ÜYELİK GİRİŞİ ÜYE OL
Anasayfa Şiirler Forum Etkinlikler Kitap Nedir? Bicümle Tv Müzik Atölye Arama Blog İletişim Yazılar
Giriş Yap Üye Ol
Açlıktan ölüyorsan, dost sana kapısını açıyor, seni sofraya götürüyor, senin için süt tasını dolduruyor, ekmeği bölüyorsa, içtiğin şey gülümsemedir. EXUPERY Paylaş
ANASAYFA
ETKİNLİKLER
NEDİR?
TİVİ
BLOG
BİCÜMLE
ATÖLYE
ARAMA

Nicedir Özlemişim

Edebiyat Defterinde yazmayı gerçekten özlemişim. Herkese yeniden merhaba!

11.01.2011

Nicedir Özlemişim

Yılbaşını da geri bırakarak 2011’in ilk günlerinde gayet hızlı bir şekilde günler ilerlemeye başladı. Artık biz mi zamana yetişemiyoruz, zaman mı bize hep’ten yetmiyor anlamış değilim.
Günlerdir bugünkü yazım için yoğunlaşmış birkaç giriş yazıp öylece bırakmıştım. İçimden bir türlü beni tetikleyen bir şey olmadığını fark ettim. En azından halen kar’ın yağdığını doyasıya seyredemedim, üzerinde yürüyemedim. Yaklaşık üç yıldır bunu yapamamak dehşete düşürdü beni. Her yılbaşında olup bu yıl olmayan bir durum. Şaşırtıcı değil aslında dünyanın kimyasını bile bozmuş durumdayız hepimize hayırlı olsun…

Kendimi yeni yılla birlikte şartlandırdığım olgular yerine gelmeye başlayınca keyfimin tavan yaptığı bir dönem yaşamaktayım. Çünkü bu yıl diğerlerinden farklı olacak buna inanıyorum. En azından çocukluk hayalime, dedemin memleketi İstanbul’a taşınmama şurada en fazla 10 gün kaldı.Bu sadece bir tanesi.

Edebiyat Defteri’nde uzunca bir aradan sonra, haftasonu yazılarıma devam edeceğim ve aylık söyleşiler yerini bulacaktır. Bunu da 2011 boyunca eksiksiz yerine getireceğim dediğimden, bugün mutlaka bu yazımı eklemem gerekiyor.

–Kendince şartlandırmalara maruz kalmış bir kadınım.-

: ))

Arada güzel süprizler yaşayacağımız bu yazılar içinde, yeri gelecek hiç duymadığınız bir haberle, yeri geldiğinde hepimizin ağlayacağı, ya da çok güleceği bir defter sayfası oluşturmaya niyetim var. 90.000 – bu rakam küçümsenmeyecek kadar çok- üyenin olduğu bir sitede, eşlik sayısı 10 kişiyi açmayınca biraz zor gözükse de denemeye değer : ))


Biraz kaçırdığımız haberlere bakalım;

Türk Edebiyat Tarihi’ne "Bay-rak Şairi" olarak adını yazdıran Arif Nihat Asya, ölümünün 36. yılında bugün törenlerle anıldı.

Hem ressam hem şair kimliği ile bildiğimiz 1975 yılında aramızdan ayrılan Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun, 100. doğum yılı etkinliklerinin ilki, yıllar önce yolunun düştüğü Amerika’da gerçekleştirilecek. 11 Ocak’ta New York’ta açılacak sergi ile başlayacak 100. yıl kutlamaları, sadece burasıyla sınırlı kalmayacak. Sanatçının aile koleksiyonundan seçilmiş işlerinden oluşan sergi, 27 Ocak’a kadar New York Turkish House’daki sanat galerisinde sanatseverleri ağırlayacak.

