ÜYELİK GİRİŞİ ÜYE OL
Anasayfa Şiirler Forum Etkinlikler Kitap Nedir? Bicümle Tv Müzik Atölye Arama Blog İletişim Yazılar
Giriş Yap Üye Ol
Dünyayı temelinden değiştirmek isteyen kişi, önce onu yanlışsız olarak anlayabilmelidir. Milovan Cilas Paylaş
ANASAYFA
ETKİNLİKLER
NEDİR?
TİVİ
BLOG
BİCÜMLE
ATÖLYE
ARAMA

Ahmet Uysal'dan Başka Hayat!

Ahmet Uysal'ın Başka Hayat adlı kitabı Pupa Yayınları etiketiyle raflardaki yerini aldı!

19.1.2012

Ahmet Uysal'dan Başka Hayat!

İSKENDER PALA

"Başka Hayat’ta dünyalık ömürlerimizde Leylâ’yla başlayan, Mevlâ makamında olgunlaşan aşk arayışında insan başına gelebileceklerle ilgili çeşitli ihtimaller, çok şaşırtan beklenmedik gelişmelerle serilivermiş gözler önüne. Sevgiyle aşk arasındaki gelgitlerde sergilenen her bir öykü, ayrı bir okuma arzusu ekliyor okuyucunun merakına. Bir anlamda olayları takip ederken bir rafting heyecanı yaşıyorsunuz, aynı zamanda olaylar zincirine eş giden anlatımdaki şiirsellikle beraberindeki canlı ve zengin kelime kadrosu da mutlu bir okur duygusu veriyor okuyucuya."

ŞERİF KUTLUDAĞ

"Mevsimin kâh sıcak kâh soğuk olduğu ağaçların ayarsızca soyunup insanların ise özensizce giyindiği kararsız zamanlardandı." Böyle başlıyor Başka Hayat... Ve daha ilk cümlesiyle sizi hayalle gerçek arasında tuhaf bir yolculuğa çıkarıyor. Hikâyenin merkezinde genç bir doktor, Mehmet Nuri var. Kalabalıkların içinde hayalet gibi dolaşan, bir modern çağ dervişi, belki de müjdelenmiş bir garip; "Hâsılı, onu gündüz insanların etrafında pervane olurken görenler bir ’iyilik meleği’, geceleri kıyı köşe inzivaya kaçan halini görenlerse sahipsiz ve acınacak bir ’sokak köpeği’ zannederdi." ... Kadınlara bakışı ise şu cümlede vurgulanmış; "Tanrı, yeryüzünde kendini ve hükmünü göstermek için kadını bir kapı olarak kullanmışsa tersi de doğru olmalıdır; İnsanoğlu kadını koşulsuz severek, ona hizmet ederek, onu anlamaya çalışarak kadını bir kapı olarak kullanıp Tanrı’ya ulaşabilir...". Romanı iki kez, yer yer tüylerim diken diken okudum. Roman bittiğinde derin bir nefes alıp Ahmet Uysal’ın kitaptaki şu cümlesini mırıldandım; "Ey bir serencamda nazarları asılı lisanlar… Uzatın gözlerinizi güneş yağıyor..."

ILGIN OLUT


Kitaptan altıntı:

Kasım ayı sonları - 1998 İzmir

Mevsimin kâh sıcak kâh soğuk olduğu ağaçların ayar¬¬sızca soyunup insanların ise özensizce giyindiği kararsız zamanlardandı. Körfezden gelen imbat, sokak aralarını dolduruyor, taşıdığı iyot kokusu genizlerde hafif bir yanıklık hissi bırakıyordu. Burada mevsimin ne olduğunu anlamak için yeryüzüne bakmak yanıltır çoğu insanı. Mutlaka başlarını gökyüzüne çevirmeleri gerekir. Bulutlar, yerdeki rehavete inat, arkalarından gelecek bir fırtınayı müjdelercesine aç sığırcık sürüleri gibi telaşlı bir şekilde oradan oraya savruluyor, bir alçalıyor bir yükseliyordu. Bu durum uzunca sürecek soğuk ve yağmurlu günlerin bir habercisiydi.


