ÜYELİK GİRİŞİ ÜYE OL
Anasayfa Şiirler Forum Etkinlikler Kitap Nedir? Bicümle Tv Müzik Atölye Arama Blog İletişim Yazılar
Giriş Yap Üye Ol
Her doğan çocuk, Tanrı'nın insanoğlundan hala umut kesmediği mesajını getirir. Sir Rabindranath Tagore Paylaş
ANASAYFA
ETKİNLİKLER
NEDİR?
TİVİ
BLOG
BİCÜMLE
ATÖLYE
ARAMA

Cafer Panahi'nin son filmi Akbank Sanat'ta

7 Mart'ta başlayacak 12. Akbank Kısa Film Festivali'nde, Panahi'nin geçen yıl Altın Ayı ödülü kazanan son filmi 'Taxi' gösterilecek.

27.2.2016

Cafer Panahi'nin son filmi Akbank Sanat'ta

7-17 Mart tarihleri arasında düzenlenecek 12. Akbank Kısa Film Festivali’nin Deneyimler bölümünde, İran’ın yasaklı sinemacısı Cafer Panahi’nin geçen yıl 65. Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ödülü kazanan son filmi ‘Taxi’ gösterilecek. Usta yönetmenin Altın Ayı ödüllü son filmi ‘Taxi’ 11 Mart Cuma günü saat 20.30’da sinemaseverlerle buluşacak. Gizlice çektiği ve Berlinale’ye ulaştırdığı ‘Taxi’ filmi için direksiyon başına geçen Panahi, Tahran sokaklarında gezinerek, yolcularla ceza , yasaklar, ahlak ve sinema aşkı üzerine muhabbet ediyor.

İran’daki 2009 seçimleri sonrası protestoları çektiği için tutuklanan, 20 yıl film yapmaktan men edilen ve ülke dışına çıkamayan Panahi, 65. Berlin Film Festivali’ne gelememişti. Altın Ayı ödülünü filmde de rolü olan yeğeni Hana Saeidi alırken gözyaşlarını tutamamıştı.

Ayrıca film gösterimi öncesi aynı gün saat 18.30’da Müge Tüfenk moderatörlüğünde yönetmenin kızı Solmaz Panahi ve kurgu yönetmeni Mastaneh Mohajer’in konuşmacı olarak katılacağı bir söyleşi gerçekleştirilecek. Festival kapsamında ayrıca Saraybosna Film Festivali’nin programcısı Elma Tataragic ve kısa film yapım ve dağıtım şirketlerinden Shorts International’ın kurucusu Carter Pilcher 12 Mart Cumartesi günü saat 18.30’da Akbank Sanat’ta düzenlenecek söyleşi ile deneyimlerini paylaşacak.
Festivalde 10 gün boyunca 28 ülkeden toplam 104 film seyirciyle buluşacak.

Yorumlar
Mesaj Yaz 1.3.2016 17:03:34
Türk Milletine İhanet Edenler Edenlerle İşbirliği İçinde Olan Her Niyetle Bağımız Kopmuştur. // Türk Devrimi Yazıları // Önder Karaçay

Tesev gibi bir ihanet locası olan, Bildenberg gibi bir Türk Mevsimi ihaneti olan bu kurum ancak ihaneti yaptığı ve işbirliği içinde olduğu batı ile bağlarına devam edebilir. Türk Milletini ve Atatürk ile emanetini sırtından vuranlara biz sırtımızı ve yönümüzü dönerek bağ kuramayız. İhanetin bedeli neyse gereği ilahi tecellinin yaşattığı gibi gerçekleşecektir.

Türk Milleti vatanına ve milletine vatansızlar için vatan koparmak adına toprağımıza, geleceğimize göz dikenlere gereken dersi verecektir.

Kendilerini ihanete ortak eden batı ile olan bağları bizi ilgilendirmemektedir.

Adamları, put paraları, bankaları, vakıfları, üniversiteleri, dernekleri, locaları ne varsa hepsini alıp gidebilirler.

Türk Milleti asla vatanına ve milletine ihanet edenlere göz yumacak kadar ve bu ihaneti sümen altı edecek kadar şeref yoksunu bir millet değildir.

Varsa eğer bunu sümen altı etmek isteyen şeref yoksunları onları da sümen altına süpürecek kadar ahlaklı ve basiretli insanların yaşadığı bir toplumdur Türk Milleti.

Medya terörü ile bahsetmek istediğim gerçekler işte bakın hep yeniden, hep reform, hep Soros fikri ile karşımıza çıkmaktalar.

Hürriyet Gazetesi bu haberle hürriyetini kaybettiğini ve para putuna teslim olduğunu itiraf etmiştir.

Zaten borsada işlem gören bir gazetenin Türk Milletinin geleceğinde yeri olması mümkün değildir.

Daha düne kadar siyasetle ettikleri kavga bile danışıklı dövüş oyununun bir parçasıydı.

Çünkü bunlar kendilerini Türk Milletinden para putu ile üstün gören bir zihniyetin gazeteleridir.

