ÜYELİK GİRİŞİ ÜYE OL
Anasayfa Şiirler Forum Etkinlikler Kitap Nedir? Bicümle Tv Müzik Atölye Arama Blog İletişim Yazılar
Giriş Yap Üye Ol
Şöhret, kazanmak zorunda olduğumuz bir şeydir; şeref, kaybetmemek zorunda olduğumuz bir şey. SCHOPENHAUER Paylaş
ANASAYFA
ETKİNLİKLER
NEDİR?
TİVİ
BLOG
BİCÜMLE
ATÖLYE
ARAMA

Editörden... Kaldırım Serçemize

Herkese keyifli bir hafta dileyeceğim az sonra… Ama öncelikle yürekten bir merhaba.

22.02.2011

Editörden... Kaldırım Serçemize

Herkese keyifli bir hafta dileyeceğim az sonra… Ama öncelikle yürekten bir merhaba.

Aradan aylar geçmiş gibi. Siteye her uğradığımda son zamanlarda çalışmalar vardı. Benim işlerim vardı. Sonra arada bir “sevgililer günü” vardı. Nihayet geldi çattı bir pazar daha kapımıza. Yağmurla, kışı unutturmayan rüzgârı ve soğukluğuyla… Yaz gelse de gerçekten güneş açsa, şöyle cam kapı her yeri açıp temiz hava alsak, sevgilimizin elinden tutup bi sahil yapsak… Yapacak ne çok şey var saymaya kalkınca : ))

Ben önce sizi Sultanahmet’e götüreyim. Orda size güzel bir çay keyfi ama yanında illaki bir kitapla keyif yaptırayım. Ahmet Kabaklı ismini bilenleriniz mutlaka olmalı. Türk Edebiyat Vakfı’nı 1978’de kurmuş ve II. Mahmud’un Cevri Kalfa adına yaptırdığı tarihî yapı kendisine tahsis edilmiş. Eskiden beri fikir alışverişi yapmak, sohbet etmek, edebiyat ve bilgi birikimlerini anlatmak için buraya yazarlar şairler büyük ilim adamları gelirmiş. Geleneğini sürdürüp Türk Edebiyat Vakfı’na geçince de bu böyle devam etmiş ve Çarşamba Sohbetleri o zamanlardan kalmış. Ahmet Kabaklı ölmeden önceden beri söylediği bir hayali varmış. Giriş katı bir halıcı tarafından işletiliyormuş. Bu mekâna “Edebiyat Kıraathanesi” açmayı hayal ediyormuş. Ölümünün 10. yılında Türk Edebiyat Derneği ve devlet el birliği ile 500 metrekare bir alan üzerine böyle bir yer açmış. Şimdi gidip sıcacık çay ve kahvelerinizin yanında kitaplarınızı okuyup, güzel sohbetler edip vakit geçirebileceğiniz yer haline gelmiş. En kısa zamanda uğramam şart oldu. Daha içinde birçok güzellik var ama görmem gerek.


Bu hafta vizyona yeni giren filmler var. Gerçi ben içinden üç dört filmi aylar oldu izleyeli. Cumhurbaşkanı’da vizyona girmeden izlediği için korsan tartışmaları yaşandı. “Zoraki Kral” en gözde filmlerimden biri. Colin Firth’e bir hayli ödül getirecektir bu filmdeki rolü. Bu kadar iyi kekeme rolü yapılabilir. Bazen çok sinirli, huysuz, kızgın, bazen iyi bir baba ve eş olmayı yerine getirmiş. Babası öldükten sonra kral olmak abisine tayin edilir. Fakat sevdiği kadın yüzünden tahtı terk edip zorla kekeme erkek kardeşi ülkenin başına geçer. Eşinin bulduğu bir eğitmen sayesinde kekemeliğini yener ve ülkesini bir arada tutmaya çalışır. Basit bir konusu var evet. Ama oyunculuk izlenmeye değer.

