ÜYELİK GİRİŞİ ÜYE OL
Anasayfa Şiirler Forum Etkinlikler Kitap Nedir? Bicümle Tv Müzik Atölye Arama Blog İletişim Yazılar
Giriş Yap Üye Ol
Vicdan baki kaldıkça hiçbir günah affedilmiş sayılmaz. Stefan ZWEiG Paylaş
ANASAYFA
ETKİNLİKLER
NEDİR?
TİVİ
BLOG
BİCÜMLE
ATÖLYE
ARAMA

İstanbul'un hanları

Değerleri şimdiye kadar pek bilinmeyen İstanbul Hanlarına son zamanlarda ilgi büyük.. Kültür turu yapan bir çok firma, sanat tarihçelerinin rehberliğinde tarihi hanlara günübirlik turlar düzenliyor

15.03.2009

İstanbul'un hanları



İstanbul’un kültürel miraslarından biri de geçmişteki ticaret hayatının en önemli duraklan olan hanlardır.
Genellikle revaklarla çevrili bir veya iki avlusu olan, iki-üç katlı, bir çok odadan oluşan hanlar, uzak bölgelerden gelen tüccarların konaklama ihtiyacım karşılar, tüccarlar dinlenirken, hayvanları alt kattaki ahırlarda barınır, mallan ise hanın depolarında güvence altına alınırdı. Gece olunca hanların kalın ve güvenlikli kapılan soyguna karşı kapanır ve gün ışıyıncaya kadar açılmazdı. Bazıları Mimar Sinan gibi ünlü mimarların elinden çıkan, ya da Bizans ya da Ceneviz yapılan üzerine yükselen, içlerindeki esnafın yaptığı işe göre adlandırılan hanlar zamana karşı direnmeye çalışsalar da, çoğu bakımsız ve harap durumda.

Değerleri şimdiye kadar pek bilinmeyen İstanbul Hanlarına son zamanlarda ilgi büyük.. Kültür turu yapan bir çok firma, sanat tarihçelerinin rehberliğinde tarihi hanlara günübirlik turlar düzenliyor. Bu turlara katılanlar kentin tarihi mirasının bir kez daha farkına varıyor.

Bu farkındalık neyse ki, sadece turlarla sınırlı değil. Geçtiğimiz ay, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğü Eminönü Büyük Yeni Han’da Medeniyet Geçitleri-Hanlar ve Çarşılar isimli bir proje başlattı. Şehrin sakinlerini ve genç nüfusu bu önemli mekânlar hakkında bilgilendirmeyi amaçlayan proje kapsamında poi ve staff dansçılan, alevbaz ve jonglörlerin yer aldığı dans gösterileri, konserler gerçekleştirildi.

Hanlar hakkında katılımcılar bilgilendirildi. İlk etapta Büyük Yeni Han’la birlikte İstiklal Caddesindeki Abud Efendi Han, Hazzo Pulo Pasajı, Narmanlı Han, Suriye Pasajım kapsayan Medeniyet Geçitleri- Hanlar ve Pasajlar Projesi, 2009 ve 2010’da daha fazla han ve pasajın tanıtılmasını amaçlıyor.

Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Kentsel Uygulamalar Direktörlüğünün yaz aylannda gerçekleştirdiği Eminönü bölgesi, Kapalıçarşı ve tarihi hanlan konu alan uluslararası atölye, yine Büyükşehir Belediyesi Meclisinin Eminönü’ndeki Büyük Çukur Han, Kızıl Han, Küçük Çukur Han, Vezir Han ile Ali Paşa Han’ın restorasyasyonlarmı onaylaması ise hanlann geleceği açısından önemli adımlar. İlk haberimizde İstanbul Hanlarına genel olarak bir göz atıyoruz. Sonraki haberlerimizde onları daha yakından tanıtacak yazılarla karşınızda olacağız.

Osmanlı hanları

İstanbul’da Osmanlı döneminin ilk hanları, Fatih Sultan Mehmet zamanına tarihleniyor. İkisi Tahtakale’de ikisi de bedesten yakınında olmak üzere dört han yaptırmış Fatih. İlk inşa edilen hanın Bedesten yakınındaki "Bodrum Kervansarayı". İstanbul’a pamuk ve ipek getiren tüccarların konakladığı bu iki katlı hanın otuz bir odası, on beş dükkanı ve dokuz deposu olduğu biliniyor.