1950 sonrası zihniyetinin dönüşümü sonucu gazete olmaktan çıkıp işine gelmeyeni hedefe koyan, tehdit eden, iktidardan indiren, Türk Milleti adına seçim kararını kalemsilahşörleri ile veren bunun gibi borsada işlem gören gazete ve televizyonların tamamı aynı ihanetin bir parçalarıdır.

2008 yılında Akbank ihanet adına finans karakolu 1054 masum çalışanını sebepsiz işten çıkarmış.

Bu bankadan reklam almak isteyen Haber Türk televizyon ve gazetesi programcısı Teke Tek programı sunucusu Fatih Altaylı Akbank 1000 çalışanını kapıya koydu diye haber yaptıktan sonra bu tehditle reklamları kapmıştır.

Sonra aynı gazete bu bankanın bir genel müdür yardımcısı ile yaptığı söyleşide Altın hesabı ile ilgili bankanın hesap açmaya başladığı tarihten sonra bankaya hücum olduğunu , hesap açmayı yetiştirmekte zorlandığını yazacak kadar alçak haberleri para ve reklam için yapabilmişlerdir.

O tarihte bankada çalışmaktaydım. Her müdür 1 kg altın hesabı açacak kadar hedefler veriyorlardı. İnsanları inandırmak ne mümkündü.

Çünkü kuyumculuk sektörünü bitirmeye ve yastık altını diye Türk Milletinin taşınabilir servetini aşırılabilir yapmak için kura bağlayarak cebe indiriyorlardı.

Altın günleri evler yerine bankalarda yapılır olmuştu, gazeteler reklam karşılığında bu reklam bedelini bile Türk Milleti ödüyordu bu reklamları yapıyordu.

Sanayici görünümlü perakendeci istemiyoruz.

Sanayici görünümlü vatana ve millete ihanet eden sermaye sahibi, gazete sahibi, istemiyoruz.

Sanayici görünümlü üretmeyen ve ithal eden alış veriş merkezi, tüketim, borç, teknoloji tuzaklı soygun dizeni istemiyoruz.

Sizi ihanetine ortak eden batı istiyorsa alsın ülkelerine götürüp sahip çıksınlar.

Biz 1923 yılında Büyük Önder Atatürk ve Türk Milleti tarafından kurulan Türkiye Cumhuriyeti ilk ruhunda milli ekonomiyi kurarak tüm kurumları kamulaştırma devrimini Türk Milleti ile başlattık.

Sermaye eski huyları ile askerimizi, siyasetçiler içinde adamlar bularak 1950 sonrası darbeler ile her mahallede bir milyonerin, kol kola olanlarla sadece kendi niyetlerine hizmet edenlerle her edeni dolar milyarderi yapan bir bir zihniyeti sona erdiren devrimi Büyük Önder Atatürk ruhu ile tekrar gerçekleştireceğiz.

Her kötü niyet haddini bilsin…Özellikle ihanetle haddini aşanlar kesinlikle sinsi ilişkiler peşinde koşmasınlar ve teslim olsunlar ya da put adına şirk kurum ve paralarıyla bu vatanı ve milleti terk etsinler.

Türk Milleti adına Büyük Önder Atatürk ruhu;

Önder Karaçay


Mesaj Yaz 1.3.2016 14:28:37
Türk İnsanlık Devrimi İle Yine Vatanın ve Türk Milletin Kurtuluşu İçin Bütün Engelleri Tek Tek Süpürerek Kaldıracağız

Türk İnsanlık Devrimi İle Yine Vatanın ve Türk Milletin Kurtuluşu İçin Bütün Engelleri Tek Tek Süpürerek Kaldıracağız // Türk Devrimi Yazı, Söz ve Şiirleri // Önder Karaçay

Görsel 24 Temmuz 1919 Erzurum Kongresini yazan İstiklal Harbi Gazetesi olup Erzurum Kongresi Başkanlığına oy birliği ile seçilen Mustafa Kemal Paşa diyor ki; “Vatanın kurutuluşu yolunda millet bütün engelleri kıracak, süpürecek.”

Bugün yaşadığımız da farklı değildir.

Hatta içimizde sinsi iç düşmanlığını gizlemiş hain derin sermaye devletinin ihanetini ortaya kitabımla MUHTIRA vererek emsali görülmemiş bu ihanete karşı yine diyoruz ki;

“Türk insanlık devrimi ile vatanın ve Türk Milletinin kurtuluşu için enkaza dönüşen bütün engelleri tek tek süpürerek kaldıracağız.” // Önder Karaçay

Türkler tarih yazmaya başladı mı? Son noktayı koymadan o tarih yazılmış olmaz.

Türk asaletinin, ruhunun, tarihinin, kültürünün, geçmişinin, kararlı cesaretinin karşısında hiçbir örgütlenmiş ihanetin yaşama şansı yoktur.

Kendi içlerinde yaşadıkları ihanet kavgasının sonu bellidir.

Bugünlerin yaşanacağını yıllar önce sırrım gereği bildiğim için büyük bir hazırlıkla ve imanlı bir inançla tarihin derinliklerinden Türk Milleti için geldim.

