kalır bende
anılar gibi sürüklenir bulutlar
Ömrümüz ayrılıklar toplamıdır
yarım kalan bir şiir belki de

Aykırı anlamlar arayıp durma
güz biter sular köpürür de
kapanmaz gülüşünün açtığı yara
uçurum olur cellat olur her gece

GÜNAYDIN :))
yağmurca 17 Kasım 2009 Salı  08:58:18

Garip bir cesaretle konuyor kalemimin ucuna
Ve gittikce böcekleşiyor, kemiriyor şiirimi de
Sözcüğün birine biraz böceköldürücü ekliyorum
Çılgına dönüyor sokakta böcek gibi böcek
ramses 17 Kasım 2009 Salı  08:55:24

Yalnızdım, yapraklarım dökülmüştü bir bir
deryalara savrulup çöllere düşmüştü
Bir duman tütüyor yine hangi kent yandı
hangi sokakta vuruldu sevgilim
Bir demet menekşe bir avuç toprak
burkulan bir yürek miyim hep

GÜNAYDIN :))
ramses 16 Kasım 2009 Pazartesi  11:50:07

sen türkü söyle ve gülümse küçüğüm, çünkü sesinin ırmağıyla yeşerecek hasretin bozkırları

AHMET TELLİ
İhsan POLAT 14 Kasım 2009 Cumartesi  05:47:19

tarzını sevdiğim bir şair....
ramses 13 Kasım 2009 Cuma  10:12:04

Üşüten bir acıydı belki her ayrılık
Her yolculuk yangınların başladığı yereydi
Ama vakti olmadı hesabını tutmaya
Aşkların, ayrılıkların ve acıların

GÜNAYDIN :)
yağmurca 11 Kasım 2009 Çarşamba  15:17:21

Sabaha karşı dilim paslı
Beynim keçeleşmiştir ve yangın
Yalnızlığıma sıçrarken üşüyor
Bütün sözcükler. Umut yoktur

Yüreğim diyorum, kekeme
Alıngan, serseri yüreğim
Sen nerden bilebilirsin
Bir şiirin nasıl yazıldığını
ramses 11 Kasım 2009 Çarşamba  14:20:24

Uzak dağ başları
Yalnızlıkları getirir aklına
Bir de efkarlı türküleri
Ve senin yalnızlığın
Ancak dağlara sığabilir
Bir de türkülere

yağmurca 10 Kasım 2009 Salı  10:11:10

Ve hâlâ sımsıcak durur anılar
sımsıcak ve biraz boynu bükük
Ne varsa yaşanmış ve paylaşılmış
yasak bir kitap gibi durmaktadır
ve firari bir sevda gibi
Şimdi duvarlarda resmin

ramses 10 Kasım 2009 Salı  09:52:12

Hiçbir şey daha kötü olamaz
Kötü biten bir aşk sonrasından
Ahrazlaşırsın, gölgelenir nesneler
Her telaş ıssızlık taşır biraz
Kabahatli bir çocuk gibi çıkarsın
Sokağa, ki sokak puslu, alıngan
Kalbinden daha tenhadır dünya

Tenhadır sığındığın bütün kıyılar

GÜNAYDIN :)
ramses 28 Ekim 2009 Çarşamba  07:22:06

Bir acıyı yaşarım ve zehrinden
çiçekler üretirim kömür karası
uçurum kadar bir yalnızlık
yaratırım kendime, atlarım
Anısı yoktur küçük rüzgârların
ARİFOLGUN 27 Ekim 2009 Salı  11:38:44

Burada yağmur yağıyor
Aralıksız yağıyor günlerdir
Ama sen yine de şemsiyeni
Almadan gel ilk otobüsle
Buğulanan camlara usulca
Yüzünü çiziyorum ki yüzün
Bir yağmur damlası olup
Düşüyor yapraklarına gülün
Güller de bozamıyor bu uzun
Karanlık sessizliğini kentin
Anılarını yitiriyor sokaklar
Bezirgânlaşıyor bulvar ışıkları
Tarih de kekemeleşiyor bazen
Ki o zaman aşktır tek bilici
Aşksa yürümek gibi bir şey
Duyabilmek kuşların gelişini
Anısı bizsek eğer bu kentin
Unuttuğu türküler bizsek
Acıyı rehin bırakıp bir güle
Anımsatmalıyız bunları bir bir
Sonra yürümeliyiz seninle
Sokaklara caddelere çıkmalıyız
Belki bir aşktır bu kentin
Belleğini geri getirecek olan
Burada yağmur yağıyor ama sen
Şemsiyeni almadan gel yine de
Özletiyor bu çılgın sağanak seni
Sırılsıklam özletiyor biliyor musun
ramses 26 Ekim 2009 Pazartesi  07:30:42