İzmir Karataş’ta, körfezi bir kordon gibi kuşatan yalı evlerinin hemen arkasında, yüzleri kimsesizlikten dökülmüş küçük cumbalı evlerin arasına sıkışmış hastane işlevi gören ihtiyar bir yapı vardır. Birçok hekim muayenehanelerinde takip ettikleri hastalarının ameliyatlarını neredeyse bir otel odası ücreti karşılığında burada yaparlar. Hastanenin çevresi de kendisi gibi tuhaf bir yalnızlık duygusu uyandırır. Öyle ki hastanenin hemen önüne doğru yükselen yamacın kenarlarındaki evlerin macunları dökülmüş camlarından, siyah beyaz fotoğraflardan koparılmış yüzlere benzeyen yüzler düşer sokağa.
Otuzlu yaşlarının henüz başında, uzunca boylu, kenarlarındaki derin kırışıkları olan ve yaşlı bir insanı andıran çökmüş göz çukurlarıyla tuhaf bir doktordu Mehmet Nuri. Bir gece önce geldiği hastaneden işi ancak bittiği için yeni ayrılıyordu. Yürüdüğünde normal zamanlarda arkasından kolayca kimse yetişemezdi. Ancak genç adam o akşam yorgunluğun etkisiyle merdivenlerden yalpalar gibi iniyordu. Bütün gün gebe kadınları ıkındırmaktan canı çıkmıştı. Üzeri kan ve idrar kokuyordu. O merdivenlerden inerken elindeki evraklardan hastanenin muhasebecisi olduğu anlaşılan bir bayan arkasından durmadan bir şeyler söyleniyordu: "Doktor bey, artık abarttığınızın farkında mısınız?" Genç adam bu sözleri hiç duymamış gibi yüzüne çarpıp gözlerini açan serin havayla, başını kararan gökyüzüne doğru çevirdi. "Hoş geldin hüzün," diye mırıldandı. Genç doktoru şimdiye kadar pek az kendinde değilmiş gibi gören muhasebeci bayan ısrarını sürdürdü: "Ücretsiz ameliyatı anladık da, hastanın masraflarını cebinizden ödemek de nereden çıktı şimdi, sizce de abartmıyor musunuz?" Genç adam karşılık verilmeyecek bir cevapla konuşmaları kesti: "Olsun, siz karışmayın..." Ona göre bunları konuşmak ve tartışmak bütünüyle gereksiz ve üstelik zaman kaybıydı.


Genç adam omuzlarından dökülen ve şakaklarından kulak arkalarına doğru beyazlaşmış ve bakımsızlıktan neredeyse kendire dönmüş kıvırcık saçlarını saklamak için hızlıca yağmurluğunun kapüşonunu başına çekti. Nemli havaya karşı derin bir nefes çekerek gerindi. Birkaç gündür az uyuduğundan, yüzünde uzun siyah kirpiklerini taşıyan göz kapaklarının zonklayan şişkinliğini hissediyordu. Üzerinde, zayıf bedenine bol gelen bir pantolon ve pantolondan aşağı sarkan şile bezini andıran yakasız ve gösterişsiz bir gömlek vardı. İnce ve hafifçe eğrilmiş boynu, bu yakasız gömlekte daha da göze çarpıyordu. İçinden mevsimi kastederek "İşte yine geldin," diye geçirdi. Onun için güzellik; ıssızlık ve sessizlikti. Böyle havalarda sert esen lodos, yağmurla birlikte sokaklardan sadece çer çöpü değil, insanları da süpürürdü. Bu kadar yorgun olmasa mutlaka Klizman’da denize karşı bir bank eskisine uzanıp mevsimin ipek bir lif gibi tabiatın avuçlarından kayışını martıların zikzaklar çizen telaşıyla birlikte dinlerdi. Rüzgârdaki martıların gövdelerine benzeyen ve deniz kayaları dövdükçe beyazlaşan dalgaların tıpkı martılar gibi bir yükselip bir alçalan seslerine teslim olur, bu seslerde huzur bulurdu.

Ahmet Uysal, 1975 yılında Konya’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini doğduğu ilde tamamlayan yazar, 1999 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Kadın Hastalıkları ve Doğum ihtisası yaptı. Halen İzmir’de bir devlet hastanesinde yönetici olarak çalışmaktadır. Edebiyat eğitimi almamış olsa da edebiyata her zaman yakın ilgi duyan yazarın, 2009 yılında yayınlanmış "Hevâ" adlı bir şiir kitabı bulunmaktadır. Ayrıca, çeşitli konularda yazdığı yazı ve şiirleri "Aykırı Edebiyat" adlı dergide yayınlanmaktadır.

Yorumlar
Mesaj Yaz 22.1.2012 18:27:56



Hayırlı olsun, Allah utandırmasın.






Yorum Yapın

Ahmet Uysal'dan Başka Hayat! ile ilgili yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üye Ol Üyelik Girişi Yap

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.