Dünyanın ilk borsası nerede kuruldu desem, birçok arkadaşımız cevap verecektir. Evet Kütahya. Benim doğup büyüdüğüm şehir. Şu aralar yerli yabancı ziyaretlerin arttığı bir dönem yaşamakta. Çünkü “Aizanoi antik kenti” ziyarete açıldı. İkinci Efes olarak anılan antik kente geçen yıla oranla daha fazla ziyaretçi kabul edilmeye başlanmış. Sevgili Habib yaza doğru buraya bir gezi düzenlesek, antik tiyatroda şiir okumak muhteşem bir keyif olacaktır eminim. : ))



Yılın sonlarına doğru “New York’ta Beş Minare” filmi ile kendinden sıkça söz ettiren Mahsun Kırmızıgül, beni de çok şaşırttı. Filmi izleyenler vardır mutlaka, hem beklediğimden iyiydi, hem kendini sürekli yenileyen ve geliştiren biri olarak Mahzun Kırmızıgül’ü tebrik etmem gerek. Şarkı söylemesini sevmesem de bu konuda hakkını yiyemem. Film çekimlerinin bir kısmı doğal olarak yurtdışında çekildi. Amerikalı işçileri çalıştırdığı sette fazladan beş dakika çalıştırdığı için ceza yedikleri haberini de geçen hafta gazeteler yazdı. Bizim ülkemizde alışık olmadığımız kurallardan dolayı ne kadar yadırgadık biz bu durumu. Allah’ım bize de hakkımızı alacağımız günleri nasip et.


“Kaplumbağa Terbiyecisi” denildiğinde aklımıza ilk dünyaca ünlü Osman Hamdi Bey gelir. Geçenlerde onunla ilgili bazı gerçekler açıklandı. Genelde sayfiye olarak kullandığı Kocaeli’ndeki evinin kapılarındaki resimleri kendisinin yaptığı tespit edilince, basına duyuruldu. Resimler üzerinde imza olmayınca fırça tekniğinden anlaşılmış. Osman Hamdi Bey’in Kocaeli’nin Gebze İlçesine bağlı Eskihisar Köyü’ndeki evi müzeler müdürlüğü bünyesine alınmıştır. Özel bazı eşyaları üzerine de resimler yapan sanatçının evini ziyaret etmek mümkün.


Charles Dickens denilince mutlaka herkesin aklına bir romanı geliyordur. “İki Şehrin Hikayesi” ni defalarca okumuşluğum vardır. Dünyaca ünlü yazar ve şairin ilk zamanlarda yazmış olduğu bir romanı Türkçe’ye çevrilmiş durumda ve 906 sayfadan oluşan bu kitabı almak isteyenlere duyurulur 65 TL.

Yazar çocuk yaşlarda babası hapse girince çalışmaya başlar. Bir avukatın yanında daktilo kullanmayı öğrenir takma bir isimle skeçler yazar çok beğenilince bunu bir kitapta toplamaya karar verir. ’Mister Pickwicks’in Serüvenleri’. Yazarı o zamanlar kimse tanımıyordur ama 24 yaşında tüm dünya onu tanır. İşte bu ilk çıkardığı kitap 1800 lü yıllardan günümüze kadar gelmiş, yazarın başarısını bir kez daha kanıtlamıştır.


Konyalı ev hanımı ve yazar Melahat Kıyak Ürkmez’in Mevlana ile Şems’i anlattığı ’Diyar-ı Aşk’ isimli romanı, Mustafa Altıoklar’ın yönetmenliğini üstlendiği 100 milyon dolarlık bütçeli filme kaynak olmuş. Doğrusu bu kitabı merak ettim. Seviyorum kadın yazarları. Her şeyin en ayrıntısını, kendi duygularını ve sezilerini aktarmaları ile bazen bambaşka bir dünya yazıyorlar. Film çekilmeden okumak şart oldu.



Yazmaya devam edersem yeni yılın ilk günlerinden itibaren o kadar çok şey birikti ki, bugünlük bu kadarıyla kalalım. Haftaya bu kadar haberi biriktirmeden başka konularla sizlerle olmayı düşünüyorum. Yılın son günlerinde çıkan iki kitap dikkatimi çekti. Onlardan bahsedip haftaya kadar susacağım. Tabi başarabilirsem. : ))