Susan bir çocuktan daha büyük bir tehdit
Ne olabilir, sorumun karşılığını bilmiyor kimse
Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
Bir kaza olsa adı aşk oluyor artık
ramses 19 Ekim 2009 Pazartesi  10:49:03

Söylenecek bütün sözler
sevincin ve sevdanın
savunulmasına dairdir
ve şimdi onlar
yaralarını saracak
birilerini beklemektedirler
Ey anısıyla kalbimi yakan
kederlenme ve hemen suçlama beni
böyle bırakıp gidiyorum diye

GÜNAYDIN :))
yağmurca 14 Ekim 2009 Çarşamba  09:48:29

Kumrular sokağı hüzzamdı bir zaman
Kale’ye rast vaktinde çıkılırdı
Gariptir, Sezenlerdeki hanende
Çekip gitti Sarguttan bir ay önce

II

Posta caddesi, Taşhan, Karpiç ve diğerleri
Ama artık meyhaneler kalmadı Ankara’da
Belki bundandı Cemal Süreya’nın Kızılay’da
Huzursuz bir zürafa gibi dolaşması










Sular bulutlanır sen susarsın
ve kent çıngıraklı bir yılan kadar
zehirlidir artık sevgilin mahpusken
üstelik kirli bir lekeye döner umutlar








MAKSUT TURAN 14 Ekim 2009 Çarşamba  09:32:29

AHMET TELLİ, Ankara'dan sakın gitme!
Çünkü gidersen yıkılır bu kent!
Gerçekten...
yağmurca 14 Ekim 2009 Çarşamba  09:26:55

Aynı soruyu sormaktan, minör
Ağrılardan yoruldum,gitmeliyim buralardan
İçimde buharlaşan cıvayı soluyorum artık
Yoruldum yoruldum yoruldum
Gereklilik kipinde yaşamaktan.
ramses 14 Ekim 2009 Çarşamba  07:58:57

Beklesem
unuturdum uçurumların dilini
ve ömrümün bütün karşılığı
ödünç alınan bir umut olurdu
ki şimdi onu da yitirmiş
kurtuluş parkında bekleyen biri var.

GÜNAYDIN:)
ramses 13 Ekim 2009 Salı  08:04:36

Anladım ayaklarımın altındaki dünya değil
Çocuk sevinçleri ipinden koparılmış uçurtmalar
Bulutu ve suyu izliyor soluk bir sonsuzluk
Anladım yüreğimdeki rüzgarla sürükleniyorum

GÜNAYDIN:)
ramses 12 Ekim 2009 Pazartesi  13:34:20

Deli kuş bilir misin nedir
türküler kadar sevdalanmak
duyabilmek yüreğinde
bir depremin uğultusunu

GÜNAYDIN :)geldim geri
ramses 02 Ekim 2009 Cuma  08:02:31

Saçlarındı diye düşünüyorum ömrümüzü
çözdükçe savrulan rüzgârdı saçların
ve ikide bir aklıma düşüyor aynı soru
-Aşkı bilmiyorsam nasıl değiştiririm
kendimi, seni ve bütün dünyayı


GÜNAYDIN:)
yağmurca 01 Ekim 2009 Perşembe  13:11:41

DELİ KUŞ

Deli kuş bilir misin nedir
türküler kadar sevdalanmak
duyabilmek yüreğinde
bir depremin uğultusunu

Suya düşen bir karanfilse yüreğin
bırak kendini ırmağın türküsüne gülüm
vursun seni o taştan bu taşa
o çağlayandan bu çağlayana sürüklesin

Kavgadan uzak kalmışsan
sevdadan da uzaksın demektir
devinmez yüreğinin mağması
çatlamaz sabrın kara taşı unutma

ramses 01 Ekim 2009 Perşembe  08:20:43

Bütün ayraçları kaldırdın ama unuttuğun
Bir şey vardı yine de, çiçekleri sulamadın
Gökyüzü sarardı o zaman bulutlar kirlendi
Ve ne kadar az konuşur olduk günboyu
Birden ayrımsadık ki ayrılık orda başlıyor
Tam da susuşların birbirine eklendiği yerde

GÜNAYDIN :))
ramses 30 Eylül 2009 Çarşamba  08:04:55

Acılar karartmışsa bile günlerin duvağını
düşürmüşse de ilkyazın tomurcuklarını fırtınalar
hayat kendini yeniden yaratan bir bahardır
verecektir en olgun meyvelerini mutlaka
yeter ki hüzünler sarartmasın yüzünü

