ÜYELİK GİRİŞİ ÜYE OL
Anasayfa Şiirler Forum Etkinlikler Kitap Nedir? Bicümle Tv Müzik Atölye Arama Blog İletişim Yazılar
Giriş Yap Üye Ol
Yastık diye başını ateşe dayayan, yatak diye yılanların üzerine yatan bir adam, emniyet ettiği bir dostundan, düşmanlık sezen bir adamdan daha rahat uyur. BEYDEBA Paylaş
ANASAYFA
ETKİNLİKLER
NEDİR?
TİVİ
BLOG
BİCÜMLE
ATÖLYE
ARAMA

Dayanmak için okumak

Dayanmak için okumak ‘Hoşbeş’te John Berger’ın sözün tam anlamıyla tadına doyulmaz denemelerinde sevdiği arkadaşlarıyla ilgili anılarını okurken kendi arkadaşlarımı düşünüyorum...

06.03.2017

Dayanmak için okumak

Bir edebiyat metnini, dili ile doğrusal hikâyesi arasında kalıp üçüncü boyutunu görmeden, yani o metnin karanlıkta gizlenen noktalarını aydınlatmaya çalışmadan okumak, okuru dramatik bir körlük içinde bırakır. John Berger bunun bir benzerinden çeviri konusunda, iki dil arasında kurulan geometride üçgenin üçüncü köşesini, yani özgün metin yazılmadan önceki sözcüklerin ardında neyin yattığını görmemek biçiminde söz ediyor. ‘Hoşbeş’te, “Konuşulan bir dil bir beden, canlı bir yaratıktır,” diyor John Berger, “Fizyonomisi sözel, iç organlarının işlevleri dilbilimseldir. Bu yaratığın yuvası, söze dökülmüş şeyler kadar söze dökülmemiş şeylerdir de.” Demek yazdığımız ve okuduğumuz dil, canlı bir organizma olmaktan da çıkıp uçları açık bir dünya oluşturur. Söze dökülmemiş olanlar: orada bir maden var. Bulunması için gizlenmiş, demek herkesi oyuna davet ediyor. 

Bunca sözü hep olması gerekeni anlatmak için ediyoruz. Yaratıcı yazarın, dilinin de iyi olması aranır, değil mi. İyi aile çocukları sıradan insanlar gibi değil de sanatçı gibi yaşamaya çalışırken çoğu kez unutsa da. Oysa John Berger gibi, kendisinin bir orospu çocuğu olduğunu bilerek yazanların sayısı pek az.

 İyi ki o var -hâlâ var- ve onun gibi, dil dediğimiz orospunun çocuğu olmakla övünen yazarları bugün dünden daha çok arıyorum. ‘Hoşbeş’te en çok hoşuma giden yazı ‘Rosa’ya Armağan’. İlkgençlik yıllarımda bulduğum günden beri sevgimin hiç eksilmediği Rosa Luxemburg. John Berger ona, Polonya’da doğduğu Zamosc kasabasında kendisinin de bir arkadaşının oturduğundan söz ediyor, “Lehçe konuşmasam da kendimi en çok evimde hissettiğim Avrupa ülkesi belki de Polonya’dır” da diyor. “Eminim heyecanla, Polonyalılar gücü, iktidarı hiç umursamaz” diye ekliyor, “Çünkü güç denen haltın akla gelebilecek her türüne maruz kalmışlardır.” Rosa Luxemburg, Bolşeviklerin en güçlü olduğu ve gözbebeği gibi korunması gereken anlarda bile, güç ve iktidar konularında ciddi eleştiriler yöneltiyor, uyarıyordu. Ona o günlerde bu nedenle duyduğum hayranlık hiç eksilmedi. Şimdi Rosa’yı, John Berger’ın sözün tam anlamıyla tadına doyulmaz denemelerinde sevdiği arkadaşlarıyla ilgili anılarında okurken kendi arkadaşlarımı düşünüyorum:

 Elli yıldır her gün arayıp soran ve başım sıkıştığında onları arayabileceğim çocukluk arkadaşlarım var. Oysa yaptığım işlerin kazandırdığı arkadaşlarım yok. Herkesin önce insan olmak yerine başka bir şey olmayı seçtiği yerlerde gerçek arkadaşlıklar yaşanmıyor. Yakınımda oldukları için kırk yıl boyunca hep kendilerinin yazdıklarına ne diyeceğimi soran ama benim yazdıklarım hakkında iki satır düşünüp söylemeyi aklından geçirmeyen insanların olduğu bir dünyada arkadaşlık olmaz. Burada alçakgönüllülüğü bilmeden bir şeyler olmak isteyenlere birileri John Berger’ın bütün yazdıklarını okuma cezası vermeli. İyi kitaplar, onlardan hep bilmediklerimizi öğrendiğimiz için acı veriyor. Bilmediğimiz bu kadar çok şey varken okudukça öğrendiklerimizin yanında hiç öğrenemeyeceğimiz sayısız bilgiyi arkamızda bırakıp gitmek çok kötü değil mi. Sözgelimi, resimlerine daha çocukluk yıllarında tutkun olduğum Pisarro’nun, büyük bir ressam olmanın yanı sıra altın yürekli bir insan da olduğunu John Berger’ın yazdıklarından öğreniyorum. Güzel bir metinde okuduğu sözcüklerin yalnızca doğrudan anlamlarıyla yetindikçe insanın suyu çekilmeye başlar.

 Aynı zamanda o sözcüklerin anlamlarını canlandırmalı, önceden yaşamadığımız hayatların içine girmeli, başkalarının alışkanlıklarına dokunmalı, bilmediğimiz bir dilde verilen duyguyu içselleştirmek için zorladığımız zihnimiz yorgun düşmeli. Bu arada okuduklarımızın ruhunu nereye koyacağız? Yaşadıklarımızı düşleyen ve belki hiç göremeyeceğimiz birilerinin varlığı bizi diri tutmaya başlamıştır işte. Johnny Cash’in, “Kendimi bir şarkının sıcak kozasına sarıp” dediğini aktarıyor John Berger. Yaratıcı bir yazının kozasına sarınarak yaşayamıyorsa insan, atıldığımız cehenneme dayanmak iyice zorlaşır, muhakkak daha kötüye gideriz.  

HOŞBEŞ John Berger 
Çevirenler: Aslı Biçen-Beril Eyüboğlu-Oğuz Tecimen 
Metis Yayınları, 
2016 
107 sayfa,

Yorumlar
Mesaj Yaz 21.03.2017 13:57:20
Dünyayı şiir kurtaracak. 21 Mart Dünya Şiir Günü Kutlu olsun...
Beğendim ve haz aldım…

...................................................... Saygı ve Selamlar….



Yorum Yapın

Dayanmak için okumak ile ilgili yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üye Ol Üyelik Girişi Yap

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.