İstanbul Hanları başlıca, 1- Eminönü-Unkapanı bölgesi 2- Beyazıt-Sultanhamamı bölgesi 3- Beyazıt-Aksaray bölgesi 4- Haliç-Galata-Beyoğlu’nda olmak üzere dört bölgede toplanmışlardır.

İstanbul’da han inşaatı 20 inci yy’ın başlarına kadar sürmüş olup,19.uncu yy’dan itibaren işlevi biraz değişerek, özellikle Beyoğlu ve Karaköy’de ticarethanelerin toplandığı "İş Hanlan"na dönüşmüştür.

Eminönü bölgesindeki hanlar

Ali Paşa Hanı II: Kapalıçarşı’da Yorgancılar Caddesi ile Çadırcılar Sokağının köşesinde. 18. inci yy. özelliklerini gösteren bina, ortasındaki l7x27m. ebadında bir avlunun etrafında iki katlı ve revaklı. Han odaları bu revaklara açılıyor.

Astarcı Hanı: Kapalıçarşı’da Yağlıkçılar Caddesinde. 18. inci yy. a tarihlendirilen bu han dikdörtgen plânlı, ortasında bir avlu ve onunda çevresinde iki katlı revaklı bir tiptedir. Revaklann çok azı günümüze gelebilmiştir.

Balkapanı Hanı : Eminönü’nde Yeni Cami ile Küçük Pazar arasında, Hasırcılar, Tahtakale, Balkapanı ve Cömert sokaklarının çevrelediği alanda yer alıyor. Adından da anlaşılacağı gibi Balkapanı Ham, gümrükten gelen balın istiflendiği ve halka dağıtıldığı bir ticaret merkeziymiş. Kitabesi olmayan bu hanın altında 12-13 yy’a tarihlendirilen tonozlu mahzenler var. Bölgenin Bizans döneminde Venedik yerleşmesi olduğu gözönüne alındığında hanın bu döneme ait bir bina üzerine yapıldığı anlaşılıyor. İnşaat tekniğinden ve Ayasofya Camiine vakıf mülkü olarak kaydı bulunmasından dolayı yapım yılının 16. mcı yy. olduğu tahmin ediliyor. Geniş bir avlu etrafında iki katlı ve veraklı olarak inşa edilen hanın odalarının çoğu bugün depo olarak kullanılıyor.

(Bu arada kapan kelimesinin ’kantar’ anlamına geldiğini de belirtelim. İstanbul’da Balkapanı dışında iki tane daha kapan bulunurdu. Bunlardan bir tanesi semt olarak bildiğimiz Unkapanı, diğer ise bugünkü Galata-Karaköy bölgesindeki Yağkapam’dır.)

Burmak Han: Eminönü’nde, Hasırcılar Caddesi ile Kızılhan Sokağı köşesindeki han, Sadrazam Rüstem Paşa tarafından 155 6’da Mimar Sinan’a yaptırılmış. 16 .ıncı yy. ın klasik avlulu plânlı tipine uymadığı için önce mahkeme binası olarak yaptırılıp, sonra da hana çevrildiğini ileri sürülüyor.

Büyük Çorapçı Hanı : Mahmutpaşa’da Fincancılar Yokuşunun başındaki han, Kanuni Sultan Süleyman’ın Kaptan-ı Deryası Piyale Paşa tarafından yaptırılmış. 16. ıncı yüzyılda yapılmış. Tek avlulu ve iki katlı.

Kayseri Han: Eminönü’nde Mimar Kemaleddin Caddesi’ndedir. 1895’ de Ermeni bir mimara yaptırılmış. Düzgün bir dikdörtgen plânı olan yapının dış cephesindeki taş işçiliği 19. uncu yy. ın art-nouveau özelliklerini taşıyor. Üç kat ve onun üzerinde de çatı kaü bulunan binanın orta kısmında üzeri camla kaplı bir avlusu bulunuyor. 2 7 odası mevcut.

Kızıl Han (Papaz Hanı): Eminönü’nde Hasırcılar Caddesi ile Kızılhan, Büyükbaş ve Kalçın sokakları arasındadır. 17. inci yüzyıla tarihlenen hanın girişi taş profilli bir kemerle üzeri beşik tonozlu bir koridor vasıtasıyla avluya bağlanıyor.

Kilit Hanı: Eminönü’nde, Uzunçarşı Cad. ile Tacirhane Sokağı arasındaki han, bir Bizans yapısının üzerine 18’inci yüzyılda yapılmış. Giriş kapısı Uzunçarşı Caddesi üzerinde.