GÜNAYDIN :))
ramses 29 Eylül 2009 Salı  09:32:10

Pervasız bir avcı gibi bazen
Bütün yolları tutabilir şiir
O zaman onun menziline ancak
Sevdayı kuşanarak girilebilir

GÜNAYDIN :))
ramses 28 Eylül 2009 Pazartesi  07:50:33

Yalnızdım, yapraklarım dökülmüştü bir bir
deryalara savrulup çöllere düşmüştü
Bir duman tütüyor yine hangi kent yandı
hangi sokakta vuruldu sevgilim
Bir demet menekşe bir avuç toprak
burkulan bir yürek miyim hep

GÜNAYDIN :))
baha60 25 Eylül 2009 Cuma  22:12:25


şiirler ayrı güzel , bir kaç sesli yorum dinledim o ayrı güzel.
ramses 25 Eylül 2009 Cuma  08:02:12

Yanlış, daha baştan yanlış
bir şiirdi bu, biliyorum
ve belki ömrümüzün yakın geçmişi
bu kadar doğruydu ancak, kimbilir
Kalbim unut bu şiiri

GÜNAYDIN :))
saba35 24 Eylül 2009 Perşembe  12:46:41

Santuri Ethem Bey

Santuri Ethem bey bir türlü
Giremiyordu hüzzam taksime
Çargah,acemaşiran ve sagag
Nidalar kendilerini yineliyor
Zahmeler yakıyordu avuçlarını

Mahcuptu Ethem koronun
Önünde,üstelik terliyordu
Kunt yollara vurdu kendini
Bir uçururmdu çünkü hüzzam
Notalarsa uçurum kelebekleri

İbrişim tel'bir mahpeyker'
İçin mi kırılmıştır bilmem
İçlenip santurun hüznünden
Artık az hatrılanacak olan
Bir şarkıyı terennüm eder

Bir hatıradır Şehnaz Longa
Ethem bey!den;ama dügah
Şarkıyı kim bilir kim söyler
"Düştü gönlüm
Sen gibi bir zalime'

Deliler Teknesinin Eylül-Ekim sayısını o büyük nezaketiyle bana verdiğinde, bu şiiri okudum ve Türk Musikisindeki
derin bilgilerine bir kez daha hayran oldum.
Kaç kişi bilir ki Ethem bey'in bu eserini.
Ben onu yalnızca şair biliyordum.Bilge kişiliği,kültürü ve insan olmanın tüm erdemlerini fazlasıyla taşıyan bir kişilik.
Ne mutlu ki,onu tanımanın onurunu ve mutluluğunu yaşadım.
Özlem Tarhan 24 Eylül 2009 Perşembe  11:19:24

Çocuksun sen...
Çocuğumsun...
ramses 24 Eylül 2009 Perşembe  10:55:19


Söz / de sararır biterken bir aşk
Kediye iyi bak çiçekleri sula
Diyorsam da aldırma sözlerime
Alışkanlık işte başka birşey değil

Söz / de sararır biterken bir aşk

günaydın :))
Banu Kalyoncu 10 Eylül 2009 Perşembe  15:39:18



perperişan

sesinde salaş bir meyhanenin hicazkâr bulutu
dilindeyse yılların biriktirdiği kekre bir tortu
sorulsa anlatacak bir ömrün hazin öyküsünü
yetimliğinden kalan o ürkekliği, tedirginliği
yine de ah neydi o günler diyecek, önündeki
kadehten ağız dolusu çaresizlik yudumlayarak
.
.
.
.
.
bense gök kuşağını görmüş bir köpeğim
ama hiçbir köpek buna inanmıyor
perperişan bir sükût bulutu ağlıyor sözlerine

1985/1997/2004

Ahmet Telli

Bireylikler Dergisi ulaştı elime bugün. İştahla ilk sayfayı açtığımda bu şiirle karşılaştım. Defalarca karşıma dikilp duracak bir şiir. Okumak isteyenler Bireylikler'in Eylül-Ekim yeni sayısını alabilirler...
yağmurca 10 Eylül 2009 Perşembe  14:38:34

Anısı biz olalım bu sokakların
ve hiç durmadan yağmur yağsın
Biz gürültüsüz sözcükler bulalım
sarmaşıklar fısıldaşsın yine
Gidersek birlikte gideriz
yeni sevinçler buluruz hüzne benzeyen
ramses 10 Eylül 2009 Perşembe  10:37:59