Bugün her Türk bir Atatürk olmak zorundadır.

Bayrağımızın arkasına sığınarak sizi kandıran hainlere kanmamalıyız. Türk bir tek doğru ve hak neyse onun peşinden gider ve birisini kandırmak için oyun oynamaz. Oyun oynayanlara da çıkarı için kanmaz.

Vatanımız ve Türk Milletinin geleceği için en büyük engel serin sermaye devleti ve bunların emrinde gücü ele geçirdiğini sanan zavallılardır.

Bir ülkenin adalet sistemi ve adalet adına iş yapan insanları muhtelif baskı ve şiddetle görev yapamaz hale getirilmiş olabilir.

O zaman iş o ülkede yaşayan aklını, vicdanını, ahlakını, imanını, milli duygusunu kaybetmemiş olan vatanına ve milletine yurttaşlık bağı ile bağlı olan herkese düşer.

Adaletin adı o zaman Türk Milletinin vicdanı olur.

İhanete düşenler bu yöne doğru hızla ilerlemekte ve kendi kandıkları kuyuya düşmek için yapmadıkları kalmamaktadır.

Herkes bugüne kadar iki aydır yazdıklarım ve yaşadıklarınızla yaşananlarla lütfen karşılaştırın.

Erzurum Kongresi Önemi ve Alınan Kararlar Türkiye Cumhuriyetinin 19 Mayıs 1919 Doğum Günü Erzurum Kongresi ile Yerel Halk Meclisinde İlk Kuruluşu Anlamına Gelir.

23 Temmuz-7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Erzurum‘da toplanan kongredir. 17 Haziran’da Vilâyât-ı Şarkıye Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti Erzurum şubesi tarafından toplanan Erzurum Kongresi Erzurum Umûmî Kongresi veya Umûmî Erzurum Kongresi olarak da anılır.

Kongreye çoğunluğu işgal altındaki 5 doğu ili Trabzon, Erzurum, Sivas, Bitlis ve Van’dan gelen 62 delege katılmış; 2 hafta süren kongrede alınan kararlar Kurtuluş Mücadelesi‘nde izlenen çizgide önemli ölçüde belirleyici olmuştur.

Kongreyi geçici başkan olarak Erzurum delegelerinden Hoca Raif Efendi açmış; yoklamanın ardından yapılan oylamada Mustafa Kemal Paşakongre başkanlığına getirilmiştir.

Aslında Kongre görüşmelerinin 10 Temmuz’da başlaması öngörülmüş, delegelerin bir bölümünün anılan tarihte Erzurum’a gelememesinden dolayı ertelenerek, 23 Temmuz’da görüşmelere başlanılmıştır.

Alınan kararlar

Vatan bir bütündür, parçalanamaz.
Her türlü yabancı işgaline ve müdahalesine karşı millet hep birlikte direniş ve savunmaya geçecektir.
İstanbul Hükûmeti vatanın bağımsızlığını sağlayamazsa geçici bir hükûmet kurulacaktır. Bu hükûmet milli kongre tarafından seçilecektir. Kongre toplanmamış ise, bu seçimi Temsilciler Kurulu yapacaktır.
Kuva-yi Milliye’yi etkili, milli iradeyi hakim kılmak esastır.
Azınlıklara siyasi hakimiyetimizi ve sosyal dengemizi bozacak ayrıcalıklar verilemez. Ancak bu vatandaşların canları, malları ve ırzları her türlü saldırıdan korunacaktır.
Manda ve himaye kabul olunamaz.
Milli irade ve toplanan ulusal güçler padişahlık ve halifelik makamını kurtaracaktır.
Mebuslar Meclisi’nin derhal toplanmasına ve hükûmetin yaptığı işlerin milletçe kontrolüne çalışılacaktır.
Sömürgecilik amacı taşımayan devletlerden teknik, sanayi ve ekonomik yardım kabul edilebilir
Erzurum Kongresinin Önemi ve Özellikleri:

1- Manda ve himaye reddedilerek ilk kez ulusal egemenliğin koşulsuz olarak gerçekleştirilmesine karar verilmiştir.

2- İlk kez milli sınırlardan bahsedilmiş ve Mondros Ateşkes Antlaşmasının imzalandığı anda Türk vatanı olan topraklarının parçalanamayacağı açıklanmıştır.

3- Toplanış şekli bakımından bölgesel olmasına karşın aldığı kararlar bakımından milli bir kongredir.

4- İlk defa geçici bir hükümetin kurulacağından bahsedilmiştir.

5- Erzurum Kongresi Sivas kongresine bir ön hazırlık çalışması niteliğindedir.

6- İlk kez başkanlığını Mustafa Kemal’in yaptığı dokuz kişilik bir Temsil Heyeti oluşturuldu. Bu Temsil Heyeti bir hükümet gibi görev yapacaktır. (Temsil Heyeti’nin görevi TBMM’nin açılmasına kadar devam edecektir.)