Kürkçü Hanı: Mahmutpaşa Yokuşunda, Çakmakçılar ve Çarkçılar sokaklarının arasındaki han, fetihten sonra yapılan ilk hanlardan biri. Fatih’in sadrazamı Mahmud Paşa tarafından yaptırılmış. Mimarı Atik Sinan. İki avlulu ve bunlann etrafını çevreleyen iki katlı yapı, 16-19 yy. arasında bu bölgede sıkça çıkan yangınlardan çok zarar görmüş

Leblebici Hanı: Tahtakale’de Fincancılar Yokuşu ile Sabuncu Hanı sokaklarının kesiştiği köşededir. Hürrem Sultanın vakfından olan yapı, klasik han mimarisine sahip.

Rüstem Paşa Hanı/ Küçük Çukur Han : Eminönü, Mahkeme Sokağında, Kanuni Sultan Süleyman’ın damadı Rüstem Paşa tarafından 1561 yılında yaptırılmış.

Rüstem Paşa Hanı /Büyük Çukur Han : Eminönü’nde Rüstem Paşa Külliyesine ait olan han Mahkeme Sokağı ve Unkapanı Caddesi arasındadır. Mimar Sinan’ın eseri olan
han üç katlı.

Sabuncu Hanı: Eminönü’nde, Sabuncuhanı Sokağındaki hanın ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmiyor. 18. inci yy. ın sonu 19.uncu yy, başında yapıldığı tahmin ediliyor.

Büyük Valide Hanı: Mahmutpaşa’da Çakmakçılar Yokuşu ile Fincancılar Yokuşu arasında, İstanbul’un en büyük hanlarından biri. Kösem Sultan tarafından, Üsküdar’daki Çinili Külliyesine akar sağlamak için inşa ettirilmiş. Hanın yerinde önceden bir Bizans yapısı bulunduğu düşünülüyor. Üç avlulu, Büyük ve Küçük Han olarak iki kısımdan oluşan hanın avlusunda bir de cami bulunuyor. Söylenceye göre Kösem Sultan servetini bu hanın bir odasında saklamış. Gelini IV. Mehmed’in eşi Turhan Hatice Sultan tarafından Başlala Uzun Süleyman Ağa ile birkaç has odalı tarafından 2-3 Eylül 1651 de odasında bir perde ipi ile boğulup öldürtülmüş. Serveti de yağmalanmış. Toplam 210 odası bulunan hanın bir kısmı Kösem Sultanın ölümünden sonra hazineye kalmış. Cumhuriyetten sonra da bazı odalan Vakıflara geçmiş. Vakıflar Başmüdürlüğü 1940’ lı yıllarda bu odalann bir kısmını satmış. Maliklerinin çokluğu nedeniyle bakımsız kalan hanın odalan yüzyılın başında çoğunlukla İranlıların oturduğu bekar odalan olarak kiralanmış. İstanbul’da ilk Kuran-ı Kerim, Şeyhülislâmdan fetva alınamayınca 1870 li yıllarda handaki İranlılann matbaasında gizlice basılmış. 19 Ağustos 1906 da bakımsızlıktan bir kısmı çöken bina, 1931 de Valilik tarafından kapatılmış.

Büyük Yeni Han: Mahmutpaşa’da, Çakmakçılar Yokuşundaki han, İstanbul’un en önemli hanlanndan biri. 1764 de III. Mustafa tarafından Mimar Mehmet Tahir Ağa’ya yaptırılmış. Düzgün olmayan bir dikdörtgen şeklinde, üç katlı, iki avlulu, 173 odası ve 40 dükkanlı han ilk yapıldığında sarraf lara hizmet vermiş. Memurlara borç veren bir kuruluş olan "Emniyet Sandığı" da burada açılmış. Bankalar Caddesindeki hanlann yapılmasından sonra sarraflar buradan ayrılmışlar. Kurtuluş Savaşından önce işgal kuvvetlerinin karargahı olarak da kullanılmış.

Beyazıd hanları

Beyazıd- Çemberlitaş- Aksaray- Unkapanı bölgesindeki hanlann birçoğunun mimari özellikleri bozulmuş durumda. En önemlileri şunlar:


Bodrum Hanı: Kapalıçarşı’da Yorgancılar Kapısı ile Çadırcılar Caddesi arasındaki han, İstanbul’daki hanların en eskisi. Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethinin hemen sonra yapılmış. Eski bir Bizans yapısı üzerine oturan binanın otuzbir odası, dışarıda cepheye bitişik ondört dükkanı var. Eskiden İstanbul’a getirilen keten bezlerinin tüccarlara dağıtım merkezi olarak kullanılmış. Günümüze ilave inşaatlarla özelliğini kaybederek gelmiş.