Anladım ayaklarımın altındaki dünya değil
Çocuk sevinçleri ipinden koparılmış uçurtmalar
Bulutu ve suyu izliyor soluk bir sonsuzluk
Anladım yüreğimdeki rüzgarla sürükleniyorum

ramses 09 Eylül 2009 Çarşamba  09:01:38

evren
yalnızlıktan da küçükmüş
düşlermiş asıl sonsuz olan.

evren
umutlardan da küçükmüş
mutsuzluk daha büyükmüş meğer.
yağmurca 08 Eylül 2009 Salı  09:36:08

Uğuldayan ve hep uğuldayan
bir orman kadar üşüyorum şimdi
yanlış rüzgârlar esiyor dallarımda
yanlış ve zehirli çiçekler açıyor
Kanımda kocaman gözleriyle bir çığlık

Su ve ses kadar beklediğim
ne kaldı geride, bilmiyorum
uzanıp uyumak istiyorum gölgeme
ve sarınmak o kocaman gözlerin
uğuldayan rüzgârlarına

Bir acıyı yaşarım ve zehrinden
çiçekler üretirim kömür karası
uçurum kadar bir yalnızlık
yaratırım kendime, atlarım
Anısı yoktur küçük rüzgârların
ramses 08 Eylül 2009 Salı  09:30:57

Bir yanlışlığım bu dünyada en az senin kadar
Ve sen kendi küllerini savuruyorsun dağa taşa
Bir daha doğmamak için doğmak diyorsun
Ölümlülerin işi bir de mutlu olanların
Onların hep bir öyküsü olur ve yaşarlar
Bırakıp gidemezler alıştıkları ne varsa

Çocuksun sen her ayrılıkta imlası bozulan
ramses 03 Eylül 2009 Perşembe  08:26:22

Üşüten bir acıydı belki her ayrılık
Her yolculuk yangınların başladığı yereydi
Ama vakti olmadı hesabını tutmaya
Aşkların, ayrılıkların ve acıların

ramses 02 Eylül 2009 Çarşamba  09:17:12

Uğuldayan ve hep uğuldayan
bir orman kadar üşüyorum şimdi
yanlış rüzgârlar esiyor dallarımda
yanlış ve zehirli çiçekler açıyor
Kanımda kocaman gözleriyle bir çığlık
ahder 01 Eylül 2009 Salı  15:27:37

GÜLÜŞÜN EKLENİR KİMLİĞİME

Gün biter gülüşün kalır bende
anılar gibi sürüklenir bulutlar
Ömrümüz ayrılıklar toplamıdır
yarım kalan bir şiir belki de

Aykırı anlamlar arayıp durma
güz bitip sular köpürür de
kapanmaz gülüşünün açtığı yara
uçurum olur zaman her gece

Her gece yeni bir savaş baslar
acı ses olur, ses deli yağmur

Sığındığım her yer adınla anılır
ben girerim sokağı devriyeler basar
Bir de gülüşün eklenir kimliğime.
ramses 01 Eylül 2009 Salı  13:53:13

Büyülendim ama büyüyemedim
Aklım ermedi aynalara ve suya
Yüzümü gösterip kalbimi neden
Sakladıklarını öğrenemedim
Şaşkınım, cahilim ben bu dünyada
ramses 31 Ağustos 2009 Pazartesi  10:47:17

Çocuksun sen, büyümek yakışmazdı hiç
Gülüşünün kokusuyla yeşerdi bu elma ağacı
(Soluğunun elma kokması bundandı belki)
Bir elma kokusuna tutundum düşerken
Sallanıp durmaktayım bir saatin sarkacı
Nasıl gidip geliyor gidip geliyorsa öyle

Çocuksun sen, çocuğumsun
ramses 28 Ağustos 2009 Cuma  08:59:04

Dönüşen ve suya dönüşen sorular soruyorsun
Sesin bir çağlayan olup dolduruyor uçurumlarımı
Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
Birisi adres sorsa önce silaha davranıyorum
Kekemeyim en az kasabalı aşklar kadar mahçup
Ve üzgün kentler arıyorum ayrılıklar için
yağmurca 27 Ağustos 2009 Perşembe  13:46:12

HİÇ KİMSE

Hiç kimse bir aşkı
Onarmaya kalkmasın
Kaybedilmeye değer
En güzel anında
Bitirilmişse eğer

AHMET TELLİ
ramses 27 Ağustos 2009 Perşembe  11:03:19

Akbabalar bin yıl kelebekler
Bir mevsim yaşarlarmış ki aşk
Da kısa ömürlüdür, başlar
Gibi biter yaşanmışsa eğer

Yaşanan ne varsa hoşgörünün
Bir parçasıdır artık ama ben
Yine de yakabilirim bu gece
Bütün anılarımı bir şiir için
ramses 26 Ağustos 2009 Çarşamba  08:48:54

aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da
Uzun bir hastalık gibi
Aralıksız dinlediğim alaturka bir fasıl gibi
Gökyüzüne bakmayı, dostlara mektup yazmayı
Çiçekleri sulamayı unutmuşluğum gibi
Bitti.