7- Erzurum Kongresinin bir önemi de Batı Anadolu’da Yunan kuvvetlerine karşı mücadele eden Kuva-yi Milliye üzerinde büyük moral etkisi yaptı.

8- Erzurum Kongresi Mustafa Kemal’in sivil olarak görev aldığı ilk yerdir. Bölgesel bir kongredir.

Amasya Genelgesi Ulusal egemenliğe dayanan, tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti‘nin temellerini oluşturan ilk kuruluş belgesi olması nedeniyle de Amasya Genelgesi’ nin Türk tarihinde ayrı bir yeri ve önemi vardır.

Genelgenin hazırlanması

İlk kez ulusal egemenlikten bahsedilmiştir. Bir ihtilal bildirisi niteliği taşımaktadır, çünkü İstanbul Hükümeti’ni hiçe saymakta, hükümetin düşman devletlerin esiri olduğunu söylemekte ve milleti yine milletin kendisinin azmi ve kararlılığının kurtaracağını söylemektedir. Maddenin yorumu Kurtuluş Savaşı‘nın amacı ve yönetim şeklinin halk tarafından yapılması ve seçilmesidir Mustafa Kemal kendisinin hazırladığı Amasya Tamimi’ni, 9. Ordu Müfettişi sıfatı ile imzalamıştır.

Esaslar, Mustafa Kemal tarafından yaveri Cevat Abbas Bey’e 21-22 Haziran 1919 gecesi Amasya’da yazdırılmıştır.Sivas‘ta bir kongre toplanacağı, Amasya Genelgesinde belirtilmiştir.

Mustafa Kemal tarafından Cevat Abbas Bey’e yazdırılan temel esaslar şunlardır

Vatanın bütünlüğü milletin bağımsızlığı tehlikededir.
İstanbul hükumeti aldığı sorumluluğun gereğini yerine getirememektedir. Bu durum milletimizi yok olmuş gösteriyor.
Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.
Milletin içinde bulunduğu durum ve şartların gereğini yerine getirmek ve haklarını gür sesle cihana duyurmak için, her türlü baskı ve kontrolden uzak milli bir heyetin varlığı zaruridir.
Anadolu’nun her bakımdan en güvenilir yeri olan Sivas’ta hemen milli bir kongre toplanması kararlaştırılmıştır.
Bunun için bütün illerin her sancağından milletin güvenini kazanmış üç temsilcinin mümkün olan en kısa zamanda yetişmek üzere yola çıkılması gerekmektedir.
Her ihtimale karşı bu mesele milli bir sır olarak tutulmalı ve temsilciler gereğinde yolculuklarını kendilerini tanıtmadan yapmalıdırlar.
Doğu illeri adına 10 Temmuz’da Erzurum’da bir kongre toplanacaktır. O tarihe kadar öteki illerin temsilcileri de Sivas’a gelebilirlerse Erzurum Kongresi‘nin üyeleri de Sivas genel kongresine katılmak üzere hareket ederler.
Nutuk‘un aynı bölümünde ifade edilir ki, aslında bu taslak, dört maddelik bir müsvedde olarak dikte edilmiştir. Amasya genelgesinin sonuç bildirgesi bu taslak doğrultusunda gerçekleşmiştir. Bu taslak metnin sonunda, Mustafa Kemal’in, Kurmay Başkanı Albay Kazım Bey‘in, kurmay heyetinden tebliğ işlerinden sorumlu memur Hüsrev Bey’in, askeri makamlara şifre yayan diğer bir yaver Muzaffer Bey’in ve sivil makamlara şivreleyen fakat Nutuk’ta adı açıklanmayan bir sivil memurun imzaları vardır, ve Nutuk’ta ifade edildiğine göre bunlardan başka imzalar da vardır.

Hazırlanan bildirideki bu diğer imzalar, bahsi geçen ilk imzalardan sonra müsveddede yerini almıştır. Atatürk’ün Nutuk’ta, isimlerinden bahsetmediği bu imzaların sahipleri; İstiklal Savaşı‘nı başlatan diğer komutanlar olan ve fakat Milli Mücadele sonrasında Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası adlı muhalefet partisi kurmak istedikleri için “gözden düşen”Hüseyin Rauf Orbay, Refet Bele ve Ali Fuat Paşa‘dır.

Bildiri, Erzurum’da 15. Kolordu Komutanı Kâzım Karabekir‘e ve Cemal (Mersinli) Paşalara da sunuldu Onların onayının alınmasından sonra, bildiri, 22 Haziran 1919’da ülkenin en batısındakinden en doğusundakine kadar tüm mülki amir ve askeri komutanlara telgrafla Abdurrahman Rahmi Efendi tarafından ulaştırıldı.

Sivas Kongresi Önemi ve Kararları

Mustafa Kemal‘in Amasya Genelgesi‘ni açıkladıktan sonra bir çağrı üzerine I. Dünya Savaşı‘ndan sonra işgale uğrayan Türk topraklarını kurtarmak ve Türk milletinin bağımsızlığını sağlamak için çareler aramak amacıyla seçilmiş ulus temsilcilerinin Sivas‘ta bir araya gelmesiyle, 4 Eylül 1919 – 11 Eylül 1919 tarihleri arasında gerçekleşen ulusal nitelikte bir kongredir.

