
fısıl fısıl soruşturularak merak edilir tenha yerlerdedir ve ko(r)kusu gri mekanlarda aranır. gridir/.
kalabalıkları ve şaklabanlıkları sevmez asla ciddi değildir ama sevmez işte elinde değildir ciddidir ve iştedir/.
bu yüzden asabilir suratını olur olmaz... olur ya da olmaz çocuklaşır kimseciklerin beklemediği bir anda yapar bunu; beklentisizdir ve insandır, içinden geldiği gibidir, gibidir/.
bir karanfil kadar sessiz ve hüzünlüdür hüznü sever hüsn/ü de isterki çıt! diye kırılmasın b/aşka karanfiller, kırılmıştır kırgındır kızgındır zıvanadan çıkmıştır! her neysedir...
bölmeye bölünmeye karşıdır hilale aşıktır yıldızı sever al-beyaz muhabbetleri vardır bakın şimdi bilerek kekeler; kükürtü sever bir daha kekeler kükürtçüye yüz vermez sevmez çünkü Türkü söyler ve çok sever...
çok sever... mesela annesini ama üzer. elinde değildir aslında eli eskimiş ve yıpratılmış bir eldir pastır, pestir... Yusufçuktur/ ama kaybolamaz... bırak kaybolmayı yerin dibine girmek ister fakat ablasına kıyamaz... Ablası ağlamasın ister bu sebepten ortalıktadır... apaçıktır. üşümektedir.
geç kalır, randevuya, bahara öğrenciyken derse askere giderken aşka koşarken (gerçi dermansızdır dizleri) işe başlarken gecikmiştir hayata da...bütün gecikmişliklerinin aması fakatı lakini vardır... mazeretleri geçerlidir.
kimselere çaktırmadan sarsılır hayallerini kırarken yapayalnızdır şikayet etmez... yine de yutkunur yutkunurken koca bir suskudur tetik boşluğu alınmış bir kaleştir dokunsan patlayacak halde durur fakat patlamaz ağlayamaz yine de heybetlidir kendi tetiğine kendisi asılır gözü kararır hedef gözetmez dağların koyaklarını inletir yankılanır!
hep sonradandır aklı başında olmadığından olsa gerek. bak suç üstü yapar kendisini öyle zanneder ama suç üstlenmekte üzerine yoktur, gecikmişliğini anlatmaz geçiştirir. kocaaaa bir geçtir...
bir bardak çay ve sigara molasıdır. sigara ve çaya başlarsa dalabilir, dalınca, artılk yeri meçhuldür kendinden bihaberdir gelmeyebilir.
nikotin ihtiyacı doğmuştur gitmelidir. gitti ve geldi dalarak... bilindik bir geç kalınmışlığı tekrar ederek giderken meddir dönerken cezirdir...
çocukluğunu hatırladı birden beklemeler denince ve geç kalınmışlık gidişler/dönüşler polisleri bilir ev aranmalarını cezaevi ziyaretlerini dayısını hatırlar ahada parmaklıklar ardında çocuk çocukla beraber seneleri sayar dayısı gibi bıyığı terlemedi diye sinirlenir büyür ama dayısı gibi bırakmaz bıyıklarını güler fakat kahkaha değil bir nokta üzerine kapa parantez işte böyle .) dayısı sol yanda kalmıştır sağ taraftan bakar dayısıda kendiside sevimlidir çocukken ve büyüdüğünde yine mi çocukluk? evet yinedir ve sıcak ve ter şimdi çocukluğu sırtı kaşınan isiliktir...
" kavgada celalime su ver, kuşluk vakti ardımdan ağla ağla ki sapanım tek taşla tanklar devirsin bezeneyim Ortadoğulu esmer çocuklara bir yanım yaralı gazze bir yanım savaşan filistin bak marşlar içinde direnmektedir batı şeria
arkasından ağlandıkça ve beklendikçe gürbüzleşir sevda bilirsin kutlu menzillerin dönüşü de olmaz mis kokulu ölümlere ağlayarak uğurlamanın adıdır feda gürbüz sevdalara feda edilen canlara saç yolunmaz can adanan yolların başında yoktur veda… " dedi ve şimdilik sustu...
gecikti.. ama geldi.. dişlerinin arasında ümidi yassıladı bir ırmak buldu sektirdi.. bir iki üç.. battı.. üzülmedi, bu duruma alıştı... bir yerlerde bir yerlerde ısrarla ce heyecanlanla beklenildiğini hissetti yorgun gövdesine ve dizlerine kızdı öfke ile bir küfür patlattı karanlığı sarstı tıkanırken gecenin nefesi artık dönüşü /çığlık çığlığa karşılanan müjdeli/ tehirli kara tren sesi...
kim bilir hangi istasyondu önce usul usul kafalar kalktı garip yolcular gayri şendir...
taşlar sekmektedir, bir iki üç dört beştir...
ulan dedi bütün şen trenler neden selam verir sonra yine giderler? kendini beklenen saymıştı şimdi mahzun kalan istasyondur. gariptir ve yalnızdır her sevincin üstüne, ve şimdi yine öyle... bilsin ister bilmek isteyenler sadece bilmek isteyenler, şimdi mahzundur ama avucunda nevruz çiçekleri gülümser, bilmek isteyenler baksın umudunu tütsülüyor ve reyhan yaprağında seğiriyooooooor!
/./././././././././././././././././././
Nalân
Kendime öfke anneme sevgi ile..
Nalân… kargalar kendisini serçe sandığından bu yana sabahı, ikindisi çekilmez oldu bu şehrin… artık sonu olmayan sancıdır gece siyahın; lekelenmiş ve iğfal edilmiş utancıdır mavi, iyi tarafından vurulmuş şizofrendir gün narsist kahkahalar atar çirkin çirkin. mendirekleri yıkar gibi gecelerce ağladım durdum seni üzmek istemem ama bu şehir kırklanmaz Nalân! umudumu sen göstermeden toprağa verdim, koynunda başka bir yalanı büyütüyor kirli yalan!
Nalân… sana bu rezilliği sezdirmeme çabalarım çok mu çocukça eminim ne kadar saklasam çatılmış kaşlarımı sen bilirsin halâ ağlayarak gözlerinde umudu yavruluyor musun bana? inanma, kargalar çoğaltan sabahlarla kavgaya tutuştuğum yalan ne zaman küfredecek olsam şafağa buruşturur beni kirpiklerin, yemin olsun nemlenen kirpiklerinde büyüttüğün yeşile ağarırken gün, balkonuna serçelerden gayrisi üşüşmesin diye siyahı recmetme derdindeyim… Nalân sen kuşluğu ve ikindiyi ne çok seversin döşünde sakınarak bir çift serçe beslersin, gözlerinden baharlara cemreler düştüğü zaman dağılır dağlar başında ki duman ve neşelenir yuvan.
/./././././././././././././././././././
<embed src="http://xml.truveo.com/eb/i/2651946507/a/83ffa4d892c4e8dbfb0e9b611cc8250b/p/1" type="application/x-shockwave-flash" width=" 425" height=" 335" allowfullscreen="true"></embed>
|