GÜNAYDIN :)
huzeyfi 26 Ağustos 2009 Çarşamba  01:17:00

Bulutları düşünüyorum, kuşları ve aşkı
Tarihleri var da onların, hatta anıları
Vatanları olmadı hiç bir zaman, ki onlar
Ayışığına karıştılar yeryüzünden göçerek
yağmurca 25 Ağustos 2009 Salı  13:35:36

AŞK İSE DONUK..

Aşk donuklaşmış,
Pencereler yağmura hapsolmuş,
Uzaklardaki sesin, ya da yanıbaşımdaki sesin
Yağmuru bölüyor,
Belki beni çağırıyor, belki katı ruhumu,
Sarhoşluk bu olsa gerek,
Ya da okyanusun dibi gibi birşey,
Tek fark aşk donuklaşmış...

AHMET TELLİ
ramses 25 Ağustos 2009 Salı  11:13:08

Gitmek. Bir büyü gibi saran
Ağrılar yumağı, kışkırtılmış
Düşlerdir ki sen şimdi
Esirgeme kendini kalbim
Kederin o derin yalnızlığından

GÜNAYDIN :)
ramses 24 Ağustos 2009 Pazartesi  09:53:00

Gün biter gülüşün kalır bende
anılar gibi sürüklenir bulutlar
Ömrümüz ayrılıklar toplamıdır
yarım kalan bir şiir belki de


GÜNAYDIN :)
ramses 21 Ağustos 2009 Cuma  10:12:18

Saçlarındı diye düşünüyorum ömrümüzü
çözdükçe savrulan rüzgârdı saçların
ve ikide bir aklıma düşüyor aynı soru
-Aşkı bilmiyorsam nasıl değiştiririm
kendimi, seni ve bütün dünyayı

günaydın :)
ramses 20 Ağustos 2009 Perşembe  11:59:08

Yalnızdım, yapraklarım dökülmüştü bir bir
deryalara savrulup çöllere düşmüştü
Bir duman tütüyor yine hangi kent yandı
hangi sokakta vuruldu sevgilim
Bir demet menekşe bir avuç toprak
burkulan bir yürek miyim hep

ramses 19 Ağustos 2009 Çarşamba  09:21:24

Hiçbir şey daha kötü olamaz
Kötü biten bir aşk sonrasından
Ahrazlaşırsın, gölgelenir nesneler
Her telaş ıssızlık taşır biraz
Kabahatli bir çocuk gibi çıkarsın
Sokağa, ki sokak puslu, alıngan
Kalbinden daha tenhadır dünya

Tenhadır sığındığın bütün kıyılar
ramses 17 Ağustos 2009 Pazartesi  10:46:32

Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem
oysa ne kadar sakin sokaklar, kent ve bütün yeryüzü
ipince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne
sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz
Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün
ramses 14 Ağustos 2009 Cuma  09:41:58

Bütün ayraçları kaldırdın ama unuttuğun
Bir şey vardı yine de, çiçekleri sulamadın
Gökyüzü sarardı o zaman bulutlar kirlendi
Ve ne kadar az konuşur olduk günboyu
Birden ayrımsadık ki ayrılık orda başlıyor
Tam da susuşların birbirine eklendiği yerde