Çuhacı Hanı: Mahmutpaşa Yokuşunun başında Kılıççılar sokağı ile Çuhacı Han sokağı arasındaki han, Lâle devrinde Nevşehirli Damat İbrahim Paşa (1718-1730) tarafından Çuhacı esnafı için yaptırılmış. Handa Çuhacı esnafından sonra kuyumcu ve gümüşçüler yerleşmiş 29 Eylül 17 55’deki büyük Hocapaşa yangınında yanan binatamir edilmiş ve bugünkü halini almış.

Elçi Hanı: Çemberlitaş’da Atik Ali Paşa külliyesinin bir parçası olarak 1510-11 de inşa edilen handa yabancı devlet konuklan misafir edilirmiş. 1646’dan sonra elçilerin Galata bölgesinde kalmaya başlamaları ile han gözden düşmüş. Birkaç yangın ve depnem geçirmiş. 19 uncu yy. da posta tatarları konakladığı için "Tatar Hanı" adı ile anılan han, II. Abdülhamit zamanında serkatip Osman Bey’in mülkiyetine geçmiş. Yerine "Matba-i Osmaniye" denilen bina inşa edilmiş. Bu binanın temel kazısı sırasında Bizans devrine ait kemer ve tonoz kalıntıları ile mezar stellerine rastlanılmış. Yeniden inşa edilen bina daha sonra "Çemberlitaş Sineması’ha, sonra da iş hanına dönüşmüş.

Hasan Paşa Hanı (Süpürgeciler Hanı): Ordu caddesi üzerinde olan bu yapı 1745 de Sadrazam Seyyid Hasan Paşa tarafından Mimar Mustafa Çelebiye yaptırılmış. 19 58 de Ordu caddesi açılırken yıktırılmış olduğundan özgün durumunu tamamen kaybetmiş. Sonra da süpürge yapan esnaf hanın geriye kalan mekanlanna yerleşmiş. "Süpürgeciler Ham" olarak adlandırılan handa halen deri malzemeleri satan dükkanlar yer alıyor.

Simkeşhane : Beyazıd’dan Laleliye inen Cadde üzerindeki han, fetihten sonra İstanbulda ilk yapılan eserlerden biri. Simkeşhanenin bulunduğu alan Bizans döneminde ortasında I. Theodosius’a ait üç gözlü bir Zafer Takı olan Tauris Forumu idi. Fatih Sultan Mehmet, 1470-1475’te bir rahibin evinin yıkıntıları üzerine sikke basılan bir darphane yaptırmış ve fetihden sonraki ilk altın sikkeler burada kesilmiş. 1645,1660,1683 yıllarındaki büyük üç yangından ve depremlerden büyük zarar gören bina, IV. Mehmet’in karısı ve III. Ahmet’in annesi Râbia Gülnüş Sultan tarafından 1707 de Sarayın Başmiman Mehmet Ağa’ya yemden yaptırılmış. Binaya bir sebil, çeşme, sıbyan mektebi ve mescit ilave edilerek 18. inci yy. görüntüsü kazandırılmış. Cephedeki dükkanlarda ve arka mekanlarda alnn ve gümüş sırma çeken esnafın toplandığı bina Simkeşhâne-i Âmire adını almış. Darphane ise 1726 da Topkapı Sarayı kompeksinde yapılan yeni binaya taşınarak para basma işi Simkeşhaneden çıkartılmış. 1957-58 de İstanbul’un imar çalışmaları sırasında Beyazıd’dan Aksaray’a inen yol bir bulvar halinde genişletilirken binanın ön cephesi kesilerek yola verilmiş ve özgün görünümü kaybolmuş. 1974-76’te Prof. Bedii Şehsuvaroğlu’nun Başkanı olduğu "Şehir Kütüphanesi Kurma ve Yaşatma Demeği" Derneğince İstanbul Belediyesinden 49 yıllığına kiralanarak onartılmış. Bu çalışmalar sırasında kazılardan çıkan Tauris Forumuna ait parçalar bir Açıkhava Müzesi şeklinde yerleştirilmiş, yapının var olmayan ön kanadının bulunduğu yere de bir sıra dükkanın bulunduğu bir pasaj yapılmış. Simkeşhane binası günümüzde İl Halk Kütüphanesi olarak kullanılıyor.

