ÜYELİK GİRİŞİ ÜYE OL
Anasayfa Şiirler Forum Etkinlikler Kitap Nedir? Bicümle Tv Müzik Atölye Arama Blog İletişim Yazılar
Giriş Yap Üye Ol
Hedefe kestirmeden giden yol en tehlikeli yoldur. Çünkü o kurşunların gittiği yoldur. Jerzy Lec Paylaş
ANASAYFA
ETKİNLİKLER
NEDİR?
TİVİ
BLOG
BİCÜMLE
ATÖLYE
ARAMA

Aynada Kendiyle Karşılaşan Milyonlarca Ayna

Oyun,24 Mayıs 2010 tarihinde Saat 13.00 da Marmara Üniversitesi Kültür Festivalinde sergilenecektir

19.05.2010

Aynada Kendiyle Karşılaşan Milyonlarca Ayna

Aynayla ilgili….
Tarihte delilere uygulanan eziyetler, idamlar ve çirkin yaklaşımlar hepimizin bildiği somut gerçekler. Modern tıbbın ortaya çıkışıyla, insanın zihninde yaşadığı karmaşayı düzene sokamamasına, çeşitli aynı modernlikte isimler konuldu ve kimse aslında bunların ne demek olduğunu net olarak anlayamadı. Çoklu kişilik bölünmesi, uzmanlar tarafından kısaca şöyle açıklanıyor; (Net tarih olmamakla birlikte)1990’lı yılların başında artış gösteren vakaların gözlemlenmesinin ardından, şuur seviyesini belli bir tutarlılık seviyesinde sürdüremeyen, ani dönüşümler yaşayan ve birbirinden uzak davranışlar sergileyen insanlara dissosiyatif bozukluk tanısı konuldu. Dissosiyatif bozukluk kişide kimlik, bellek, algı ve çevre ile ilgili duyumlar gibi bir bütün halinde çalışan işlevlerin bütünlüğünün bozulmasıdır. Dissosiyasyon, çoğunlukla travmaya karşı bir savunma düzeneği olarak ortaya çıkar, hastalık bu şekilde kaçmayı sağlarken aynı zamanda tutulmanın kişinin üzerindeki yakalanma süresini geciktirir. Bu travma genelde çocukken görülen şiddet ve en önemlisi taciz vakaları sonrasında kendini dışa vurur.

Bir hastalığın dışa vurulmuyor ve tıbbi bir yardıma ihtiyaç duyulmuyor oluşu şu gerçekle çakışır; Türkiye de 42 bin çocuk sokakta yaşıyor, yılda 7.000 çocuk tecavüz ve tacize uğruyor, son 5 yılda haklarında koruma kararı alınan sosyal hizmetler ve çocuk esirgeme kurumlarında barınan toplam 14.398 çocuğun 2,678’ i yani %16.6’ sı annesi ve babası tarafından ihmal ve istismar ediliyor. Suça itilen çocuk oranı yılda %5 ila %10 arasında artıyor. Yılda 125.000 çocuk mahkemeye çıkıyor. Bu rakamlar baz alınırsa -ki alınmamalıdır, çünkü bunlar sadece kayıtlara geçilebilmiş naçiz sayılardır- aynı ya da daha basit istismarlara uğrayıp, tehdit ve şiddet gördüğü için bunu çevresiyle paylaşamayan, kelimenin tam anlamıyla yıkım ve intikam duygularıyla yaşayan yıkılmış ve kirletilmiş bir bu kadar hatta belki daha fazla beyin var. Onlardan aksi bir reaksiyon göstermelerini talep etmek biraz yüksek bir beklenti. Hatırı sayılır akademik eğitimleri üst düzeyde olan birçok uzman hayatları boyunca çoklu kişilik vakalarıyla somut olarak 1 ya da 2 kere karşılaştığını söylüyor, ama aydınlık gözlerle etrafını süzenler göreceklerdir ki her insan kendiyle çelişen davranışlar sergilemekte, şiddet duygusunu birçok araçla çekinmeden dışarı vurmakta, etrafına ve kendisine zarar vermekte, iletişim kurmakta güçlük çekmekte ve kurduğu iletişimleri bir yalanın üzerine inşa etmekte…

Kendisine yabancı birinin karşısındakiyle tanış olma durumundan ne oranda söz edilebilir… Sanatın ve bu işi meslek edinmiş insanların, eğlendirmek ve güldürmenin yanı sıra gerçekleri, hayalleri dışa vurmak ve yüzleştirmek gibi bir misyonu olması inancındayım.Birçok din, birçok felsefe, birçok insan bu noktada hem fikirse, bununla çelişen içimizdeki, çevremizdeki bu kaos, bu canilik, bu sevgisizlik neyin nesi.. Bunun suçlusu kim ve şu an başka hangi çökertici planlar ya da eylemler içinde? Belki de sorunun küçük bir parçasının cevabı aynanın içindedir… Yezdan Kayacan ’’2010’’

Var olduğumuz süreçte kendimiz dışında sayısız insanla iletişim kurar ve dünyayı, tanımsız, karakter yoksunu canlılar gezegenine çeviririz. Diğer canlılardan büyük ölçüde ayrıldığımızı hissetme ve düşünme noktalarında fazlasıyla az mesai harcayıp, her daim kendi yaşanmamışlıklarımızın acısını bastırmak adına elimizde tuttuğumuz boku başkasına atmak için zaman kollarız…Biz buyuz…İnsan!! Eksiklerini maddesel binalara çevirip kendini önemli hissettiğini sanan, sürekli kahkaha atan, yalnız kaldığında da zırıl zırıl ağlayıp kollarını çimdikleyen 21. yy ucubesi… Her bireyin geçmişinde yaşamış olduğu acılar bir sandıkta saklanır, şahsi trajedisine açılmak üzere. Oyunumuz, bu kutuyu çoklu kişilik bölünmesi hastalığı taşıyan bir yakınımız aracılığıyla hepimiz için açıyor. Biz de dahil olmak üzere, içinden kendi payımıza düşeni çekip almakla ilgili büyük heyecanlar içindeyiz. Sizleri de yanımızda hissetmekten, farkındalık oranının artacağı ümidiyle mutluluk duyacağız. Tanıyalım ve tanışalım diye. Yezdan Kayacan ’’2010’’

Uyarlayan ve yöneten/ Adaptor and directed by: Yezdan Kayacan
Reji asistanı/ Executive assistant: Şakir Güler
Proje asistanı/ Project assistant: H. Merve Kaya
Efekt Tasarım/ Efect design : Burçak Çöllü
Koreograf/ Choreographer: Pınar Akyüz
Oynayanlar/ Cast: Arda Çetinkaya, Bahar Dağlı, Bulut Mesci, H. Merve Kaya, Nebahat Dağlı, Su Şanad, Şakir Güler, Ulaş Akşit


Yorumlar
"Aynada Kendiyle Karşılaşan Milyonlarca Ayna" haberine henüz yorum yapılmamış.

İlk yorumu siz yapın.

Yorum Yapın

Aynada Kendiyle Karşılaşan Milyonlarca Ayna ile ilgili yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üye Ol Üyelik Girişi Yap

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.