Zoraki Kral dışında yenilerden “Yeşil Yaban Arısı” var. Tanınmış bir medya patronunun ölümünden sonra tüm miras aylak işe yaramaz oğluna kalır. Oğlu yanına Kato adında babasının emrinde çalışan bir gençle bir gece eğlenme uğruna dışarı çıkarlar. Yardıma ihtiyacı olan birine yardım ederler fakat iyi karşılanmaz. Kimliklerini de belirleyemez hiç kimse. Elindeki medya etkisini kullanarak arkadaşıyla birlikte kötülüklere karşı savaşıp kahraman olma yolunda ilerler. Aksiyon filmlerinden hoşlanıyorsanız seyredilebilir bir film. İsmi çok hoşuma gitti. Bana bir arkadaşımın sözünü hatrlattı. “vız vız vız bir bal yaptığın yok” diyen Nuri bey, sevgiler size de. : )))

“127 Hours” genç bir dağcının tırmanış yaparken büyük bir kaya parçasına sıkışıp 5 gün boyunca oradan kurtulmasını anlatan filmi sıkılmayacağım diyorsanız izleyebilirsiniz. Nisan’da gösterime girecek denilmişti, öne alıp bu hafta vizyona girmesi kararlaştırılmış.

“Çalgı Çengi”, “ Sinyora Enrica ile İtalyan Olmak” filmide gösterime girenler arasında fakat izlemediğim için yorum getirmem olanaksız.

Bunların dışında 14 Şubat’ta en çok konuşulan ve gişe rekoru kıran “Aşk Tesadüfleri Sever” filmini izlemeyeniniz kalmamıştır sanırım. Son zamanlarda adını sıkça duyduğumuz ve fotoğrafla ilgilenenlerin mutlaka tanıyacağı Mehmet Turgut’un da hayatından kareler vardı. Filmin başındaki sergi kokteylinde de rol almıştı. İnsanın kendini yetiştirip bir alanda bu kadar iyi yerlere gelmesi, ismini unutulmayacak işler içine ortak etmesi mutluluk verici. Şimdi gelip bunu kendi alanımıza uyarlayalım. Edebiyatı sadece hobi olarak yazıp çiziyorumla kendini kandıran, internetten okuduğu iki şiir ya da makale deneme, roman özetleri kadar bilgi sahibi kişilerin, hem yanlış yazımlarından dolayı – yazdığının türü ne olursa olsun- hem doğrusunu araştırmayıp kendi yazdıklarını en doğru gibi savunmasına ne demeli bilmiyorum. Bir insan her dalda başarılı olamaz. Bunun için doğuştan Allah vergisi yetenekli olması gerek. Bu da herkesin başına gelmez sanmıyorum. Bu nedenle sevdiğin bir iki şey seçersin. Bunlarla yoğunlaşıp iyi olmaya çalışırsın. Bunun karşısında şu cevaplar gelecektir. “Ben şiiri ya da öyküyü kendim için yazıyorum.” Kendi için yazanlar orda burada yayınlamasın da biz de kimin neyi ne için yazdığını bilelim değil mi? Ama bu işte gerçekten sağlam adım atmak isteyenler kendilerini donatsınlar, ciddi profesyonel yardım alsınlar. Kalkıp sonradan makam mevki kazanmış –hak etmediği halde- ve daha bilgi yoksunu olan kişilerin eleştirilerine nasıl cevap verebilirsiniz ki. Verilebilecek en iyi cevap sanatınızdır. Şiirse şiir, öyküyse öykü, romansa roman, denemeyse deneme… Ancak bilginizle iyi bir cevap verirsiniz…

Ben uzun süredir keyifle her akşam “ 80’lerde Çocuk Olmak “ kitabından birkaç yazarın anlatılarını okuyorum. Kendi yaptıklarımı, sakladıklarımı, anılarımı anımsayıp, daha çok güldüğüm ya da ağladıklarım var. Kadir Aydemir askerdeyken böyle bir proje yapma kararı alıp hayata geçiren genç ve edebiyat alanında bir çok güzelliğe imza atmış bir isim. İyi ki varsın Kadir. .)

Bunların dışında son zamanlarda tarihi diziler sayesinde tarih kitaplarının satışının artması çok keyifli. Herkes Hürrem’i öğrenecek : )) Anlamadığım bu kadar kısa sürede bu kadar çeşitli Hürrem kitaplarını basıp ne çabuk çıkarttınız ortaya, ya da bu kitaplar vardı da biz ilgimiz olmadığı için mi görmemiştik. Şimdi gözümüze sokacak kadar her rafın en üst katına diziyorsunuz… Bilemeyeceğim artık.