Sivas Kongresi’nde alınan kararlar, daha önce gerçekleştirilen Erzurum Kongresi kararlarını genişleterek tüm ulusu kapsar bir nitelik kazandırmış ve yeni bir Türk Devleti’nin kuruluşuna temel olmuştur; bu nedenle Sivas Kongresi’nin Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki önemi büyüktür.

Sivas Kongresi’nde, Erzurum Kongresi’nde alınan vatanın bütünlüğü ve bağımsızlığıyla ilgili kararlar aynen kabul edilmiştir.

Kongre aynı zamanda Cumhuriyet Halk Partisi‘nin ilk kurultayı olarak kabul edilmektedir.

Bugün CHP can çekişmektedir. Dikkat Sivas Kongresinde kurulduğunu tarih söylüyor. Bugün CHP neye hizmet ediyor?

Kongre delegeleri

Kongrede doğu illeri adına delege olarak Erzurum Kongresi’nde seçilen Heyet-i Temsiliye (Temsil Kurulu) üyeleri bulunuyordu. Batı ve Orta Anadolu illerinden gelen diğer temsilcilerin de katılımı sayesinde Sivas Kongresi, ulusal bir kongre niteliği kazanmıştı.

Kongreye katılan delege sayısı tartışmalı bir konudur. Ankara gibi bazı illerde vâlilik baskısı ile delege seçimi gerçekleşememiş, bazı illerden seçilen delegelerin ise yola çıkması engellenmiş, bu nedenle kongreye katılamamış veya kongre çalışmaları bittikten sonra Sivas’a gelebilmişlerdi. Sonradan katılanlar’la birlikte delege sayısının 41’i bulduğu söylenebilir (Farklı kaynaklara göre 31,33, 38 katılımcı vardır.)

Delegeler Kongrenin ilk oturumunda İttihat ve Terakki ile bir bağları olmadığını ispat için bir yemin metni hazırlamış ve bu metni okumuştur:

Bu yeminin asaletini herkes bir kez daha idrak etsin lütfen….
“Makam-ı celil-i hilafet ve saltanata, İslamiyete, devlete, millete ve memlekete manen ve maddeten hizmetten başka bir gaye ve emelimiz olmadığına binaen kongrenin müzakeresi devamı müddetince ihtirasat-ı şahsiye ve siyasiyeden ve fırkacılık amalinden münezzeh bir azim ve iman ile çalışacağıma namusum ve bilcümle mukaddesatım namına vallah, billah”

Önder Karaçay


Mesaj Yaz 29.2.2016 12:12:36
Asrın Davası Neydi? Neden Tutarı 1 Türk Lirasıydı? Bu Ne Anlama Geliyor? // Türk Devrimi Yazıları // Atatürk ruhu Önder Karaçay

Türk Devrimin Nutuk sonrası kitabı Mobbıng Bank Türk Fırtınasını işsiz bir bankacı ilahi sırla yazdı. Yazarken çocuklarının ekmek parası ile bu kitabı vatan ve Türk Milletinin 45 yıllık nöbeti sırrı gereği kimseye bırakmadan tek başına yaptı. Allah o işsiz Türk gencine kendi nefsini bir sırla soyunarak ilk atası Kürşat kanı ve Atatürk, Mevlana, Mehmet Akif ve Tevfik Fikret’in örülmüş ruhunu giyerek mahşer tufanını CANLI HELAK faturası ile gerçekleştirdi. Davasının mahkemede tutarı 1-TL olup derdi para ve kitap olmadığını bütün dünyanın önünde Atatürk’e ve ruhuna yakışır şekilde haykırdı…// Önder Karaçay

Bilirkişi ve Beşeri Adalet Tiyatrosu // Türk Devrimi Mensur Şiirleri // Atatürk ruhu Önder Karaçay

Bir Holdingin amiral gemisi diye tarif edilen,
1948 yılında Türk Bankacılığının milli takımı diye kurulan,
1996 yılında da bu takımda dünyanın en iyi futbolcusu,
Messi’ye benzetilen ve tanımadıkları bir Türk gencini oynatan bu banka;
Gün oldu işgale uğradı. Bankayı batırmak isteyenler başa geçti.
Yıllardan 2000’li yıllardı ve 21. Asrın başlangıcıydı,
Üçündü dünya savaşı ne zaman çıkacak diye bekleyenler,
12 Eylül 1980’de savaşın başladığını ve sadece,
Türk ve Müslüman kanı aktığını görmediler ve söyleyemediler,
Hatta bu kanın akması için kartondan kaleler gibi,
Küresel şirk oyunlarıyla insan ezmesi kanıyla doydular.