GÜNAYDIN :)
imitasyon düşler 13 Ağustos 2009 Perşembe  10:37:30

9. sınıfın çetin sınav haftasında bir akşamdır. Apartmandaki yaşıtlardan okunması benimkine nazaran daha kolay olan bir lisede okuyanı ürkekçe kapıyı çalar. Ertesi gün geçmek için muhakkak ki yüksek bir not alman lazım gelen saçmasapan sınavlardan biri vardır. 9.sınıftaokuyanyaşıt kişisi elindeki şiirin açıklamasını isteyen gözlerle yardıma muhtaç muhtaç bakar. Kıyamaz, sınavı da yüksek notu da boşverirsin. O an senin için mühim olan tek şey, 9. sınıftaokuyanyaşıt kişisinin mutluluğudur. Açıklanması gereken şiirin yazılı olduğu kağıdı elinden çeker alır ve gerekeni yapmak için vargücünle savaşırsın. Okuduğun her satırda, tanrım ne güzel ödevleriniz var sizin böyle, ne harika şiir bu böyle, bu adam kim la ne güzel yazmış bu şiiri böyle diye haykırırsın. Kanırtmak sözcüğünün olduğu dizeye kadar düşe kalka gelirsin, fakat bu sözcüğün anlamını çıkartamazsın. Çaresizce evin babasına yani o anda senin baban olan şahsa gidersin. Evinbabası da sana kıyamaz, o da senin elinden şiiri alır ve dünyanın en güzel şiir açıklamasını yapar. Aradan yıllar geçtikten sonra bu olayı anlatan hatun kişi bir önceki cümlesinde mübalağa sanatını kullanmıştır.
Yıllar önce 9.sınıftaokuyanyaşıt kişisi vesilesiyle okunan bu şiir Su Çürüdü'dür.
Benim de Ahmet Telli ile tanışmam bu şekilde olmuştur.
Ondan beridir bazı geceler bu zâtın şiirlerini okumak gibi bir arzu hissedilir, öğleden sonra 3 civarlarında gelen çikolata yeme isteği gibi..
Nokta
ramses 13 Ağustos 2009 Perşembe  09:45:11

Beklenmedik bir anda terk edilmişsindir bütün sevdiklerince
Suçlamak istemesende hiç kimseyi üzünçle yanmakta yüzün
Adını bile koyamadığın bir boğunç dolmakta şimdi yüreğine
Ve usulca ağmaktadır gözlerinin peteğine ağulu bir hüzün
ramses 12 Ağustos 2009 Çarşamba  10:50:06

Yağmur kuşları geçiyor avludan sürü sürü
dalların hışırtısını duyuyorum, üşütüyor beni
Ötede, kentin üstünde bir şimşek çakıyor birden
suretin yansıyor göğe ve her yağmur damlasına
Banu Kalyoncu 12 Ağustos 2009 Çarşamba  10:36:13



ömrümde varlığına hep ihtiyaç duyacağım birisi...

her cümlede adımlarıma yön veren şair.


birinci eski 11 Ağustos 2009 Salı  17:49:40

çürüyen yanlarıma ...
ramses 11 Ağustos 2009 Salı  16:28:21

Suya düşen bir karanfilse yüreğin
bırak kendini ırmağın türküsüne gülüm
vursun seni o taştan bu taşa
o çağlayandan bu çağlayana

saba35 11 Ağustos 2009 Salı  00:28:30

Yeni şiiri kitabı çok yakında okuyucuları ile buluşacak olan üstadımıza saygılar dileğiyle...


dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem
oysa ne kadar sakin sokaklar, kent ve bütün yeryüzü
ipince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne
sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz
belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün

ramses 10 Ağustos 2009 Pazartesi  09:46:41

Yalnızdım, yapraklarım dökülmüştü bir bir
deryalara savrulup çöllere düşmüştü
Bir duman tütüyor yine hangi kent yandı
hangi sokakta vuruldu sevgilim
Bir demet menekşe bir avuç toprak
burkulan bir yürek miyim hep

ahder 07 Ağustos 2009 Cuma  20:39:20

hiç özlemedim seni
özlemek dostluktandır
dostluğundan öte bulmalıyım seni

sıcaklığını bulmalıyım
dokunuşlarını, kenetlenişi
terimizle sulanmalı yeryüzü
güneş terimizle ışıldamalı sabah olunca

apansız fırtınalar çıkmalı
sarsılmalıyım

özlemek
yanında olmak isteğidir
gülüşünü görmek biraz da
hiç özlemedim seni

saçlarına gül takmam
bir ırmak gibi akıtırım ovaya
soluğunla yanar
dudaklarımın bozkırı

akkor halindeki ufuk
bakır bir tel gibi eriyip gider
kraterler ortasında kalırım " diyip özlemeyi özleten şair.
ramses 07 Ağustos 2009 Cuma  10:50:44

sen dostumdun benim
gülünce güneşler açan
bulutlara rüzgara asarım
suretini her akşam
her akşam bir mektup yazarım
dağlar kadar kayıp bir adresten
geliyor sesin şimdi üşüyorsun
unutma dostumsun sen...
neredeysen orda ölmek isterim :))


çok severim ahmet telli şiirlerini üslubu, yoğunluğu ve derinliğiyle muhteşem.....
saba35 05 Ağustos 2009 Çarşamba  23:30:39

Şairlik özelliğinin yanısıra,son derece mütevazi,hümanist,saygılı,nezaketli,kültürlü,dostani,cesur,arkadaş canlısı,cömert,sıcakkanlı,hoşsohbet,muhteşem bir sese sahip,sanat müziğinde geniş bir birikimi olan ve bu özellikleriyle(eksik de olabilir)muhteşem bir kişilik.Ve onu tanımanın ayrıcalığına sahip olmak çok büyük bir şans benim için.
dağlımenekşe 04 Ağustos 2009 Salı  22:23:14

hiç özlemedim seni
özlemek dostluktandır
dostluğundan öte bulmalıyım seni
Mesture 04 Ağustos 2009 Salı  13:33:54


Çocuksun Sen..

Dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen
Ömrümüzse karşılıksız sorulardı hepsi bu
Şu samanyolu hani avuçlarından dökülen
Kum taneleri var ya onlardan birindeyim
Yeni bir yolculuğa çıkıyorum kar yağıyor
Bir aşk tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte

Çocuksun sen sesindeki tipiye tutulduğum

Dönüşen ve suya dönüşen sorular soruyorsun
Sesin bir çağlayan olup dolduruyor uçurumlarımı
Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
Birisi adres sorsa önce silaha davranıyorum
Kekemeyim en az kasabalı aşklar kadar mahçup
Ve üzgün kentler arıyorum ayrılıklar için

Bir yanlışlığım bu dünyada en az senin kadar
Ve sen kendi küllerini savuruyorsun dağa taşa
Bir daha doğmamak için doğmak diyorsun
Ölümlülerin işi bir de mutlu olanların
Onların hep bir öyküsü olur ve yaşarlar
Bırakıp gidemezler alıştıkları ne varsa

Çocuksun sen her ayrılıkta imlası bozulan

Susan bir çocuktan daha büyük bir tehdit
Ne olabilir, sorumun karşılığını bilmiyor kimse
Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
Bir kaza olsa adı aşk oluyor artık
Aşksa dünyanın çoktan unuttuğu bir tansık
Seni bekliyorum orda, o kirlenen ütopyada

Kirpiklerime düşüyorsun bir çiy damlası olarak
Yumuyorum gözlerimi gözkapaklarımın içindesin
Sonsuz bir uykuya dalıyorum sonra ve sen
Hiç büyümüyorsun artık iyi ki büyümüyorsun
Adınla başlıyorum her şiire ve her mısrada
Esirgeyensin bağışlayansın, biad ediyorum.

Çocuksun sen ve bu dünya sana göre değil..
dellysedat 04 Ağustos 2009 Salı  12:57:43












Su Çürüdü

1

Yetmiş iki gündür bir dolapta kilitliyim. Yalnızca anahtar
deliğinden hava giriyor ve ölü bir ışık sızıyor içeri. Yalnızlık
hiç de tanrısal değil, görkemli değil. O yalnızca geçmişle
gelecek, ölümle yaşam arasında kocaman bir karanlık nokta.
Geçmişi ve geleceği olmayan, ölümle yaşam arasında irinli bir
leke yalnızlık denilen. Şimdi ne varsa, anahtar deliğinden sızan
havayla ışıkta... (Farkına varsalar, kapatırlar mıydı onu da?)
Bütün belleğimdekileri yokettim. Elektrikli bir aygıyla yaktım,
jiletle kazıdım. Çığlıkların aralığından uçurdum hepsini, kül
edip savurdum.

Adımdan gayrısını bilmiyorum.

2

Zamanı yiyip bitirdi karanlık. Gece yoktu. Güneş çoktan
kömürleşmiş ve yeryüzü yapışkan bir karanlıkla örtülmüştü.
Yabanıl sesler geliyordu derinlerden ve karanlığı ince bir bıçak gibi
yırtıyordu. Saklayan kırbaç gibi... Acı duvarını aşan bu
sesler, madeni bir gürültüye dönüyor ve yerkabuğunu
zorluyordu artık. Sesim yoktu. Karanlığın karnında yitirdim
sesimi. Kör bir kuyuda unutulan Yusuf'tum belki. Ama
durmadan soruyorlardı. Tanrılar bilmiyordu sordukları şeyleri,
peygamberler büsbütün hain çıkmıştı. Ama yine de soruyorlar,
soruyorlar, soruyorlar...

Adımdan gayrısını bilmiyorum.

3

Iki şeyi bilmek istiyorum. (Belki aynı şeyi iki kere bilmek
istiyordum.) Duvarların rengi neydi? Derimin rengi neydi?
Dokunuyorum duvarlara; parmak uçlarımla, avuçlarımla,
dilimle dokunuyorum. Duvarların bir rengi olmalı. Ama hiçbir
duvarcının, hiçbir ressamın bu rengi bildiğini sanmam. Adı
yoktu bu rengin, kimyası yoktu. Belki renksizliğin rengiydi bu.
Çürüyen bir bedenin kokusuydu duvarların rengi...