Taş Han: Sipahiler Ham, Çukurçeşme Hanı, Katırcıoğlu Hanı olarak da bilinen han Laleli’de Fethi Bey Caddesi üzerindedir. III. Mustafa tarafından (1757-1774)ulûfelerini almak için İstanbula gelen Sipahilerin kalmalan için yaptırıldığı için "Sipahi Hanı" adı ile tanınan binanın altında bir Bizans yapısı bulunuyor. Arkat isimli bir restoranında yer aldığı binada halen çeşitli işyerleri mevcut.

Haliç-Galata-Beyoğlu bölgesindeki hanlar

Kurşunlu Han / Rüstem Paşa Hanı, Saksı Han, Serpuş Han, Yelkenciler hanı bölgedeki hanlardan birkaçı. Özellikleriyle dikkat çekenler ise şunlar:


Saint Pierre Hanı: Galata’da Eski Banka Sokağındaki han, 1768-1784 yıllan arasında İstanbul’da Fransız elçisi olarak görev yapan Kont de Saint Priest tarafından Fransız tüccarlarının konaklamaları ve onlann bankacılık hizmetlerini buradan yönetebilmeleri için yaptırılmış. Beş ayrı bölümden meydana gelen kesme taşkan yapılmış binanın ön cephelerinde mermer üzerine kabartma olarak işlenmiş Saint Priest’in ait iki tane kontluk arması ile Fransa krallığına ait devlet arması bulunuyor. 1863’ de kurulan Osmanlı Bankasının ilk yönetim yeri olarak kullanılmış. "Constantinople Barosu" ve "İtalyan Ticaret Odası" olarak da kullanılan han günümüzde birtakım atölye ve imalathaneler tarafından kullanılıyor.

19. uncu yy. dan sonra yapılan hanlar

Bereket Han: Galata’nın önemli hanlarıdan biri. Bankalar Caddesi ile Galata Kulesi Sokağı ve Kart Çınar Caddesinin arasındaki adanın ucundaki han, Galata Cenovalılann idaresi altında iken podestanın ikamet ettiği, l 304 de inşa edilmiş olan Cenova sarayı (Palazzo del Comune)’nm yerine yapılmış. Saray 1315 de yanmış, 1316da gotik tarzda yeniden inşa edilmiş. Fetihten sonra da Ceneviz cemaatinin idare merkezi olarak varlığını sürdürmüş. Hanın arka duvarlarında bu saraya ait duvar izleri bulunuyor. 19. uncu yy. da orijinal hali bozularak Francini Hanı adım alan hanın, 1880 de Voyvoda Caddesinden tramvay yolu geçirilirken ön kısmı yıkılmış. Sonra da Bereket Han adını almış.

Büyük Balıklı Hanı: Galata’da Kemeraltı Caddesi ile Aynalı Lokanta, Arşın Çıkmazı ve Leblebici Şadan sokaklarının çevrelediği adadadır. Hanın yerinde, İstanbul Limanına gelen gemilerdeki hasta gemicilerin tedavi edildiği ahşap bir hastane varmış. 17 53’e kadar kullanılan bina, birtakım bulaşıcı hastalıkların şehre yayılmasını engellemek için şehir dışına çıkarılmış, bina da yıkılmıştır. Arsasının üzerine Patrik II. Yoakim tarafından İstanbul’unl 9.uncu yy. Rum zenginleri olan Zagforos, Zarifi, Hacopulo, Kasonova, Rali ve Koronos’un bağışlanyla 1875 de Balıklı Rum Hastahanesine akar olmak üzere bu han yapılmış. Neo-Klasik üsluptaki hamn avlusunda mermer fıskiyeli bir havuz bulunuyor.

Generali Han: Bankalar Caddesi, Bereketzade Medresesi ve Billur sokakların arasındaki adaya kaplayan bu han 1900 lü yılların başında Sigorta Şirketi "Assikurazioni Genarali" tarafından Mimar G. Mongeri’ye yaptırtılmış. Barok mimarinin en güzel örneklerinden biri olan binanın cephedeki girişi ise Art-Nouveau tarzında, iki yivli payenin çevrelediği yuvarlak bir kemerin içindeki bitki motifleri ile bezenmiş demir bir kapı ile sağlanıyor.

(Şehr-i İstanbul)/ Aynur GÜRSOY’un haberi


Yorumlar
"İstanbul'un hanları" haberine henüz yorum yapılmamış.

İlk yorumu siz yapın.

Yorum Yapın

İstanbul'un hanları ile ilgili yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üye Ol Üyelik Girişi Yap

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.