Birinin yazarını siz çok iyi biliyorsunuz. Jale Demirdöğen. İlk kitabı “Kusursuz Veda” dan sonra, ikinci kitabı “Kan Ağacı” nı yayınladı. Uzun süre kitapevlerinde aradım nihayet aralık ayının ilk günlerinde İzmir’de buldum. Orada okumaya başlayıp tüm yolculuklarıma eşlik etti. Sürekli seyehat eden biri olarak daha fazla kitap okuyor olmam benim en mutlu yanım. “Kan Ağacı” tüm saflığıyla, aşkıyla, sevgisiyle, acısıyla, vefasıyla yanımda geldi. Yol oldu, yaş oldu, yön oldu… Tam bir türk filmi havasında arkasını yarına bıraktığım, sayfaları yavaş yavaş en son Sultanahmet meydanında bir cafede kahvemi yudumlayarak bitirdim. Hiç bitmesini istemeyerek. Sonra oturup orda ağlamak çok keyifli geldi. Okumayanlarınız varsa hiç konudan bahsetmeyeceğim, mutlaka okunası bir kitap. İzmir’de bazı plansız durumlar nedeniyle de kendisiyle görüşemediğim için üzülüyorum. Nasipse bir dahaki İzmir ziyaretimde şiir annemle tarihi asansörün tepesinde bir kahve mutlaka içmek isterim. Bu kitap yüzünden İzmir’de görmek istediğim çok yer var.


İkinci kitap ise okumaya yeni başlayacağım, sevgili dostum Kadir Aydemir’in hazırlamış olduğu “80′lerde Çocuk Olmak” kitabı. Yaklaşık 90 yazarın katıldığı ve üç yıllık bir çalışmanın eseri. Yazarlar kitap için çocukluklarını, anılarını, aşklarını, oynadıkları oyunları, 1980 darbesinin kendilerinde ve ailelerinde bıraktıkları kara tortuyu, yüzlerce ayrıntıyı bazen bir çocuk, bazen bir yetişkin gözüyle kaleme aldı. Büyüdükçe unutmayacağımız anılarını saklayan yazarlara eşlik edeceğim. Kim bilir bir ayın söyleşisinde Kadir bize eşlik eder…


Şimdilik bu kadar. Ben “kar duası” na çıkmak istiyorum. Sonra seyretmeye doyamadığım o bembeyaz sahnenin ortasında şarkı söylemek istiyorum. Şiir yazmak istiyorum, yazmayı sürdürdüğüm kitabımı hemen bitirip sizlerle paylaşmak istiyorum. İstanbul’uma kavuşmak istiyorum.

Güzellikler diliyorum hepinize… Son birkaç akşamdır sürekli dilimde yinelediğim bir şiirle ayrılıyorum… Hoş kalın.



banukalyoncu




Nicedir Özlemişim

Nicedir özlemişim
Bu rüzgarı
Hani Doğu’da eser
Bahar akşamları

Nicedir özlemişim
Bir elma ağacının
Dibine oturmayı

Nicedir özlemişim
Şoseleri,dağları

Nicedir özlemişim
Bir dosta sarılıp
Ağlamayı

Ataol Behramoğlu



Yorumlar
Mesaj Yaz 12.01.2011 03:54:09
İlk kez okuyorum ; " ...ben geldim!" nidasına sarmaladığınız o içtenlik dolu sesinizle iliklerime değin hissettiğim sizi...Çok okurken, okuduğunu hazmeden, çoğalarak çoğaltan sizi...

Merhaba Banu Hanım;

Şu sayfadaki söylemlerinizle derinliğinizi, yaşam kalitenizi, cıvıltınızı, hayata tutunan binlerce yeşertinizi algılayabiliyorum. Ne güzel, ne mutlu böyle insanlara! Hem yeşerir hem yeşertir kendi özgün iklimiyle...

Hoşgeldiniz, hoşluklar getirdiniz Edebiyat/ın/ bin bir çeşit sayfalarla bezeli/çileli / defterine...Hoşgeldiniz dost bağına, çağıl çağıl akan yürek ummanıma, hoşgeldiniz dost...


Mesaj Yaz 10.01.2011 11:20:53
burada olmak burada yazmak ve burada okumak güzel.....dua ile güzel insan...

Mesaj Yaz 09.01.2011 14:23:08
kutlarım sizi,hoşgeldiniz tekrar,saygımla,selamlar...


Yorum Yapın

Nicedir Özlemişim ile ilgili yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üye Ol Üyelik Girişi Yap

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.