Adımdan gayrısını bilmiyorum.

4

Bir böcek gibi antenlerimi gezdiriyorum bedenimde. Anahtar
deliğinden sızan ölü ışıkta ellerime bakıyorum. Ellerim... Sanki
bir kadının memelerini hiç okşamamış, sicaklığını duymamış.
Ellerim... Her dizesi çığlık olan şiirleri hiç yaratmamış sanki. Ne
beyaz tenliyim artık, ne esmer, ne de kara... Cüzzamlının,
vebalının bir rengi vardır. Irinin bir rengi... Ölünün bile bir
rengi vardır ama derimin rengi yoktu. Belki çürüyen bir kentin
rengiydi bu. Çürüyen bir dünyanın...

Adımdan gayrısını bilmiyorum.

5

Killi, ayakları üzerinde duramayan bir yaratıktım artık.
Soyumun neye benzediğini unuttum. "Insana benziyorlardi"
diye duymuştum bir vakitler. Demek ki şimdi maymun
halkasında insanlık...

Adımdan gayrısını bilmiyorum.

6

Ağzımı anahtar deliğine dayayıp havayı emiyorum. Böcek
sokması gibi bir yanma duyuyorum boğazımda. Oysa kuru bir
yaprağı bile dalından düşürecek gibi değil bu esinti. Belki
çöle dönmüş toprağa tek yağmur damlasının düşüşü yalnızca.
Çamur gibi bir yağmur damlası... Ama toprak, bu damlayla
çatlatacak bağrındaki tohumu. Çöl, bütün vahalarını bu
damlayla yeşertecek... Genzim yanıyor. Ince bir kan şeridi
sızıyor dudaklarımdan. Kirli, sıcak ve simsiyah...

Adımdan gayrısını bilmiyorum.

7

Suyum, bir litrelik karton süt kutusu içinde. Yetmiş iki gündür
sakındığım ve hergün ancak bir kere dudaklarımı
değdirdiğim... Dilimi bir köpek gibi değdirdiğim. (Dilin suya
dokunuşu... Bir süngerin denizi yutuşu yani. Bir çölün seraba
kesilmesi bir an için.) Her gün ancak bir kere değdiriyorum
dudaklarımı suya. Dilimi kaçırıyorum artık. Sünger, bütün
vantuzlarını birden uzatmasın diye... Bataklıktaki suyun da bir
su yanı vardır. Çürüyen bir bedenin bile dayanılabilir
kokusuna. Kutuda kalan son bir yudum su, bu bile değildi
artık. Küstü, öldürdü kendini su...
Su çürüdü...

Adımdan gayrısını bilmiyorum…






Ahmet Telli











d_i_l_e_k 04 Ağustos 2009 Salı  09:02:20


gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider
bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında
yanlış adresteydik,'kimliksizdik' belki
sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklar
biz mi yanlızdık, durmadan yağmur yağardı
üşür müydük nar çiçekleri ürpeririken

gidersen kim sular fesleğenleri
kuşlar nereye sığınır akşam olunca

sessizliği dinliyorum şimdi ve soluğunu
sustuğun yerde birşeyler kırılıyor
bekleyiş diyorum caddelere, dalıp gidiyorsun
adını yazıyorum bütün otobüs duraklarına
öpüştüğümüz her yer adınla anılıyor
bir de seni ekliyorum susuşlarıma

selamsız saygısız yürüyelim sokakları
belki bizimle ışıklanır bütün varoşlar
geriye mapushaneler kalır, paslı soğuklar
adını bilmediğimiz doslar kalır yalnız
yüreğimize alırız onları, ısıtırız
gardiyan olamayız kendi ömrümüze her akşam

gidersen kar yağar avuçlarıma
bir ceylan sessizliği olur burada aşklar

fiyakalı ışıklar yanıyor reklam panolarında
durmadan çoğalıyor faili meçhul cinayetler
ve ölü kuşlar satılıyor bütün çiçekçilerde
menekşeler nergisler yerine kuş ölüleri
bir su sesi bir fesleğen kokusu şimdi uzak
yangınları anımsatıyor genç ölülere artık

bulvar kahvelerinde arabesk bir duman
sis ve intihar çöküyor bütün birahanelere
bu kentin künyesi bellidir artık ve susuşun
isyan olur milyon kere, hiç bilmez miyim
sokul yanıma sen, ellerin sımsıcak kalsın
devriyeler basıyor karartılmış evleri yine

gidersen yıkılır bu kent kuşlar da ölür
bir tufan olurum sustuğun her yerde...

(bkz:gidersen yıkılır bu kent)
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.