Savaş otuz bez yıl sürdü. 12 Eylül 2012 tarihi sonun başlangıcıydı,
O Kürşat kanı ve dört önemli tarihi kişinin ruhuyla ruhu beslenmiş,
Ve kendi nefsini soyunarak İnsanlık Bayramını zulme hediye etmek için,
Nuh tufanına benzeyen gemi gibi insanlığı kurtaracak kitap yazacaktı,
Evi, ailesi, çocukları, sorumlulukları da vardı, geçimde zordu,
Banka da üç kuruş eline tutuşturmuş kendisine sus demişti.

Nice işgalci çetele örgütünün susturamadığı bu Türkü susar mıydı?
Nuh tufanına benzer Türk duygusu ile kopacak sel suyundan yana yana içecekti,
Dünyada beşeri adaletin terazisi nasıl bir baktı, hak aramaya meydana çıktı,
Dedi ki; hakimlerin adalet adına, hak adına karar verebilmesi için,
Farklı uzmanlık dalları Bilirkişi işiydi, üç yılda finans konusunda Bilirkişi oldu.

Tek raporu vardı, sadece Türk Silahlı Kuvvetlerinin adalet mahkemesi istemişti,
O rapordan sonra bu Bilirkişi şiiri son raporuydu, Bilirkişi olmayı da bıraktı.
19 Ocak 2016 Türklerin ikinci doğum gününden sonra bu Türk gencinin,
Beşeri mahkemede 21 Ocak 2016 tarihinde duruşması vardı,
Burada birileri için işler hiçte iyi gitmiyordu, bu davaya da bir Bilirkişi baktı.

O Bilirkişi şahitleri görmezden geldi, üçüncü bir şahit başka duruşmaya çağrıldı,
Bilirkişi raporu hatalı diye yeniden aynı Bilirkişiye hakim tarafından gönderildiğini,
Türk Savunma kuvvetinin güler yüzlü Avukatı daha önce kendine sundu,
Son duruşma yapıldı, avukatı duruşma sonrasında aramadı, ya da arayamadı(!)
Büyük ihtimal ile dava beşeri adalette adalet bulamadığı için başka bir bahara kaldı.

Asrın davası da zaten avukatım tarafından 1 Türk Lirası olarak açılamadığını söylemişti,
Bunu da bir türlü anlayamadı bu Türk genci, kitabını bu arada yazdı,
13-19 Ocak 2016 tarihinde 1 Türk Lirası asrın davası sonuçlandı,
Asrın davasını Türkiye Cumhuriyeti ve Anadolu karşılığında,
Atatürk’ü ve Türk Milletini sırtından vuranlara karşı Türkler kazandı.

Önder Karaçay


Mesaj Yaz 29.2.2016 12:12:13
Bilirkişi ve Beşeri Adalet Tiyatrosu

Bir Holdingin amiral gemisi diye tarif edilen,
1948 yılında Türk Bankacılığının milli takımı diye kurulan,
1996 yılında da bu takımda dünyanın en iyi futbolcusu,
Messi’ye benzetilen ve tanımadıkları bir Türk gencini oynatan bu banka;
Gün oldu işgale uğradı. Bankayı batırmak isteyenler başa geçti.

Yıllardan 2000’li yıllardı ve 21. Asrın başlangıcıydı,
Üçündü dünya savaşı ne zaman çıkacak diye bekleyenler,
12 Eylül 1980’de savaşın başladığını ve sadece,
Türk ve Müslüman kanı aktığını görmediler ve söyleyemediler,
Hatta bu kanın akması için kartondan kaleler gibi,
Küresel şirk oyunlarıyla insan ezmesi kanıyla doydular.

Savaş otuz bez yıl sürdü. 12 Eylül 2012 tarihi sonun başlangıcıydı,
O Kürşat kanı ve dört önemli tarihi kişinin ruhuyla ruhu beslenmiş,
Ve kendi nefsini soyunarak İnsanlık Bayramını zulme hediye etmek için,
Nuh tufanına benzeyen gemi gibi insanlığı kurtaracak kitap yazacaktı,
Evi, ailesi, çocukları, sorumlulukları da vardı, geçimde zordu,
Banka da üç kuruş eline tutuşturmuş kendisine sus demişti.

Nice işgalci çetele örgütünün susturamadığı bu Türkü susar mıydı?
Nuh tufanına benzer Türk duygusu ile kopacak sel suyundan yana yana içecekti,
Dünyada beşeri adaletin terazisi nasıl bir baktı, hak aramaya meydana çıktı,
Dedi ki; hakimlerin adalet adına, hak adına karar verebilmesi için,
Farklı uzmanlık dalları Bilirkişi işiydi, üç yılda finans konusunda Bilirkişi oldu.

Tek raporu vardı, sadece Türk Silahlı Kuvvetlerinin adalet mahkemesi istemişti,
O rapordan sonra bu Bilirkişi şiiri son raporuydu, Bilirkişi olmayı da bıraktı.
19 Ocak 2016 Türklerin ikinci doğum gününden sonra bu Türk gencinin,
Beşeri mahkemede 21 Ocak 2016 tarihinde duruşması vardı,
Burada birileri için işler hiçte iyi gitmiyordu, bu davaya da bir Bilirkişi baktı.