Okuyanlar okumayanlara anlatıyor ama ben şahidim : )))

Geçen haftamı hastalıkla yatarak geçirdim. Malûm salgın kış hastalıkları. Bu haftada sevgili Habib yatıyor. Habib sitenin server işi sanırım halledildi. Eline koluna sağlık. Sana bol greyfurtlu, portakal suyu tavsiye ediyorum. Uzanıp dinlenmen gerek, sesin soluğun şimdi çok çıkmaz fazla konuşmaman gerek, vitamin alman gerek, mevsim meyvelerinden ve sebzelerinden yararlanman gerek. Doktorun verdiği ilaçları zamanında içmen gerek. Fakat iyileştim diyerek kutunun içindeki ilaçları bitirmemezlik yapma. “Kaldırım Serçesi” filmi de ruhuna iyi gelecektir. Onu da reçetene yazıyorum. .) Çabuk iyileşşşş…





Bizim insanımız iyileştim diye doktorun verdiği ilaçlar tam bitmeden bi kenara koyar tam düzeliyorum derken yeniden rahatsızlanır ve doktor iyi ilaç veremiyor olur : ))

Acil servis 112 geçsin diye herkes ışıklarda durmuş ambulansın geçmesini beklerken bir uyanık kalkıp geçmeye kalkar ve kazaya sebep olur. Ambulansın içindeki bir yaralı, olur toplamda 6 yaralı.

Kütahya’da Lpg tankeri patlar, itfaiye gelir o bile yanar patlamadan dolayı. Bizim insanımız o kadar meraklı ki patlamaya koşa koşa yakından izleyeceğim diye gider, gazi olur.

Milletvekillerimizi bize verdiği vaadlerden dolayı, ya da babadan yadigâr partilerimizi özenle yaşatmaya devam edeceğiz diye seçeriz. Onlar yasaları belilerken kulislerde oturur, parmak kaldırmak için meclis salonuna girer.



Say say bitmez…
Ama aklıma geldikçe bunları özenle yazacağım…




Şimdilik bu kadar. Güzel bir hafta olsun herkese. Keyifli, bol kahkahalı, etkinliklerle dolu, sevdiklerinizle geçireceğiniz, başarılı olacağınız, bol para kazanacağınız, iyilik yapacağınız bir hafta diliyorum.







Yorumlar
Mesaj Yaz 01.03.2011 23:51:52


Teşekkür ederim hanımlar...

Eşlik edildiğini bilmek ne güzel.


Saygılarımla.


Mesaj Yaz 24.02.2011 14:50:37


çok güzel bir yazıydı kuzum, devam lütfen...:)

zevkle okuyor ve izliyorum...


Mesaj Yaz 21.02.2011 11:17:04
Keyifle okuyorum yazılarını sevgili Banu.

"Edebiyat kıraathanesi" ne güzel bir haber. Şimdi İstanbul'da olmak vardı şarkısı dolandı dilime:)
Bu aralar İstanbul'u çok göresim var. Hiç bir şey yapmasam bile sokaklarında dolaşmak, denizin tuzunu tenimde hissetmek, kokusunu içime çekmek istiyorum...Ve tarih istiyorum. Caddelere güçlü köklerini salmış tarihi...Birde simidimi paylaşacağım martıların o cırtlak sesini özledim:)

Filmler, kitaplar derken keyifli ve doyurucu bir yazı çabucak bitti:)
Sevgili Ansızın o kadar çok çalışıyor ki, tam olarak iyileşmesi için gerekli olan dinlenmeyi yaşayamıyor. Geçmiş olsun Ansızın. Aksilikler hep üst üste gelir. En yoğun dönemde hasta olur insan zaten.

Tebrik ve teşekkürlerim bu güzel yazı için.

İstanbul'a selam:)






Mesaj Yaz 20.02.2011 12:29:35
teşekkürler editörümüz...


Yorum Yapın

Editörden... Kaldırım Serçemize ile ilgili yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üye Ol Üyelik Girişi Yap

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.