ÜYELİK GİRİŞİ ÜYE OL
Anasayfa Şiirler Forum Etkinlikler Kitap Nedir? Bicümle Tv Müzik Atölye Arama Blog İletişim Yazılar
Giriş Yap Üye Ol
Vicdan, saadet ve azaplarımızın ahirette de kaynağıdır. ROUSSEAU Paylaş
ANASAYFA
ETKİNLİKLER
NEDİR?
TİVİ
BLOG
BİCÜMLE
ATÖLYE
ARAMA

Metin Karabaşoğlu’ndan peşpeşe kitaplar

Medeniyetin arkasına saklanmış bu kötülük halleri bizleri mutlu ediyor sanıyoruz. Medeniyeti tanımadan onu kendimize eş seçiyoruz.

10.10.2011

Metin Karabaşoğlu’ndan peşpeşe kitaplar

Medeniyetin arkasına saklanmış bu kötülük halleri bizleri mutlu ediyor sanıyoruz. Medeniyeti tanımadan onu kendimize eş seçiyoruz. Bizim ikiyüzlü bir medeniyetle değil, İslam ile yaşamaya ihtiyacımız var.
Ya nun olacağız ya yok olacağız
Medeniyetin Arka Sokakları kitabının ilk adımı ‘na’büdü’ sırrını etraflıca anlatarak başlıyor. Bu sırrı çözme yolunda her zamanki gibi okuyucularına geniş örnekler dizisi sunuyor Metin Karabaşoğlu. ‘Biz’ olgusuyla ilerleyen yazıda anlam olarak nerelerde olduğumuzu düşünmeye başlıyoruz. Biz demek, devlet demek mi ümmet demek mi? Ümmetin ne demek olduğunu unutmaya yüz tutmuş bir ülkede yaşıyorken, bunu cevabının devlet olduğunu düşünüyoruz. Bir Suriyeliyle Türk arasındaki aslında hiç olmayan ama bizim tutturduğumuz fark nedir? Bu tür milliyetçi hareketlerin ‘na’büdüdeki nun’ bahsine uymadığını anlatıyor.

‘Biz’ olabilmek orta noktada buluşabilmektir. Herkes coğrafi, tarihi yönden farklı olabilir. Ama ümmet olmak hepsinin başında gelir. Bu noktada önemli tespitlerle yazı genişliyor. Dinin esaslarında bütünleştiğimizde ‘Biz’ olabiliriz. Yazarın burada verdiği en çarpıcı örnekse şu; İranlı Selman ve Habeşli Bilal Ehli Beyt tarafında... Oysa Peygamber Efendimizin amcası Ebu Leheb karşı tarafta... Bu örnekten de anlaşıldığı gibi ‘Biz’ olabilmek soydaş olmaktan ileri gelmiyor. Kitapta acı bir istatistik de yer buluyor. Türkiye’ de siz kimsiniz sorusuna sadece az bir topluluğun Müslüman’ım cevabını verdiğini görüyoruz. Yolumuzdan ne kadar sapmış olduğumuzun açık bir göstergesi. “Na’büdü ve nun” diyor yazar. Ya ‘nun’ olacağız ya da yok olacağız!

Medeniyet kör ve sağırdır!
Medeniyeti irdelemeye başladıkça iyiliklerin gömülüp kötülüklerin fışkırdığı kanısı ortaya çıkıyor. Kimi insanlar bu gerçeği bildikleri için bunu sorgulamaktan geri duruyorlar. Çünkü medeniyeti ters bir duruma düşürmek kimsenin işine gelmiyor bu zamanda. Bu yüzdendir ki medeniyeti ipek mendillerinde saklıyorlar. Kitaptaki ‘Medeniyetin Arka Sokakları’ adlı yazı bu gerçeği tekrar tekrar bir soğuk su gibi yüzümüze çarpıyor. Medeniyetin getirdikleri nelerimizi götürdü, bunu konuşmak lazım. Maalesef ki medeni olmak için ne gerekiyorsa yapıyoruz. Sadece bize medeni insan desinler diye giydiğimizi, yediğimizi, konuştuğumuzu değiştiriyoruz. Ama medeniyet bir tarafı yüceltirken diğer tarafı yerin dibine batırıyor. Sonra da medeniyetin eşitlikten geçtiği söyleniyor. Zaten Metin Karabaşoğlu da bu yazıyı bir İstiklal Caddesi gezintisinden sonra kaleme almış. İstiklal Caddesindeki o medeniyet mağdurlarının arasından sıyrılıp arka sokaklardaki gerçeğe takılı kalmış. Caddedekilerin ara sokaklardan bihaber olduklarını söylüyor.
Medeniyetle taçlanmış birçok ülkede uyuşturucu, alkol, cinayet gibi suçların baş gösterdiğini söylüyor. Mehmet Akif’ in de dediği gibi ‘Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar’. Yıllar öncesinden söylenmiş olan bu mısra şimdi de tercüman oluyor bu yaşananlara. Ne yazık ki bu sefer Müslümanlar da bu mahlûkun peşindeler. Nefislerimize hoş geliyor diye sonsuz hayatta azabı tercih edebilmemiz akıl kârı değil. Bizlerin medeniyetten önce doğru yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor. İzzet ve iffet sahibi olursak, haramdan elimizi, gözümüzü ve ruhumuzu çekersek, itaat yönümüzü Allah’a çevirirsek cevabını aradığımız sorular aydınlanır. Yazarın da dediği gibi dünyaya ait olan hiçbir şey ölüm korkusunu çözemeyecektir. Medeniyet de ölümlüdür. Öyleyse medeniyetin getirdikleri bizi bir yere kadar tatmin eder, onlar da dünyevi şeylerdir. Sonsuz hayatta tutunacak bir dal istiyorsak, medeniyetten kurtulmamız gerektiğini tavsiye ediyor Metin Karabaşoğlu.