O Bilirkişi şahitleri görmezden geldi, üçüncü bir şahit başka duruşmaya çağrıldı,
Bilirkişi raporu hatalı diye yeniden aynı Bilirkişiye hakim tarafından gönderildiğini,
Türk Savunma kuvvetinin güler yüzlü Avukatı daha önce kendine sundu,
Son duruşma yapıldı, avukatı duruşma sonrasında aramadı, ya da arayamadı(!)
Büyük ihtimal ile dava beşeri adalette adalet bulamadığı için başka bir bahara kaldı.

Asrın davası da zaten avukatım tarafından 1 Türk Lirası olarak açılamadığını söylemişti,
Bunu da bir türlü anlayamadı bu Türk genci, kitabını bu arada yazdı,
13-19 Ocak 2016 tarihinde 1 Türk Lirası asrın davası sonuçlandı,
Asrın davasını Türkiye Cumhuriyeti ve Anadolu karşılığında,
Atatürk’ü ve Türk Milletini sırtından vuranlara karşı Türkler kazandı.

Önder Karaçay


Mesaj Yaz 29.2.2016 12:11:41
"Kör olan zaman değil, aklını ve vicdanını kullanmayan iki gözü olduğu halde görmeyen, iki kulağı olduğu halde vicdanı sağır olduğu için duymayan insandır...// Önder Karaçay
Nutuk sonrası Mobbing Bank Türk Fırtınası kitabı ile insanlığın Firavun sonrası son ibreti Mahşer Tufanı ile zalimlere tüm dünyada CANLI HELAK olma adına yaşattıklarını yaşamadan ölmeme cezasını ilahi tecelliyle zalimleri kitabıyla susuz denizde boğan mucize ve sır kitabın işsiz olan ve işsiz bu ibret adına yaşamak zorunda olan MUHTIRA vererek vekilleri bitiren kitabın yazarı...


Mesaj Yaz 29.2.2016 12:11:24
Bozul Çağı // Türk Devrimi Mensur Şiirleri // Önder Karaçay

Kaybetmeye alışmış kişiliksiz ya da kişiliğini mecburiyetine asmış, Zatların kendilerine yaşamın anlamını soran,
Öleceğini bildiğin halde ne diye yaşama mücadelesi veriyorsun? Sorusu ortadayken; bunu kişilikli yapmak mümkünken!
Özdemir Asaf usta "Bozmadın" derken bozmamış gibi gelebilir.
Artık bozma ve bozulma anıdır...
Bozulma ihtimali olanlar,
Veya bozulanlar kendilerini kurtarabilme ihtimali için,
Buzdolabına koysunlar.
İleride buzları eridiğinde halleri veya yerleri bellidir.
Buzul çağında değiliz,
Türk İnsanlık Devrimi ile,
Bozul Çağındayız! ...
Ayrıca sizi biz değil, siz siz kendiniz bozdunuz,
Bu da Türk Milletine atılabilecek bir suç değil! ..

Önder Karaçay


Mesaj Yaz 29.2.2016 12:10:59
Devrim Kızının Adı DEFNE Soyadı Yaprak Oldu // Türk Devrimi Mensur Şiirleri // Önder Karaçay

İki Türk bankada arkadaşlardı,
Biri başka bankaya geçti, çünkü baskı ve zulme dayanamamıştı,
Diğeri dokuz yıl dayanmış bir kaç yıl daha dayanacaktı,
Sırrının peşine düşmüştü...

Gün oldu bankacılık mesleği kariyerine,
O kara gün, Türklerin kara günü sırrı gereği,
12 Eylül 2012 tarihinde kara bir leke gibi düştü! ..

Binlerce insan tanıyordu, işten çıkarıldığını duyan,
Bankanın tarafındaydı sanki; 'sen ne yaptın ki!
Diye sorular başlar gerisini yüreği duymak istemeden kanardı...
Neden çıktığımı bir gün öğreneceksiniz derdi...

O büyük günü bekler, sabrına sabır eklerdi...
Geldi o büyük gün, yaptığı gemisi mahşer denizinde,
Yüzmüş zalimlerin limana kötü niyetle sığınmış,
Tüm gemilerini sırrıyla ağa düşürüp itibar batırmıştı,
İtibar ilk dama taşıydı...

Gerisi gelecekti, daha çok zaman aşırdı...
Kitabını duyan o cesur, ahlaklı, vicdanlı arkadaşı,
Gemisini yaparken dünyaya kendini kapatmıştı,
Ve can dostunun evlendiğini bile duymamıştı,
Kızı bile olacaktı, o mutlu haberi vermişti...

Adını sordu ne olacaktı adı; çünkü adam gibi adamdı babası,
DEFNE koyacağız adını demişti, bir kızı olacaktı!
Türk çınarı ağacında defte bir yaprak,
Türk Devriminin ilk kızı olmuştu...
Söz vermişti Defne Yaprağına bir şiir yazacaktı...

Gün ola ki Türk Devlet Başkanlığı bir kadın, bir erkek olacak;
Gün gelecek devrim kızı Defne o devlette başkan,
Devrimi muasır medeniyet seviyesine Türk kadını adına taşıyacaktı.

Olsun işsiz şairin neden işten çıkarılmış olduğu,
Anlaşılmak, isterse istenmesin, bu şiir yaşandığı yazılmış,
Yazıldığı gibi o gün gelince yaşanacaktı...

Türk Devrim tohumu Türk Çınarının,
Ağacında Türk kadınının adını yüceltmek için,
İnsanlık onuru adına el ele, yürek yüreğe tutmuştu! ...

Devrim kızının adı Defne, soyadı Yaprak oldu...
Bak bahar yine geldi Türk yüreğinde tomurcuk buldu! ...

Önder Karaçay


Mesaj Yaz 29.2.2016 11:24:23
Mahşer Tufanı, Din, Özgürlük ve Mustafa Kemal Atatürk // Türk Devrimi Yazıları // Önder Karaçay

Yaratan sana aklı, vicdanı, cesareti, imanı, milli duyguyu, aşkı, sevgiyi, ilahi mesajın kitabı Kur'an ile Allah'ın adıyla oku özgürlüğün için zulme ve haksızlığa her zaman karşı çık dediği halde sen hala Kur'an Arapça okunur ve dinlenir aşamasını geçememiş isen daha çok köle yaşarsın.

Mahşer tufanı ve canlı helak ibreti insanlığa unutturulan şu gerçeği ilahi sırla hatırlatma şansı verdi bana; Nedir o?

Geçmiş dinler insanlığın tamamına değil belli kabile veya ırklara gelmiştir. O dinlerin son kullanma tarihi İslam, Kur'an ve Hazreti Muhammed (ona selam olsun) son peygamberle bitmiştir.

Dinler arası diyalog Mesih Deccal yalanı içindi. Mahşer Tufanı ve Canlı Helak ibreti bunu da bitirdi.

Oysa İslam dini son din, kitabı Kur'an son ilahi kitap, son Peygamber Hazreti Muhammed (ona selam olsun) bütün insanlığa gelmiş ve her milletin kendi dilinde dinini öğrenme özgürlüğünü dinde zorlama yoktur diyerek dini hiçbir kurum ve kişinin himayesine vermemiştir.

Hazreti Muhammed (ona selam olsun) zamanında İslam dini bütün dünyaya yayılmadığı ve onun dili Arapça olduğu için Allah o dilde tebliği kolay diye kolaylaştırmıştır. Her millete bir peygamber ve din çağını putları yıkarak en büyük devrimi yapan o büyük insanın ümmeti birilerine kul ve köle olmuşsa İslam ve Müslümanlıkla alakası kalmamış demektir.

İmam-ı Azam Kur'an dilinin her milletin kendi diline çevrilmesi ve okunmasını ilk dile getiren kişidir.

Daha sonra bu düşünceyi dünyada ilk gerçekleştiren mütedeyyin Müslüman Mustafa Kemal Atatürk'tür.

Mahşer Tufanı ve Canlı Helak ile Allah'ın bana dört büyük Türk'ün ruhunu örülü giydirme sebeplerinden biride Mustafa Kemal Atatürk'e dinsiz diyenlerin dinsiz olduğunu ortaya koymak ve insanlığı bu haksız vicdansızlıktan kurtarmak içindi.

Her insan dinini kendi öz diliyle okuma, anlama ve kendi vicdanı ile yaşama hakkına sahiptir. Din Arap olmak veya Arapça bilmek değildir. Bu hurafe dinidir. Tarikatlar, Kur'an kursu adı altında faaliyetlerin tamamı birilerinin kendine müşteri bulma yapılarıdır.

Kur'an anlayabildiğin dilde okursan sana fayda sağlar. Eğer Arapça ile fayda sağlasaydı 80 bin cami, 100 bin imamla bu ülke bu halde olmazdı....

https://mobbngbank.wordpress.com/2016/02/29/mahser-tufani-din-ozgurluk-ve-mustafa-kemal-ataturk-turk-devrimi-yazilari-onder-karacay/


Mesaj Yaz 29.2.2016 00:42:02
Nutuk sonrası Türk Devrimini yazan Mobbing Bank Türk Fırtınası kitabına konu olan söz konusu bankanın itibarı yerle bir olmuş, sırrım gereği 19 Ocak 2016 tarihinde biten mahşer tufanı sonrası bankanın sahipleri ve üyesi oldukları locanın vatana ve milletimize ihanetlerini belgeleriyle ortaya koydum, 21 Ocak 2016 tarihinde sermaye derin devleti adına yöneticiliği yapan Mustafa Koç ölümü ile Firavun sonrası insanlığın son ibreti CANLI HELAK faturası yaşanmış olup emperyalizmin ve uşağı kapitalizmin kitabımla itibarı ilahi sırrım gereği emanetinde nöbeti ve yarım kalan devrimin tamamlanması için batmıştır. // Önder Karaçay


Yorum Yapın

Cafer Panahi'nin son filmi Akbank Sanat'ta ile ilgili yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üye Ol Üyelik Girişi Yap

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.