Yahudiler lanetli mi?
Kitapta dikkat çeken bir diğer bölüm de Yahudilerle alakalı olan kısım. Yazının başlığı ‘İçimde Bir Yahudi Var’ Bu ilgi çeken başlığın altında Yahudilere olan bakış açıları anlatılıyor. Yazarın okuduğu bir yazıda Yahudilerle alakalı eleştiriye istinaden yazısına başlıyor. Yahudi ırkının tamamının lanetli olduğunu söyleyemeyeceğimizi, çünkü birçok peygamberin o soydan geldiğini söylüyor. Üstelik Yahudilerin kanalı, gazetesi deyip onları lekeliyoruz ama yine de onlardan vazgeçmiyoruz. Onların lanetli olduğunu söylerken kendimizi temize çıkarmaya çalışıyoruz. Bizler Müslüman’ız evet ama onların düştükleri yanlışlara düşüyoruz. Bu durumda biz masum onlar lanetli mi oluyor diyerek olaya farklı bir bakış kazandırıyor. Öyleyse bu sorunun’ gen’de değil ‘ben’ de olduğuna vurgu yapıyor.
Camide Dans Var diyen yazar, günde beş vakit okunan ezana kalplerin kapandığını söylüyor. Bizlere hem maddi hem manevi olarak zararı olan şeylere öyle bağlanıyoruz ki ezanın sesi kulaklarımıza gelmiyor bile. Televizyondaki, gazetedeki yayınlananlar bizleri dünyanın büyüsü altına alıyor. Sokağa çıksak da bu illet peşimizi bırakmıyor, gördüklerimiz bizi derinden etkiliyor. Allah’a kulluk edeceğimize, kimi insanların hayat tecrübesini hafızamızda tutmak için çaba harcıyoruz. Yediklerimizi, giydiklerimizi, dinlediklerimizi dönüştürmemizin tesadüf olamayacağını söylüyor yazar. Öncelikle kendi camimizden bunları çıkartırsak, büyük camilerde de bunlar çıkmaya başlar. Böylece camide dans olmayacak diyor Metin Karabaşoğlu.

Milliyetçilik üzerine
Bunların yanında kitapta ‘Ezansız Semtlerde Ezan Sesleri’ adlı yazı ve ‘İslam’ a Karşı Türk İslam’ adlı yazılar da çok dikkat çekiyor. Kitabın ruhu bana ümmet olmayı amaç bilmemiz gerektiği hissini verdi. Tüm yazılarda mutlaka Türk milliyetçiliğine değinilmiş, özellikle de İslam’a Karşı Türk-İslam yazısında bu konunun yanlışlığı detaylı bir şekilde işlenmiş. Her zaman İslamiyet odaklı bakmamız gerektiğini şiddetle tavsiye eden yazarın bu kitabı da diğer kitaplarındaki lezzeti verdi. İçindeki yaşanmışlıklar, anlatımlar, tanımlamalar, betimlemeler, öfkelenmeler yazıları öyle okunası kılıyor ki, Metin Karabaşoğlu okunmadan durulmuyor.

Yorumlar
Mesaj Yaz 25.11.2011 22:18:39
herkes o kadar guzel yaziyorki bazen yorumsuz katilmak gerekiyor bende begeniyor ve katiliyorum fikirlerine


Yorum Yapın

Metin Karabaşoğlu’ndan peşpeşe kitaplar ile ilgili yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üye Ol Üyelik Girişi Yap

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.